Cinsel şiddeti meşrulaştıran devlet

Çarşamba, 14 Şubat, 2018
Sadece İhsan Şenocak değil tacizi normal, haklı, gerekli gören insanlık ve din dışı zihniyet aklanıp, yeniden vaaz kürsüne oturtuldu. Bizim ülkede, bizim mahallede cinsel şiddet, devletin, hukukun ve dindar algının koruması altında.

Bizim devlet, Diyanet İşleri Başkanlığı kararıyla cinsel şiddeti meşrulaştırdı. Hatta meşrulaştırmanın bile ötesine geçerek din adamı kisvesiyle vaaz kürsülerinden, tacizcilerin kışkırtılmasını onayladı. İhsan Şenocak için verilen göreve iade kararının meali böyle.

4 Ekim 2017 tarihli yazıyla değindiğim İhsan Şenocak vakasından söz ediyorum. Evet başlı başına bir vaka haline geldi hoca efendi. Cinsel tacizi, dini açıdan haklı bir eylemmiş gibi görüp gösteren o çirkin sözlere sadece kadınlar itiraz etti. Dindar camianın erkekleri, kısm-ı azamıyla destekledi bu zatı. Hatta bir ay sonraki başka bir yazımda belirttiğim gibi hak savunucusu olarak şöhret bulmuş dindar erkekler bile:

“Ancak demokrat ve hak savunucusu kimlikle ön plana çıkan “ağır abiler” bile malum zatın ve sair hacı hoca takımının, kadını ikincil görüp hatta nesneleştiren sözlerini ayrımcılık ve nefret söylemi değil ifade hürriyeti kapsamında değerlendirecek denli içselleştirmiş haldeler, kadın karşıtlığını”. Hak ve adalet söylemleriyle öne çıkanların dahi “makyaj yapıp liseye, pantolon giyip üniversiteye giden kızların arkasına delikanlıların takılmasını” normal gösterip teşvik ederek, liseye, üniversiteye giden kızları, cinsel obje gibi sunan İhsan Şenocak için görevine iade edilsin kampanyalarına katıldığı herkesin malumu.

“Arkasına takılmak” sözünün açıkça taciz manası taşıdığını görmezden gelen pek çok kampanya yürütüldü. Açığa alınıp, üç aylık soruşturmadan sonra görevine iade edildi. Taciz kışkırtıcılığının tekrar kürsüye çıkışı zafer gibi duyuruldu:

“Tesettür ayetlerini okuyan İlmi ve Fikri Araştırmaları Merkezi (İFAM) Kurucusu İlahiyatçı Dr. İhsan Şenocak’a linç kampanyası başlatılmıştı. Bunun üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı, İhsan Şenocak’ı Samsun Aşıkkutlu Eğitim Merkezi’ndeki görevinden açığa almıştı. Yeni Akit’in haberine göre; yaklaşık üç ay sonra yanlıştan dönen Diyanetin Şenocak’ı görevine iade ettiği öğrenildi.”

Hangi ayet kadınların arkasına takılmayı över, sorusu da gelmedi akıllarına. Hangi ayet “delikanlı” tabirinin içerdiği tüm manalarla birlikte düşünülünce tacizi haklı ve gerekli göstermektedir, desek cevap vermezler. Verecek cevapları yok ama zaten cevaplamaya ihtiyaçları da yok. Zira tüm hukuk mekanizmalarıyla birlikte devlet onların yanında. Soruşturuldu ve aklandı. Sadece İhsan Şenocak değil tacizi normal, haklı, gerekli gören insanlık ve din dışı zihniyet aklanıp, yeniden vaaz kürsüne oturtuldu. Bizim ülkede, bizim mahallede cinsel şiddet, devletin, hukukun ve dindar algının koruması altında.

Amerika’da bir vaiz, çok ünlü bir vaiz kadınların istismar şikayeti üzerine, cemaati tarafından vaaz vermekten men edilebiliyor. Ancak o vaiz Nouman Ali Khan, Türkiye’de rahatlıkla imza günü düzenleyebiliyor. Tacizi övüp, tacizcileri “delikanlılar” övgüsüyle kışkırtan bir vaizi devlet, hukuki süreçten geçirip aklayarak görevine iade ederse Timaş ve D&R da bir başkasını itirazlara rağmen ağırlar elbet. Balık baştan kokuyor işte. Sivil toplumca yürütülen kampanya sayesinde ve muhtemelen cemaat merkezinin de itirazıyla, Nouman Ali Khan’ın Haliç Kongre merkezinde vereceği konferansın iptali ise böyle bir ortamda hem çok önemli hem çok kıymetli.

 


Berrin Sönmez kimdir?

1960 Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünde okudu. Öğrencilik yıllarında Maliye Bakanlığı'nda çalışıp mezuniyet sonrası Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nde araştırma görevlisi olarak akademiye geçiş yaptı. Halkevi üzerine yaptığı doktora tezini sağlık nedeniyle yarım bırakarak üniversiteden ayrılıp çeşitli orta okul ve liselerde tarih öğretmenliği yaptı. Yaklaşık beş yıl sonra önce okutman sonra öğretim görevlisi olarak tekrar akademiye döndü. Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisiyken yakalandığı 28 Şubat sürecinde ve bu defa isteği dışında üniversiteden bir kere daha ayrıldı. Sözleşmesinin haksız olarak yenilenmeyişine itiraz ederek açtığı idari dava, dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağlı yargısının pervasızca verdiği “rektörün takdir yetkisi” gerekçesiyle reddedildiği için emekli oldu. Dört-beş yıl çeşitli kurum ve konumlara demir atarak geçirdiği çalışma hayatı sonrası kendisini ilk defa gerçekten ait hissettiği tek yer olan Başkent Kadın Platformu Derneği üyesidir. Sivil toplum alanında kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunusuyla gönüllü çalışmayı sürdüren feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI