Rus basınında geçen hafta: Suriye'de Rusya-Türkiye işbirliği mümkün mü?

Cumartesi, 18 Kasım, 2017
EADaily ajansının sorularını cevaplayan “Uygarlıklar Arası Diyalog” araştırma merkezi baş uzmanlarından Aleksey Malaşenko, bazı çıkarları ters düşen Rusya ve Türkiye'nin en azından Suriye’de istikrar görmek istediğini söyledi. “Mesela Türkler Esad’ı hiç sevmez. Rusya da ona hayran değil ama Esad olmadan Rusya Suriye’de iş yapamaz”, dedi. Uzmana göre “radikal İslamcı” dediğimiz gruplar da iki ülke için de aynı tehdidi oluşturuyor.

Vladimir Putin ile Recep Tayyip Erdoğan arasında geçen müzakereleri yorumlayan Rusya gazetelerinden Kommersant, Soçi’de Putin’in sadece Esad’ı değil, ona muhalif olan güçleri de koruyabildiğini iddia etti. Gazetenin muhabiri Andrey Kolesnikov, Türkiye Cumhurbaşkanı’nın Putin’i Kürtler konusunda ikna edemediğini yazdı.

Uçağa binmeden önce Rus ve Amerikan askerlerinin Suriye’den çıkması gerektiğini söyleyen Erdoğan’ın mantığına göre, ülkede kalacak Türk askerlerinin gözetimi altında serbest seçimler yapılabilecek.

Kolesnikov, iki devlet başkanının el sıkışma sırasında davranışına dikkat çekti. Elini uzatan Erdoğan Rus meslektaşına değil, kameralara bakarak gergin bir şekilde gülümserken Putin ise şaşkın biçimde Erdoğan’a gülümsüyor ama karşılık görmüyordu.

Soçi’ye gelen Türk basın mensuplarından aldığı bilgiye dayanan yazara göre, Erdoğan’ın müzakerelerde esas aradığı, Rusya’nın Suriye Ulusal Kongresi’ne davet ettiği PYD’nin katılmamasını sağlamaktı.

Yazıyı bitirirken Kolesnikov, “Ne konuştuklarını bilemeyiz ama toplantı sonrası açıklama yapan Erdoğan’ın sadece çok yorgun değil, adeta üzgün de göründüğünü diyebiliriz” ifadesini kullandı.

Nezavisimaya gazetesi yorumcularından İgor Subbotin, Soçi gündeminin ana maddesinin Afrin olduğunu öne sürdü. Bilindiği gibi Afrin’e taarruza hazırlanan Ankara, Erdoğan’ın dediği gibi bu konuda Moskova’nın desteğini arıyor. Zira Suriye’nin savaş sonrası siyasi yapısı ve Kürt militanlarının hareketleri Türkiye’yi en çok düşündüren unsurlar arasında.

Suriye’nin savaş sonrasını düşünmek için daha erken olduğunu söyleyen İnovasyon Kalkınma Enstitüsü uzmanlarından Anton Mardasov, “El Nusra’nın devamı olan Heyet Tahrir aş Şam’a karşı İdlib’de yürütülen mücadele konusunda Türkiye’nin fiilen mültezim duruma geldiğini görüyoruz. Astana’da düzenlenen bir toplantıda, bir Rus temsilcisinin, Türkiye’nin bu konuda bir şeyler yapmayı başaracağını ümit ediyoruz şeklindeki ifadelerini duydum” dedi.

Mardasov’a göre buna karşılık Ankara, Moskova’dan Afrin için onay almaya çalışıyor. Çünkü kantonu tamamen işgal etmeyi düşünmemekle beraber bazı kilit noktalarını ele geçirme planları var.
Üstelik uzman, Suriye’de İran’ın politikasının ön plana çıktığını iddia etti. Mardasov “Tahran’ın kontrolündeki bütün silahlı güçler kısa zamanda Suriye’yi terk etmezse yeni bir kriz söz konusu. Acaba Moskova bunun farkında mı?” sorusuyla yazıya nokta koydu.

EADaily ajansının sorularını cevaplayan “Uygarlıklar Arası Diyalog” araştırma merkezi baş uzmanlarından Aleksey Malaşenko, Suriye’de Rusya-Türkiye işbirliğini değerlendirdi.

Malaşenko, bazı çıkarları ters düşen Rusya ve Türkiye’nin en azından Suriye’de istikrar görmek istediğini söyledi. “Mesela Türkler Esad’ı hiç sevmez. Rusya da ona hayran değil ama Esad olmadan Rusya Suriye’de iş yapamaz”, dedi. Kendisine göre “radikal İslamcı” dediğimiz gruplar da iki ülkeye aynı tehdidi oluşturuyor.

Erdoğan’ın bölge politikasını öven uzman, “Rus askerlerinin Esad iktidarda olduğu sürece Suriye’de kalacağını” bilen Türkiye Cumhurbaşkanının, ülkesinin çıkarlarını “kendi anladığı şekilde” koruduğunu bildirdi.

S-400 füzelerine gelince, Malaşenko, er geç bu silahın Türkiye’ye satışı gerçekleşecek, dedi. Rus makamları açısından S-400’ün Ankara tarafından “İslamcı terör”e karşı kullanılacak dediği şüphe verici ama TSK’yi güçlendireceği kesin. Uzmana göre söz konusu alışverişin ana amacı, Rus-Türk işbirliğinin askeri alana da yayıldığını Batı’ya göstermek.

REGNUM yazarlarından Modest Kolerov, Türkiye ve “asistanı” dediği Azerbaycan’ın Rus-Türk siyasi gündemine “inatla katmayı çalıştıkları” Dağlık Karabağ meselesinin Soçi’de görüşülmediğine dikkat çekti.

Bu sorunun Azerbaycan için son derece önemli olduğunu itiraf eden Kolerov, Türkiye açısından Dağlık Karabağ’ın, yürüttüğü “emperyalist” politikanın bir unsuru ve aynı zamanda ABD’nin giriştiği Ön Asya ve Ortadoğu’yu parçalama çabalarını “nötralizasyon” aracı olduğunu iddia etti.

Yazara göre “parçalanarak mağdur olmamaya” çalışan Türkiye, Gürcistan ve Azerbaycan’ı nüfuz alanına katarak bedeli ne olursa olsun Ermenistan ve Dağlık Karabağ’ı izole etmek ve “yutmak” “zorunda”.

Kolerov’un deyişiyle ABD’nin yarattığı “bölücü ortamda” Kafkasya’daki statüko pahasına Erdoğan ile Aliyev’i “kurtarmak” Rusya’nın işine gelmez. Zira karşı karşıya gelen milletler Dağlık Karabağ meselesinin çözümünü hızlandırmak istemiyor.

Yazar, ancak 20, 50 veya 100 yıl geçtikten sonra şimdiki acıları unutturacak “gerçek uzlaşmanın rasyonel temelde mümkün olabileceğini” iddia etti.

Birçok medya kuruluşu, Antalya’da ünlü Mardan Palace otelini kurduran işadamı Telman İsmailov için Moskova Basmannıy mahkemesi tarafından verilen tutuklama kararını bildirdi.

Rusya’da, ismi birçok kaçakçılık olayına karışan, büyük İzmaylovo eşya pazarı sahibi olarak bilinen İsmailov, iki kişiyi öldürtmek suçundan aranıyor. Savcıya göre birkaç sene önce Telman ve Rafik İsmailov kardeşleri, Vladimir Savkin isimli işadamından Stroy-Market AVM’yi aldığında beş buçuk milyon dolar eksik ödedi. Borçlarını ödemek istemeyen kardeşler bir katil kiralayıp Savkin ve bir arkadaşını öldürttü. Sonradan suçunu itiraf eden katil ile Rafik İsmailov tutuklandı, Telman İsmailov ise Türkiye veya İsrail’e sığındı.

BK gazetesi muhabiriyle telefonla görüşen Telman İsmailov ise suçlamayı “saçma” olarak değerlendirdi.

Bu arada Rusya Tur Operatörü Derneği’nin verdiği bilgilere göre 2015’te Halk Bankası’na satılan Mardan Palace oteli yağmaya maruz kalmış. Borçlarını ödemeyen otelde su ve elektrik kesilmiş, koruma görevlileri hariç maaş alamayan personel işten ayrılmış. Otelde yüzeyleri altınla kaplı toplam 10 bin metrekarelik  demirbaş yağmalanmaktaymış.


Andrey İsaev kimdir?

Moskova Devlet Üniversitesi Türkoloji Bölümü'nden mezun. Rusya Bilim Akademisi Şarkiyat Enstitüsü ile Kazan Devlet Üniversitesi'nde çalıştı. Toplam 17 yıl çeşitli görevlerde Türkiye’de bulundu, Çin ve Hindistan’da çalıştı. Gazetecilik, araştırmacılık ve çevirmenlik yapıyor. RS FM radyosu kurucularından ve ilk genel müdürü.“Eski Çağ Türkiye tarihi” ve “Hint-Avrupa Mitolojisi: bir inceleme denemesi” adlı kitapları var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI