Onur Salman
Onur Salman

Froome nefes aldı ama ya spor?

Pazar, 17 Aralık, 2017
Türkiye’de astıma rağmen başarılı olan sporcu yok sanmayın. Şahika Encümen var mesela. Türkiye ve dünya rekorlarının sahibi bir serbest dalış sporcusu. Küçüklüğünden beri astım hastası. Gördüğü tedavi hastalığının bir nebze olsun gerilemesini sağlasa da ailesinin bütün koruma çabalarına karşın düzenli bir şekilde dalması asıl terapi oldu onun için. O tedavisini suların altında buldu belki de.

Astımlı bir sporcu, adil yarışmakla doping yapmak arasındaki ince bir çizgide gider. YA WADA’nın sunduğu sınırlar içinde kalırsınız ya da karanlık tarafa geçersiniz. Görünen o ki Froome ikinci yolu seçmiş. Astımı kötüleştiği için dozu kendi ifadesiyle sınırlar içinde WEDA’ya göre sınırların iki katı arttırmış. Britanyalı bisikletçi dar zamanda nefes almayı başarmış ama spor ve sporseverleri düşünen var mı?

Dünya üzerinde 300 milyondan fazla kişi ilgilendiren astım, bir kez daha spor dünyasını sarstı. Bilimsel olarak ‘hava yollarının daralması ile nefes almayı güçleştiren ve ataklar halinde yaşam boyu devam eden bir hastalık’ olarak tanımlayabileceğimiz astım, basitçe bireylerde nefes almayı zorlaştırıyor. Herkesin aşina olduğu astım ilacı ise o sıkıntıyı gidermenin en iyi yolu olarak tüm dünyada kullanılıyor.

Peki, nefes almayı sıkıntıya sokan bir hastalıkla spor nasıl bir araya geliyor? Şöyle ki dünya üzerinde birçok sporcu astım hastalığına karşın spor yapmaya devam edip profesyonel olarak sporcu olmayı başardı. Zaten uzmanlar da kontrol altına alındığı müddetçe, astım hastalarının spor yapmasında herhangi bir beis görmediklerini defaten açıklıyorlar. Golf gibi sakin sporlar astım hastası çocuklara önerilirken şaşırtıcı şekilde futbol, beysbol, jimnastik gibi spor dalları da astımlı hastaların yönlendirilebileceği disiplinler olarak ifade ediliyor uzmanlar tarafından.

BİSİKLET UYGUN DEĞİL!

Kış sporlarının, bisikletin, maratonun ise astım hastaları için çok tavsiye edilen sporlar olmadığını da belirtmek lazım. Ancak tavsiye edilmemesi yapılmadığı anlamına gelmiyor.

Hadi daha somut örneklerle gidelim.  Bilimselden hayata doğru kayalım. Tüm dünyanın bildiği, namı Amerika’dan Avrupa’ya, Asya’dan Afrika’ya yayılmış olan David Beckham. Çocukluğundan beri astım hastalığı ile uğraşması, onun neredeyse 40’lı yaşlarına kadar aktif futbol oynamasının önünde engel olamadı. Ya da astım, Beckham’ın 92 jenerasyonundan takım arkadaşı Paul Scholes’un evinde oturmasına da neden olamadı. İngiliz oyuncu 21 yaşında astım hastası olduğunu öğrendi. Ama bu duruma karşın o da aynı Becks gibi 40’lı yaşlarına merdiven dayadığında bile takımının en çok koşan oyuncularından biriydi.

Futboldan çıkıp basketbola hem de NBA’e gittiğimizde de durum farklı değil. Michael Jordan’lı Chicago Bull’un en renkli simalarından biri olan, beş parmağında 5 şampiyonluk yüzüğü bulunan Dennis Rodman da astım hastası. Dünyanın en yorucu spor liginde 9 defa All-Star olan Dominique Wilkins gibi.

Ya kadın tenisinin gelmiş geçmiş en büyük oyuncularından biri olarak addedilen Justin Henin’den bahsedeyim dilerseniz. Astım hastalığı nedeniyle, her zaman çok dikkatli davranan Belçikalı raket, kentin hava kirliliği nedeniyle 2007 yılında Çin Açık Tenis Turnuvası’na katılmamayı tercih etmişti mesela. Ancak bu hastalık, Henin’in dünyanın 1 numarası olmasına engel olamadı.

ŞAHİKA’NIN TERAPİSİ SU

Türkiye’de astıma rağmen başarılı olan sporcu yok sanmayın. Şahika Encümen var mesela. Türkiye ve dünya rekorlarının sahibi bir serbest dalış sporcusu. Küçüklüğünden beri astım hastası. Gördüğü tedavi hastalığının bir nebze olsun gerilemesini sağlasa da ailesinin bütün koruma çabalarına karşın düzenli bir şekilde dalması asıl terapi oldu onun için. O tedavisini suların altında buldu belki de.

Az önce yazdım ya aslında maraton ve kış sporları astım hastalarına tavsiye edilmez ama bu yapılmadığı anlamına gelmiyor diye. Buna kanıtım da geçen hafta anne olduktan sonra ulaştığı müthiş başarı ile bu satırların konuğu olan Paula Radcliffe. Çünkü o da bir astım hastası. Gençken bir antrenman sırasında astım hastası olduğunu öğrendi ancak bu onu hedefe giden yoldan döndüremedi. Dünyanın en elit maratonlarında gelen şampiyonluklar, dünya rekorları. Bilimsel tavsiyenin aksine Radcliffe, maratonda çok büyük başarıları astımına karşın elde etti.

Karın üstünde, ayağında kayaklarıyla bir sürat teknesini andıran Norveçli kadın kayaklı koşucu Marit Bjoergen ve kayaklarını ayağına taktığında uçuşa geçen Avusturyalı kayakla atlama sporcusu Gregor Schlierenzauer’e ne demeli. Astım onları da durduramadı. Bjoergen’in 6’sı altın 10 Olimpiyat, 18’i altın 26 Dünya Şampiyonası madalyası var. Schlierenzauer’in ise biri altın 4 Olimpiyat, 10’u altın 17 Dünya Şampiyonası madalyası var.

FROOME KARANLIK TARAFA GEÇTİ

Yani astım spor yapmaya aslında engel olan bir hastalık değil. Ancak sporu adil yapmaya zaman zaman engel olduğu bir gerçek. Çünkü astım ilaçlarının muhteviyatı dozundan fazla kullanıldığında performans arttırıcı olarak görülüyor. Örneğin astım ilacı ‘efedrin’in, sprinterlerde depara tepki süresini kısaltarak harekete geçişini çabuklaştırdığı ifade edilir. Astımın spor yapmaya engel olmasıyla dopingli sayılmak arasında incecik bir çizgi var. O çizgi de bir sporcu olarak kullandığınız astım ilacını ve dozunu bildirmekten geçer. Eğer bunu yaparsanız o çizginin aydınlık tarafında kalırsınız. Ama Chris Froome gibi bir üst seviyeye geçip karanlık tarafa da adım atabilirsiniz.

Konu uzun olunca yazı da uzadı farkındayım ama mevzumuz derin. Dünyanın en çok bilinen yol bisikleti yarışı olan Fransa Bisiklet Turu’nda 4 kez şampiyon olup sarı mayoyu kazanan, son İtalya Bisiklet Turu nam-ı diğer Giro d’Italia’da zafere ulaşan ilk Britanyalı unvanına sahip olan Froome’un bu turda verdiği numunelerde yasaklı madde olduğunun açıklanması, astım ve doping arasındaki diyaloğu da yeniden gündeme getirdi.

BJOERGEN DE SUÇLANMIŞTI

Daha önce kayaklı koşunun ‘kraliçesi’ olan Marit Bjoergen hakkında da böyle bir iddia ortaya atılmıştı. 2010 yılında Vancouver’da düzenlenen Kış Olimpiyat Oyunları’nda 3 altın madalyayı boynuna geçiren Norveçli sporcu için rakibesi Polonyalı Justina Kovalczyk doping iddiasında bulunmuştu. Kovalczyk, rakibesinin aldığı astım ilaçlarının WADA listesinde olduğunu ve Bjoergen’in performansını arttırdığını iddia etmişti. Yapılan incelemeler sonrasında Norveçli yıldızın aldığı dozun WADA sınırları içerisinde kaldığı ortaya çıkmış, Polonyalı sporcu da kendisinden özür dilemişti.

Şimdi de benzer bir durum Chris Froome için geçerli. UCI, Froome’dan, bu seneki İspanya Bisiklet Turu devam edilirken alınan numunenin pozitif çıktığını, sebebin ise ‘salbutamol’ maddesini içeren nefes açıcı bir ilaç olduğunu açıkladı. 32 yaşındaki sporcu ise takımı Sky’ın internet sitesinden bir açıklama yayımladı. Froome, “Bilindiği gibi astım hastasıyım ve kuralların bilincindeyim. İzin verilen sınırda olmak koşuluyla nefes açıcı ilaç kullanıyorum. İspanya Bisiklet Turu’nda astımım daha da kötüleşti. Ben de takım doktorunun tavsiyesiyle salbutamol dozajını artırdım. İzin verilen dozu aşmamak için her zamanki gibi azami dikkati gösterdim. Bisiklet sporundaki lider rolümü çok ciddiye alıyorum. Tahlil sonuçlarını incelemek, kesinlikle UCI’nın hakkıdır. Ben ve takımım gereken her bilgiyi sunmaya hazırız” ifadelerini kullandı.

2 BİSİKLETÇİ CEZA ALDI

Lakin bisiklet ve salbutamol ilişkisinde yıllar genelde WADA’yı haklı çıkardı. İtalyan Diego Ulissi 2014’te 9 ay, Alessandro Petacchi 2007’de bu maddenin dozajı nedeniyle 12 ay ceza almışlardı. Sevgili arkadaşım Berkem Ceylan’ın da sosyal medyasında haklı bir şekilde belirttiği üzere kayaklı koşunun önemli isimlerinden biri olan Martin Johnsrud Sundby de 2016’da numunesinde salbutamolun belirlenen sınırdan fazla çıması nedeniyle 2015 Tour de Ski şampiyonu unvanı kaybetmişti.

Çoğu yasaklı maddede olduğu gibi bu durumda da asıl niyet bir hastalığı iyi etmek. EPO’da da durum buydu, salbutamolde de. Ama bu ilaçlarla Mr. Hyde yaratmak da bir o kadar kolay. Bir taraftan her insanın bir şekilde spor hayatına katılabilmesine yardımcı olduğu için sevindiğimiz maddeler, profesyoneller elinde sporun kirli yüzüne dönüşüyor. Olan yine biz sporseverlere, o sporun genç takipçilerine oluyor. Hayaller yıkılıyor, idoller yer ila yeksan oluyor. Ama hayat da devam ediyor. Birilerinin şükrettiği ilaçlar, diğerlerinin fırsatçılığına kurban gidiyor.


Onur Salman kimdir?

Basına 2006 yılında Cumhuriyet gazetesinde stajyer olarak adım attı. İki aylık staj ve Cumhuriyet’in spor ekindeki yazılarda sonra Eurosport Türkiye’de spiker ve editör olarak çalıştı. 2009 yılında Radikal gazetesine editör olarak geçerken, Eurosport’ta da yarı zamanlı spikerlik yapmaya devam etti. Medya macerasına 2012-2016 yılında Hürriyet’te devam etti. 2016 yazından beri Gazete Duvar’da çocukluk hayalini sürdürüyor. Köken Eurosport olunca tahmin etmesi kolay. Asıl ilgi alanı ‘başka sporlar.’

YAZARIN DİĞER YAZILARI