Mühdan Sağlam
Mühdan Sağlam

BRICS: 'T' yoksa Türkiye niye katıldı?

Çarşamba, 1 Ağustos, 2018
BRICS zirvesine bu yıl Türkiye de katıldı. Türkiye’yi ve çıkarlarına dönük politikalarını Johannesburg’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan üstlendi. Adı üstünde BRICS, yani Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika devletlerinin baş harflerinin bir araya gelmesinden oluşan yapıda “T” yoksa Erdoğan niye zirveye katıldı? Hadi katıldı, hakkımızı yedirecek değiliz, BRICS değil, -BRICST olmadı BRITCS olsun” diyenler sakin olalım.

İçinde bulunduğumuz yıl siyasi ve ekonomik olarak küresel açıdan baş döndürücü gündemin, zirvelerin damgasına tanıklığımızla geçiyor. Haziran 2018’de ABD Başkanı Donald Trump ile Kuzey Kore Lideri Kim Jong-un zirvesinin ardından geçtiğimiz hafta gerilimli NATO zirvesi ve sonrasında yankıları hâlâ süren Trump- Putin görüşmesi gerçekleşti. Geçtiğimiz hafta ise küresel gündemde önemli bir yer edinen bir başka zirve gerçekleşti. 25-27 Temmuz’da Güney Afrika’nın en büyük şehri Johannesburg, BRICS (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) zirvesine ev sahipliği yaptı.

BRICS’in dinamizmi sistemin taşlarına yerinden oynatmaktan ziyade aynı filmde başrol oyuncularının değişmesini savunan ve buna dönük bir vizyonla hareket eden bir yapı. BRICS zirvesine İslam İşbirliği Teşkilatı’nı temsilen Zirve Dönem Başkanı olması nedeniyle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan katıldı. Teşkilat adına katılım olmakla beraber, Türkiye’ye ve çıkarlarına dönük politikalar ön plana çıktı. Ulusal medya durumu öyle bir verdi ki sanki “Türkiye olmazsa toplanmamızın gereği yok” gibi bir yanılsama ortaya çıktı. Bu nokta şöyle bir yorum ön plana çıkıyor. Adı üstünde BRICS, yani Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika devletlerinin baş harflerinin bir araya gelmesinden oluşan yapıda “T” yoksa Erdoğan niye zirveye katıldı? “Hadi katıldı, hakkımızı yedirecek değiliz, BRICS değil, -BRICST olmadı BRITCS olsun” diyesimiz geldi . Oysa zirvedeki durum öyle değildi. Öncelikle yaklaşık iki yıldır BRICS, üyelerinin dışında zirve konusu çerçevesinde bazı ülkeler BRICS+ formatı altında zirvelere davet ediyor. Örneğin geçtiğimiz sene Çin’de yapılan zirveye Tacikistan, Mısır, Kazakistan gibi ülkeler katılım göstermişti. Bu yılsa özellikle belirli oluşumlara/örgütlere katılım çağrısı yapıldı. İşte bu nedenle Afrika kıtasından pek çok bölgesel/küresel oluşumun yanı sıra Cumhurbaşkanı Erdoğan İslam İşbirliği Teşkilatı adına adına zirvede bulunuyordu.

Erdoğan’ın katılımı bir yana bu yıl Nelson Mandela’nın ülkesinde toplanan BRICS’in ekonomik profili nedir? BRICS’in hedefinde ne var? Bu yıl en fazla hangi ülkeye yüklenildi? Dünya Ticaret Örgütü’nün adı zirve ve final deklarasyonunda neden geçiyordu? Bu hafta bu soruların yol göstericiliğinde BRCIS zirvesini ele alacağız.

.

NEYDİK NE OLDUK: BRICS’İN PROFİLİ

2009’da bir araya gelen BRIC üyeleri 2010’da Güney Afrika’nın katılımıyla BRICS adını aldı. Pek çok defa Rusya ve Çin bir defa da Brezilya’da bir araya gelen üyelerin neden Güney Afrika’da toplanmadığının yanıtı Güney Afrika’nın oluşuma en son katılan üye olması. Güney Afrika, 2011’de ilk zirveye katıldı.

BRICS, yükselen ekonomilere işaret eden bir mekanizma olarak bir araya gelen bir oluşum. BRICS’in tamamı G20 üyesi ülkeleri, dünya ticaretinin yüzde 16’sını, nüfusunun yüzde 42’sini ve küresel GDP’nin yüzde 23’nü elinde tutuyor. Ayrıca son 10 yıllık küresel büyümede BRICS’in payı yüzde 50. Ancak sanılanın aksine BRICS’in vaat ettiği düzen, sıfırdan kurulan eşitlik ve adaleti konu edinen bir mekanizma değil, öyleyse BRICS blokunun derdi ne?

BRICS: SİSTEM DURSUN ROLÜM ARTSIN

BRICS ABD’nin başrolde olduğu küresel düzende artık yan rollerde boy göstermek istememenin ilanı. Örneğin Dünya Bankası’na alternatif olarak 2014’te Fortaleza (Brezilya) Deklarasyonu ile kurulan BRICS Kalkınma Bankası. Banka, BRICS’in Batılı ülkelere olan finansal bağımlılığını azaltmayı ve dünyadaki en büyük finans kuruluşlarından biri olmayı hedefliyor. Yani işleyişi, ismi, merkezi ve bir miktar da düşük faiz oranlarıyla post neoliberal düzenin bankalar sokağına bir yenisi eklendi.

2015’te kurulmasına karar verilen BRICS Şartlı Rezerv Düzenlemesi’yse IMF’e bir başka benzerliğiyle dikkat çekiyor. Çünkü fon kaynağı üyelerden sağlandı: Çin 41, Brezilya, Rusya ve Hindistan 18’er, Güney Afrika  5 milyar dolar aktarmayı kabul etti. Bu fonla kısa vadeli ödemeler dengesi baskılarını önlemek, karşılıklı destek sağlamak ve finansal istikrarı daha da güçlendirmeyi hedefliyor. Dahası düzenleme metninde yeni üyelerin bu şemsiye altında toplanması ve kredi vermeye dönük maddeler de söz konusu.

2015’te yürürlüğe giren bu düzenleme gözetildiğinde BRICS’in neden BRICS+ formatına doğru ilerlediği ve beş ülkenin dışında aralarında Erdoğan’ın da olduğu 27 ülkenin zirvede temsil edildiği anlaşılıyor. Amaç şemsiyeyi büyütmek ve IMF’e alternatif olmak için kapsama alanını genişletmek. Şimdilik BRICS’e yeni üye kabulü söz konusu değil, ancak değinilen fona üyelik ve yeni Kalkınma Bankası’ndan kredi alınması BRICS dışındakilere de açık.

Üstelik Hindistan’ın geçen yılki BRICS’e bağlı bir uluslararası kredi derecelendirme kuruluşunun oluşturulmasına dair önerisi, bu yıl da Mudi tarafından gündeme getirildi. Bu atılımın 2019’da Hindistan’da yapılacak zirvede kabul edilmesi bekleniyor.

ZİRVENİN HEDEFİNDE HANGİ ÜLKE VARDI?

BRICS, bu yıl ABD’nin Çin ve Avrupa başta olmak üzere uluslararası ticarete kotalar, sınırlandırmalar getiren yaklaşımına isim vermeden yine tavır aldı. ABD Başkanı Donald Trump’ın “Washington açısından DTÖ işlevsizse çıkarız” beyanına, BRICS’in yeniden konulan kurallara uyulması, özellikle Çin ve ABD arasında baş gösteren ticaret savaşında “ticaret kazansın” çıkışı damgasını vurdu. Söz konusu bu çıkışın önemi iki yükselen ekonomi Çin ve Hindistan’ın taraf olduğu bir deklarasyonda dillendirilmesiydi. ABD’nin ekonomik olarak pozisyonunu koruma gayretiyle Çin ile belirginleşen ticarette sınırlandırma politikasına Çin bir kez daha bu defa yanına Hindistan’ı ve diğer üç ülkeyi alarak yeniden “yapma, dur” çağrısında bulundu.

ABD hegemonyasının IMF, Dünya Bankası ile beraber üçüncü sacayağı DTÖ. DTÖ, küresel ticaret kurallarını ve tarifleri belirliyor. Ancak örgütün en önemli özelliği küresel ticaret önündeki bariyerlere savaş ilan etmesi. ABD küresel ticarette baskın bir ihracatçı olduğunda ortaya çıkan örgüt, bugün ABD’nin korumacı politikalarına karşı çıkıyor.

Bu argümanı destekleyen diğer önemli bir unsur DTÖ’nün kurallarına riayet. BRICS üyelerinin DTÖ’ye katılım tarihleri 1995’ten öteye uzanmıyor. Göreli olarak yeni üyeler konumdalar. Brezilya, Hindistan ve Güney Afrika 1995’te, Çin 2001’de ve Rusya 2012’de DTÖ üyesi oldu. Yani söz konusu beş ülkenin ABD hegemonyasının temsilcilerinden bu çatı yapıya entegrasyon tarihi, küresel ve kendi tarihleri sebebiyle Almanya veya Japonya ile boy ölçüşecek durumda değil. Bugün DTÖ kurallarına yapılan vurguda ABD’nin ekonomik pozisyonunda gedikler açmaya başlayan ticaret sistemine onun sistemi içinden yanıt verilmeye çalışılıyor ve bir nevi “ ABD istinası” hali bitirilmek isteniyor. Şayet Çin başta olmak üzere üyelerin yararına var olan sistemi çözüm olarak adres gösterme, daha önce altı çizildiği üzere, DTÖ’nün de payının olduğu küresel adaletsizliğe bir itiraz değil, ABD’nin pozisyonuna itirazı ve kuralları askıya almasını odağa alıyor.

Özetlemek gerekirse BRICS, Batı finansal sisteminin ve hegemonyasının sembolleri olan kuruluşlara alternatif oluşturmaya çalışıyor. Bir yandan da ABD’nin Çin başta olmak üzere BRICS üyeleri çıkarlarına zarar veren politikalarına karşı DTÖ’yü adres gösteriyor. Çin’in hızlı büyümesinin damga vurduğu ve adeta Çin’in küresel siyasete dönük stratejisini açık eden BRICS, küresel sistemi bir yenisiyle değiştirmeyi değil, aynı sistemde benzer araçlarla alternatif bir merkez olmaya çalışıyor.


Mühdan Sağlam kimdir?

Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı’nda doktora yapmaktadır. Enerji politikaları, ekonomi-politik, devlet-enerji şirketleri ilişkileri, Rusya’da devletin dönüşümü ve enerji politikaları, Avrasya temel ilgi alanlarıdır. Gazprom’un Rusyası (2014, Siyasal Kitabevi) isimli kitabın yazarı olup, enerji ve ekonomi-politik eksenli yazıları mevcuttur. 7 Şubat 2017'de çıkan 686 sayılı KHK ile üniversiteden ihraç edilmiştir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI