Akşener, milliyetçilik ve HDP karşıtlığı

Cumartesi, 5 Mayıs, 2018
Diğer partilerden daha çok Meral Akşener ve partisi, geçmişe ait ama AKP’nin bugüne taşıdığı, hukuka sığmaz Kürt politikasını, cumhur ittifakıyla geleceğe aktarmasını önlemek yönünde tarihi sorumluluk sahibi. MHP’den ayrılması sadece kişisel çatışmadan kaynaklanmıyorsa, iddia edildiği gibi gerçekten siyasi bakış açısı farkları varsa yapabilir de.

Muharrem İnce CHP Cumhurbaşkanı adayı olarak ilan edildikten sonra artık sıra kampanya sürecini konuşmaya geldi. Muhalefetin elini hayli güçlendirecek olan sıfır baraj ittifakı, HDP dışlandığı için prematüre kaldığı için başka yollar aranmalı. Kampanya sürecinde nezaket ve ilkesel tutum öne çıkarılarak demokrasi, özgürlük, eşitlik ve barış için umut vaat edecek formüller geliştirilebilir hâlâ.

Meral Akşener ve İYİ Parti’ye düşen sorumluluk çok büyük. Küçük ve daha önemlisi, yanlış bir siyasi kararla HDP’nin baraja mahkum edilmesi, demokrasiye hizmet olmadı. Dolayısıyla düşünüp şu andan tezi yok bu hatanın telafisine yönelmeleri gerekir. CHP, İYİ Parti, Muharrem İnce ve Meral Akşener şu soruların cevaplarına göre yürütmeli kampanyalarını:

Siyasete milliyetçilik, milliyetçiliğe HDP karşıtlığı hükmederken sonucu ne olursa olsun 24 Haziran seçimleri ülkede neyi değiştirir? Seçim, değişim ümidi yaratmazsa seçmen, iktidarı niye değiştirsin?

Siyasi rakibi MHP olan İYİ Parti, milliyetçiliği HDP karşıtlığına indirgeyen politikalarda rakibini kopyalarsa seçmen, aslı dururken suretine oy vermez. Fark yaratmak zorunda Akşener. Milliyetçiliği yeniden tanımlamalı ve yeni politikalar üreterek çıkmalı halkın karşısına. Özellikle MHP’nin devletçilikle eklemlenmiş milliyetçiliğinin karşısında var olabilmek için halkla bütünleşmeli. Devletçi-milliyetçilik yerine demokrat-milliyetçilik anlayışına yönelmeli.

100 yıl önceki paradigmaların ve 100 yıl sonraki elmaların, bugünün sorusuna cevap üretmediği açık. Bugünün sorusuna cevap üretemeyenin yarınki hedefine ulaşması da tahayyül edilemez. Milliyetçi politikacılar artık bu gerçeği görmeli ve statükoya hizmetten vazgeçmeli. Halkın huzuru, mutluluğu ve refahı bugün yaşaması gerek ki gelecek nesillere miras olarak aktarabilsin. Bugün çatışma ve hak ihlalleri yaşayan halkın geleceğe bırakacağı miras, çatışma ve hak ihlallerinin travması olur. Nitekim yaşadığımız tam olarak bu.

Nesiller boyu göçler, savaşlar ve çatışmalarla vurgun yemiş insanlarız zaten. Bireysel ve siyasal şiddet dünümüzü ve günümüzü oluşturduğu gibi yarınımızı da şekillendirmeye aday. Siyasal şiddet hem terör hem darbeler yoluyla politik reflekslerin hep demokrasiyi zayıflatan, öteleyen duruşları öncelemesine yol açmıştı. Hep ertelenmişti huzur, mutluluk ve hukuk ihtiyacı. İnsanlara güven duygusu yaşatmak yerine güvenlik politikaları üreterek hak ihlallerine göz yumuldu. Sosyo-kültürel dokumuz bu travmaların eseri. Genel olarak bizleri tahammülsüz, nezaketsiz, hırçın ve mutsuz insanlar topluluğuna dönüştürdü. Bugün, yaralarımızı sağaltma ihtimali doğabilir. Süregelen devletçi-milliyetçilik yerine medeni ve demokrasiden yana halkla bütünleşen bir milliyetçilik ihtimaliyle.

Diğer partilerden daha çok Meral Akşener ve partisi, geçmişe ait ama AKP’nin bugüne taşıdığı, hukuka sığmaz Kürt politikasını, cumhur ittifakıyla geleceğe aktarmasını önlemek yönünde tarihi sorumluluk sahibi. MHP’den ayrılması sadece kişisel çatışmadan kaynaklanmıyorsa, iddia edildiği gibi gerçekten siyasi bakış açısı farkları varsa yapabilir de. Kürtlerin bu toplumun parçası olduğu gibi HDP de ülke siyasetinin parçası olarak kabul edilmeden mümkün olmaz tabii ki. Kürt haklarına değil şiddete karşı olduğunu iddia edenler, şiddeti önlemek için Kürt siyasetine muhtaç olunduğunu bilmeleri gerek. Oy hesabıyla HDP’yi kriminalize eden AKP’den ve milliyetçiliği HDP karşıtlığına indirgeyen MHP’den farkı olmalı yeni bir partinin. Demokrasi müştereğinde buluştuğu diğer partilerin de elbet.

Evet seçimlerin kaderini sağ seçmen belirler bizde. Sağ seçmenin tercihini dini-milli duygular belirler. Dahası sağ siyasetin kaderini de İç Anadolu belirler. Varın bakın İç Anadolu’ya şehitsiz ev var mı? “Vatan sağ olsun” dese de diller, “evladım da sağ olaydı” der gönüller. Evlatların sağ kalması için siyasi tedbir gerektiği yönünde hem fikir; seçimin kaderini belirleyecek olan yoksul Türkler de yoksul Kürtler de milliyetçi politikacılar da artık evladını yaşatamayan vatanın sağ kalma ihtimali olmadığını bilmeli. Ve ahlaken iyi, doğru, güzel olanı yapmanın, insanı yaşatmanın millete, milliyete en büyük fayda olacağını.

İYİ Parti ve Akşener her ne yönde hareket ederse etsin gerek YSK darbesi ihtimaline karşı grup kurdurularak desteklenmesi, gerekse Bahçeli düşlemleriyle imzacı seçmenin tehdit edilmesi karşısında imza desteği sunulması takdire şayan demokratik davranışlar oldu. Tüm muhalefetin demokraside birleşmesi ümidi hâlâ devam ederken hatırlatmak da gerekiyor:

Gün bugündür; ya fark yaratır Kürt siyaseti önüne çıkarılan engelleri, HDP ile dayanışmaya girerek bertaraf edersiniz ya da seçim kazansanız bile statükoya hizmet ederek siyaseten bertaraf olursunuz. Baki kalan bu ülkede demokrasi, hak, adalet, eşitlik ve özgürlük mücadelesi olur.


Berrin Sönmez kimdir?

1960 Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünde okudu. Öğrencilik yıllarında Maliye Bakanlığı'nda çalışıp mezuniyet sonrası Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nde araştırma görevlisi olarak akademiye geçiş yaptı. Halkevi üzerine yaptığı doktora tezini sağlık nedeniyle yarım bırakarak üniversiteden ayrılıp çeşitli orta okul ve liselerde tarih öğretmenliği yaptı. Yaklaşık beş yıl sonra önce okutman sonra öğretim görevlisi olarak tekrar akademiye döndü. Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisiyken yakalandığı 28 Şubat sürecinde ve bu defa isteği dışında üniversiteden bir kere daha ayrıldı. Sözleşmesinin haksız olarak yenilenmeyişine itiraz ederek açtığı idari dava, dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağlı yargısının pervasızca verdiği “rektörün takdir yetkisi” gerekçesiyle reddedildiği için emekli oldu. Dört-beş yıl çeşitli kurum ve konumlara demir atarak geçirdiği çalışma hayatı sonrası kendisini ilk defa gerçekten ait hissettiği tek yer olan Başkent Kadın Platformu Derneği üyesidir. Sivil toplum alanında kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunusuyla gönüllü çalışmayı sürdüren feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI