Musa Özuğurlu
Musa Özuğurlu

Kayseri'ye liman Ay'a koloni

Salı, 12 Haziran, 2018
Her adayın önceliği somut, refah ile ilgili olmamış tabii. Örneğin “Uçan tabaklar kulübü” kurucusu Gabriel Green 1960 yılında “uzaylılar tarafından aday gösterildiğini” iddia ederek başkanlık yarışına katılmış. Green afişlerinden birine “ABD’nin bir uzay çağı başkanına ihtiyacı var” yazdırmış.

Eskiden “Kayseri’ye liman” esprisiyle anlatılırdı politikacıların seçim vaatlerinin ne kadar uçuk olduğu. Necmettin Erbakan’ın filesi üzerine çok konuşulduğunu hatırlıyorum. Çılgın, Türkiye’yi uçuracak projelerden sonra bu seçimlerde ilk önce iktidar partisi emekliye çifte ikramiye ile girdi ele. Muhalefet eli yükseltti asgari ücretin arttırılması, öğrencilere bayramlarda harçlık ile devam ettirdi vaatleri.

Enerji Bakanı Berat Albayrak’ın “Erdoğan Ay’a dört şeritli yol yapacağım derse inanırlar” minvalindeki sözlerini Cumhurbaşkanı Erdoğan “somutladı” ve “biz şu anda uzaya nasıl çıkarız onun yolunu arıyoruz” deyiverdi.

Ortadoğu’da seçim vaadi diye bir şey yok. Krallıkların, tek parti yönetimlerinin olduğu memleketlerde adaylar iktidar tarafından saptanır vatandaş da gider oyunu verir. Suriye’de BAAS döneminde ilk kez Beşşar Esad’ın karşısına iki ismin aday olması ile 2012’de yapıldı “çok adaylı” cumhurbaşkanlığı seçimi. O dönemde konuştuğumuz adaylardan biri iktisatçıydı ve zaten savaşta olan ülkede “önce birliği sağlama ve ekonomik durumu iyileştirme” sözü vermişti. Kampanyalar ise aday fotoğraf ve isimlerinin yer aldığı afişlerden ibaretti. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde adaylar televizyon programlarına çıkıp soruları yanıtladılar ama daha sonra yapılan parlamento seçimlerinde böyle bir şey olduğunu hatırlamıyorum.

Africa Check adlı bir internet sitesi var. Bu sitede hangi ülkede hangi adayların neler vadettikleri ve iktidara gelmişlerse sözlerinden hangilerini hangi oranda tuttuklarını takip ediyorlar ve grafikler ile okuyucularına aktarıyorlar.

Kenya, Nijerya gibi ülkelerde kek, kıraathane, uzay çalışmaları gibi vaatler yok ama vaatlerin bir kısmı biz de dahil geri kalmış ya da gelişmekte olan herhangi bir ülkedeki ile benzer. Bu ülkelerde adaylar oy almak için ekonomik büyüme, su(lama) sorunlarının çözülmesi, daha çok demokrasi, eğitim kalitesinin yükseltilmesi gibi sözler veriyorlar.

İngiltere’de “Çığırtkan” Lord Sutch sürekli seçim kaybeden ama bizdeki politikacılar gibi her seferinde taze enerji ile yaşamı boyunca yeniden aday olmuş bir isim. Öyle ki en sonunda Guiness Rekorlar Kitabı’na girmeyi hak etmiş. Sutch, pub’ları 24 saat açık tutma, koşucuları jeneratöre bağlayıp elektrik üretme gibi sözler vermiş.

Nelerin olup bittiğini çok yakından takip ettiğimiz için her kampanyada adayların özellikle dış politika ile ilgili vaatlerini bildiğimiz Amerika’da ise bizdeki “kek, kıraathane, her öğrenciye harçlık” gibi vaatlerden çok daha uçukları varmış.

“Refah” her dönemde geçerli vaatlerden. Eski ABD başkanlarından Herbert Hoover 1928 yılındaki seçim kampanyasını “her tencereye bir tavuk, her eve bir otomobil” sloganı üzerine kurmuş ve seçimi kazanmış.

Her adayın önceliği somut, refah ile ilgili olmamış tabii. Örneğin “Uçan tabaklar kulübü” kurucusu Gabriel Green 1960 yılında “uzaylılar tarafından aday gösterildiğini” iddia ederek başkanlık yarışına katılmış (1). Green afişlerinden birine “ABD’nin bir uzay çağı başkanına ihtiyacı var” yazdırmış. Green Kennedy’yi geçebilmek için seçmene “Ay üzerinde bir koloni kuracağı” sözünü vermiş. Parayı ortadan kaldırma ve herkese kredi kartı verme, bedava ağız ve diş tedavisi vaatlerinde bulunan Green daha sonra yeterli sayıda Amerikalının “uçan tabakları” görmediği ve kendisine oy vermek için uzaylılar ile görüşmediğini öne sürüp adaylıktan çekilmiş, Kennedy’yi desteklemiş.

1960 yılında emekli çiftçi Connie Watts da başkanlığa aday olduğunu ilan etmiş. Watts Green kadar “uçuk” sözler vermemiş. Kampanyasını da hiç ayrılmadığı çiftlik evinin balkonundaki sallanan sandalyeden yapmış. Bu nedenle “partisine” “ön balkon partisi” lakabı takılmış. Watts ABD’nin başkentini kendi çiftliğine 200 metre uzaktaki tepeciğe taşıma sözü vermiş.

Adaylar tarihinde en orijinal isim Vermin Supreme olmalı (2). 1980’lerden itibaren çok sayıda seçimde aday olan Supreme, tam bir ironi ustası. Kafasına geçirdiği çizme ile poz veren Supreme’in vaatleri de en az kendisi kadar özgün. Supreme, ciddi hastalığı bulunanlara Kanada’ya bedava otobüs bileti verme, “bağımlılık yapan” madde içeren, hükümet onaylı diş macunu dağıtma, yasaya karşı suç işleme, her Amerikalıya bedava bir midilli verme ve insan etinin yenilmesini yasal hale getirme sözleri vermiş.

Ay’a koloni kurma çılgın projesi ABD’de tüm zamanların en çekici vaatlerinden olmalı. 2012 yılında Cumhuriyetçilerden başkan adaylığı için yarışan Newt Gingrich de aynı sözü vermiş seçmenlere ama belli ki çok etkili olamamış.(3)

Kaliforniya’dan senato için aday olan Andy Caffrey’in vaadi ise en az Gingrich’inki kadar ilgi çekici. Seçim kampanyası boyunca yasal tıbbi uyuşturucu alan Caffrey seçilmesi halinde kongre binası merdivenlerinde esrar içme sözü vermiş. Bunu yaparsa tutuklanacağını bildiğini belirten Caffrey “tutuklanacağım ama buna değer” demiş.

İtalya’da yakın zamanda yapılan seçimler öncesinde en dikkat çekici vaatlerden birisi Kuzey Ligi lideri Matteo Salvini’den gelmiş. Salvini İtalya’da yaklaşık 60 yıl önce yasaklanan genelevleri tekrar açma sözü vermiş. Bu söz yeni değil aslında. Kuzey Ligi konuyu daha önce defalarca parlamentoya götürmüş. Öneri Demokratik Parti, Forza İtalya ve Beşyıldız Hareketi’nden bazı isimlerce desteklenmiş olsa da yeterli oyu alamamış ve reddedilmiş. Salvini’ye göre “sektörün” yasallaşması İtalyan ekonomisine canlılık getirebilirmiş.

News 24’e göre seçimde vaat rekoru geçtiğimiz aylarda istifa etmek zorunda kalan eski Güney Afrika Cumhuriyeti Başkanı Jacob Zuma’nın(4). Siteye göre Zuma 2011’de tam 50 başlık altında sözler vermiş ve bunların hiçbirini yerine getirmemiş. Vaatler bizdekilere benzer. Gençlere iş, eğitimde kalite, demokrasi…

İlginç vaat sahipleri listesine Ferdinand Lop’u eklemeden olmaz. Gazeteci, yazar, İngilizce öğretmeni Ferdinand Lop Fransa’da 1930’ların sonları ve 40’larda birkaç kez başkanlığa aday olmuş. Lop “Popular Front” isimlendirmesinden yol çıkarak kendi “Lopular Front”unu oluşturmuş ve halka “Lopeoterapi” adını verdiği vaatler paketini sunmuş.

Matteo Salvini kendisine Lop’u örnek almış olmalı. Lop halka genelevlerin devletleştirilmesi sözünü vermiş. Böylece gelir elde edecek olan devletin halktan daha az vergi alacağını savunmuş. Lop halkın daha temiz hava alabilmesi için Paris’i şimdiki yerinden kırsala taşıma vaadinde de bulunmuş. Bütün bunların üstüne Lop kabinesini kurarken iki yeni bakanlık sözü de vermiş: Sağlık ve tütün bakanlığı ve seks ve folklor bakanlığı.

El alemde durum böyle. Hâlâ vaat sıkıntısı çeken varsa duyurulur :).

(1) https://gabe-green.blogspot.com/

(2) http://www.whoisverminsupreme.com/

(3) http://firstread.nbcnews.com/_news/2012/01/25/10237875-gingrich-promises-us-moon-colony-by-2020?lite

(4) https://www.news24.com/MyNews24/governments-50-broken-promises-20161031


Musa Özuğurlu kimdir?

Gazeteci. Mesleğe 1994 yılında başladı. Çok sayıda radyo ve TV kanalının haber merkezlerinde editörlük, muhabirlik, program sunuculuğu yaptı. 2010 yılında TRT Türk’ün Suriye temsilcisi olarak çalışmaya başladı. Suriye’de 2011’de başlayan süreci 2016 yılına kadar yerinde takip eden az sayıda yabancı gazeteciden biridir. Alanı Suriye başta olmak üzere Ortadoğu. Halen Artı TV’de hafta içi her gün iç ve dış gündeme medyanın yaklaşımını yorumladığı “Medya Kritik” ve iç ve dış gündemin tartışıldığı “Bu arada” haftalık programını sunmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI