Volkan Ağır
Volkan Ağır

Merhaba FIFA, ben Dünya Kupası'na bilet alacaktım...

Cumartesi, 31 Mart, 2018
Rusya'daki kupaya gidebilmek için gazetecilere tanınan akreditasyon süresi tamamlandı. Futbolsever olarak Rusya'da bulunmanın ise hâlâ bir yolu var. Maç biletlerinin satışı devam ediyor. Peki Dünya Kupası'na nasıl gidebiliniyor? Her yolu denedim, bir yolunu buldum Dünya Kupası sırasında Rusya'da bulunmanın. Ama o kadar da kısa yollardan geçmedim .“Yollaaar, uzun uzun yollaaar...”*

Dünya Kupası’na gitmeyi her futbolsever dört yılda bir, kronik olarak hayal eder. Biraz büyük ve cesur bir hayal aslında eğer spor muhabiri değilseniz. Spor muhabirliğinin en güzel yanlarından biri bu tür etkinliklere bilet parası vermeden, stadyumun en güzel yerlerinden birinde size ayrılan bölümden, maç öncesi ve sonrası da futbolcuları yakından görebilme olanağı vermesi. Özellikle de bu nedenle spor muhabiri olan birçok meslektaşım olduğundan eminim. Mesela bu olanağa tav olanlardan biri de benim. Fakat bu olanaktan yararlanmak da göründüğü kadar kolay değil.

‘SARI BASIN KARTINIZ VAR MI?’

Brezilya’daki Dünya Kupası’na akreditasyon yaptırmak konusunda gecikmiştim. Zaten sokaklarda olmanın kıymeti daha fazla olacak diye düşündüğümden çok da dert etmemiştim bunu. Şili’deki Copa America’da 26 maçın 14’ünü basın tribününden izlemek ise büyük keyifti. Rusya’da da akredite bir muhabir olarak bulunmak güzel olabilirdi.

Ocak ayı sonuna kadar akreditasyon yaptırmak gerekliydi. Ocak’ın 20’sinden sonra FIFA’nın internet sitesinde yer alan yönergeye göre, yurtdışında yaşayan, serbest çalışan yabancı muhabir olduğum için, mail atmam gereken adrese gerekli maili attım. 31 Ocak’a kadar cevap gelmedi. Belki de vaktinde attığım mailden adımı listeye alıp daha sonra cevap verirler diye düşündüm. Ancak ses çıkmadı. Şubat ayının başıydı, FIFA’nın merkezini aradım. Jennifer açtı telefonu, durumu anlattım, yoğunluktan sonra şubat sonunu beklememi söyledi.

Mart ayı oldu, ne bir mail var, ne de bir arayan. Tabii ki FIFA’yı aradım. Jennifer’a durumu anlattım. Beni bir görevliye aktardı. Kendisine 31 Ocak’tan önce birden fazla mail attığımı, yurtdışında yaşayan bir gazeteci olduğumu, bu yüzden yönlendirdikleri üzere direkt mail attığımı ve ülke futbol federasyonumun üzerinden başvurmadığımı ilettim. Başvuru süresi dolmadan evvel attığım maillere cevap alamadığımı ve akreditasyon başvurumu neden değerlendirmediklerini sordum. Telefondaki görevli, devletin onayladığı bir basın kartım olup olmadığını sordu. Şaka bir soruydu gerçekten ve sabah sabah güldüm: “Sen Türkiye’de gazeteci/muhabir olmak ne demek biliyor musun?” diye cevapladım ve devam ettim: “O kartı almak için uzun bir süre gazetede sigortalı çalışman lazım. Ayrıca meslektaşlarımı hapse gönderen hükümetin başkanının imzaladığı kartı almama hakkımı da kullanabilirim. Bahsettiğin kart bende yok.” dedim. “O zaman profesyonel değilsiniz” dedi. Müthiş bir profesyonel olduğumu iddia etmiyorum ama 10 yıldır bu işi yapan biri olarak profesyonellik için devlet damgalı kartvizite ihtiyacım varmış FIFA’ya göre onu anladım.

TGS ÜYELİĞİ DE, IFJ KARTI DA TATMİN ETMEDİ

Sarı basın kartımın olmadığını ancak Türkiye Gazeteciler Sendikası’na üye olduğumu ve böylece de Uluslarararsı Gazeteciler Federasyonu (IFJ) kartım olduğunu ilettim. IFJ’yi tanımadığını ve bunu da yeterli bulmadığını söylemem lazım. UEFA Avrupa Ligi Finali’ne giderken izlediğim yolu FIFA kabul etmemekte ısrarlıydı. Konuşmanın sonuna doğru, sahip olduğum belgelerimle FIFA’nın sistemine kaydolabilmek için başvuru yapabileceğimi, o başvuru kabul olursa da Dünya Kupası’na akreditasyonların kapandığını, zaten Türkiye Dünya Kupası’na katılmadığı için ülkeye az kontenjan ayrıldığını, yer kalmadığını ve başka bir FIFA etkinliğine gidebileceğimi söyledi. İçimden büyük bir teşekkür ettim ve kapadım. Serbest bir spor muhabiri iseniz, Dünya Kupası’na akredite olmanız oldukça zor.

RUSYA’YA VİZESİZ GİRİŞ OLANAĞI

Akreditasyon yolları kapanmıştı benden kaynaklanmayan bir hatadan dolayı. Serbest muhabirliğin zorluğunu bir kez daha tecrübe etmiştim. Fakat Dünya Kupası’na gitmenin tek yolu da bu değildi. Bir bilete bakıyordu. Belki de üç bilet demek daha doğru. Biri maç diğeri didiş dönüş uçak bileti elbette. Vize? Gerekli değildi. 2014’teki Sochi Olimpiyat Oyunları’nda ve 2017 Konfederasyonlar Kupası’nda da uygulanan taraftar kimliği sistemi, bu Dünya Kupası için de geçerliydi. Ayrıca şehirlerarası ulaşımda da kolaylık sağlıyordu bu kimlik. Taraftar kimliği için ise bir maç bileti almak yeterliydi. Bilet için ise para.

ÜLKEYE DÖVİZ GİRİŞİ HERKESİN DERDİ

Önce taraftar kimliği alma koşullarını araştırdım. Bileti almadan siteyi iki kere okudum. Taraftar kimliği çıkardığınız anda Rusya’ya 4 Haziran’dan itibaren vizesiz girebiliyorsunuz. Ancak Dünya Kupası sonrasında da 25 Temmuz’a kadar çıkmanız lazım. Kısa süreli vizesiz olarak giriş yapmak mümkün organizasyon sırasında. Üstüne bir de aklıma takılan soruları müşteri hizmetlerindeki Andriy’le konuşarak cevaplandırdım. Bilet fiyatlarına baktım. En ucuz maç biletlerini de buldum. Volgograd’da oynanacak Nijerya-İzlanda mücadelesi 49 Euro’dan başlayan fiyatlarla satıştaydı. Aracı sitelerde böyle öne çıkarılıyordu bazı maçların bilet fiyatları. Gelin görün ki bir sonraki sayfada, ucuz biletlerin sadece Rusya vatandaşlarına ayrılan bölüm olduğu ve Rusya pasaportu taşımayanların bileti alamayacağı yazıyordu. Yabancılara ayrılan bölümdeki en ucuz bileti almaya karar verdim. Gözünüze büyük para, büyük dert ama illa ki bir şekilde bulunabilen bir şey. Onu da ‘melek destekçim’ sayesinde buldum. Kararımı verdim ve bileti aracı siteden aldım. Sıra taraftar kimliği çıkarmaya geldi.

Taraftar kimliği çıkarmak aslında hiç de zor değil. Beyaz fonda çekilmiş bir fotoğraf, pasaport bilgileri, teslim adresi ve biletinizi aldıktan sonra size verilen referans numarası yeterli oluyor. Tüm bilgileri girdim ve referans numarası yerine de aracı siteden aldığım biletteki referans numarasını verdim. Aracı şirket de sonuçta benim yerime alım yaptıktan sonra taraftar kartı için oluşturulan referans numarasını bana iletmiştir diye düşünmüştüm. Girdiğim referans numarasıyla taraftar kartı başvurumu tamamlayamadım. Ve taraftar kimliği çıkarmak için açılan siteden müşteri hizmetlerine telefon açtım. Telefonu yine Andriy açtı.

İKİ KURUM ARASINDA PİNPON TOPU

Yaşadığım sorunu sakince anlattım. Andriy’in aksanlı İngilizcesi ve sakince bekleyişinin sonrasında bana verdiği cevap şu oldu: “Bileti FIFA’nın internet sitesinden almalıydınız. Aracı sitelerden referans numarası alamıyorsunuz.” Hoppala! İkisi de aynı Dünya Kupası değil miydi? Fark neydi? Andriy’e bilgilendirme sitesini iki kere okuduğumu, böyle bir mecburiyete dair bilgi verilmediğini ve kaçırdığım bir yer varsa bana söylemesini anlattım. Bu konuda bana bir satır gösteremedi Andriy ve FIFA’yla konuşmam gerektiğini söyledi. Eksik bilgilendirilmiştim ve ufak bir mağduriyet yaşamaktaydım. Sabah sabah beni hafif bir sinir bastı. Yine de kendimi toparladım ve FIFA’yı aradım.

FIFA’da telefonun diğer ucunda her zaman olduğu gibi yine Jennifer vardı. Kendimi tanıttım, bilet sorunumu ilettim ve beni Emin (ya da ben öyle duydum) isimli bir temsilciye aktardı. Durumu anlattığımda bana bileti FIFA’dan almak zorunda olduğumu, aracı şirketlere inanmanın sorun yaratabileceğini, bunların dolandırıcı şirketler olabileceğini, FIFA’dan izinsiz satış yapılıyor olabileceğini, taraftar kimliği çıkarma konusunda taraftar kimliği organizasyonuyla konuşmam gerektiğini söyledi. Telefonun ucundaki görevli kimle konuştuğunu bilmiyordu tabii ki: “Taraftar kimliği organizasyonu beni FIFA’yla konuşmam için yönlendirdi ve şimdi sen beni geri gönderiyorsun. Bu doğru değil. İkincisi ikiniz ortak çalışıyorsunuz, iki kurum da birbirinden mesul ve ne sizin sitenizde ne de onların sitesinde taraftar kimliği almak için FIFA üzerinden bilet almak zorunludur diye bir bilgi var. Eksik bilgi veriyorsunuz. Bana bir cümle göster bu konuda senden özür dileyeceğim. Aracı şirketlerin bilet satma yetkisi yoksa tüm dünyanın ilgilendiği biletlerin başka yerden satıldığını gören FIFA bu siteleri neden kapattırmıyor? Belki bir FIFA etkinliği değil ama Dünya Buz Hokeyi Turnuvası’na da bu siteden bilet aldım. Sorun olmadı. FIFA Dünya Kupası için bunu söylemeniz doğru değil. Yanlış bilgi veriyorsun. Bilet almadan önce herkesi en ince detayına kadar bilgilendirmek sizin göreviniz.” Bu cümleler 32 dakikalık konuşmamız boyunca birkaç kez tekrarlandı. Karşımdaki kişi de aynı inatla beni bilet alma işlemine yönlendiriyordu. O işlemde referans numarasına ulaşmak mümkündü. Daha fazla detay bilmiyorsa üstlerinden birine ulaşmam için mail adresi istediğimde ise sürekli FIFA’nın sitesindeki iletişim formunu doldurmamı istedi. Bu hamle her zaman telefonun diğer ucundakinin sizi başınızdan atmak istemesi hamlesidir. Kendisine “Infantino’ya mail atarım ben teşekkürler” diyerek telefonu kapadım.

MERHABA JENNIFER, YİNE BEN…

Tekrar FIFA merkezini arayarak, bir kez daha Jennifer’la konuştum. Durumu anlattım ve bana gerçekten dişe dokunur bir mail adresi verdi. Telefonu kapayıp mail atıp atmamak konusunda düşündüm. Bilet fiyatlarına FIFA’nın sitesinden bir kez daha bakmaya karar verdim. Nijerya-İzlanda maçına ödediğim bilet fiyatı kadar başka bir maça bilet bulursam alabilirim diye düşünmeye başladım. O sırada ‘melek destekçimi’ ikna etme turlarındaydım. Yine en ucuz bilet Nijerya-İzlanda maçınaydı. Diğerleri bir üst kategoriydi. Uruguay-Suudi Arabistan maçına biletimi almaya karar verdim. Bilet alım işlemi sırasında gönderim adresimi de biletin gönderileceği tarihlerde Türkiye’de olacağımdan Türkiye’deki adresimi yazdım ve devam tuşuna tıkladım. Karşılaştığım uyarı çok enteresandı! “Operasyonel gerekçelerle seçtiğiniz ülkeye gönderim yapamıyoruz” deniyordu. Yani Türkiye’de yaşıyor ve biletinizi Dünya Kupası’na giderken cebinize koyup belki de kupaya kadar biletle yatıp kalkmak istiyorsanız mümkün değil. Peki bileti nasıl alacaktım ben?

TÜRKİYE’DE YAŞAYAN FUTBOLSEVERİN SUÇU NE?

Yine FIFA’yı aradım. Aynı sabah üçüncü kez Jennifer’la telefondaydım. “Pes ettim ve bilet almaya karar verdim” dediğimde biraz üzüldü Jennifer. Sonra durumu biraz açtım ve “Bugün bana yazmam için çok güzel hikayeler verdiniz sevgili FIFA” dedim. Beni bilet operasyonlarıyla ilgili bilgi veren kişiye aktardı. Neyse ki biletimi Rusya’daki herhangi bir ev sahibi şehirdeki bilet teslim merkezlerinden alabileceğimi öğrendim ve rahat ettim. Daha sonra gönül rahatlığıyla bilet satın alma işlemimi tamamladım.

Şu anda eksik ve geç bilgilendirildiğim için Dünya Kupası’na iki bilet almış oldum. Bunun hâlâ sevinilmesi mi, üzülünmesi mi gereken bir şey olduğundan emin değilim. Fakat ülkeniz Dünya Kupası’na katılamıyorsa, hem muhabir hem de futbolsever olarak organizasyona gitmek bir hayli zorlaşıyor. Yine de bir başka Dünya Kupası’nı yerinde ve stadyumda izlemenin heyecanı beni şimdiden sarmış durumda. Belki de heyecanı arttıran şey tüm zorluklara rağmen başarabilmiş olmaktan geçiyordur. Ama her şey bir yana bana bu güzel hikayeyi verdiğin için çok teşekkür ederim FIFA!

Not: FIFA ve Taraftar Kimliği hakkındaki telefon konuşmalarımı sabah saatlerinde yaptım ki sıra beklemeyeyim. O yüzden her görüşmede sabah sabah sinirlendim. Ayrıca telefon konuşmalarımın çoğu 15 dakikadan fazla sürdü, FIFA’yla ilk görüşmem ise 32 dakika! O yüzden konuşmaları özet geçmeme karşın yazı biraz uzun oldu.

*Hariçten Gazelciler grubunun Yollar isimli şarkısından alıntıyla, grubun vokalisti, Ömür Kılıçaslan’a rahmetle…


Volkan Ağır kimdir?

30 yaşında. 2006 yılından bu yana blog yazıyor. 2008 yılında Cumhuriyet gazetesi Spor Servisi'nde muhabirliğe başladı. O günden bu yana yoğunlukla spor muhabirliği yapıyor. Serbest muhabir olarak 2014 yılında Dünya Kupası'nı Brezilya'da, 2015 yılında Copa America'yı Şili'de takip etti. 2011 yılından bu yana Açık Radyo'da her pazartesi günü 19.30'da Efektifpas isimli spor programını sunuyor. Gazete Duvar'da haftalık, zaman zaman da çeşitli yayınlara özel konularda haberler hazırlıyor. Zaman zaman da kendisine dokunan sosyal ve toplumsal olaylar hakkında da yazıları ve haberleri çeşitli medyalarda yayınlanıyor. 2016 Ekim ayından bu yana Almanya'da Köln'de yaşıyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI