Rus basınında geçen hafta: Zeytin Dalı'ndan en çok kim zarar görecek?

Cumartesi, 27 Ocak, 2018
Eho Moskvı radyosu, bugün Afrin’de Suriye savaşına katılan adeta bütün güçlerin doğrudan veya dolaylı bir şekilde karşı karşıya geldiğini belirtirken “Zeytin Dalı”nın Moskova’yı vurduğunu öne sürdü. Gazeta.ru ise “Zeytin Dalı”ndan en çok zarar görenin, başta ABD olmak üzere Batı olacağını ifade etti.

Geçen hafta Afrin’e odaklanan Rus basını bölgedeki gelişmeleri şöyle gördü:

Moskovskiy Komsomolets gazetesi: Rusya, ABD ve İran, IŞİD gibi örgütlere karşı kazanılan zaferlerle haklı olarak övünürken Türkiye de Afrin’e girmekle “terörist unsurlara karşı” ün kazanmaya çalıştı. Bununla beraber uzun bir operasyonu kaldıramayacak Türkiye, kısa zamanda zafer ilan edebilir. Öte yandan “Zeytin Dalı”nın daha çok göstermelik nitelikte olduğunu anlayan Kürtler, çok sert direniş göstermiyor.

Gazeta.ru: “Zeytin Dalı”ndan en çok zarar gören, başta ABD olmak üzere Batı olacak. Ankara ile eşgüdümlü faaliyet gösteren Rusya aynı zamanda Şam rejimini güçlendirmeye çalışıyor. Bu açıdan ancak Esad’ın ordusu İdlib ve Halep’te ilerledikten sonra TSK’nin Afrin’e girişi manidar.

Gazeteye konuşan Rusya Dış İşleri Konseyi Koordinatörü Ruslan Mamedov, TSK ve kontrol ettiği grupların Afrin’in tamamına hakim olmayacağını tahmin etti. Mamedov’a göre “Türklerle Kürtler birbirini zayıflatırken, TSK’yi destekleyen gruplar, Afrin Kürtlerine odaklandığı için Esad’ın ordusu İdlib’te ilerlemeye devam ediyor.

Eho Moskvı radyosu, “Zeytin Dalı”nın Moskova’yı vurduğunu öne sürdü. Bugün Afrin’de Suriye savaşına katılan adeta bütün güçler doğrudan veya dolaylı bir şekilde karşı karşıya geldi. Ankara ile ilişkilere özen gösteren Moskova’yı “Türkiye’ye yeşil ışık yakmakla” suçlayan Kürtler, Amerika’dan da destek göremedi. Ne var ki Erdoğan’ın kulak vermediği Washington, Afrin ile ilgilendiğini hiçbir zaman dile getirmedi. TSK’nin operasyonu sonucunda büyük ihtimalle Afrin, Türkiye yanlısı muhalif grupların bir üssü haline gelecek.

Radyo, “Esad’a karşı savaşan gruplar Soçi’de yapılması planlanan Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’ni görmezlikten gelirken YPG’nin kongreye bakışı da değişebilir. Yani Soçi’de sadece çoktan anlaşmaya varılan ve Şam’ın desteklediği muhaliflerle mi anlaşmaya çalışılacak?” diye sordu.

REGNUM ajansı: Kendi çıkarları uğruna Rusya’yı Türkiye ile karşı karşıya getirmeye çalışan Afrin Kürtlerine bir tepki olan “Zeytin Dalı”nın katalizatörü, kuşkusuz Amerika’nın 30 binlik Kürt-Arap ordusu kurma açıklaması idi. Sonuçta mevzilerinde Rus bayraklarını açan Afrin Kürtleri “bizimkilerden değil” ve Rusların onlar için kan dökmesinin gereği yok. Bunun yerine Türkiye ile, “sen Afrin’e gir, Esad İdlib’te ilerlesin” konusunda anlaşma yaptık. ABD’nin kontrolündeki Kürtler zaten Suriye’nin doğusunda petrol yataklarını ele geçirdi. Bu sorun da çözülmeyi bekliyor.
Ajans, “bizim olmayan delikanlılarla” Türkler uğraşsın, biz onlara yardım edelim. İleride “bizim delikanlılarla” sorun yaşarsak Türkler bizi destekleyecek. Ne de olsa Suriye’de ortak düşmanımız var, ifadelerini kullandı.

EADaily ajansına konuşan Ermenistan Bilimler Akademisi Şarkiyat Enstitüsü başkanı Ruben Safrastyan, Türklerin Afrin operasyonunun temelinde “büyük pazarlık” yattığını iddia etti. Safrastyan’a göre bundan önce Kürtleri destekleyen Amerika, “stratejik partneri” Türkiye’yi tercih ederek YPG’yi sattı. Harekatın sadece Kürtlere yönelik olacağı konusunda Moskova’yı ikna eden Türkiye,buna karşılık Esad’ın “İdlib’i temizlemesini” kabul etti. Safrastyan’a göre “Zeytin dalı”, Rusya ve Amerika “dur” deyinceye dek sürecek.

Nezavisimaya gazetesi, Afrin harekatına razı olan Moskova’nın, gerginlik tırmanışını “geleneksel olarak” Washington’a yüklediğini yazdı. Kremlin’e göre YPG’ye “kontrolsüz biçimde” yapılan silah sevkiyatı Türkiye’yi harekete geçirdi. “Öyleyse Rus askerleri ve Türkiye yanlısı muhaliflerin gözü neredeydi?” diye soran gazete, Afrin’in hemen hemen her taraftan Türk askerleri ve onlara bağlı muhaliflerce çevrili bir bölge olduğunu, hava sahasının da Türkiye veya Şam’ın sorumluluk alanı olduğunu hatırlattı. Gazete “Demek Türkiye ve Suriye silah getiren Amerikan uçaklarına uzun süre izin mi veriyordu?” diye sordu.

Öte yandan gazeteye konuşan emekli albay Aleksandr Ovçinnikov, Afrin’deki gelişmeleri 2014 yılında Doğu Ukrayna’da yaşananlara benzetti. Kendisine göre Afrin’de YPG’ye karşı, daha çok Türkiye yanlısı gruplar savaşırken TSK “ikinci dalga” oluşturuyor. Zamanında aynı şekilde Doğu Ukrayna’da daha çok Rusya yanlısı paramiliter birlikler savaştı. Afrin harekatının, dünya devletleri Türkiye ve belki de Moskova’ya karşı yaptırım uygulayıncaya dek devam edeceğini iddia eden Ovçinnikov, 2014’te Moskova’ya karşı yaptırım uygulanır uygulanmaz Doğu Ukrayna’da savaşın aniden bittiğini ve müzakereye gidildiğini hatırlattı.

Kommersant gazetesi, Afrin operasyonunun bölgeyi çok ciddi bir krizin eşiğine getirdiğini öne sürdü. Bu yeni savaş çabuk bitmezse Türkiye’nin “anahtar müttefiği” ABD ile arası iyice açılır. Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’ne Kürtlerin katılımını isteyen Moskova’nın, Ankara’nın harekatını kınamadığına dikkat çeken gazete, 18 Ocak’ta Moskova’da Hulusi Akar ve Hakan Fidan’ın yaptığı toplantı hakkında elde ettiği bilgi paylaştı. Moskova’nın özellikle operasyonun sınırlı olmasına dair talebine cevaben Türk tarafı “sadece Afrin’e gireceğiz, oradaki teröristleri temizleyeceğiz” diye güvence vermişti.

Gazeteye konuşan ve Erdoğan’ın açısından Kürtlere karşı yapılan operasyonun “can damarı” olduğunu iddia eden Strateji ve Teknoloji Analiz Merkezi Başkanı Ruslan Puhov, Rusya’nın “Türkiye ile daha çok yakınlaşma ve Suriye Ulusal Diyalog Kongresi konusunda daha çok destek görme karşılığı Afrin’i Ankara’ya teslim ettiğini” tahmin etti.

Rojava’nın Şam arasında tarafsızlık ilişkilerini sürdüğünü, IŞİD’e karşı savaşan YPG’nin ABD ve Rusya’dan askeri destek gördüğünü, Moskova’da senelerce “Rojava’nın gayriresmi diplomatik temsilciliğinin” faaliyet gösterdiğini hatırlatan Novaya gazetesi, Suriyeli Kürtlerin devletleşmesini Ankara’nın ve şahsen Erdoğan’ın kesinlikle kabul edemeyeceğini yazdı. Ne var ki YPG birlikleri Rakka’da savaşır ve Deyr ez-Zor’a doğru ilerlerken Türk tarafı Kürtlerin siyasallaşmasına katlanmak zorundaydı.

Sözde “Halifelik” tehlikesi ortadan kalkınca Erdoğan fiilen sabrının tükendiğini ilan etti. Bunu önceden bildiği için dıştan destek arayışına giren Rojava Kürtleri, Suriye’nin doğusuna binlerce Amerikan askeri, Afrin’e ise Rus askerlerini davet etmişti. O zaman “Fırat Kalkanı” operasyonunu Menbic ile noktalamayı planlayan Türkiye, adı geçen şehirde Amerikan askerlerini bulunca durmak zorunda kaldı, Rus askerlerini barındıran Afrin’e de giremedi.

Gazetenin deyişiyle bu sefer Rus askerleri Afrin’den çekilerek Türk tanklarına yol açtı, ABD ile yapılan anlaşma uyarınca Afrin hava sahasını kontrol eden Rus uçakları, yerini Türk jetlerine bıraktı. Suriye ordusunun kapsamlı İdlib operasyonunu dikkate alırsak “takas” yapıldığını göreceğiz.

ÖSO’nun düzenli taarruz yapma kabiliyeti zayıf olduğu için bundan sonra TSK ağırlığını ortaya koymak zorunda olabilir. Bunun sonucunda Türkiye’nin uluslararası izolasyonla, hatta yaptırımlarla karşı karşıya kalma ihtimali yüksek. Gazete, “Bu da Rusya’nın işine gelecek. Zaten Türkiye’nin “geleneksel” Batılı müttefiklerinden uzaklaştırılması, Çanakkale ve İstanbul boğazlarının “dostça kontrol altına alınması Rusya’nın köklü rüyası değil mi? diye yazdı.

Vzglyad.ru sitesi, YPG’den gelen kınamalara cevaben Rusya’nın Kürtleri “satmadığını” belirtti. Defalarca Kürtlerden Suriye’nin içinde kalmasını, Türkiye’yi provoke etmemesini, Amerika’nın (gayriresmi olsa da) bağımsızlık vaatlerine inanmamasını istediklerini belirten Vzglyad.ru sitesi “Aziz Kürt arkadaşlarımız, Rusya’nın sayesinde kazanabileceğiniz sınırlı otonomi ile yetinin. Bunun şansı hâlâ mevcut, ama bu şansı da yitirebilirsiniz” diye yazdı. Gazete ayrıca “Erdoğan’ın askeri operasyonunun” uzun sürmeyeceğini, çünkü Ankara, Moskova, Tahran ve Şam’ın bunu istemeyeceğini öne sürdü.


Andrey İsaev kimdir?

Moskova Devlet Üniversitesi Türkoloji Bölümü'nden mezun. Rusya Bilim Akademisi Şarkiyat Enstitüsü ile Kazan Devlet Üniversitesi'nde çalıştı. Toplam 17 yıl çeşitli görevlerde Türkiye’de bulundu, Çin ve Hindistan’da çalıştı. Gazetecilik, araştırmacılık ve çevirmenlik yapıyor. RS FM radyosu kurucularından ve ilk genel müdürü.“Eski Çağ Türkiye tarihi” ve “Hint-Avrupa Mitolojisi: bir inceleme denemesi” adlı kitapları var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI