Kültigin Kağan Akbulut
Kültigin Kağan Akbulut

OHAL'de Bienal'i bitirdikten sonra...

Pazar, 26 Kasım, 2017
15'inci İstanbul Bienali 12 Kasım itibariyle kapılarını kapattı. Bienal etrafında dönen tartışmalara bakalım.

– Bienal’in “iyi bir komşu” teması açıklandığı andan beri bir merak yarattı. Şehirlerin hızlı dönüşüme uğradığı bir dönemde nahif görünen ancak bir şekilde dolaşıma giren “iyi bir komşu kimdir?” sorusunu sormamız gerektiğini gördük. İşler de çoğunlukla kentleşme, kentlerin dönüşümü, çevre sorunları, mültecilik ve ev üzerineydi. Ancak işlerle tema arasındaki bağ birçok kişi tarafından direkt olarak kurulamadı.

– QR kod uygulaması sayesinde Bienal ziyaretçilerine dair ilk kez gerçekçi bir rakam ortaya kondu. 8 haftada, 6 mekanda, 440 bin ziyaretçinin Bienal’i gezdiği açıklaması geldi. Haftalık ziyaretçi oranına göre % 21’lik bir artışa tekabül ediyor. Bu rakam 20 milyonluk bir şehir açısından baktığımızda düşük görünse de İstanbul’daki diğer sanat etkinlikleriyle karşılaştırıldığında dikkate değer.

– Bienal kalabalıktı. Hele hafta sonları gezilemeyecek kadar kalabalıktı. Bazı işlerin önünde sıralar oluştu, uğultu çoktu. Bu nedenle İstanbul’daki büyük sanat etkinlikleri için daha geniş mekanlar olması gerektiği de tekrardan görmüş olduk.

– Küratörler Elmgreen & Dragset dünya sanat çevresinde adı bilinen isimler. Ancak küratör olarak davet edilmeleri şaşırtıcıydı. Küratörlerin Bienal’i sanatçı merkezli inşa etmeleri dünya basınında da ilgi çekti. Ve hatta yeni bir model olup olmayacağı üzerine duruldu. Benzer şekilde Sao Paulo Bienali’nde de küratörün rolü üzerine bir tartışma başlatılmışken İstanbul Bienali’nin aldığı pozisyon önemliydi.

OHAL’DE BİENAL…

– İstanbul Kültür Sanat Vakfı krizlere alışkın bir kurum. Çeşitli sansür mekanizmaları, toplumsal olaylar İKSV’nin etkinliklerini direkt olarak etkiliyor. Bu büyük oranda İKSV’nin bir kurum olarak Türkiye’nin kültür hayatında kapladığı alanın büyüklüğünden ileri geliyor. Fulya Erdemci’nin küratörlüğünü yaptığı 2013 Bienali Gezi hareketinin sonrasında büyük tartışmalar içinde açılmıştı. Kamusal alanlarda yapılması planlanan Bienal yine bildiğimiz mekanlara girmişti. 2015 yılı Bakargiev Bienali biraz rahatladı. İstanbul’da onlarca yere yayıldı. Bu yılki Bineal ise OHAL altında başladı.

– Uluslararası basında çıkan eleştirilerden bir kısmı da OHAL ortamında Bienal’in yeterince politik davranmadığıydı. Özellikle The Guardian gazetesinde çıkan “İstanbul Bienali provokatif küratörlerle çalışıyor ama politik sanat nerede?” başlıklı yazı dikkat çekti. Ancak bu yazıda sanatçıların “otosansür tabi ki uyguluyoruz” diye vurgulamaları önemliydi. Hukukun ortadan kalktığı bir ortamda politik sanat derken neyi beklediğimizi yeniden tartışmaya açmak gerek.

– Ancak politik işlerin olmadığına dair eleştirilerin büyük bir kısmı da içinde oryantalizmi barındırıyor. Üzerine çarpı atılmış politikacı portresi görme arzusu üçüncü dünya ülkesi bienali beklentisinin bir karşılığı. Özellikle iktidarın kavgalı olduğu ülkelerin basınında çıkan Bienal’in politik olmadığı yönündeki eleştiriler aslında Türkiyeli sanatçılara ve sanat kurumlarına yönelik bir beklentiyi de ortaya koyuyor. Uzaktan hoş gelen bu davul sesinin burada üretim yapan biri için pek de bir anlamı yok.

HAYVAN SÖMÜRÜSÜNÜ TARTIŞIRKEN…

– Bu seneki Bienal’e damga vuran olay ise hayvan sömürüsü oldu. Xiao Yu’nun bir eşeğin sergilendiği Zemin işi tartışmaları alevlendirdi. Bir yandan da Adel Abdessamed’in fildişinden yapılma heykeli de tartışmaları devam ettirdi. Sanatta hayvan kullanımı uzun süredir tartışılan bir konu. Daha önce çeşitli büyük çaplı sergilerde de hayvan kullanımı olmuş, ancak tartışma yaratmamıştı. İlk olarak hayvan sömürüsüne dair duyarlılığın bu noktaya gelmesi önemli bir gösterge.

– Bu tartışma üzerine Bienal’in web sitesinde “Eşek Boncuk’un bir haftalık bienal güncesi” yayınlandı. Boncuk’a iyi bakıldığı vurgulandı ve küratörler de açıklamalarında tartışmaları memnuniyetle karşıladıklarını belirtti. İKSV’nin etkinliklerinde sanatçılara özgür bir platform sunmayı hedefledikleri belirtildi. Ancak aynı şekilde ırkçı, homofobik ya da bir grubu kesin bir dille aşağılayan sanatsal çalışmalar bu noktada nerede duracak benim asıl merak ettiğim konu.

– İronik bir şekilde Bienal’in Kamusal Programının bir ayağı olan Müşterek Kader kent ekolojisini tartışırken insan merkezilikten nasıl çıkacağımız üzerineydi. İnsan dışı canlıların kent içindeki yaşam hakkına dair tartışmalar gerçekleşti. Hayvan sömürüsü tartışmalarıyla bu tartışmaların birleşmesi önemli bir tartışma açabilirdi. Ancak tartışmalar çok kısa sürede tıkandı.

– Bitirirken bir yandan da Bienal’in yarattığı sanat ortamına bakalım. Bu sene Contemporary İstanbul Fuarı’nın da erkene alınması ve yeni açılan sergilerle hareketli bir ortam oluşturulmaya çalışıldı. Ancak Fuar tarafından yapılacağı açıklanan Art Week sessiz sedasız şekilde yapılmadı. Neden yapılmadığına dair bir açıklama da olmadı. Her ne kadar Bienal sezonunda iyi sergiler görsek de insanları heyecanlandıran bir başlangıç dönemi olmadığını görebiliriz. Bunun sebepleri ve çözüm yolları da ilerki dönemde tartışılması gereken konulardan biri.

Bienal’deki işlerin bir kısmı Google Arts & Culture sayfasında online olarak görülebilir:

https://www.google.com/culturalinstitute/beta/partner/15th-istanbul-biennial

YAZARIN DİĞER YAZILARI