Lezzetli böcek tarifleri

Perşembe, 30 Kasım, 2017
BM Gıda ve Tarım Örgütü böceklerin insan gıdası kaynağı olarak yüksek oranda protein ve mineraller içerdiğini yıllar önce açıklamıştı. İçeriğindeki iyi yağ asitleri, kalsiyum, demir ve B12 ile zengin bir besin kaynağıydı ve açlığa karşı insanlığı kurtaracak son çareydi. Bu doğru değil tabii ki. Doğru olmayan, böceklerin zengin protein deposu olduğu değil. Kesinlikle zararlı da değiller ve besleyiciler. Yalan kısmı, açlığa çare bulacağı.

Venezuela yerlileri ile kanatlı karınca topluyorduk. Oldukça iriydiler, bir börülce tanesine yakın gövdeleri vardı ve onun gibi siyah benekli. Kanatları şeffaf ama kalındı. Eğer yemek tarifi yapmasam, etli denilebilirdi. Altı-yedi karasinek kanadını –hani büyük olanlardan– üst üste koyduğunuzda ancak bu kalınlığa ulaşılabilirdi. Neredeyse bir bal arısı kadardılar işte ama kalın kanatlı. Yuvalarından topluyorduk karıncaları. Tümsek yaptıkları yuva ağzına biraz şeker dökünce, telaşla dışarı tırmanıyorlar, uçuşuyorlardı. Bize benziyorlardı yani. Şekere bulaştıklarında onları kolayca elle yakalayıp, yanımızda taşıdığımız şişe geçiriyorduk. Uzun süre kanat çırpmaya devam ediyorlardı ama şiş şehir hayatı gibiydi, karınlarından bağlıydılar. Biraz şeker tadı almış, uçamayan ve manasız kanat çırpınışları oluyordu sonrası.

İsviçre’de bir süpermarket zinciri eylül ayında böcekten yapılan burger ve köfteleri satmaya başlamıştı. Finlandiya ise geçen hafta tadabildi böcek lezzetini. Indianlardan en az bin yıl sonra. –Bin yıl kadar önce orada da yeniyordur diye böyle söylüyorum. Takribi bir bin yıl.– Onlar karınca yerine, cırcır böceği tercih etmişler. Her ekmeğe 70 kadar cırcır böceği konuyormuş. Cırcır böceklerini de biliyorum. Lakandon ormanlarında Sub Kumandan Marcos’la konuşurken ses kaydımızda Marcos’tan çok onların sesi vardı. Çok konuşurlar ve muhtemel bu yüzden ekmek arası oldular şimdi. Karıncanın susması fayda etmez, ona da sıra gelecek tabii ki. Ağustos böceği ile karıncanın bir ekmekte buluşmaları. Ekmek arası La Fontaine.

Venezuela yerlileri kanatlı karıncaları ekmek içine koymuyorlar, bayağı yemek yapıyorlardı. İnce dilimlenmiş yeşil biberleri oldukça kızgın yağa atıyorsunuz, biberler pembeleşince –aslında pembeleşmiyor tabii ki biberler ama yemek tariflerinde şu pembeleşen soğan tarifine bayılıyorum.– şişe geçirilmiş karıncaları içine sıyırıyorsunuz, şöyle yağda bir karıştırıyorsunuz, tamam.  Hemen kızarır yemeğiniz. Yağını tavada bırakarak bir kayık tabağa çıkarın. Kanatlı karıncalarınız servise hazır… Krispi gibi oluyordu tadı. Çıtır çıtır.

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) böceklerin insan gıdası kaynağı olarak yüksek oranda protein ve mineraller içerdiğini yıllar önce açıklamıştı. İçeriğindeki iyi yağ asitleri, kalsiyum, demir ve B12 ile zengin bir besin kaynağıydı ve açlığa karşı insanlığı kurtaracak son çareydi. Bu doğru değil tabii ki. Doğru olmayan, böceklerin zengin protein ve mineral deposu olduğu değil. Kesinlikle zararlı da değiller ve besleyiciler. Yalan kısmı, açlığa çare bulacağı. Çünkü kapitalizmde böcek hemen metalaşacak ve artık bulunamaz olacak. Aynı buğday, meyveler ya da yakın zamandaki örneği su gibi. Metalaşmış ve markete düşmüş cırcır böcekleri, karıncalar ya da kumral kalorifer böcekleri inek etinden ya da mesela avokadodan farklı olmayacak.

Açlığa karşı tek ve basit çare, kocaman bir asalak böceği, kapitalizmi yemektir. Sadece eşit bir dağıtımla bütün dünya fazlasıyla doyar, hiç kimse aç kalmaz. Böcekler de, protein ve mineralleriyle birlikte dolaşır durur.

Hem şunu söylemeliyim, ben kapitalizmi birkaç kez ısırdım, tadı çok leziz…

YAZARIN DİĞER YAZILARI