Kaç bin taco verelim?

Perşembe, 29 Mart, 2018
Tecoman şimdi ise Meksika’nın şiddet rekortmeni. Bunun manası her gün ortalama 80-85 kişinin öldüğü Meksika’da, günlük öldürme oranını ikiye, üçe katlaması. 70-80 bin kişilik, bu küçük kasabada aylık bir milyon dolarlık uyuşturucu parası döndüğüne dair haberler çıkıyor şimdi.

Taco, Meksika’nın her köşesinde vardı. Dükkanları filan demiyorum köşe başlarında, üstü kapalı seyyar satıcılar, eski bizim köfteciler gibi ve taco, küçük mısır ekmeği, ufak, daire, biraz kalınca lavaş gibi ama ufak biraz, tezgahta ne varsa koydurabiliyorsunuz, ince dilimlenmiş domuz kaburgası eti, biftek yine domuz ya da varsa koyun, dana eti, biraz ince, çok ince dilimlenmiş biber, domates ve kişniş eklenmiş üstüne, ayrıca acı ne kadar koymak isterseniz. Elinize aldığınızda dikkatli olmak lazım biraz tam ağzınıza atarken kenarından dökülebilir biraz, eh dürüm kadar büyük olmadığından daha zor sarmak ve dürümde de akabilir zaten, bir tanesi çok ucuzdur genellikle ama bir tane yeyip de doyan hayatımda hiç görmedim, biraz acı ekletince bir de gece çok içmişken ama sadece gece değil mesela işkembe çorbası gibi, gündüz de oldukça yaygın taco yemek ve bira için isterseniz yanında tekila da olabilir ama biz de içildiği gibi değil, koca bir portakal suyu bardağına oldukça çok, çarpmasın diye çok taco yemeli, çok taco yendiği için çok içmeli, Hawking’in anlattığı kütleçekim gibi bazen birbirlerini götürüyorlar ya da bazen nihayetinde bir spagetti gibi karadelik içine emiliyorsunuz ki bunun kabahati daha çok tekilanın, taco çok masum, belki biraz göbek ama tadı damağında kalır insanın ve açım bunu yazarken farkındasınız değil mi?

 

Tecoman, Pasifik kıyısında çok küçük bir kasabaydı ve çok sıcak oluyordu yazın. İki Adana üstüne bir Urfa kadar. Klima yoktu kaldığımız evde. Gece yatarken buzdolabı kapağını açarak serinlemeye çalışıyorduk. Buzdolabı da dayanamayıp hemen terliyordu. Acı yemek bu yüzden iyiydi. Nedenini bilmiyorum. Bütün sıcak yerlerde yaşayanlar acı yiyorlar diye böyle söylüyorum. Okyanus dalgaları bile sıcaktı. Büyük ama biraz tatsız balıkları vardı. Hafta sonu çıktığımız balıktan, muz toplamaktan, limon ve Hindistan cevizi fiyatlarının düşmesinden konuşuyorduk genellikle. Buzlu bardaklara ‘lime’ sıkıp tekila içiyorduk ve biraz acı kırmızı biber da konuyordu istersen. Cuma ve cumartesi akşamları diskoteklerde dans ederken, kim en çok soyunacak çılgınlığı yaşanıyordu en fazla. Tekila lime da durduğu gibi durmuyordu ve kazanana da Tekila armağan ediliyordu. Gece, en sonuna kadar soyunan kadını, bir gün sonra eczanede çalışırken ya da balık lokantasında kasada otururken görüyordun ya da eğer gitsek, pazar kilise ayininde…

Tecoman şimdi ise Meksika’nın şiddet rekortmeni. Bunun manası her gün ortalama 80-85 kişinin öldüğü Meksika’da, günlük öldürme oranını ikiye, üçe katlaması. 70-80 bin kişilik, bu küçük kasabada aylık bir milyon dolarlık uyuşturucu parası döndüğüne dair haberler çıkıyor şimdi. Çetelerin esas işi uyuşturucu olsa da başka alanlarda da koşturuyorlar. Bunlardan adam kaçırma ve fidye, Meksika’nın geleneksel suç faaliyetlerindendi zaten. Eğer yolun kenarında bir haç görürseniz çok muhtemel kaçırılmış ve orada öldürülmüş birisini anmak için dikilmiştir ve en az peyzaj ağaçları kadar haçla süslüdür yollar.

 

Bu fidye işi, eskiden beri çok zengin ailelerin korkulu rüyasıydı ama geçtiğimiz aylarda bu ekonomi, küçük yatırımcıların katılımıyla tabana yayıldı. Zenginlerden alıp kendilerine veren, bireysel eşitlikçi eylem, fidye, zengin ve yoksul ayırımı da yapmıyor artık. Her çete kendi boyunda iş yaparken bunlardan birkaç tanesi taco’cuları da kaçırıp fidye istemeye başladı. Yani köşedeki köfte ekmek satan adamı, midyeciyi ya da pilavcıyı, kaçırıp fidye istemek gibi bir şey bu.

Yani sadece devletlerin değil, çetenin de, mafyanın da suyu çıktı. Benim neyim var, niye kaçırsınlar ki diyerek şarkı söyleyerek dolaştığım Meksika’da, taco yemek bile haram…

Ve kim bilir kaç taco fidye istenmiştir… Acılı…

YAZARIN DİĞER YAZILARI