Ziraat Bankası’nın yeni müzelerinde ne göreceğiz?

Pazartesi, 11 Haziran, 2018
Şimdi Ziraat Bankası, genel müdürlüğünü İstanbul’a taşıma hazırlıkları sürerken anlıyoruz ki kültür politikasını da değiştirmeye hazırlanıyor. İstanbul, İzmir ve Ankara’da açılacak yeni kültür merkezlerinde ne sergilenecek, bu kurumlar nasıl bir yaklaşımla yönetilecek?

Karaköy’deki inşaatlar bir gün biterse, bu bölge gerçekten de müzeleriyle de pek çekici bir yere dönüşecek. Geçen ay Hürriyet’te çıkan Şebnem Turhan imzalı haberden öğrendik ki İstanbul Modern’in, Mimar Sinan Çağdaş Sanat Müzesi’nin yakınlarında yeni bir müze daha açılacak: Ziraat Bankası Kültür Merkezi.

Sanat dünyamızda pek bir ilgi görmedi ama Hürriyet’in sanat sayfasındaki haber, aslında Türkiye’nin bu en eski ve güçlü bankasının da kültür alanında bir atağa hazırlandığını gösteriyor. Bankanın ‘operasyonlar ve iletişimden sorumlu ‘Genel Müdür Yardımcısı’ Ali Kırbaş, üç büyük kentte açacakları müze ve galerilerle ellerindeki koleksiyonu sergileyeceklerini genç sanatçılara da kendini gösterme imkanı vereceklerini söylüyor.

30’LARDAN BUGÜNE ÇOK ŞEY DEĞİŞTİ

Ziraat Bankası’nın Cumhuriyet’in ilk dönem diğer büyük kurumları gibi resim sergileri ve yarışmaları düzenlemek, düzenli olarak sanat eseri alarak büyük bir koleksiyon oluşturmak görev ve politikasını yıllarca sürdürdüğü biliniyor. İş Bankası, Merkez Bankası gibi Ziraat Bankası’nın da artık birer klasik kabul edilen erken dönem Cumhuriyet ressamlarının kendini gösterdiği iddialı bir koleksiyonu var. Türkiye’de bir resim piyasası oluşuncaya kadar sanatçılar için önemli destek mekanizmalarından biriydi bu alımlar. 80’lerden itibaren galeriler, yeni zenginler derken oluşmaya başlayan sanat piyasası 90’larda hareketlendi, 2000’lerde müzayedeler, müzelerle çeşitlenip güçlendi. Bugün dünya sanat gündemine eklenebilen İstanbul Bienali gibi, uluslararası yıldızları ağırlayan Sabancı Müzesi gibi, Türkiye’ye gelenlerin mutlaka ziyaret etmek istediği İstanbul Modern gibi müzeler var. Daha önemlisi evrensel ölçütlerde üreten sanatçı kuşaklarının ortaya çıkması oldu. Uluslararası koleksiyonlara giren, yabancı ülkelerde sergiler açan ressamlar, dünyanın her yerinde sergilere katılan çok sayıda güncel sanatçı ülkenin yaratıcı gündeminde üretken ve dinamik bir grubu oluşturuyor. Ve tabii ki onları takip eden izleyiciler, ‘sanat insanları’ ile birlikte…

Ankara merkezli devlet kurumları ise garip biçimde bu enerjinin dışında kaldılar. Onlar modern resmin ve onun türevi olan sanat ve sanatçıların işlerini desteklemeyi sürdürdüler, Türkiye’nin kültür dünyasında ekonomisinde kapladıkları gibi bir yer edinmediler. Mütevazi galeriler, küçük ve statik müzelerle idare ettiler.

Şimdi Ziraat Bankası, genel müdürlüğünü İstanbul’a taşıma hazırlıkları sürerken anlıyoruz ki kültür politikasını da değiştirmeye hazırlanıyor. Ali Kırbaş, Hürriyet’e yaptığı açıklamada, “Ziraat Bankası, sanata desteğini daha geniş bir coğrafyaya yayma, sanat eserlerini sanatseverle buluşturacak yeni bir kanal oluşturma ve özellikle de genç sanatçılara yeni fırsat ve olanaklar sağlama amacıyla Ankara ve İstanbul’dan sonra İzmir ilinde de bir müze açma hazırlıklarına başlamıştır,” demiş. Kırbaş’ın açıklamasında Ziraat Bankası’nın bugüne kadar sanat etkinliklerini sürdüğü iki kurum olarak İstanbul’da Tünel Sanat ve Ankara’da Kuğulu Sanat galerilerinin adı geçiyor. Ben Ankara’daki mekanı bilmiyorum, ama İstanbul’daki galeri bize Ziraat Bankası’nın kültür stratejisinin neden gözden geçirip yenilemek zorunda olduğunu gayet iyi anlatıyor.

TÜNEL’DE BİR GARİP GALERİ

Ziraat Bankası Tünel Sanat Galerisi’nin bir internet sitesi yok. Ziraat Bankası’nın sitesinde galeriye ayrılan yerde ise, bir sanat galerisi için merak ettiğimiz bilgilerin hiçbiri yok. Yani sanat yönetmeni, sanatçılar, önceki sergiler ve gelecek sergiler gibi… Bunun yerine galerinin metrekaresi, kaç metre tablo asma alanı olduğu, tavan yüksekliği gibi bilgiler var. Sezonda 24 serginin açılabildiği belirtiliyor ve sergi açmak isteyenler için nasıl bir ‘dilekçe’ yazmaları gerektiği anlatılıyor… Yani aslında burası bir sanat kurumu gibi değil, mekanını uygun bulduğu kişilere ücretsiz kullanma ve duvarlarına resimlerini, fotoğraflarını asma imkanı veren bir sergileme alanı gibi işlev görüyor. İşte bu yüzden, İstanbul’un en önemli, en güzel yerlerinden birinde İstiklal Caddesi üstünde, hem de en az yirmi yıldır faaliyet gösteren bu galerinin varlığını bile kimse bilmiyor. Sanat gündeminin dışında kalmayı tercih etmiş bu mekanın önünden belki yüzlerce kez geçmiş pek çok sanatçı, izleyici onun farkında bile değildir. Neticede dilekçeyle başvuru yapılan, kimin sergi açacağına kendini kanıtlamış küratörlerin, sanat uzmanlarının değil banka yetkililerinin karar verdiği bir yerde sanat dünyasında kabul görmüş ya da görmek isteyen hiçbir sanatçı sergi açmaz. Ve dolayısıyla hiçbir ciddi sanat izleyicisi de oraya adım atmaz. Elbette amatörlere, genç sanatçı adaylarına hizmet veriyor olmak, onlara bir alan açmak da anlamlı bir iştir. Eğer onların gerçekten fark edilmelerine bir katkı sunuyorsanız anlamlıdır ama… Önemli sanatçıların işlerini ağırlayan ve dolayısıyla pek çok ziyaretçi çeken bir galeride bir bölümü de amatörlere ve gençlere ayırmak, medyada yer almalarını sağlamak bir katkı olabilir. Sadece kendi dünyasında dönen, kimsenin de fazla aldırmadığı bir galeri ise ancak tanıdıklara imkan sağlamak gibi bir işlev üstlenebilir ki bu da ancak banka yöneticilerinin işine yarar, Türkiye sanatına değil.

Tünel Sanat Galerisi’nin vitrinlerinde yer alan ‘Sanat İçin Sanatın İçinde’ başlıklı afişlerde Kuğulupark ve Tünel galerilerinden ‘sezon boyunca açılan sergilerden alınan eserlerle Ziraat Bankası koleksiyonu daha da zenginleşmektedir’ deniliyor. İşte bu sebeple Tünel galerisinin üstünde durmak gerekiyor. Bir dönem Türk resmini temsil eden sanatçıların eserlerini alarak oluşturulan Ziraat Bankası koleksiyonuna onlarca yıldır acaba hangi yeni eserler katıldı?

KARAKÖY’ÜN SİMGE BİNALARINDAN BİRİ

Karaköy’deki Ziraat Bankası binası, 1910 yılında Avusturya Bankası olarak inşa edilmiş. Denizden de görünen, sahildeki en dikkat çeken ve dolayısıyla semtin önemli yapılarından biri. Halen tadilatı süren bu bina İstanbul Ziraat Bankası Kültür Merkezi olacak ve içinde koleksiyon sergileri de düzenlenecek. Yapının bir kültür merkezi ya da müze olarak yeniden işlevlendirilecek olması Ziraat Bankası’nın bu çok değerli yapıyı Türkiye’nin kültür hayatına katması iyi ve güzel bir karar. Ankara’daki tarihi genel müdürlük binasını da benzer biçimde değerlendiriyorlar ve İzmir’de de bir müze kurmaya karar vermeleri ise heyecan verici bir gelişme. Mesele bu müzelerin nasıl birer müze, nasıl birer kültür merkezi olacağı. Nasıl işletileceği, yönetileceği, nasıl sergiler ve konserler ağırlayacakları. Türkiye’nin kültür sanat gündeminin bir parçası olmaya günümüzün önde gelen sanatçılarını izleyiciyle buluşturacak yeni projeler geliştirmeye niyetli olup olmadıkları. Bankanın koleksiyonunu değerlendiren statik birer sergi mekanı olmayı, ya da daha fenası mevcut galerilerde olduğu gibi sergi açanlardan başka kimseye bir faydası olmayan bir mekanizmayı sürdürmeleri söz konusu olabilir mi? Daha fenası, kuruluş ve varoluşu gereği devletin ekonomi politikalarının bir parçası olan banka, kültür alanında da resmi politikalara ve iktidarın kültür anlayışına hizmet edecek bir strateji benimser mi?

Bu soruların yanıtlarını önümüzdeki günlerde yeni kurumların kimliği, stratejisi ve yöneticileri açıklandığı zaman almış olacağız. Çok uzun yıllardır görsel sanatlara bigane kalan devletin artık bu alana eğilmeye karar verdiğine ilişkin emareler var ki Ziraat’in tavrı bu anlamda en önemli göstergelerden biri olacak. Dikkatle izlemek gerek.

YAZARIN DİĞER YAZILARI