Baharın getirdikleri

Pazar, 15 Nisan, 2018
Bahar umudu beraberinde getirir. Doğayı örnek alalım, şarkılarla canlanalım. Şu ara gerekli olan, birlik olmak. Bunu becerebilirsek bahar gelecek ve hiç gitmeyecek.

Yine bahar geldi. Hep geliyor. Gelişi, bayram gibi! Ağaçlar çiçek açıyor, doğa uyanıyor, yeşilleniyor, çiçekleniyor ve başta erik olmak üzere yaz meyveleri art arda soframıza konuk oluyor. Geçtiğimiz yıl bugün, bahar dışında bizi heyecanlandıran, umutlandıran bir şey vardı önümüzde: Referandum. Dilimizde şarkılarla geleceği selamlıyorduk. Olmadı. Türlü hilelerle sevincimizi elimizden aldılar.

Umutsuz olmak bizim işimiz değil. Yazılarımda, konuşmalarımda, dost sohbetlerinde umutlu olmayı öğütüyor, her zaman bunun altını çiziyorum. Umutsuzluk insanı insan yapan değerleri yavaş yavaş yok ediyor, insanı yalnızlaştırıyor, “birlik” olma duygusunu yok ediyor. Bir insanın kendine yapacağı en büyük kötülüklerden biri bu. Tıpkı otosansür gibi. “Kendine mukayyet olma” hâli şüphesiz güzel ancak olmak zorunda bırakılmak fena. Bugün yapılan bu: “Yazma, düşünme, söyleme, çekme, oynama, dillendirme, sorma” gibi emirler art arda sıralanıyor ya da yapılanlar insanları buna yöneltiyor. Bugün geçerli olan şey, biat. Biat etmeyen cezalandırılıyor. İşinden ediliyor, seyahat hakkı elinden alınıyor ya da yekten özgürlüğü kısıtlanıyor. Yine de önümüz bahar, günler güzel. Güneşli günler, umutsuzluğumuzu elimizden alsın, dilimizde bahar şarkıları dolansın…

Tarihimizin en eski pop düzenlemelerinden biriyle başlayayım: 1966 yılında ikincisi düzenlenen Altın Mikrofon Armağanı Yarışması’na katılan şarkılardan biri, Selçuk Alagöz tarafından seslendirilen “Bahçelere Geldi Bahar”. Ama bahar denince akla gelen, Muhlis Sabahattin’e atfedilen “hafifmeşrep” bir şarkıda karşımıza çıkan dizeler: “Nisan Mayıs ayları / Gevşer gönül yayları…” Sezen Aksu’nun seslendirdiği Selmi Andak tangosu “Ben Her Bahar Âşık Olurum”, bunun pop müzikteki karşılığı. Tek değil, yanına pek çok şarkı koyabiliriz. Ben bu yazıda aklıma gelenleri sıralayayım, gerisini bulmak size kalsın…

Erol Büyükburç, pop tarihimizin önemli figürlerinden. Bir dönemin yıldızı. Besteleriyle müziğin yönünü değiştirdi ve şarkıları dilden dile bugünlere geldi. “Kırık Kalp”, çok satan plaklarından. Arka yüzünde yer alan “Gözlerime İyice Bak”, baharı bize getiren şarkılardan: “Bir taç öreceğim sana / Binbir bahar çiçeğinden / Yeter ki sen koş gel bana / Rüzgar içsin eteğinden…” Yıllar sonra bu duyguyu bir Mirkelam şarkısı olan “Ahu Gözlüm”de bulduk: “Ellerini ver / Saçlarını aç / Al beni koynuna sar / Kuşları kondur eteğine de / Bir kapa bir aç yar…”

Zafer – Banu – Hülya üçlüsünün Hülya’sı, kuş cıvıltılarıyla açılan plağına “Baharın Geldiği” adını vermiş ama plağın kapağına kısaca “Bahar” yazmış. İlhan İrem, kendi adını taşıyan ilk albümünde yer alan enstrümantal şarkının adını “Bahara Özlem” olarak belirlemiş. Ali Rıza Binboğa’nın (bugün artık bambaşka bir yerden dünyaya bakan Yavuz Bingöl tarafından da seslendirilen) şarkısı, “Baharı Beklerim” adını taşıyor. Binboğa, bu şarkısıyla 1978 yılında Eurovision Şarkı Yarışması Türkiye elemelerine katılmış, başarılı olamamıştı.

Bülent Ortaçgil’in ilk albümü “Benimle Oynar mısın?”da yer alan ve sonrasında Nükhet Ruacan, Gündoğarken gibi isimler tarafından da seslendirilen şarkısının adı, “Bahar Türküsü”. Anlatımı sade ama etkileyici: “Bahar geldi, kendimi seçtim / Kuşlar uçtu, kendimi aştım / Seni ben yanımda bulunca, değiştim, güzelleştim / Söz etsen, yüzüm gülse, gel desen…” Gündoğarken şarkısı “Bahar Oldum”, aşkı ve baharı anlatan şahane şarkılardan: “Şenlendi bahçelerim / Hüznüme virgül koydum / Bir başkayım bu akşam / Şimdi ben bahar oldum…”

Güzin ile Baha’nın sesinden ünlenen ve halk arasında “Ateşböceğim” olarak bilinen “Gençlik Başımda Duman” adlı şarkıda sevgili, “bahar dalında yaprak” olarak tarif ediliyor. Attila Atasoy, “Sarı saçlar, yeşil gözler / Adın bahar olsun senin” diyor, Fatih Erkoç ise sevgiliyi “Bahar Bahçesi”ne benzetiyor: “Bal bahçe öptüğüm dudaklar / Salkım salkım yediğim üzümler / Şerbetli nefeslerin ve / Geceleri ay seferlerim…”

Özdemir Erdoğan, aşkı en iyi anlatan bestecilerden. 1971 tarihli plaklarından biri, “Bahar Gelince” hissettiklerini anlatıyor. Burada kalmamış, yıllar sonra albümlerinden birine “Bahar Şarkıları” adını vermiş ve albümü boydan boya aşk şarkılarıyla doldurmuştu. “Yeni açmış gibi dalında / Bahar çiçeği gibisin sevgilim…” dizelerini haiz şarkı buradan. Albüme adını veren şarkı, bütün zamanların en güzel aşk şarkılarından biri belki de: “Baharda kuşlar gibi / Geldin kondun dalıma / Susamıştım sevgiye / Çiçekler sundum sana / Seversin diye…”

Hep pop cenahından ilerlemeyeyim, dümeni biraz da arabeske kırayım… Orhan Gencebay’ın “neşeli” şarkılarından biri, 1979 yılında ortalığı karıştıran “Yarabbim”. Sanatçının TRT ekranlarında seslendirdiği ilk şarkı bu: “Şimdi aşk zamanıdır / Aşk ömrün baharıdır / Bırak sarhoş olalım / Meyler aşk şarabıdır // Mevsim bahar olunca / Aşk gönüle dolunca / Sevenler kavuşunca / Yaşamak ne güzel…” Gencebay’ın en büyük rakiplerinden biri olan Ferdi Tayfur, sevilen şarkısı “Nisan Yağmuru”nda şunları söylüyor: “Yine nisan yağmurunda ıslanacağım / Yine sensiz bulutlarla dertleşeceğim…” Adı “Nisan Yağmuru” olan tek şarkı bu değil… Gönül Yazar’ın sesinden ünlenen, eski melodramlarda sıklıkla duyduğumuz bir başka şarkı, en az Ferdi Tayfur şarkısı kadar acıklı: “Nisan yağmuru kadar kısa suren hayatımız / Durmaz bir saadet arar, bir sevgiye can katar / Sevgi denen şey yalanmış daldan dala konan için / Her çiçeğin balı varmış ask sarhoşu olmak için…”

Bahar, alaturka şarkılarda da karşımıza çıkıyor ama onları başka bir mecrada, yazarları arasında bulunduğum KAFA’nın Nisan sayısında sıraladım. Yinelemeyeyim, pop hattından ilerleyerek yazının sonuna geleyim… Işıl German’ın 1975 tarihli ilk 45’lik plağında seslendirdiği şarkı, sözlerini Ayşe Özgün’ün yazdığı “Sen Gelince”: “Sen dönsen her şey yeşerecek gibi / Bahar başlar yeniden / Geleceğim dediğin mektubu / Sabırla beklerim ben…” Rüçhan Çamay, “Çocukluğum”da geçmiş yıllarını “Masmavi bir gök, mevsim bahar / Yemyeşil kırlar çiçeklerle süslenen…” sözleriyle tarif ediyor. Erol Evgin, sözlerini Çiğdem Talu’nun yazdığı Melih Kibar bestesinde “Ayrı Dünyalar”ı şu sözlerle dillendiriyor: “Sen belli ki çok mutlusun / Bense yıllar boyu mahzun / Senin gözlerinde bahar / Benim gözlerimde yaş var…” Mehmet Teoman’ın sözlerini yazdığı unutulmaz Tanju Okan şarkısı “Kadınım”, geçmiş güzel baharları hatırlatan şarkılardan: “Hatırla o günü karşıki sokakta / Seni öptüğümü ilk defa hayatta / Kollarımda benim ilk bahar sabahı / Sen…”

Bahar ve aşk, ayrılmaz ikili. 1973 yılında yayımlanan Nermin Candan plağında yer alan “Canımın İçi”nde, “Bütün mevsimler bahar yanımda sevgilim var” dizesine rastlıyoruz. “Bu Bahar Bekledim Yine Seni” adlı şarkıyı da seslendiren Alpay, “Sendin Sevgilim”de, sevgilisine “bahçemde açan bahar” diye sesleniyor. Barış Manço’nun “Gülpembe”sinde rastladığımız dizeler, mevzuya noktayı koyuyor: “Sen gelince bahar gelir Gülpembe /  Dereler seni çağlar, sevinirdik Gülpembe…”

Adı “Bahar” olan şarkılar, bahardan söz edenler, baharı evimize getirenler saymakla bitmez. Bu bahiste ıskalamamamız gereken şarkı, Turgay Fişekçi’nin “Asmaların Dansı” adlı şiiri üzerine yapılmış Yeni Türkü bestesi: “Günebakan” albümünün güzeli, “Bahar Şarkısı”. Son noktayı, sözlerini Çiğdem Talu’nun yazdığı bir Yeliz şarkısıyla koyayım: “Birden zaman dursa, her gün bahar olsa / Bugün açılan güller hiçbir gün solmasa / Kırılan kalplerin yerini sevgi alsa / Kimse gücenmese, kimse ağlamasa / Ümitsiz günlerin sonu gelmiş olsa / Yediden yetmişe herkes mutlu yaşasa dünyada // Hoş geldin bahar / Hoş geldin dostum / Neşe getirdin / Dünyaya / Yeniden doğmuş gibi / Şimdi bütün dünya…”

Başa döneyim ve söylediklerimin altını bir kere daha çizeyim: Bahar umudu beraberinde getirir. Doğayı örnek alalım, şarkılarla canlanalım. Şu ara gerekli olan, birlik olmak. Bunu becerebilirsek bahar gelecek ve hiç gitmeyecek.


Murat Meriç kimdir?

1972’de doğdu. Çanakkale ve İzmit’te okudu. Ankara’da kimya mühendisliği eğitimi alırken, dinlediği müziğin tarihine merak saldı ve oradan ilerledi. Kendini bildi bileli plak topluyor; okuyor, dinliyor, dinlediklerini yazıyor, sevdiklerini çalıyor. Kedi gibi meraklı. Rakı, roka, bamya, erik seviyor. İstanbul’da yaşıyor ama Ankaracı. 1996’da Müzük adlı dergiyi çıkartan ekipten. Sonrasında Roll mürettebatına katıldı. Mürekkep, Birikim, Milliyet Sanat, Virgül, Bant gibi dergilerde yazıları yayınlandı. Yeni Binyıl, Radikal ve BirGün'ün yazarlarındandı. Ankara’da Radyo Arkadaş’ın kuruluşuna katıldı ve pek çok radyoda programlar yaptı. Şu anda Açık Radyo'da, hafta içi her sabah Şarkılarla Memleket Tarihi adlı programı hazırlıyor ve sunuyor. Pek çok televizyon programının danışmanlığını yaptı, metnini yazdı. 2002 - 2003 yıllarında hazırlayarak sunduğu Kırkbeşlik adlı televizyon programı TRT’de yayımlandı. Kalan Müzik için bir Tülay German albümü (Burçak Tarlası 64 – 87, 2001) derledi, pek çok albüme yazar ve danışman olarak katkıda bulundu. Pop Dedik / Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği (İletişim Yayınları, 2006) ve 100 Şarkıda Memleket Tarihi (Ağaçkakan Yayınları, 2016) adlı iki kitabı, üzerinde çalıştığı pek çok projesi var. Üniversitelerde ve kültür merkezlerinde müzik tarihi üzerine seminerler verdi, veriyor. Düzenli olarak Gazete Duvar, Vatan Kitap ve Kafa’da yazıyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI