Selim Temo
Selim Temo
  • stemo@gazeteduvar.com.tr

Ara toplam - I

Çarşamba, 3 Ocak, 2018
Gazete Duvar bizden. Sahip ve editörlerinin büro çalışanları ve yazarlarına çay yapıp getirdikleri bir gazete.

Yarın burada yazmaya başlama, cumartesi ise üniversiteden ihraç edilmemin birinci yılı doluyor. Bu hafta şu bir yıllık yazma sürecini nasıl gördüğümü yazayım. Herkes beni eleştiriyor, benim neyim eksik, ben de kendimi eleştireyim diyorum. Gelecek hafta ihraçtan sonraki süreçte olan biteni yazayım. Ondan sonraki haftaya ise Ahmed Arif’in unutulmuş bir mektubu var.

Önce birkaç düzelti yapmam lazım. “Hakkâri’de Bir Mevsim” filmi için Macit Koper’in senaryosu demişim, ama (Ferit Edgü ile birlikte) Onat Kutlar’ınmış. Ataol Behramoğlu’nun İsmet Özel’le ilgili ilk yazısı “Militan” dergisinin ikinci sayısında çıktı demişim, on birinci sayı imiş. Octavio Paz’ın “Yalnızlık Dolambacı”ndaki lümpenleri “maço” diye hatırlıyormuşum, meğer “paçuko”ymuş. “Sıfır Bir” dizisinde Toros araba var demişim, oysa TX imiş. Okan Akbulut, Enes Ateş ve Mustafa İzgi zarif mektuplarla kusurlarımı gösterdiler. Var olsunlar.

Böylesi yanlışlıklara bir sürü mazeret bulunabilir; yoğunluk, sık yazma, öyle hatırlama vb. Bu mazeretler kusurunu kabul etmeme anlamına da gelebilir. Böylece şu allame kılıklı personaya bir şey olmaz.

Kusurdan oluşan biri olduğumu düşünüyorum. Ancak verdiğim resim nasıl bir resimse Kerem Kamoğlu şöyle yazmış: “Selim Temo’nun Türkçe dersi verecek yerde, Kürtçe yazması ve Boğaz’a nazır restoranlardan uzak durması gerekmez miydi?”  Tövbe, o restoranların neye benzediğini bilmem. Mardin’in 13 Mart Mahallesi’ndeki evimin kütüphanesinde bir kitap ayracı olarak yaşıyorum. Yusuf Karagöz ise, “Beyaz Kürd” ve “devletin Kürdoloji koridorlarında kasıla kasıla yürüyen” demiş. Devlet Kürdolojisi’nde çalışmadım, ona direndim, bu yüzden devlet Kürdologları bana altı yıl boyunca mobbing’in kralını yaşattılar, boyun eğmedim, ama dara düştüklerinde ilk ben koştum; buna Kürtçede “xîret” derler. “Beyaz Kürd” ifadesine ise hiç ilişmeyeyim.

Edebiyat her durumda sözünü söyler ama Türkçe yazıyor olmak, 10 yıldır Kürtçe edebiyat yapan benim için çelişkili bir durum, doğrudur. Kürtçe bir blog açtım ve bu blog Newroz’la birlikte bir dergiye dönüşecek. Ama bunun yeterli olduğundan emin değilim. İçimde sürekli biçimde kendi kendisiyle çelişen birinin yankısı var. 10 yıl önce, Frankfurt Kitap Fuarı’nda bu meyanda bir şeyler söylemiştim.

Gazete Duvar bizden. Sahip ve editörlerinin, büro çalışanları ve yazarlarına çay yapıp getirdikleri bir gazete. Boyozu otlu peynirle yiyen bu tuhaf insanlar, yekûnu bölüşürken kendilerini hep unutuyorlar. Bu güneşli sofradaki yerim çok rahat. Bloga ise daha tam anlamıyla yayına başlamadan günlük 4-5 bin ziyaret var, ama Kürtçeye internet reklamları verilmediği için maddî bir getirisi yok. Oraya reklam veren birileri olursa Kürtçeye daha fazla zaman ayırabilirim. Tabii sermayedar Kürtlerin Kürtçeye zırnık koklatmalarını beklemek ham hayaldir. Server’ların Kürtçeye reklam vermesini büyük bir kampanya ile sağlamak daha gerçekçi bir yol. Kürtçe bloglar çok okunuyor. Her biri birer gazete gibi. Şurada yaklaşık 100 tanesi var).

Zor günler. İnsanın üstüne üstüne saldıran bir faşizm. Kimse diz çökmüş değil, sokakları serinletecek bir nehir büyüyor kuytularda. Ama ne demişti Charles Dobzynski, “Auschwitz, Mon Amour” şiirinde, Aytekin Karaçoban’ın çevirisiyle: “Artık gelmek zorunda olan her şeyin / Bir eksiği olacak her zaman!” Elbette sonu muhteşem olacak, ama yerin altındaki ölümüzü koruyamayacak yere kadar geldik. Tekrar edeyim, artık zalime de üzülecek kadar hümanist değilim.

Dobzynski’nin sözünü ettiği o gelmek zorunda olan günün eksikleri çok olacak. Ama o gün için söz biriktirmek durumundayız. Bu söz, o gün de diyecek sözümüz olacak. O zaman sözü devreder, sessizce yürüyüp bir ölünün içine gömülürüz.


Selim Temo kimdir?

27 Nisan 1972’de Batman’ın Mêrîna köyünde doğdu.2000 yılında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Etnoloji Bölümü’nden mezun oldu. 1997’de Yaşar Nabi Nayır Şiir Ödülü, 1998’de Halkevleri Roman Ödülü’ne değer görüldü. Yüksek lisansını (“Cemal Süreya Şiirinde Bedenin Yazınsallaşması”) ve doktorasını (“Türk Şiirinde Taşra: 1859-1959”) Bilkent Üniversitesi Türk Edebiyatı Bölümü’nde tamamladı. 2009’da Mardin Artuklu Üniversitesi’nde yardımcı doçent olarak çalışmaya başladı. 2011’de, Exeter Üniversitesi’ndeki (İngiltere) Centre for Kurdish Studies’de konuk hocalık yaptı. Hrant Dink Vakfı tarafından “dünyada, geleceğe dair umudu çoğaltan kişiler”den biri sayılarak “2011’in Işıkları” arasında gösterildi. Radikal gazetesinde başladığı köşe yazarlığına (Kasım 2013-Kasım 2014), Ocak 2017’den beridir Gazete Duvar’da devam ediyor. Dört Türkçe iki Kürtçe şiir kitabı, bir romanı, iki antolojisi, 12 çocuk kitabı, yedi roman-öykü çevirisi, iki şiir kitabı çevirisi, bir çevrimyazısı, bir gazete yazıları ve iki edebiyat kuramı kitabı yayımlandı. 6 Ocak 2017’deki 679 sayılı KHK ile üniversiteden ihraç edildi. Amed’de yaşıyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI