Rus basınında geçen hafta: ABD Suriye'de zaferi sahiplenmeye çalışıyor

Cumartesi, 9 Aralık, 2017
Argumentı i Fakti gazetesine konuşan Bilim Akademisi Şarkiyat Enstitüsü uzmanlarından Boris Dolgov, ABD’nin Suriye’de kazanılan zaferi sahiplenmeye çalıştığını söyledi. Konuyu anlamak için Ortadoğu’daki gelişmelere göz atmak gerektiğini vurgulayan Dolgov, ABD'nin Suriye'de Esad’a karşı çıkan herkesi desteklediğini, ancak Rusya’nın savaşa girmesiyle teröristlere karşı ciddi bir mücadele başladığını belirtti.

Ortadoğu’da Kürt meselesi gittikçe ağırlık kazanırken EADaily ajansı da Suriye Kürtlerini ele aldı. Kantonlarda 19 Ocak 2018’de yapılması planlanan seçimlerden ajansa göre büyük ihtimalle  otonomi statüsü çıkacak.

Ne var ki “Kürtlerin baş düşmanı artık IŞİD değil, PYD ve YPG’i terörist ilan eden ve sadece silah yoluyla Suriye Kürt meselesini çözmekten yana olan Ankara’dır”. Bu arada “Kobani ile Cezire’de seçimlere hazırlık başlarken Afrin, Türk ordusu ve müttefiki ÖSO’nun her gün artan baskısı ile karşı karşıya kaldı”.

Ajans, 9 Ekim’de Genelkurmay İdlib operasyonunu ilan ettikten sonra bölgeye sevk edilen çoğu Türk askerlerinin Afrin sınırında yoğunlaştığına dikkat çekti.

Türkiye’yi İdlib’e hakim olmaya mecbur kılan coğrafya ve Kürt ayrımcılığı gibi iki unsur var. Dolayısıyla Soçi Zirvesi’nde de Ankara’nın ulaşmaya çalıştığı esas amaç yine Kürt meselesinin çözümü oldu.

Moskova ile Tahran’a taviz vermeye hazır olan Ankara, Kürt meselesinde “anlayış” bekliyor. Cephet eş Şam’ı İdlib’de yok etmeyi taahhüt eden ve Esad’ın iktidarda kalmasına ile İran’ın Suriye’nin güneyi ile güney-doğusunda varlığını kabul eden Türkiye, YPG’nin Afrin’in dışına atılmasını “ödül” sayıyor. En azından bu aşamada.

Afrin’de bulunan Rus “askeri polislerinin” ana görevi şimdiye dek “Afrin etrafında kapsamlı silahlı çatışmayı engellemekti ama durum hızla değişebilir”. Ajansın deyişiyle “bu tabiri kullanmak istemezdik fakat Kürtler pazarlık aracı durumuna düşüyor gibi”.

Suriye’nin kuzeyinde Türkiye ve müttefikleriyle baş edemeyeceğini anlayan ve ülkenin güneyine odaklanan İran ise ABD’yi Suriye’den dışlamanın peşinde.

Sonuç olarak ajans, Amerika dahil dış aktörlerin Suriye’de askeri varlıktan vazgeçmek niyetinde olmadıklarını, dolayısıyla risklerin arttığını ve başta Kürtler olmak üzere iç güçlerin daha da zora gireceğini öne sürdü.

Argumentı i Fakti gazetesine konuşan Bilim Akademisi Şarkiyat Enstitüsü uzmanlarından Boris Dolgov, ABD’nin Suriye’de teröristlere karşı kazanılan zaferi sahiplenmeye çalıştığını söyledi. Kendisine göre söz konusu davranış Amerikalılara has olduğu için, birçok ülkede İkinci Dünya Savaşı’nı ABD’nin kazandığı bilinir, SSCB’nin rolü daima küçümsenir.

Konuyu daha iyi anlamak için Ortadoğu’daki gelişmelere göz atmak gerektiğini vurgulayan Dolgov, Donald Trump’ın Beyaz Saray’a girmeden önce Obama’yı IŞİD’i kurmakla suçladığını hatırlattı. Esad’a karşı çıkan herkesi destekleyen ABD, koalisyonu da ancak IŞİD büyük güç kazandıktan sonra kurdu.

Uzman, Rusya’nın savaşa girmesiyle teröristlere karşı ciddi bir mücadeleye başlandığını öne sürdü. İlk etapta ABD’ye bağlı silahlı muhalefet kurma planı, Amerikan askerleri tarafından eğitilen ve donatılan militanların büyük çoğunun IŞİD’e katılmasıyla suya düştü. Ondan sonra Kürtlere odaklanan Washington belirli bir başarı elde etti. Yalnız Kürt militanları, sadece Kürtlerin yaşadığı toprakları teröristlerden temizledi.

Dolgov’a göre, ne de olsa ABD’nin çıkarları başkaydı. Esas amacı, Suriye’de İran’a düşman olan Sünni “cihatçıları” iktidara getirmekti. Neden mi? Çünkü radikal İslamcıların defalarca dile getirdiği gibi sonraki programında Orta Asya, İran ve Kafkasya toprakları vardı.

Yazıyı bitirirken Dolgov, “ABD’nin esas amacı da İran ile Rusya’yı zayıflatmak değil mi?” diye sordu.

REGNUM ajansı sitesinde makalesi çıkan Stanislav Tarasov Güney Kafkasya’daki jeopolitik gelişmeleri yazdı.

Carlstone Üniversitesi profesörlerinden Peter Dutkevich’e atıfta bulunan Rus yorumcu, Donald Trump’ın Kafkasya politikası diye bir şeyinin hiç olmadığını, ABD’nin bölgeye ilgisinin gittikçe azaldığını iddia etti. SSCB dağıldıktan sonra Moskova’nın Kafkasya’ya etkisi kritik bir şekilde düştü. Onun yerini, yazarın deyişiyle “pantürkist” Türkiye ve Karabağ konusunda Ermenistan’a destek veren İran almaya çalıştı. ABD’nin, “İran’a kuzeyden karışma çabalarını” kesmek için Tahran, bölgeye Rusya’nın dönmesini teşvik politikasına yöneldi. Neticede Kafkasya’da faaliyet gösteren dış güçler Rusya, İran ve Türkiye ile sınırlı. Bu üç ülkenin Suriye’de de ittifak kurmaları tesadüf değil.

Tarasov’a göre Rusya bölgede tutumunu güçlendirmek istiyorsa, Suriye Kürtleri ve Kuzey Kıbrıs konusunda Ankara’ya taviz verip Abhazya, Kuzey Osetya ve Dağlık Karabağ konusunda Türkiye’den karşılık beklemekte haklı olacak.

Tarasov, bu arada Ankara’nın Yerevan ile ilişki canlandırmaya yönelik bazı adımlar atmaya hazırlandığını iddia etti. Yazara göre iki ülke arasında normalleşme süreci Kafkasya’da jeopolitik tabloyu değiştirmekle kalmayıp “Ankara’nın AB yolunu da kolaylaştıracak”. Bunun farkında olan Ankara’nın bu adım için “olgunlaşması” lazım ama.

Pravda.ru’ya konuşan siyaset bilimci Arman Boşyan, Rusya karşıtı Ukrayna-Azerbaycan-Türkiye üçlü ittifakının ortaya çıktığını ve onun içinde Türkiye’nin yer almasının “gayet mantıklı” olduğunu öne sürdü.

Kendisine göre Kırım konusunu Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ sorunu ile bir tutan Ukrayna, Bakü’yü “doğal müttefik” gördüğü için Azerbaycan’ı sürekli destekleyen Türkiye ile yakınlaşıyor. Hatta uzman, üçlü ittifakın “resmi şekli” aldığını iddia etti.

Boşyan, üstelik Kırım’ın Rusya’ya katılması ile Karadeniz kontrolünün Moskova’ya geçtiğini ve Türkiye’nin bölgede “askeri üstünlüğünün” sona erdiğini öne sürdü.

RİA Novosti ajansının verdiği habere göre Rosatom şirketi Akkuyu Nükleer Santrali için ekipman üretimine başladı. Ekipmanlar, TAEK uzmanları tarafından denetlenen Rosatom’a bağlı Atommash ve Petrozavodskmash fabrikalarında üretilecek.

Akkuyu Santrali’nde “post-Fukushima” güvenlik standardında dört adet ВВЭР-1200 ünite kurulacak. İlk ünitenin 2023’te faaliyete geçmesi bekleniyor.


Andrey İsaev kimdir?

Moskova Devlet Üniversitesi Türkoloji Bölümü'nden mezun. Rusya Bilim Akademisi Şarkiyat Enstitüsü ile Kazan Devlet Üniversitesi'nde çalıştı. Toplam 17 yıl çeşitli görevlerde Türkiye’de bulundu, Çin ve Hindistan’da çalıştı. Gazetecilik, araştırmacılık ve çevirmenlik yapıyor. RS FM radyosu kurucularından ve ilk genel müdürü.“Eski Çağ Türkiye tarihi” ve “Hint-Avrupa Mitolojisi: bir inceleme denemesi” adlı kitapları var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI