Musa Özuğurlu
Musa Özuğurlu

Filistinliler artık tek tek yok olacak

Salı, 24 Temmuz, 2018
İsrail bu yasa ile birlikte Kudüs’ün fethini de resmileştirmiş oldu. İsrail’i tanıyan devletler diplomatik misyonlarını Kudüs’e taşımak zorunda kalacaklar. Arap – İslam dünyası içinden de İsrail’i tanıyanların sayısı bundan sonra artış gösterecektir. Bu arada Türkiye ile İsrail arasında ticari faaliyetler devam eder, Filistin davası ve Kudüs yıllar içerisinde Arap milliyetçilerinin şarkılarında, şiirlerinde dile getirilen “vaad edilmiş” topraklar haline gelir.

İsrail’de kabul edilen “Yahudi Ulus Devleti” yasası (1) iki devletli çözüm önerisi ile birlikte Filsitinlileri de tarihe gömecek sürecin ilk adımı. Bundan önce yaşananlar ile kıyaslandığında bu adım ile birlikte nitelik dönüşümünün tamamlandığı söylenebilir.

120 üyeli Parlamento’da 55’e karşılık 62 oyla kabul edilerek yasalaşan tasarı üç ana prensip üzerine kurulu: İçinde İsrail Devleti’nin kurulduğu İsrail (vatanı – toprakları) Yahudilerin tarihi ana vatanıdır. İsrail Devleti, Yahudilerin kültürlerini, dinlerini, tarihlerini yaşadıkları ve tarihi kendi kaderlerini tayin hakkını gerçekleştirdikleri ulusal vatanlarıdır. Kendi kaderini tayin hakkı sadece Yahudilere aittir.

Türk insanı yasalaşan maddelerin çoğuna yabancı değil:

Tek dil: Yasa ile İbranice, İsrail Devleti’nin tek dili sayılıyor. Daha önce resmi dil olan Arapça artık “özel statüde” sayılan dil oldu. Arapça’nın kamusal alanda ne şekilde kullanılacağı ilgili kurumlar tarafından belirlenecek ve yeni yasa maddeleri ile çerçevelendirilecek.

Tek millet: İsrail’de kendi kaderini tayin hakkı sadece Yahudilere aittir. Dünyadaki Yahudilerin İsrail’e dönme hakları vardır. (Buna karşılık 1948’den itibaren göç etmek zorunda kalan Filistinlilerin kendi topraklarına dönme hakkı yoktur.)

Tek din: İsrail bir Yahudi devletidir ve dünyadaki Yahudilerin tek devletidir. Yasalarda boşluk olması halinde Yahudi şeriatı referans alınacaktır. Yahudilerin dini günleri resmi tatil sayılacaktır.

Tek devlet: Devletin adı İsrail’dir. İsrail’in başkenti birleşik Kudüs’ün tamamıdır.

Tek bayrak: İsrail Devleti’nin bayrağı halen kullanılmakta olan bayraktır, milli marşı Ha Tikvah’tır.

Tek takvim: Yahudi takvimi kullanılacak. Gregoryen takvim de resmi olarak kullanılacaktır. Şabat (günü) ve diğer Yahudi dinsel günleri resmi tatildir.

Bu yasa ile birlikte ABD’nin Büyükelçiliğini Kudüs’e taşıma kararının hikmeti daha net ortaya çıkıyor. Bundan sonraki adım haritanın değiştirilmesi olacaktır. Filistin – İsrail haritasını göz önüne aldığımızda Filistin Devleti’nin iki parçalı olduğu görülür. Batı Şeria ve Gazze. İsrail önümüzdeki süreçte Akdeniz kıyısındaki tek Filistin toprağı olan Gazze’ye göz diker mi? Böylece İsrail kendisine sürekli “sorun yaratan” bu küçük bölgeyi de alarak bütün Akdeniz kıyısını ele geçirmiş ve Filistin’i tek parçaya düşürmüş olur. İki devletli çözüm kendiliğinden gerçekleşir. İsrail’e “sorun yaratmayan” Batı Şeria ise Filistinlilerin isterlerse dönebilecekleri tek devletleri haline gelir.

İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu yasa ile ilgili olarak “Teodor Herzl’ın, vizyonunu ortaya koymasından 122 yıl sonra varlığımızın temel prensibini yasaya dahil ettik” dedi. (2)

Yasa maddeleri Knesset’te tartışılırken Turizm Bakanı Yariv Levin ise “Siz hangi yasaya karşı çıkıyorsunuz? Hangi maddeleri kabul edilemez buluyorsunuz? İsrail toprakları Yahudilerin vatanı değil mi? Burası bizim ulus devletimiz değil mi? Bayrağımızı ret mi ediyorsunuz?” sözleri ile tasarıya karşı çıkan Siyonist Birlik milletvekillerine “ayar verdi.”

Likud Partisi milletvekili Avi Dichter daha açık konuşmuş: Ortak listeden Arap milletvekillerinin “Biz Araplar kazanacağız, burası bizim ana vatanımız, biz sizden önce buradaydık, sizden sonra da burada olacağız” sözlerini duymazdan gelemem. Bu temel yasa böyle düşünenlere açık / kesin bir yanıttır: Siz bizden önce burada değildiniz ve bundan sonra da olmayacaksınız!”

Dichter devam ediyor: En fazla yapabileceğiniz, eşit kişisel haklardan faydalandığınız bir azınlık olarak aramızda yaşamak – ama eşit bir azınlık kimliği ile değil. Dichter “Bu yasa ile tek tek yaşayabilirsiniz ama topluluk olarak bundan sonra asla” demiş oluyor.

Bu sözler gelecek için de işaret. Kuruluşunun 70’inci yılında çıkarttığı bu yasa ile birlikte İsrail devleti ırksal ve dinsel olarak tamamen “arınmış” bir devlet haline geleceği bir süreci de başlatmış oluyor.

Örneğin yaklaşık 9 milyonluk İsrail’de nüfusun yüzde 20’sini (1.8 milyon) oluşturan Filistinliler (Araplar) artık azınlık bile değil.

Filistinliler bundan sonra hayatlarını ötekileştirilmiş, dışlanmış olarak yaşamak zorundalar. Bu durum Filistinlileri illegaliteye daha çok itecektir. İsrail yönetimi ise “yasalara dayanarak” Filistinlilere karşı tutumunu daha da sertleştirecektir.

Görüşmeler sırasında tasarıya itiraz eden Arap milletvekillerinden bazılarının güvenlik tarafından Parlamentodan çıkarılması bundan sonra azınlık olduğu konusunda ısrarcı olacak sokaktaki Filistinlinin başına gelebilecekler için de işaret.

İsrail’in daha önceki karar ve uygulamalarında olduğu gibi Arap – İslam dünyasından İsrail’e tepki zayıf kaldı.

Mavi Marmara olayı sonrası kendi vatandaşlarının haklarını bile savunamayan Türkiye kabul edilemez açıklaması ile yetindi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın “yasanın aslında ırkçı bir uygulama ve resmi bir Apartheid sisteminin savunusu olarak değerlendirilmesi gerektiğini savundu ve iki devletli çözüm umudunun tabutuna çakılmış son çivi” olduğunu belirtti.

İsrail şimdilik sessiz ama eğer Türkiye’den daha yüksek bir itiraz gelirse Netanyahu Erdoğan’a “siz önce kendinize bakın” türünden cümleleri içeren cevabını hazırlamıştır bile.

İsrail bu yasa ile birlikte Kudüs’ün fethini de resmileştirmiş oldu. İsrail’i tanıyan devletler diplomatik misyonlarını Kudüs’e taşımak zorunda kalacaklar. Arap – İslam dünyası içinden de İsrail’i tanıyanların sayısı bundan sonra artış gösterecektir. Bu arada Türkiye ile İsrail arasında ticari faaliyetler devam eder, Filistin davası ve Kudüs yıllar içerisinde Arap milliyetçilerinin şarkılarında, şiirlerinde dile getirilen “vaad edilmiş” topraklar haline gelir.

(1) https://knesset.gov.il/spokesman/eng/PR_eng.asp?PRID=13978

(2) https://www.ynetnews.com/articles/0,7340,L-5312792,00.html


Musa Özuğurlu kimdir?

Gazeteci. Mesleğe 1994 yılında başladı. Çok sayıda radyo ve TV kanalının haber merkezlerinde editörlük, muhabirlik, program sunuculuğu yaptı. 2010 yılında TRT Türk’ün Suriye temsilcisi olarak çalışmaya başladı. Suriye’de 2011’de başlayan süreci 2016 yılına kadar yerinde takip eden az sayıda yabancı gazeteciden biridir. Alanı Suriye başta olmak üzere Ortadoğu. Halen Artı TV’de hafta içi her gün iç ve dış gündeme medyanın yaklaşımını yorumladığı “Medya Kritik” ve iç ve dış gündemin tartışıldığı “Bu arada” haftalık programını sunmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI