2017’yi uğurlarken…

Pazar, 31 Aralık, 2017
2017 kimilerine göre güzel geçti, kimilerine göre vasat bir yıldı. İlk etapta akla gelenlere bakarsak, hiç de fena değil. 2017, umarım bu performansı daha da ileri bir yere getirir. Memleket ahvali göz önünde bulundurulduğunda bu biraz zor ama olsun, müzik, her derde deva.

Âdettendir, her yılın sonunda o yıla dönüp bakılır ve küçük değerlendirmeler yapılır, bilanço çıkartılır. Herkes kendi tarafından yapar bunu, biri diğerini tutmaz. Dahası, bugün yaptığınız değerlendirmeye yarın baktığınızda, hoşlanmayacağınız şeyler görürsünüz ya da “keşke şunu da görseymişim” diyebilirsiniz. Bu kadar “hareketli” bir durum bu. Yine de kimse bundan vazgeçmez, “yılın” her şeyi yıl sonunda bir anda önünüze yığılır.

Ben de payıma düşeni yapıyorum elbette: Yılın sonuna doğru gazeteler, dergiler, internet siteleri art arda yıl içinde en çok dinlediğim albümleri ve yaratıcılarını soruyor. Albümsüz müzisyenler, müzisyensiz albümler derken her yılın sonunda ortaya iyi – kötü bir bilanço çıkıyor. Geçtiğimiz günlerde, büyük gazetelerimizden birinden aradılar, “yılın en iyi beş albümünü”nü sordular. Kendimce bir cevap verdim. Oradan başlayayım, ilerleyeyim… Başlamadan önce şunun altını çizeyim ama: Bu, benim gözümden, yılın son haftasında ve hızla yapılmış bir değerlendirme. Şüphesiz unuttuklarım, görmediklerim, görmek istemediklerim vardır. Bu gözle okunursa, sevinirim. Eksikleri nasılsa tamamlanır.

2017 yılının kazancı konusunda pek çok arkadaşımla hemfikirim: Ezhel. Dipten ve derinden geldi, beslendiklerini sokaklara taşıdı, oradan kendine bir yol açtı ve birikimini ana artere taşıdı. Yıllar önce, Gençlerbirliği’nin 90’ıncı yıl kutlamaları sırasında yolumuz kesişmişti: Ankara’da, 19 Mayıs Stadyumu’nun ortasında Gençlerbirliği için yaptığı şarkıyı [“Kırmızı – kara / Burası Ankara”] söylemişti, ben de çaldığım şarkılarla ortamı şenlendirmiştim. O gün, buluşmamıza vesile olan Hakan Kaynar, (o dönemki adıyla) Ais Ezhel’e dikkatimi çekmişti. Sonrasında attığı adımları izledim, yaptıklarını takip ettim. Hiç şaşırtmadı. 2017 yılının ortalarında önce yeni şarkısı “Alo” çalındı kulağıma, sonra albümü “Müptezhel”, ortama bomba gibi düştü. Sözü uzatmayayım, Ezhel, 2017 yılının tartışmasız şampiyonu. Bu yıl en çok dinlediğim şarkı “Alo”, “Şehrimin Tadı” ve “Benim Derdim”, kulaklığımda susmayan albüm ise “Müptezhel”. Tarihe böyle geçsin.

Ezhel bir yana, yılın albümü olarak kenara ayırdığım, Taner Öngür’ün yıllardır beklediğimiz çalışması “Elektrik Gramofon”. Hakkındaki hislerimi daha önce bu sayfalarda yazdım, tekrarlamayayım. Şunu söyleyeyim: Sayesinde nice rakı gecesine eski Türkiye’nin kayıp şarkıları eşlik etti. Tantana Records tarafından piyasaya verilen bu plak, son zamanlarda yapılmış en iyi işlerden. Taner Öngür ve grubu 43.75 sizi tadına doyulmaz bir yolculuğa çıkartıyor. Yılın değil, yılların albümü..

Yine bu sayfalarda uzun uzun anlattığım Erkan Oğur & İsmail Hakkı Demircioğlu albümü “Bilinmeyenle Karşılaşmak” ve Kardeş Türküler işi “Yol”, yıllar süren hasretimizi dindirdi; sayelerinde yılın ikinci yarısı daha güzel geçti. İlk yarıda önümüze düşenler arasında kenara ayırdığım, Senem Demircioğlu ve İklim Tamkan imzasını taşıyan “İlk Atlas”. Yıllar sonra bir gün dönüp 2017 yılına baktığımızda bu albümleri göreceğiz ve yüzümüzde kocaman bir gülümseme belirecek.

Hasretimizi dindiren ekiplerden biri Vega, diğeri Kesmeşeker… 2017, yıllar yıllar sonra yeni bir Vega albümünü bize getirdi: “Delinin Yıldızı”. Kesmeşeker ise geçtiğimiz hafta “Kadıköy”ü çıkarttı, etkisini 2018’e taşıdı. Ceylan Ertem’in uzaklarda dostlarıyla kaydettiği “Yine de Amin”, sahnede ona eşlik eden dostu Cenk Erdoğan’ın yanına Mehmet İkiz’i alarak yaptığı muazzam “Lahza” ve Büyük Ev Ablukada şahanesi “Fırtınayt”, geçtiğimiz yılı güzelleştiren albümler arasında. Bahsi geçen isimleri Bozcaada’daki Tamirane buluşmasında dinlemiş olmam, yılın kazancı. O buluşmada sahne alanlar arasında bulunan Gaye Su Akyol ise, 2016’nın son haftalarında piyasaya verdiği albümü “Hologram İmparatorluğu” ile 2017’ye damgasını vuran isimlerden. Bir dönem, Seni Görmem İmkansız’daki yoldaşı, kadim dostu Tuğçe Şenoğul ise bu yılın son deminde bir son dakika golü attı, beklediğimiz solo albüm “Gölgelerine”yi yayımladı. “Kaptan”la daha çıkmadan sevdiğimiz albüm, “Onun Karanlık Huyları”yla bizi can evimizden vurdu. Tuğçe’nin adını, 2018 yılında çok duyacağız; şimdiden bir kenara yazın.

Yerçekimi, “Daha Uzak”la duyduğum, şimdiden müptelası olduğum topluluklardan. ‘90’lı yılların “karanlık” ortamını bugüne taşımışlar, dinlediğiniz anda sizi oraya ışınlıyorlar. Uzun gecelerinize eşlik etmek üzere kuytuda bekleyen albüm başta tuhaf bir sıkışmışlık hissi yaratıyor ama aldırmayın: İlk tedirginlik sonrası yol şahaneleşiyor. Kendinizi bırakın, yeter.

Hip-hop camiası bu yıl hareketliydi. Dikkati o cenaha çekmemize sebep olan tek isim Ezhel değil: Ağaçkakan ve Tahribat-ı İsyan, 2017’den yarına kalacak olanlar. Sulukuleli Tahribat-ı İsyan, çok zamandır alıcılarımı çevirdiğim bir topluluktu. Kendi kitlelerini yaratmışlardı ama bu yıl, biraz da onları “keşfeden” Kenan Doğulu sayesinde daha geniş kitlelere ulaştılar. Doğulu, sadece onların prodüktörlüğünü yapmadı, “Aşk Oyunu”ndan “Ex Aşkım”a uzanan şarkılarına “jazzy” dokunuşlar getirdiği albümü “İhtimaller”le adından söz ettirdi.

Daldan dala konuyorum ama Kalben ve Mabel Matiz’den söz etmenin tam sırası zira “pop” ortamı, onlarla hareketlendi. Kendi adını taşıyan albümüyle 2016 başlarında dikkatleri üzerine çeken genç Kalben, ikinci albümü “Sonsuza Kadar”ı geçtiğimiz haftalarda çıkardı ama şimdiden yılın en çok satan/dinlenen albümleri arasında. Mabel Matiz, yeni bir albüm yapmadı ama yaz sonuna doğru yayımladığı yeni şarkısı “Ya Bu İşler Ne” ile bir anda her yeri ele geçirdi ve şarkı gibi renkli klibi de konuşuldu. Geçtiğimiz yıldan kalan şarkılar arasında en özellerden biri bu.

2017, BaBa ZuLa’nın 20’nci yılıydı. Topluluk, bu yılı, sürprizli duble albüm “XX” ile taçlandırdı. Önümüzdeki yıl, Moğollar’ın 50’nci yılı. Sürprizleri şubat başında başlayacak, yıl boyu sürecek, hazırlıklı olun. “Baba”lardan söz etmişken, bu yıl yeniden gündeme gelen üç ismi anmak elzem: Memlekete punk’ı getiren Tünay Akdeniz, elektronikleriyle harikalar yaratan Gökçen Kaynatan ve bir dönem “Gençlik ile Elele” ile büyük sükse yapan Mustafa Özkent… Özkent, yeni albümü “Funk Anatolia”yı yılın son ayına yetiştirdi. Gökçen Kaynatan’ın eski çalışmaları İngiltere’de bol sürprizli bir plak içinde toplandı, Tünay Akdeniz ise “The Godfather of Turkish Punk” lakabını kendisine kazandıran şarkıları bir plakta bir araya getirdi. Başka âlemlere akmak istiyorsanız, bu paragrafta söz ettiklerim, tam size göre.

Yılın başlarında kavuştuğumuz Gevende albümü “Kırınardı”, Cevdet Erek’in oya gibi işlediği “Davul”, Selen Gülün’ün dokunuşuyla oluşan “Kadınlar Matinesi”, Çağıl Kaya’nın “Şimdilik Her Şey Yolunda” başlıklı albümü, Banu Kanıbelli imzalı “Yer Gök”, Şevket Akıncı’nın “Escher Chronicles”ı ve MadenÖktemErsönmez işi “MöE”, 2017’de alıcısını bulan albümler ama insan şu cümleyi kurmadan edemiyor: Keşke daha çok dinlenselerdi. Alper Maral ve Serdar Ateşer’li Konjo albümü için de aynı şeyi söylemek mümkün. Meraklısına ulaştı ama daha çok insanın ilgisini hak ediyor. 2017’nin kıyıda kalmış işlerinden; ıskalansın istemem.

Flört’ten The Ringo Jets’e, Neyse’den Kim ki O’ya, Bubituzak’tan Son Feci Bisiklet’e uzanan pek çok topluluk, 2017 içinde dinlenesi albümler yaptı. Nilipek, “Döngü”yü yıl bitmeden bize ulaştırdı ama etkisi önümüzdeki yıl hissedilecek. Mehmet Güreli’nin “Zamboni Sokağı”, onu özleyenler için birebir. Pentagram’ın “ekibi topluyoruz” diyerek yola koyulduğu “Akustik” ise, uzun zamandır hasretini çektiğimiz bir tınıyı bize ulaştırdı.

Ana arterde görünenler arasında en çok dinlenenler Sezen Aksu, Tarkan ve Sıla oldu. Sezen Aksu artık konser vermiyor ama Tarkan ve Sıla, geçtiğimiz yıl konserleriyle de ortalığı salladı. Yıl içinde kaybettiğimiz Harun Kolçak’ın arkadaşlarıyla seslendirdiği “Çeyrek Asır”lık şarkılar ve arkadaşlarıyla bir araya gelen bur başka isim olan Tuna Kiremitçi’nin yılın hemen başında piyasaya verilen albümünde seslendirdikleri, pek çok insana ulaştı.

2017 kimilerine göre güzel geçti, kimilerine göre vasat bir yıldı. İlk etapta akla gelenlere bakarsak, hiç de fena değil. 2017, umarım bu performansı daha da ileri bir yere getirir. Memleket ahvali göz önünde bulundurulduğunda bu biraz zor ama olsun, müzik, her derde deva. Yazının sonunu, bir Mazhar Fuat Özkan şarkısıyla getireyim. 2017 ortalarında yeni albümlerini yayımlayan topluluk, uzun zamandır onlardan duymak istediklerimizi bize söyledi. Yılın son yazısı, “Kendi Kendine” başlıklı bu albümde yer alan “Emin misin?” ile bitsin: “Bırakalım bu Facebook – WhatsApp’ı / Gel seninle gezelim / Sarhoş gibi geçiyor günlerim / Ben seninim sen benim // Vazgeçemezsin vazgeçmem / Savrulmuşuz birbirimize / İşlemişsin içime / Ben seni silemem…”

2018 hepimize güzel ve barış dolu günler getirsin, kulağımızdan müzik eksik olmasın. Yeni yıldan dileğim bu.


Murat Meriç kimdir?

1972’de doğdu. Çanakkale ve İzmit’te okudu. Ankara’da kimya mühendisliği eğitimi alırken, dinlediği müziğin tarihine merak saldı ve oradan ilerledi. Kendini bildi bileli plak topluyor; okuyor, dinliyor, dinlediklerini yazıyor, sevdiklerini çalıyor. Kedi gibi meraklı. Rakı, roka, bamya, erik seviyor. İstanbul’da yaşıyor ama Ankaracı. 1996’da Müzük adlı dergiyi çıkartan ekipten. Sonrasında Roll mürettebatına katıldı. Mürekkep, Birikim, Milliyet Sanat, Virgül, Bant gibi dergilerde yazıları yayınlandı. Yeni Binyıl, Radikal ve BirGün'ün yazarlarındandı. Ankara’da Radyo Arkadaş’ın kuruluşuna katıldı ve pek çok radyoda programlar yaptı. Şu anda Açık Radyo'da, hafta içi her sabah Şarkılarla Memleket Tarihi adlı programı hazırlıyor ve sunuyor. Pek çok televizyon programının danışmanlığını yaptı, metnini yazdı. 2002 - 2003 yıllarında hazırlayarak sunduğu Kırkbeşlik adlı televizyon programı TRT’de yayımlandı. Kalan Müzik için bir Tülay German albümü (Burçak Tarlası 64 – 87, 2001) derledi, pek çok albüme yazar ve danışman olarak katkıda bulundu. Pop Dedik / Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği (İletişim Yayınları, 2006) ve 100 Şarkıda Memleket Tarihi (Ağaçkakan Yayınları, 2016) adlı iki kitabı, üzerinde çalıştığı pek çok projesi var. Üniversitelerde ve kültür merkezlerinde müzik tarihi üzerine seminerler verdi, veriyor. Düzenli olarak Gazete Duvar, Vatan Kitap ve Kafa’da yazıyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI