Volkan Ağır
Volkan Ağır

Brezilyalılar'dan Robinho yorumu: Allah razı olsun Türkiye'den!

Cumartesi, 27 Ocak, 2018
İtalya'da yargılandığı tecavüz davasında suçlu bulunup ceza alan ancak cezadan adeta kaçarak Türkiye'ye transfer olan, altyapısından çıktığı Santos'ta parladığı dönemde yeni 'Pele' olarak anılan Robinho'yu Brezilyalılara sordum, ortak fikirleri şu: Bizden uzak olsun…

Brezilyalı futbolcu Robinho, A.C. Milan’da oynadığı dönemde 2013 yılında beş erkekle birlikte, bir kadına tecavüz ettiği iddiasıyla uzun zamandır yargılanmaktaydı. Sivasspor’a transferinden hemen önce ise İtalyan mahkemeleri Kasım 2017’de Robinho’yu çete halinde, bir kadına tecavüz etmekten suçlu buldu. Robinho’nun avukatı, futbolcunun ne kadar suçsuz olduğunu, olay sırasında orada olmadığını ve verilen karara itiraz edeceklerini söylese de elimizdeki son hukuki veri, Robinho’nun tecavüzden suçlu bulunduğu. Nedense de apar topar bir şekilde Robinho bu kararın ardından Türkiye’ye transfer oldu. Kadına karşı şiddet vakalarının, özellikle de taciz ve tecavüz olaylarının çokça yaşandığı Türkiye’de, tecavüz suçlusu bir futbolcunun transferi de tartışma yarattı. Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nin açıklaması dışında açıkçası bir tek Hıncal Uluç’un bu konudan bahsettiğini duydum. Neredeyse tüm dünya ortaya çıkan taciz ve tecavüz vakaları nedeniyle çalkalanırken davası görülmüş, itiraz hakkı olsa da, cezası verilmiş bir futbolcunun Türkiye’de bulunacak olmasına karşı görüş bildiren pek olmadı.

Böylesine bir davadan sonra Robinho’nun kariyerine ülkesinde değil de Türkiye’de devam etme kararının nedeni sadece para olamaz diye düşündüm açıkçası. Zira Çin’e gidip gelmiş, paranın kokusunu ciğerlerine çekmiş bir futbolcu Robinho. Çin’den sonra Santos’a değil de Atletico Mineiro’ya transfer olmasının ardından Santos taraftarlarının, Santos’un Kral Pele Antrenman Tesisleri’nin duvarlarında yer alan Robinho çiziminin üstüne boya atması da, parayı tercih etmiş olmasına gösterilen tepki nedeniyleydi. Peki Brezilya’da neden devam etmedi kariyerine? Cezasının açıklanmasının ardından hukuki gerekçeler de neden olmuş olabilir muhakkak. Ancak Robinho’nun başrollerinden biri olduğu bu tecavüz davası sonrası, popülaritesi ve saygınlığı oldukça azalmış durumda Brezilya’da. Bu konuda ulaşıp görüşlerini aldığım üç kişinin düşüncelerini olduğu gibi, yorumsuz bir şekilde aktarayım.

“SENİ TAKIMIMDA İSTEMİYORUM ROBINHO”

 

Jamille Bullé – Feminist aktivist, spor muhabiri – Rio de Janeiro

“Tecavüz ve cinsel şiddet davaları Brezilya’da futbolcuların çokça içinde yer aldığı üzücü bir gerçeklik. Gerçeği söylemek gerekirse, bu Brezilya toplumunda kadınların mücadalesini verdiği de bir şey. İstatistiklere göre 2016 yılında günde, 11 dakikada 1 olmak üzere 135 tecavüz olayı ve günde 12 kadın cinayeti işlendi. Genel olarak da ne toplum ne de hukuki merciler bu olayları ciddiye alıyor. PEC 181 adında bir kanun tasarısı konuşuluyor şu anda. Yani kadının tecavüz mağduru olduğu olaylarda ve fetüsün mağdurun yaşamını tehlikeye soktuğu anlarda bile, kürtajı suç olarak kabul etmek hakkında bir yasa bu. Brezilya’da şu anda bu konuda büyük bir kutuplaşma var. Feminist hareket geçen son 4-5 yılda Brezilya’da yükselişte. Fakat özellikle radikal sağ destekçileri, kadın haklarını gereksiz ya da abartılı buluyorlar. Futbolda tabii ki seksizm daha yüksek seviyede yaşanıyor. Bu spor kadınlara ait olan bir spor olarak görülmüyor. Buna karşı mücadele eden bazı gruplar var ancak bunun kültürümüzden çıkarıp atılması çok zor. Robinho’nun davasında, Atletico Mineiro’ya transfer olduğu dönemde, Robinho sanki İtalyan mahkemelerince cezaya çarptırılmamış, önemli hiçbir şey yapmamış gibi davranan insanların varlığından mutsuz birçok gazeteci ve feminist taraftar vardı. Robinho’nun transferi sürecinde Atletico Mineiro dışında başka takımlar da vardı onunla ilgilenen ve medyanın büyük bir kısmı tarafından hiç sorgulanmadı bile. Bu tutum sadece Brezilya’da değil dünyanın büyük bir bölümünde tecavüzün nasıl da normalleştirildiğini gösteriyor. Ne olursa olsun bunu kabul etmeyen kadınların varlığını görmek, gelecekte yaşanacak bu tür olayların daha da ciddiye alınacağına dair bana umut veriyor.

Carlos Eduardo Alves – Esporte Interativo Santos Muhabiri

“Santos’un büyük bir taraftarı olarak Robinho, Elano (eski Galatasaraylı futbolcu), Diego (eski Fenerbahçeli futbolu) ve Renato’nun yer aldığı 2002 jenerasyonuna her zaman müteşekkirim. O takım, Santos’un 18 yıllık büyük kupa kazanma hasretini sonlandırmıştı. Bütün bu hayranlığımın yanında, tecavüz suçundan suçlu bulunmuş (ilk sonuca göre) olan Robinho’nun Santos’a dönmesini destekleyemem. Bu Santos’u destekleyen bütün kadınlara saygısızlık olur. Böyle bir suçu işlemiş futbolcuyu takıma getirmek de takımın saygınlığına büyük zarar getirir. Eğer Robinho, İtalyan mahkemelerinde kendini savunur ve masumiyetini ispatlarsa tekrar Santos’ta Robinho’yu görmek isteyebilirim, çünkü o Santos’un tarihindeki önemli oyuncuların biri. O zamana kadar tüm hizmetlerin için teşekkürler Robinho, ama seni takımımda istemiyorum.”

“ROBINHO’DAN NEFRET EDİYORUM”

Son olarak da çok yakından tanıdığım, (Türkiye’deyken evlilik teklifi aldığı güne şahitlik edecek kadar yakın) Sao Paulo tribünlerinde de pankart ve koreografi organizasyonlarında önemli roller alan isminin gizli kalmasını isteyen kadın bir taraftar arkadaşımın söylediklerini ileteyim: “Robinho’dan nefret ediyorum. Neredeyse Türkiye’den önce Sao Paulo takımına transfer olacaktı fakat başkan davadan dolayı vazgeçti. Cezası konusunda tam olarak ne olacağını bilmiyorum. Fakat eğer takımım onu transfer etmiş olsaydı taraftar olarak fazla bir şey yapamazdım. Ayrıca davadan önce de, sonra da hiçbir zaman takımımda olmasını istemedim. Kötü karaktere sahip olduğunu düşünüyorum. Tanrı’ya şükürler olsun ki Türkiye bize bir iyilik yaptı ve onu alıp götürdü.”

Brezilya’da futbol kültürünün en gelişkin olduğu yerleşim yerleri, Rio de Janeiro, Sao Paulo ve Santos’tan üç farklı kişinin ülke futbol tarihinin en önemli futbolcularından biri olan Robinho hakkında düşünceleri bu yönde. Artık istenmeyen adamlardan biri kendi ülkesinde. Ve fakat Türkiye’de şu an manşetleri süslüyor.

TRANSFER EDİLEN KARAKTERDİR DE

Sivasspor, Roberto Carlos ve Cicinho’dan sonra bir başka Real Madrid ve Brezilya milli takım forması giymiş olan, parladığı dönemde yeni ‘Pele’ olarak nam salan Robinho’yu transfer ederek aslında büyük bir iş yaptı. Fakat bir futbolcuyu transfer etmek sadece onun sportif kariyerini ve yeteneklerini transfer etmek değildir. Bir takım bir futbolcuyu takımına kattığında, geçmişinde yaptıklarıyla birlikte bir karakter de transfer eder. (Şenol Güneş’in Mario Balotelli’yi istememesindeki en büyük gerekçe karakteriydi.) Ve bir futbolcunun transferini sadece futbolculuk geçmişiyle ve yetenekleriyle değerlendirme yolunu seçmek de, etliye sütlüye karışmamaktır. Nasıl ki Menotti “Sadece futboldan anlayan başka hiçbir şeyden anlamaz” demişse, bir futbolcuyu sadece futbolculuk yetenekleriyle değerlendirmek de aslında hiçbir şeyi değerlendirmemektir bir yandan.

NE OLURSAN OL GELME!

ABD Jimnastik Takımı antrenörünün cinsel taciz suçundan 175 yıl hapis cezasına çarptırıldığı günlerde tecavüzden suçlu bulunmuş bir futbolcuya ülkesinde kapatılan kapıları Türkiye açmış durumda şu anda. Zaten, tecavüz davalarından kravat takıp hakim karşısına çıkarak iyi halden(!) yırtılabilen bir ülkede başka türlü bir şey olması da beklenemezdi. Eh Robinho da “Merhaba Gardaş” diyerek sempatisini kazandı tüm yiğidoların.

Süper Lig bu transferle daha süper bir hale geldi yorumlarına da katılmamak elde değil. Ne kadar açık gönüllü bir lig olduğunu da bir kez daha kanıtlamış oldu. Otobüs şoförüne saldırana, milli takım arkadaşına kampta silah çekene, kendinden yaşça büyük gazeteciye saldırana, işini yapmaya çalışan emekçi muhabiri darp edene, mekan basana, her türlü savaş çığırtkanlığının yapana, ülkeyi akademisyenlerin kanıyla yıkayacağını açıkça söylemekten bir gıdım çekinmeyen organize suç örgütüne tribünlerinden selam gönderene adeta “Ne olursan ol gel” diyebilecek kadar açık gönüllü bir Süper Lig’e sahip olduğumuz için bence kıvanmalıyız! Mevlana Celaleddin Rumi’nin, “Gel, gel ne olursan ol gel” dizesi sanırım daha kötü bir şekilde yorumlanamazdı. O yüzden bazen Ceylan Ertem’in şarkısındaki gibi “Ne olursan ol gelme” demesini de bilmek gerek…


Volkan Ağır kimdir?

30 yaşında. 2006 yılından bu yana blog yazıyor. 2008 yılında Cumhuriyet gazetesi Spor Servisi'nde muhabirliğe başladı. O günden bu yana yoğunlukla spor muhabirliği yapıyor. Serbest muhabir olarak 2014 yılında Dünya Kupası'nı Brezilya'da, 2015 yılında Copa America'yı Şili'de takip etti. 2011 yılından bu yana Açık Radyo'da her pazartesi günü 19.30'da Efektifpas isimli spor programını sunuyor. Gazete Duvar'da haftalık, zaman zaman da çeşitli yayınlara özel konularda haberler hazırlıyor. Zaman zaman da kendisine dokunan sosyal ve toplumsal olaylar hakkında da yazıları ve haberleri çeşitli medyalarda yayınlanıyor. 2016 Ekim ayından bu yana Almanya'da Köln'de yaşıyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI