HDP'de organizasyon değil ama moral, motivasyon yerinde

Perşembe, 31 Mayıs, 2018
Alanda coşkuyu yükselten en önemli aktör Selo Başkan. Selamına, sözlerine yapılan atıflarla dalgalanıyor hemen kitle. Gel gör ki seçim bürosuna, açılış töreninde bile Selahattin Demirtaş’ın büyük boy afişleri asılmamıştı. Sorunca henüz merkezden gönderilmediğini öğrendim. Bir dağınıklık var gerçekten. İktidarın, emniyetin baskıları, pek çok yöneticisinin tutuklu veya siyasetten yasaklı oluşu profesyonel miting görüntüsünü olumsuz etkilemiş gibi...

Uzun yıllardır kırkikindilere hasret Ankara’da bu yıl seçim kampanyaları sular seller gibi akıyor. “Şemsiyeni al gel” mottosuyla çağrı yapılan HDP toplantıları da farklı olmadı. Parti bayrakları, flamaları kadar yağmurluklar, şemsiyeler göz dolduruyordu. Bir de emniyetin performansı anılmaya değer tabii.

Ankara’da alışkınız her devlet büyüğünün oradan oraya geliş gidişlerinde trafiğin durdurulmasına, yolların kapatılmasına. Hele seçim dönemlerinde her ilde, ilçede mitingler için caddelerin kapatılıp, yan yollardan trafik akışına izin verilmesi, bu ülkenin yabancısı değil. Ancak salı günü Ankara Tuzluçayır seçim bürosunun açılışını da kapsayacak şekilde organize edilmiş olan aday tanıtım toplantısında kaldırımlara tıkıştırıldı HDP. Adil ve eşit olmayan seçim yarışında HDP’nin payına düşen caddelerin trafiğe değil seçmene, partiliye kapatılması oldu. Gerçi eş başkan Sezai Temelli ve seçim otobüsü gelmeden önce cadde trafiğe kapalıydı, ilçe teşkilatının emniyetle kararlaştırdığı şekilde. Fakat tuhaftır parti genel merkezi, ilçe teşkilatından habersiz olarak caddeyi boşaltma yönünde anlaşmış emniyetle. O cadde ve sokakları avuçlarının içi gibi bilen ilçe teşkilatının önerdiği trafik akışını merkez değiştirmiş. Üstelik seçim otobüsündeki konuşmacılar arasında il ve ilçe eşbaşkanlarına yer verilmeyişi de genel merkezin teşkilatla bağını zayıflatan hususlardandı.

Seçime 23 gün kalmışken bu boşluk doldurulabilir mi bilinmez ama seçmenin, tabanın nabzını çok iyi tuttuğu açıkça görülen ilçe teşkilatının nabzını, genel merkezin tutamadığı aşikar. Gecesini gündüzüne katıp kapı kapı dolaşacak teşkilat mensuplarını onore ederek parti genel merkezinin teşkilat mensuplarıyla el ele görüntüsünün seçmende yaratacağı güven algısını önemsiz zannetmek, HDP’nin bu seçim dönemindeki hatalarından.

Alanda coşkuyu yükselten en önemli aktör ise Selo Başkan. Selamına, sözlerine yapılan atıflarla dalgalanıyor hemen kitle. Gel gör ki seçim bürosuna, açılış töreninde bile Selahattin Demirtaş’ın büyük boy afişleri asılmamıştı. Sorunca henüz merkezden gönderilmediğini öğrendim. Bir dağınıklık var gerçekten. İktidarın, emniyetin baskıları, pek çok yöneticisinin tutuklu veya siyasetten yasaklı oluşu profesyonel miting görüntüsünü olumsuz etkilemiş gibi. Ancak kopukluk ve dağınıklığın görüntüde kaldığı, kitlelerin HDP’ye yönelişi açısından olumsuz etki yaratmadığı da açıkça görülüyor. Yapılan baskı ve hak ihlallerinin, yaşanan adaletsiz tutumun HDP kitlesini partiye daha sıkı bağladığını, kusurları değil hedefleri görmeyi öncelediği rahatlıkla söylenebilir. Deyim yerindeyse HDP’de amatör ruh diri ve canlı, kitle birbirine, adaylara ve partiye kenetlenmiş.

Kürt illerinden daha çok büyük şehirlerdeki oyların partinin kaderini belirleyeceği ve partinin kaderinin de ülke siyasetine yön vereceği şeklinde yüksek öz güven, alanda neredeyse elle tutulur halde belirgin. Partililer “zaten yüzde 8 kemik oyumuz var bu durumda yüzde 12’ye kolayca ulaşılır” kanaatinde. Mamak İlçe Eş Başkanı Abuzer Kısa ise bu kanaatin rehavete yol açmaması için her ihtimale karşı “sen varsan yüzde 9.99’da kalmaz” sloganıyla seçim çalışmalarını yürütmeyi önemsediğini belirtiyor.

Kadın HDP’lilerdeki özgüven ise “Allah bu ülkedeki bütün partilerin kadın mensuplarına da nasip etsin” dedirtecek ölçüde. Vekil adaylarından Remziye Güçlü, teşkilata uzun yıllar emek vermiş isimlerden birisi olarak partisinin, kadınların dahil olmadığı toplantıda karar alınamayacağı ilkesini “kadın kararı, varsa siyasetin meşruiyeti var” sözüyle taçlandırıyor.

Tuzluçayır’ı, bölgeyi çok iyi tanıyan Ulus Posta Caddesi esnafından Mustafa Bey de baraj endişesi taşımayanlardan. Partinin şiddetle arasına mesafe koymadığı yönündeki eleştirilerimi, iktidarın algı operasyonu olarak niteliyor. Demokrasi, eşitlik, adalet ve çoğulculuk yönünde yerleşik siyasi terbiyeye sahip olduğunu söylediği HDP ve Kürt seçmenin, şiddetle siyaseti birbirinden kesin olarak ayırdığını belirtiyor. Ve ekliyor: “Devlet şiddetine direnmeyi de bildiğinden yapılıyor bu algı operasyonu.”

Ve bir de seçim tüyosu veriyor Ulus’tan. Bilindiği gibi Ulus esnafı siyasetin nabzını en iyi tutan kesim olarak ünlenmiştir. Seçim sonuçlarını sadece Ulus’un çarşı ve pazarlarında dolaşarak halkın eğilimini ölçü alarak doğruya en yakın şekilde tahmin etmenin mümkün olduğunu söyler, eski Ankara gazetecileri. Ben de Mustafa Gül’e soruyorum, esnafın eğilimini. Parantez içinde İYİ Parti’ye müjde veriyor. Ulus’ta muhafazakar kesimin, son haftalara ait yedi milyonu bulan bir dolandırıcılık hikayesinin de tuz biber ektiği hoşnutsuzlukla AKP’den uzaklaştığını söylüyor. Tahminlerine göre Ulus’un yüzde 80’i İYİ Partiye geçmiş


Berrin Sönmez kimdir?

1960 Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünde okudu. Öğrencilik yıllarında Maliye Bakanlığı'nda çalışıp mezuniyet sonrası Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nde araştırma görevlisi olarak akademiye geçiş yaptı. Halkevi üzerine yaptığı doktora tezini sağlık nedeniyle yarım bırakarak üniversiteden ayrılıp çeşitli orta okul ve liselerde tarih öğretmenliği yaptı. Yaklaşık beş yıl sonra önce okutman sonra öğretim görevlisi olarak tekrar akademiye döndü. Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisiyken yakalandığı 28 Şubat sürecinde ve bu defa isteği dışında üniversiteden bir kere daha ayrıldı. Sözleşmesinin haksız olarak yenilenmeyişine itiraz ederek açtığı idari dava, dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağlı yargısının pervasızca verdiği “rektörün takdir yetkisi” gerekçesiyle reddedildiği için emekli oldu. Dört-beş yıl çeşitli kurum ve konumlara demir atarak geçirdiği çalışma hayatı sonrası kendisini ilk defa gerçekten ait hissettiği tek yer olan Başkent Kadın Platformu Derneği üyesidir. Sivil toplum alanında kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunusuyla gönüllü çalışmayı sürdüren feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI