Temaşa ve muhabbetin ıssızlığı

Pazar, 7 Ocak, 2018
Şanslıyım, ikisini de mutlu oldukları ortamlarda gördüm: Münir Özkul’u sahnede izledim, Aydın Boysan’la rakı içtim. 45 yıllık hayatıma sığdırdığım iki şahane mutluluk –ki ömre bedel!

Issız kaldılar çünkü onları güçlendiren iki büyük isim artık yok. 2017’yi uğurlarken art arda gelen kötü haberler bizi canımızdan bezdirmiş, “yeter” deme raddesine getirmişti. Yakınımızda yaşanan kayıpların üzerine bir dönem Vatan Kitap’ta editörlüğümü yapmış arkadaşım Buket Aşçı Gürel’in aramızdan ayrılışı, yılı tatsız uğurlamamıza sebep oldu. 2018 güzel başladı, “her şeyin üzerini çizdik, yeni bir başlangıç yaptık” dedik ama o da umutlarımızı boşa çıkarttı. Daha 5’inci gününde aldığımız iki kayıp haberi, yılın bütün neşesini bir anda aldı. Önce Münir Özkul gitti, sonra Aydın Boysan. Aralarında bir saat bile yok. Yaş derseniz, neredeyse birbirine denk. Biri bizi bizden alan şahane karakterlerin yaratıcısı, diğeri muhabbetiyle hepimizi ortamdan ortama sürükleyen bir söz üstadı. Öyle böyle değil: Sadece rakı içmeyi değil ondan zevk almayı bize öğreten, ritüellerini tatlı tatlı anlatan, yaptığı yolculuklarda gördüklerini rakı masalarında bizimle paylaşan bir dev. Şanslıyım, ikisini de mutlu oldukları ortamlarda gördüm: Münir Özkul’u sahnede izledim, Aydın Boysan’la rakı içtim. 45 yıllık hayatıma sığdırdığım iki şahane mutluluk –ki ömre bedel!

Münir Özkul’un hafızamızdaki yeri büyük: “Mavi Boncuk”un sinemadan emekli Baba Yaşar’ı, “Bizim Aile”nin Yaşar Usta’sı, “Neşeli Günler”in inatçı turşucusu Kâzım ve daha niceleri onunla var oldu… “Edi ile Büdü”nün Edi’si, komik filmlerin İbiş’i, ‘50’li yılların başında başlayan sinema serüveninde Dörtduvar Ahmet’ten Tencere Münir’e, Deli Yunus’tan Polim Hüseyin’e, Sansar Nuri’den Çarliston Ziya’ya 200’den fazla karaktere can verdi. Burada kalmadı, “Gelinin Muradı”nda Fikret Hakan’ı, “Adsız Cengaver”de Nubar Terziyan’ı, “Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler”de Cevat Kurtuluş’u seslendirdi, “Süt Kardeşler”de reji asistanlığı yaptı. Hepsi bir yana, hepimiz onu tek bir rolle sevdik aslında: Mahmut Hoca ya da Hababam öğrencileri arasında anılan adıyla Kel Mahmut. Kim olduğunu anlatmaya gerek var mı?

Temaşa sanatının kavuklusu. Dümbüllü İsmail’den devraldığı Kel Hasan’ın kavuğunu Ferhan Şensoy’a devretmesi tesadüf değil. Amansız hastalığı öncesinde ömrünü uzatan son hamlelerden biri, Ortaoyuncular kadrosunu onurlandırarak “Soyut Padişah”, “İstanbul’u Satıyorum” ve “Yorgun Matador”da oynaması. Sahnede izledim dediğim, bu. Her üç oyunda da harikalar yaratan, “Yorgun Matador”da kendini aşan Özkul’u, çocukluğumda İzmir Fuarı’nda Adile Naşit’le birlikte aynı sahnede görmüş, yıllar sonra Ortaoyuncular sahnesinde ellerim patlarcasına alkışlamıştım.

Zaman zaman zamansız “öldü” haberleriyle gündeme gelen Münir Özkul, 2010 yılında, İstanbul’da yapılan Uluslararası Mizah Festivali kapsamında düzenlenen etkinliklerden biri vesilesiyle konuşulmuştu: Evinin önüne yürüyen hayranları ona selam sarkıtmış, karşılığını bir gülümsemeyle almıştı. Cihangir Parkı’nda başlayan, Savoy Pastanesi’nin orada sonlanan yürüyüşe Vedat Özdemiroğlu, Mehmet Esen, Metin Üstündağ gibi isimler katılmış, kızı Güner Özkul’un da eklenmesiyle bir basın açıklaması yapılmış ve Münir Usta, eşi Umman Hanım’ın yardımıyla oraya gelen dostlarını, öğrencilerini, sevenlerini camdan selamlamıştı. Bir anlamda Hababam Sınıfı filminin sonundaki sahne gerçek olmuştu…

Münir Özkul bahsi uzar. Acısı çok taze. Üzerine daha çok konuşulacak belli ki… Benimki, küçük bir selam yazısı olsun. Bu kez müziksiz olsun ama… Kimi zaman insanın içinden şarkılardan söz etmek gelmiyor. Şüphesiz şarkılar her derde deva ama bu kez böyle olsun. Bahsi kapatmadan, Kurtuluş Özyazıcı tarafından hazırlanan bir kitabı anayım: Ankara Sinema Derneği’nin Dost Kitabevi Yayınları ile işbirliği sonucu 2005 yılında piyasaya verilen “Aktör Dediğin Nedir ki? / Münir Özkul Kitabı” Sadece incelemeler değil tanıklıklar da var içinde… Ayşegül Yüksel’den Halit Akçatepe’ye, Sezer Sezin’den Zeynep Oral’a uzanan kalabalık ve tanıdık yazar kadrosu, Münir Özkul’la temas eden yazılarında memleketin tiyatro, sinema ortamlarına bakıyor, bir anlamda kültür – sanat haritasını da çıkartıyor. Bunun yanına, ustanın sahnedeki 55’inci yılı için hazırlanan 26 sayfalık küçük kitapçığı da eklemek isterim lakin onu bulmak çok zor. Yine de aramaya değer.

Bahsini açtığımda kapatamayacağım bir diğer isim, gidişiyle hepimizi üzen Aydın Boysan. Mutluyum, tanıma şerefine nail oldum. Bir gün uzun uzun anlatırım belki ama şimdilik oğlu Burak’ın cumartesi sabahı “sayılarla analım” diyerek sosyal medya hesapları üzerinden paylaştığı notu anmakla yetineyim: “97 yaşındaydı, 2016’da aramızdan ayrılan annemle 67 sene evli kaldılar, 73 yıllık mimardı.”

Yazının sonunda kadehimi, bize demlenmeyi öğreten şahane insan için kaldırıyorum. Elbette sahnede ve beyazperdede canlandırdıklarıyla bizi bambaşka diyarlara götüren ustayı unutmadan… Bir günde iki kayıp çok ağır. “Bu son olsun” deme şansımız yok maalesef ama en azından bu gibi acıları uzun süre yaşamayacağımız bir dönem dileyebiliriz. Kim bilir, belki olur?


Murat Meriç kimdir?

1972’de doğdu. Çanakkale ve İzmit’te okudu. Ankara’da kimya mühendisliği eğitimi alırken, dinlediği müziğin tarihine merak saldı ve oradan ilerledi. Kendini bildi bileli plak topluyor; okuyor, dinliyor, dinlediklerini yazıyor, sevdiklerini çalıyor. Kedi gibi meraklı. Rakı, roka, bamya, erik seviyor. İstanbul’da yaşıyor ama Ankaracı. 1996’da Müzük adlı dergiyi çıkartan ekipten. Sonrasında Roll mürettebatına katıldı. Mürekkep, Birikim, Milliyet Sanat, Virgül, Bant gibi dergilerde yazıları yayınlandı. Yeni Binyıl, Radikal ve BirGün'ün yazarlarındandı. Ankara’da Radyo Arkadaş’ın kuruluşuna katıldı ve pek çok radyoda programlar yaptı. Şu anda Açık Radyo'da, hafta içi her sabah Şarkılarla Memleket Tarihi adlı programı hazırlıyor ve sunuyor. Pek çok televizyon programının danışmanlığını yaptı, metnini yazdı. 2002 - 2003 yıllarında hazırlayarak sunduğu Kırkbeşlik adlı televizyon programı TRT’de yayımlandı. Kalan Müzik için bir Tülay German albümü (Burçak Tarlası 64 – 87, 2001) derledi, pek çok albüme yazar ve danışman olarak katkıda bulundu. Pop Dedik / Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği (İletişim Yayınları, 2006) ve 100 Şarkıda Memleket Tarihi (Ağaçkakan Yayınları, 2016) adlı iki kitabı, üzerinde çalıştığı pek çok projesi var. Üniversitelerde ve kültür merkezlerinde müzik tarihi üzerine seminerler verdi, veriyor. Düzenli olarak Gazete Duvar, Vatan Kitap ve Kafa’da yazıyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI