Kültigin Kağan Akbulut
Kültigin Kağan Akbulut

TÜYAP'ta deneyim zamanı

Cuma, 24 Ağustos, 2018
TÜYAP (Artist) Sanat Fuarı kapsamında gerçekleştirilen Ağustos Atölyesi, kriz zamanlarında kolektif üretimin olanaklarını açıyor. Atölyede üretilenler 10-18 Kasım tarihlerinde 28'incisi gerçekleştirilecek Artist (TÜYAP) Sanat Fuarı'nda sergilenecek.

Deneyim artık alınıp satılabilen, tasarlanabilen, satın aldığımız ürünlerin bize vaat ettiği bir olgu. Yüzlerce liralık seminerlerde birileri bize deneyimlerini anlatıyor. Gittiğimiz kahvecide kahve içmenin dışında orada olmanın deneyimini yaşamak istiyoruz. Ya da bir teknolojik ürün alacağımız zaman ürünün özelliklerine değil, bize yaşatacağı deneyim vaadine bakıyoruz. Çünkü yüz binlerce yıllık insanlık tarihinden ve milyarlarca insanın yaşamından bir şeyler öğrenip yarın ne yapacağımıza karar vermek istiyoruz. Terabaytlarca bilgi önümüzden akarken işimize yarayacak olanı çekip çıkarmak istiyoruz. Ya da bütün bu keşmekeş içinde sadece duygularımıza seslenen bir şeyler bulmaya çalışıyoruz.

“Deneyimler artık alınıp satılıyor, biriktiriliyor. Estetik deneyim başta olmak üzere, yaşantının hakikatle ilişkisinin yerini piyasadaki değeri alıyor. Oscar Wilde’ın dediği gibi deneyim insanın hatalarına verdiği isim olabilir. Peki insan binlerce yıllık yaşam deneyimine rağmen hâlâ aynı hataları yapmayı sürdürüyorsa? Belki de deneyimin içinde umudun baskın çıktığı yer burasıdır: Denemek. Şaşıran ve hayran kalan varlık olarak insanın dünyadan büyülenmeyi sürdürmesi ve her türlü deneyimin değerli olduğuna kendini inandırması.”

10-18 Kasım tarihlerinde 28’incisi gerçekleştirilecek olan Artist (TÜYAP) Sanat Fuarı bu sene deneyimi merkeze alıyor. Alıntıladığım kavramsal metinde de göreceğiniz üzere bütün bu “deneyim ekonomisine” rağmen, deneyimin bize vaat ettiği başka şeyler var. Gündelik yaşam mücadelemiz, umutlarımız ya da en temelde yarın başımıza neler gelecek sorusuna cevap ararken deneyime atfedilen gizli güç yer alıyor.

.

TÜYAP Sanat Fuarı son üç yıldır yeni bir ekip tarafından yürütülüyor. Eda Yiğit ve Ezgi Bakçay yürütücülüğünde gerçekleşen son iki fuar Umulmadık Topraklar ve Ütopya temalarıyla gerçekleştirilmişti. “Deneyim” bu çalışmanın son halkası olarak gerçekleştirilecek. 2016 yılındaki fuarı değerlendirdiğim yazımın başlığı “Bir deneyim alanı: Artist 2016” olmuştu. Çok küratörlü, birbirinden bağımsız ancak birbiriyle ortak düşünme biçimlerine sahip bileşenlerin yer aldığı ve en önemlisi de yeni bir kitlenin güncel sanat üretimleriyle karşılaştığı bir alana dönüştü Artist fuarı.

Barış Seyitvan’ın da ekibe dahil olmasıyla Bakçay ve Yiğit koordinatörlüğünde bu sene bir de Ağustos Atölyesi gerçekleştirildi. Çoğunluğu İstanbul’dan olmak üzere Diyarbakır’dan, Mardin’den, Van’dan, Ankara’dan katılan güzel sanatlar öğrencileri fuar alanının boş olmasını fırsat bilerek üretimlerini gerçekleştirdiler, atölyeler, söyleşiler düzenlediler. Orhan Cem Çetin, Ceylan Dizdar, , Fuat Ercan gibi isimlerin de katkı koyduğu atölye bizde çok az görülen kolektif üretim pratiklerinin olasılığını açtı. Üretimleri fuar zamanı görebileceğiz.

Ağustos Atölyesi bir yandan da sanat öğrencilerinin temel sorunlarına kısa süreli bir çare oluyor. “İhtiyaç temelli olarak” öğrencileri çağırdıklarını belirtiyor Bakçay. Yazın okuldan ayrılınca çalışamayan, heykel gibi büyük boyutlu çalışmalar için yer bulamayan, malzeme alamayan öğrencileri bir araya getiriyorlar. Böylece 25 gün boyunca, çok da dışarı çıkmadan birbirine yardım ederek, hocalara iş yetiştirme telaşı olmadan, dışarıdan koparak sadece üretimlere odaklanan bir “deneyim” gerçekleştirebiliyorlar.

EVDE ÜRETİP GALERİDEN SERGİLEMEKTEN FAZLASI

.

Maalesef ki genç sanatçılar için bu tarz üretim alanları ülkemizde yok. Arada küçük denemeler oldu tabi ki. Ancak heykel öğrencileriyle fotoğraf öğrencilerinin, resim okuyanlarla sinema okuyanların bir araya gelebileceği alanlar yok. Ağustos Atölyesi her sene gerçekleştirilirse genç sanatçılar için evde üretilip galeride sergilemenin dışında bir olasılığın gerçekleşebileceğini görebileceğiz. Temel ihtiyaçlar açısından acil ve gerekli bir atölye çalışması var karşımızda.

Ancak daha önemli mesele de bu atölyenin kriz zamanı gerçekleştirilmesi. Önümüzdeki aylar sanat dünyası ilginç tartışmalara sahne olabilir. Türkiye’deki satışların neredeyse yüzde 90’ının gerçekleştiği Contemporary İstanbul Fuarı’nda durum ne olacak merak ediyoruz. Bir yandan da galerilerin satış kaygıları daha da artmış durumda, çünkü koleksiyonerler temkinli. Ancak bu durum satış kaygısı gütmeyen Artist Sanat Fuarı için tam tersi olumlu bir durum da yaratabilir.

“Üç yıldır ısrarla bu fuarın para odaklı olamayacağını, zaten para getirmeyeceğini söylüyorduk” diyor Bakçay. “Ekonomik gidişatla birlikte, şimdi elimiz biraz daha rahat” diye ekliyor. Artist Sanat Fuarı’nın ekonomik bir değer yaratmadan, kültürel bir değer yaratma düşüncesini bu kriz perçinliyor.

“Nasıl ayakta kalacağız? Nasıl var olmayı sürdüreceğiz? Sanat alanının özerkliğini sağlamak için gereken stratejiler neler?” Bakçay üç yıl önce fuarı tasarlarken bu soruları sorduklarını belirtiyor. Önümüzdeki yıllar da bu sorularla boğuşacağımız kesin. O nedenle Artist Sanat Fuarı’nın oluşturduğu bu üç yıllık “deneyim” üzerinde hepimizin düşünmesi gerek.

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI