Rus basınında geçen hafta (26.05-01.06): Milli Kurtuluş Cephesi Türkiye'nin ordusu olur mu?

Cumartesi, 2 Haziran, 2018
EADaily ajansı, İdlib’in tamamen Milli Kurtuluş Cephesi'nin kontrolüne geçeceğini öne sürdü. “Cephe”nin, "İslamcıların yuvası olan" İdlib ve kısmen Halep ile Latakya’da “fiilen Türkiye’nin ordusu” olacağını iddia eden ajans, bu çıkışla Ankara’nın, El-Kaide ve Tahrir eş-Şam’ın etkili olduğu bölgeyi tamamen kontrol altına almaya yönelik bir adım attığını iddia etti.

REGNUM ajansı yazarı Stanislav Tarasov, Erdoğan’ın, Trump’ı “şamar oğlanı” yerine koyduğunu yazdı.

S-400 yüzünden Ankara’ya silah satışına kısıtlama getiren ABD Kongresi’nin kararını hatırlatan Tarasov 100 adet F-35 uçağı sevkiyatının da artık “hayale benzediğini” iddia etti.

Yazara göre Türkiye’nin Ortadoğu’da yürüttüğü politikayı kendi rotasına yönlendirmeye çalışan ABD, Ankara’nın Moskova ile savunma alanındaki işbirliğini minimize etmek ve Rusya-Türkiye-İran eksenini bozmakla uğraşıyor.

Öte yandan Türkiye gibi ünik jeostratejik konuma sahip bir ülkeyi kaybetmemek için NATO’nun elinden geleni yapacağını anlayan Ankara, Suriye ve Kürtler konusunda müttefikleri ile sıkı pazarlık yapmaktan kaçınmıyor. Bunun için de Tarasov’un deyişiyle Ankara “Rusya kozunu kullanarak” Rus yapımı S-400 füzeleri ve Su-57 savaş uçakları dosyasını açtı.

Seçim kampanyasını yürüten ve kendisine “Türkiye’nin bağımsızlığı için mücadele eden yeni Atatürk” imajı veren Erdoğan, ülkenin iç sorunlarından ve bölgedeki olumsuz gelişmelerden en başta ABD’yi sorumlu tutuyor. Tarasov’un ifadesiyle bu davranışlara “anlayışlı” bakan ABD, Türkiye’nin liderini laiklik prensibinden vazgeçtiği ve otoriter politika yürüttüğü gerekçesiyle arada sırada eleştiriyor. Bununla beraber ikili ilişkiler ne kadar pürüzlü olsa da Washington kırmızı çizgiyi geçmek niyetinde değil.

Yazıyı bitirirken Tarasov, “kimi uzmanlara göre” bu gelişmelerin NATO’nun çözülmesine yönelik olduğunu ve Rusya’nın “buna karşı hiç çıkmadığını” vurguladı.

İncirlik Hava Üssü’nün kapatılma ihtimalini değerlendiren Gazeta.ru internet gazetesi uzmanlara mikrofon uzattı.

Gazeteye konuşan Türkolog Viktor Nadein-Rayevskiy, “İran, Suriye ve Irak’a yakın mesafede bulunan İncirlik, bölgede bulunan en önemli üslerden biridir. Üs kapanırsa Türkiye’nin ABD ile ilişkilerinde en “soğuk” dönem başlayacak” dedi.

Bilim Akademisi Şarkiyat Enstitüsü uzmanlarından İlşat Sayetov’a göre ise üs kapandığı takdirde bile Türkiye NATO’dan ayrılmaz, yaptırım ve “ipleri koparma” gibi şantajlar, Erdoğan’ın sık sık başvurduğu metotlar. Üstelik Sayetov, “Seçim kampanyası esnasında Erdoğan bu şekilde seçmen desteğini artırabilirse üssü kapatır” ifadesini kullandı.

Kommersant gazetesinde yayımlanan yazıda ekonomi uzmanı Yuriy Barsukov “Türk Akımını” kaleme aldı.

Gazprom tarafından Botaş’a 2015-2016 yıllarında satılan doğal gaz için verilen 1 milyar dolarlık indirimin Ankara’nın ikinci boru hattına verdiği “onay ücreti” olduğunu iddia eden Barsukov, Temmuz 2018’den itibaren gaz fiyatının 260 $/bin m3’e kadar çıkabileceğini hatta daha da yükselebileceğini tahmin etti.

İndirime evet diyen Gazprom üç buçuk sene süren Botaş ile davayı kapattı ve bir milyar dolar tasarruf eden Ankara’dan ikinci boru hattı için onay aldı. Acele davranmasının sebebi ise, Ukrayna’dan gaz transit kontratının 2019 sonunda feshedilmesi. O zamana kadar “Türk Akımı”nın Avrupa’ya doğal gaz sevkiyatı için hazır olması şart. Gazetenin aldığı bilgiye göre 2018 başında Botaş’a verilen fiyat 205 $/bin m3’ten ham petrol fiyatına paralel olarak yakında 260 dolara çıkabilir.

“Türk Akımı’nın” Türkiye’nin Rus gazına bağımlılığını artırdığını söyleyen Barsukov, Rusya’nın da Avrupa’ya gaz sevkiyatı konusunda Türkiye’ye bağımlı olduğunun altını çizdi.

Rusya Bilim Akademisi AB uzmanlarından Yuriy Kvaşnin, Ekspert dergisinde çıkan yazısında Türkiye ile Yunanistan arasındaki gerginliğin “her iki taraf yüzünden alevlendiğini” iddia etti.

Hatta kimi uzmanlara göre 17 Ocak 2018’de Kardak (İmea) adaları etrafında yeniden patlak veren çekişmenin geniş çaplı kriz şeklini alma ihtimali var. Yazar, “Her iki ülkenin politikacılarından gelen tepkilere bakılırsa ne Ankara ne Atina’nın geri adım atmak niyetinde olmadığını göreceğiz. Bunun sebebini, iki ülkedeki iç gelişmelerde aramamız lazım” dedi.

Yunanistan’a gelince, “geleneksel rakip” konumunda olan Türkiye ile onlarca yıldır devam eden çekişme, Yunan kamuoyuna Makedonya sorununu unutturmaya yönelik. Yunanistan, Yugoslavya dağıldıktan sonra bağımsızlık ilan eden Makedonya devletinin adını değiştirtmek için çok çaba harcıyor. Yunan halkını ciddi bir şekilde rahatsız eden “ikinci Makedonya” sorunu BM’nin aracılığıyla nihayet yavaş yavaş çözülmeye başladı, yeni devletin adı “Yeni”, “Yukarı” veya “Vardar Makedonyası” olacak gibi ama iş bitmedi daha.

Türkiye’de ise seçim kampanyası sırasında daha çok dış politikaya ağırlık veren Erdoğan, Yunanistan ile çekişmeyi yazarın deyişiyle “çok iyi değerlendiriyor”.

Neticede Türk-Yunan krizi yakında çözülecek değil. Kvaşnin, sınırda yeni olaylar olacak, silahlanma devam edecek ama 1996’da olduğu gibi iki ülkeyi savaşın eşiğine getirecek koşullar “şimdilik görünmüyor” şeklinde tahminde bulundu.

Suriye’de “Türkiye yanlısı” 11 silahlı grubun 2017’de birleşip “Milli Kurtuluş Cephesi” kurduğunu bildiren EADaily ajansı, İdlib’in tamamen yeni örgütün kontrolüne geçeceğini öne sürdü.

“Cephe”nin, “İslamcıların yuvası olan” İdlib ve kısmen Halep ile Latakya’da “fiilen Türkiye’nin ordusu” olacağını iddia eden ajans, bu çıkışla Ankara’nın, El-Kaide ve Tahrir eş-Şam’ın etkili olduğu bölgeyi tamamen kontrol altına almaya yönelik bir adım attığını iddia etti.

“Milli Kurtuluş Cephesi’nin” baş hukuk danışmanı Omar Hatzayafah’ın yaptığı açıklamaya göre yeni kuruluş İdlib çatışmasızlık bölgesini kontrol altına alacak, 6-12 ay sonra birleşmeyi ilan eden 11 grup feshedilecek ve yerine “milli ordu” kurulacak. Türkiye’nin kontrolündeki yerel yönetim organlarına Rusya ve İran’ın etkisi “asgari seviyede” olacak.

Aljumhuriya gazetesine atıfta bulunan EADaily, İdlib üzerine Rusya, Türkiye ve İran’ın yaptığı anlaşmanın ekonomik açıdan da yararlı olacağını tahmin etti. Şöyle ki Türkiye’yi Ürdün ve Körfez ülkeleri ile bağlayan yolun Halep-Hama kısmı emniyet altına alınıyor. Artı, Türk malları bu yoldan Suriye pazarına da girecek.


Andrey İsaev kimdir?

Moskova Devlet Üniversitesi Türkoloji Bölümü'nden mezun. Rusya Bilim Akademisi Şarkiyat Enstitüsü ile Kazan Devlet Üniversitesi'nde çalıştı. Toplam 17 yıl çeşitli görevlerde Türkiye’de bulundu, Çin ve Hindistan’da çalıştı. Gazetecilik, araştırmacılık ve çevirmenlik yapıyor. RS FM radyosu kurucularından ve ilk genel müdürü.“Eski Çağ Türkiye tarihi” ve “Hint-Avrupa Mitolojisi: bir inceleme denemesi” adlı kitapları var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI