İdeoloji ve akçeli işler

Cumartesi, 21 Temmuz, 2018
Kadın onurunu çiğneyerek erkek çıkarını sağlama alışkanlığını Ceceli de sergiledi. “Yeşil pop” iddiasıyla “camianın” starına dönüşen Mustafa Ceceli, kaset skandalıyla gündemde. Fethullahçı çete gibi, Adnan Oktar çetesi gibi mahremi ifşa yoluyla güçlenenlere benzer eylemle eski eşinin özel yaşamını ifşaya kalkıştı.

Suç ve suçlu değil konuşulan. Çocuk hiç değil. Zanlının ideolojisi gündeme taşınıyor. Ağrı merkeze sadece 15 km uzaklıktaki Bezirhane köyünde kaçırılan Leyla’nın neden bulunamadığı da sorgulanamıyor. Soran çok cevap yok. Araştırma yolları davanın gizlilik kararıyla tıkanmış halde. Köy 300 nüfuslu. Olay ramazan bayramının birinci günü yaşandığından köyün nüfusunun arttığını tahmin etmek zor değil tıpkı o gün köye kimlerin hangi araçlarla giriş çıkış çıkış yaptığını öğrenmenin de zor olmadığı gibi. Üç yaşındaki minik yavru ve ailesi gibi bayram ziyareti için sıla-i rahim edenlere ulaşıp sorgulamak da zor olmamalıydı. Sıradan kaybolma vakası olarak değil çocuk kaçırma suçu olarak yaklaşılsaydı en baştan bunlar yapılabilirdi.

Çocuğa karşı işlenen suçların tıpkı kadına karşı işlenen suçlar gibi aileden ve aileye en yakın kişilerden geldiği bilinciyle başlatılmadı aramalar. Hangi hataların yapıldığını kolaylıkla görebilmek mümkünse de gerçek cevaplara ulaşmak kolay değil. Gizlilik kararı nedeniyle cevaplara ulaşma zorluğunu aşabilecek en önemli kurum Ağrı Barosu. Baro başkanı Ali Artuk tarafından yöneltilen ve arama, soruşturma safhasına ilişkin zihinleri kurcalayan sorular Gazete Duvar’ın haberinde yer alıyor. Baro gibi medya ve sivil toplumun takip etmesi gerekiyor. Leyla’nın hakkını aramak boynumuzun borcu…

SUÇU BIRAKIP SUÇLUNUN İDEOLOJİSİNİ KONUŞMA ALIŞKANLIĞI

Borcumuzu ödeyebilmenin en önemli şartı ise ataerkinin savunma mekanizmalarını tanımak. Mesela ideoloji girdi hemen devreye. Suçu gizlemenin, suçluyu korumanın yollarından biri olarak zanlı Mehmet Aydemir hakkındaki PKK bağlantısı kullanılmaya başlandı. Önce ailesi başladı. Katil zanlısı akraba Mehmet Aydemir’in evinde PKK ile bağlantılı olduğunu düşündüren doküman ve resimler bulunması nedeniyle tutuklandığı yolunda açıklamalar yapılmasıyla minik Leyla’nın kaçırılıp aç ve bakımsız bırakma eziyetiyle öldürülme suçu bir anda buharlaştırılmaya kalkışıldı. Diğer yandan PKK karşıtları, çocuğa karşı işlenen suçu, kendi ideolojilerine araç kılmaktan çekinmediler. Suçlunun kimliği değil suçun niteliği öncelenmeliyken sosyal medyada ve sokakta sadece PKK bağlantısı konuşulur oldu. Devletin resmi ideolojisi ve devlete karşı işlenen suçlar yine insana ve bu olay özelinde Leyla’ya karşı işlenen suçun önüne geçti. Faile değil fiile göre hükmetmeyi öğrenemediğimiz sürece adalete erişmek de teker teker her bir vakayı aydınlatmak da mümkün değil.

HAYSİYET CELLATLIĞI

Ataerkinin bir diğer silahı da haysiyet cellatlığı… Kadın onurunu çiğneyerek erkek çıkarını sağlama alışkanlığını Ceceli de sergiledi. “Yeşil pop” iddiasıyla “camianın” starına dönüşen Mustafa Ceceli, kaset skandalıyla gündemde. Fethullahçı çete gibi Adnan Oktar çetesi gibi mahremi ifşa yoluyla güçlenenlere benzer eylemle eski eşinin özel yaşamını ifşaya kalkıştı. Yatak odası görüntüleri elde edilmesi, dudak uçuklatacak suçlardan. İnsan hakları hukukunun temel alındığı bir ülkede özel hayatın gizliliğini ihlal eden bu çeteler yıllar önce ilk işlerini yaptıklarında deşifre olur, itibar kaybeder, cezaevini boylar ve ülkeyi kasıp kavuracak güce ulaşamazlardı. Ancak ahlaksızlığın en somut örneği olan ahlakçılık, topluma egemen olduğu için bu çeteler bu kadar güçlendi. Röntgenciliğin, ahlakçılık ve ahlakçılığın siyaset aracı olduğu ülkede, bir magazin balonu da içinden çıktığı camianın son yıllarda diline doladığı nafaka konusunda bu çete yöntemini kullanabilmiş. Nafaka ödememek için velayet savaşına giren magazin meşhuru da popüler ahlakçılıkla yelkenini şişirmek istemiş. Eski eş Sinem, evine gizli kamera yerleştirilen İntizar, haklı olarak suç duyurusunda bulunmuş. Özel hayatın gizliliğini ihlal etmek suç çünkü… “Benim gördüklerimde yoktu ama…” denilerek dava dosyasına konulduğu söylenen görüntülerle ilişkili imalar yazılıp yayınlanması da tabii suçun diğer boyutu. Bakalım soruşturma nasıl ilerler, elde edilen görüntüler suç delili mi sayılır, yoksa velayete ehliyetsizlik gerekçesi mi, velayet davasını nasıl etkiler?

Peki, bu hengâmede çocuk nerede? Annesinin haysiyetiyle oynanan çocuk baba için önemli olabilir mi? Çocuğunu önemsediği için velayetini almak isteyen bir babanın yapacağı iş o çocuğun annesinin haysiyetini çiğnemek olamaz. Ama çocuğuna nafaka ödemek istemeyen eril zorbalık için vaka- ı adiyeden eski eşe yönelik haysiyet cellatlığı.

 


Berrin Sönmez kimdir?

1960 Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünde okudu. Öğrencilik yıllarında Maliye Bakanlığı'nda çalışıp mezuniyet sonrası Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nde araştırma görevlisi olarak akademiye geçiş yaptı. Halkevi üzerine yaptığı doktora tezini sağlık nedeniyle yarım bırakarak üniversiteden ayrılıp çeşitli orta okul ve liselerde tarih öğretmenliği yaptı. Yaklaşık beş yıl sonra önce okutman sonra öğretim görevlisi olarak tekrar akademiye döndü. Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisiyken yakalandığı 28 Şubat sürecinde ve bu defa isteği dışında üniversiteden bir kere daha ayrıldı. Sözleşmesinin haksız olarak yenilenmeyişine itiraz ederek açtığı idari dava, dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağlı yargısının pervasızca verdiği “rektörün takdir yetkisi” gerekçesiyle reddedildiği için emekli oldu. Dört-beş yıl çeşitli kurum ve konumlara demir atarak geçirdiği çalışma hayatı sonrası kendisini ilk defa gerçekten ait hissettiği tek yer olan Başkent Kadın Platformu Derneği üyesidir. Sivil toplum alanında kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunusuyla gönüllü çalışmayı sürdüren feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI