Seçim beyannamelerinde kadın ve eşitlik -1 - AKP

Cumartesi, 26 Mayıs, 2018
AKP'nin açıkladığı seçim beyannamesinde kadına yine 360 sayfalık metinde 5 sayfa ayrılarak yeri 'hatırlatılmış.' Yazım dilinin fazlasıyla erkek olması da meseleye nasıl bakıldığının özeti aslında...

AKP seçim beyannamesini kadın bakış açısından değerlendirmek pek kolay ama eleştiriyi kısa tutmak zor. Üç yüz altmış sayfanın sadece beşi kadın başlığına ayrılmış zira. Üstelik iki kısa giriş paragrafının ardından gelen “neler yaptık” başlığı beş sayfanın büyük kısmını doldururken “neler yapacağız” başlığına ayrılan yer bir sayfa kadar. İlk bakışta bile “yaptıkları yapacaklarının teminatı” dedirten bölümü okuduktan sonra da geriye kalan tek seçenek ilk izlenimin pekişmesi.

İlk cümlenin ilk kelimesi falsolu başlıyor zaten. “Kadınlarımız” demişler ve toplumun ailenin temel direği rolünü biçmişler hemen başlarken. Kendi yazdıklarının manasını idrak etmeden tutar bir de toplumsal cinsiyet rolleri kavramına itiraz ederler. Kendileriyle ilintilendirmeden özgür, eşit birey olarak tanımadıklarını itiraf ile başlayan bölümün geri kalan kısmı da hemen her satırı uzun uzun itirazı hak eden cinsten ama birkaç örnek meramı anlatmaya yeter de artar bile. Mesela “ismi lazım değil” korkusuyla yazılan şiddetle mücadele konusu, beyannameden seçilecek ibretlik örneklerden birisi.

Erkek şiddeti kavramı dile getirilmeden hatta kadına yönelik şiddet ifadesi bile kullanılmadan ve hatta şiddet kelimesi bile yazıya dökülmeden anlatılmış şiddetle mücadele alanında yapılanlar:

“Devlet kurumlarına başvuran kadınlarımıza ve çocuklarına korunma ve barınma hizmeti sunuyoruz.” Erkek şiddetini buharlaştırmak, görünmez kılmak için gösterilen bu anormal çaba, kadını değil şiddeti korur sadece. Neyse ki kanunda yer alan kurumun adını hala değiştiremediklerinden önleme ve izleme merkezlerini anlatırken şiddet kelimesini kullanmak zorunda kalmışlar: “Ülke genelindeki Şiddet Önleme ve İzleme Merkezlerini (ŞÖNİM) Nisan 2018 itibarıyla 73’e çıkardık. 2012-2017 yıllarında ŞÖNİM’den hizmet alanların sayısı 84 bine ulaştırdık.”

Şu kısacık pasajda pek çok hata var beyler. Beyler demekte sakınca görmüyorum çünkü bu metin kadınların sözüne yer vermemiş. Yazım ekibinde belki kadınlar yer almıştır ama kesinlikle kadın aklının girmediği bu metin hakkında konuşurken beyler diyeceğim. Ey AKP’li Beyler! Adını bile ağzınıza alamadığınız bir sorunu çözemezsiniz. Gelelim alıntıladığım şu kısacık pasajın içeriğine, 2018 Nisan ayında ŞÖNİM sayısını 73’e çıkarmışsınız. Yıllar önce ‘73’ü çok aşmış olması gerekirken ve geçen aya kadar 73’ün çok altındayken verilen bu bilgi var sayalım ki doğru. 81 il olan ülkede şiddeti önleme ve izleme merkezlerinin sayısını 73’e çıkarmakla övünmek değil yerinmek gerekirdi. Üstelik kendi cümleniz kapasitenin yetersizliğini itiraf niteliğinde. 84 bin kişi hizmet almış yani başvuran kadınların çocukları dahil bu rakama. Seksen milyonluk ülkede 84 bin kişi, kadın ve çocuk “kurtar beni” demiş devlete. Hem de yılda bile değil beş yılda toplam 84 bin. Sadece 2017’de erkekler tarafından öldürülen kadınların sayısı 400’ü aşmışken. Ve bu sayı sadece şiddetin cinayetle sonuçlanan boyutuyken hem de. Yıllardır kanun ve yönetmeliğin öngördüğü sayı ve kapasiteye ulaşılmadığı dile getirilmiyor. Şiddetle mücadelede yetersiz kalan iktidar bu yetersizliğin arkasında kanun ve yönetmelikleri, İstanbul Sözleşmesini uygulama isteksizliği yattığını filan da açıklamıyor tabii ki. Sırf sayısal yükümlülükler bile yerine getirilmiş değil yıllardır. Beyler! Kanun uygulanmadığı için şiddete mahkum yaşatılan kadınları hiç dile getirmemişsiniz. Erkek şiddetinin cinayet boyutunda sayının bunca yükselmesi ve uygulama yetersizliği arasındaki doğru orantıyı da yok saymışsınız AKP’li beyler.

Gelelim sığınma evlerine: “Ayrıca, nüfusu 100 bini geçen belediyelere kadın konukevi açma zorunluluğu getirdik.” Bunların kaçını gerçekleştirdiğinizi, kapasite ve hizmet kalitesi alanındaki soruları bir tarafa bırakalım. Şikâyetçi olunan, şiddet uygulayan erkeğe değil sığınan kadına potansiyel suçlu sorgusuyla hizmet başlatıldığını bilmeyen yok. Hadi şimdilik bunu da not edelim bir kenara ama şu sayı meselesini bir düşünelim. “Nüfusu 100 bini aşan belediyeler” kriteri hiç yeterli değil ki şiddet hızla tırmanıyor ama iktidar ilgisiz bu konuya. Medeni ölçütlerle her 10 bin nüfusa bir sığınma evi açmak gerekir ki erkek şiddetiyle mücadele başlayabilsin. Sadece başlangıç için yeterli sayı ve kalitede sığınma evi açmak. Gerçekten erkek şiddetine karşı kadınların korunaklı hale gelmesi ve şiddeti besleyen toplumsal zihniyetin dönüşmeye başlaması için bu sayı 8 bin olmalı. Seçim beyannamesinde iktidar: “2002 yılında sadece 11 olan kadın konukevleri sayısını 144’e yükselttik” buyurmuş. Adını konuk evine dönüştürmenin yanlışlığı ve sayıyı yükseltme zorunluluğu hala anlaşılmamış. 144 sayısı bir başarı hikayesi gibi sunulmakla yetinilmiş. Zira yapacaklarımız bölümünde de sayıyı yükseltmek değil kapasiteyi geliştirmek vaat edilmiş sadece. Yani iktidar, tekrar seçildiği takdirde şimdiye kadar olduğu gibi 24 Hazirandan sonra da erkek şiddetini görmezden gelerek kadınları şiddetle mücadele alanında yalnız bırakacak.

Beş sayfalık kadın bölümüne yirmi sayfa eleştiri yazsak yetmez ama kısa kısa sadece iki konuya daha değineceğim. Birincisi erken evliliklerle ilgili beyannamede yer alan sözler hakkında olacak: “Uyguladığımız politikalarla erken yaşta ve zorla evlilikleri yarı yarıya azalttık. 2003 yılında yüzde 8,1 olan 16-17 yaş grubunda evlenen kız çocuklarının oranı, 2017 yılında yüzde 4,2’ye gerilemiştir.” AKP, kanunda son değişiklikle, bir yıl önce çocuğun cinsel istismarı suçuna ilişkin rıza yaşını fiilen 12’ye indirmişti. Rıza yaşını geriye çekmekle, çocuğun, tecavüzcüsüyle evlendirilmesi yolunu açmakla kız çocuklarının erken ve zorla evlendirilmesini kolaylaştırdıkları yer almıyor beyannamede.

Yazıyı daha fazla şişirmemek için son olarak değineceğim konu kreş hakkıyla ilişkili: “Kadın istihdamına yönelik getirdiğimiz istihdam teşviklerinin güçlü bir şekilde devamını sağlayacağız. Ülke genelinde bulunan 300 Organize Sanayi Bölgesinde kreş ve gündüz bakımevlerinin yaygınlaştırılması amacıyla tüm taraflarla güçlü işbirliğinde çalışmalarımıza devam edeceğiz.” AKP seçim beyannamesi kadın istihdamıyla kreş arasında doğrudan ilişki kuran çarpık algıyı pekiştirmekle yetinmeyip geleceğe taşımayı da vaat etmiş. Hem babanın çocuklarına ilişkin sorumluluğu göz ardı edilmiş ve çocuk sadece annenin sorumluluğu gibi görülmüş. Kurgulanmış toplumsal cinsiyet rollerini sürdürmeyi yeğlemiş iktidar. Hem de çocuk hakları arasında yer alan kreş, bakımevi ve okul öncesi eğitim hizmetlerini, kamu görevi değil de kadına yönelik lütuf gibi sunmayı sürdürmüş. Kadın istihdamı ile kreş hakkı arasında doğrudan ilişki bulunduğunu var saymak kadın istihdamını engelleyen toplumsal algının pekiştirilerek sürdürülmesinden ibaret. Oysa çocuk, ana-babanın ortak sorumluluğu ve çalışan kadın kadar çalışan erkek de kreş hizmetlerinden yararlanma hakkına sahip. Ebeveynin erkek tarafını çocuk bakımından dışlayan değer yargılarını dönüştürmek zorundayız ama bu beyanname eski yargıları geleceğe taşımayı vaat ediyor sadece.


Berrin Sönmez kimdir?

1960 Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünde okudu. Öğrencilik yıllarında Maliye Bakanlığı'nda çalışıp mezuniyet sonrası Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nde araştırma görevlisi olarak akademiye geçiş yaptı. Halkevi üzerine yaptığı doktora tezini sağlık nedeniyle yarım bırakarak üniversiteden ayrılıp çeşitli orta okul ve liselerde tarih öğretmenliği yaptı. Yaklaşık beş yıl sonra önce okutman sonra öğretim görevlisi olarak tekrar akademiye döndü. Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisiyken yakalandığı 28 Şubat sürecinde ve bu defa isteği dışında üniversiteden bir kere daha ayrıldı. Sözleşmesinin haksız olarak yenilenmeyişine itiraz ederek açtığı idari dava, dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağlı yargısının pervasızca verdiği “rektörün takdir yetkisi” gerekçesiyle reddedildiği için emekli oldu. Dört-beş yıl çeşitli kurum ve konumlara demir atarak geçirdiği çalışma hayatı sonrası kendisini ilk defa gerçekten ait hissettiği tek yer olan Başkent Kadın Platformu Derneği üyesidir. Sivil toplum alanında kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunusuyla gönüllü çalışmayı sürdüren feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI