Dinçer Demirkent
Dinçer Demirkent

'Elbette oğlum, sana güveneceğim'

Perşembe, 2 Kasım, 2017
Bir anayasa neden, nasıl yapılır? Türkiye’de bir anayasal düzen var mıdır, anayasal düzen nasıl güvenceler sunar, bunlar nasıl inşa edilir, elbette yeniden, anayasal düzen ne demektir?

Okurdan özür dileyerek memleketin havasına karışmış bir kişisel hikâye anlatacağımı baştan söyleyeyim ki isteyen hemen ilk cümlede bıraksın.

Öğrenciliğimi de sayarsak on altı yıl boyunca, hafta sonları ve sabaha ulaşan çalışma geceleri ile birlikte mesai saatleri karşılaştırılmayacak derecede vakit geçirdiğim Fakültemden uzağım. Mülkiye’de aynı kürsüyü paylaştığım, ortak dersler açtığım meslektaşım bu dönem üçüncü sınıf öğrencilerine Türkiye’nin Anayasal Düzeni dersi veriyor olmalı. İnsan, tabii düşünmeden edemiyor, bu dönem bu dersi versem nasıl bir ders örgütlerdim diye.

TÜRKİYE’NİN ANAYASAL DÜZENİ

Tesadüf belki de anayasa kürsüsü geleneğinin ısındırma turları bağlamında girdiğim ilk dersti Türkiye’nin Anayasal Düzeni ve dersi ‘Türkiye’nin Anayasal Düzeni nedir?’ sorusu etrafında örgütlemiştim. Üç soru bağlamında: Türkiye neresidir? Anayasa nedir? Anayasal düzen nasıl tanımlanır? Her gün birkaç televizyonda boy gösteren revaçta medeni hukukçuların ve ceza hukukçularının net bir biçimde yanıt vereceği bu sorulara genç bir anayasacı olarak verecek net yanıtlarım yoktu. Benden çok daha genç öğrencilerimin de net yanıtları olsun istemediğimden tartışmayı derinleştirmeyi seçtim.

Türkiye, yani devletin ülke unsurunun sınırları nerededir? Bu ülkeye ilk olarak hangi kamu hukuku belgesinde Türkiye denmiştir? Sınırlar nerede esner? Devletin kuruluşundan beri süregelen anayasal gelişme bu sınırların ne kadarına ulaşmıştır? Ülkeye dair aklımdaki deli soruların bir de egemenlik ve halk-nüfus sorularıyla boyut kazanmasının verdiği şehvetten doğan yeni sorular… Anayasa, literatürün hakim kanadının söylediği gibi normlar hiyerarşisinin en üst basamağındaki eşit normlardan oluşan bir bütünlük müdür? Ya da aksine üstün bir çekirdeği var mıdır? Anayasa ve temel kanunlara, hatta nüfusun inşasının araçlarına gömülmüş bu çekirdeği belirleyenin ne olduğunu bilimsel bir yöntemle tespit etmek mümkün müdür? Eğer mümkünse, bu çekirdek nedir ve Türkiye ülkesinin hangi iç sınırlarında nasıl yürütülür? Neredeyse cumhuriyet kurulduğundan beri olağanüstü halin eksik olmadığı bölgelerde mi görürüz bu çekirdeği? Son olarak anayasal düzenin kendisi bu çekirdek olmasın?

ANAYASASIZ DÜZENDE ANAYASACILIK

Türkiye ülkesinde yaşayan halk üzerinde hüküm süren siyasal iktidarın, biçimsel anlamda da anayasa ile bağlantısını koparmasının üzerinden bir yılı aşkın bir zaman geçti. Yukarıdaki zor soruların üzerine ders boyunca bina edilecek cumhuriyet, hukuk devleti, demokratik devlet, sosyal devlet ilkeleri ve onları ete kemiğe kavuşturacak olan anayasa normları, uygulayıcıları tarafından umursanmıyor. Cumhuriyet kavramının siyaset bilimindeki en tartışmasız ilkesi olan yöneticilerin makamlarına seçimle gelmesi ilkesi askıda. Belediyeler ya kayyumlarla yönetiliyor ya da seçimle gelmiş başkanlar tehdit ve emirle istifa ettiriliyor.1 Seçilmiş TBMM’ye münhasır yasama yetkisi OHAL KHK’leri denilen resmi kağıtlar ile ortadan kaldırılmış durumda, meclisin üyelerinin azımsanmayacak bir bölümü cezaevlerinde. AYM, cumhuriyet anayasasının verdiği yetkiyi kullanamayacağını söylüyor. Demokratik olmayı bırakın, seçimlerin hangi prosedürlere göre yapılacağı, hatta yapılıp yapılmayacağı bile tartışmalı durumda. Biçimsel demokrasinin en tartışılmaz ilkesi olan temel standartlarına 7 Haziran’dan beri uyulmayan seçimlere ilişkin neredeyse hiçbir güvence yok. Olağanüstü mahkemelerin olağanlaşmasından, hak arama hakkının engellenmesine kadar hukuk devletinin sağladığı en temel öngörülebilirlik standartları ortadan kaldırılmış durumda.

Meslektaşım bu koşullarda ne anlatıyordur, nasıl baş ediyordur bilemiyorum. Fakat, aynı dersi örgütlerken bu sefer sorum sanırım, anayasaların meydana getirilmesine ilişkin olurdu. Bir anayasa neden, nasıl yapılır? Türkiye’de bir anayasal düzen var mıdır, anayasal düzen nasıl güvenceler sunar, bunlar nasıl inşa edilir, elbette yeniden, anayasal düzen ne demektir?

ESKİ BİR ANKARA VALİSİNDEN ANAYASA DERSİ

Türkiye’nin anayasası nedir sorusu ile pratik hayatta öğrencilik yıllarımda karşılaştım. Sorunu defalarca çalan telefonun ardından öğrendim. Telefonu açtığımda babam biraz kırgın bir ses ile Ankara Valiliği tarafından İzmir’deki evimize gönderilen bir mektubu okudu. Mektupta Vali Bey, katıldığım demokratik gösterileri, maşa olmakla, alet olmakla tanımlıyor; kendisini de terörle mücadele eden bir baba-devlet figürü olarak sunuyordu. Mektubu dinledim ve nasıl cesaret ettiysem –çünkü sorunun yanıtını gerçekten bilmiyordum- babama bana mı yoksa Vali’ye mi güvendiğini sordum. Devletçi sosyal demokrat babam hiç tereddüt etmeden elbette oğlum dedi, sana güveniyorum. Devlet açıkça anayasadaki haklarımı hiçe sayarak utanç verici bir girişimde bulunmuştu, devletçi ve sosyal demokrat babam bana güvenmişti, belki anayasaya da kimbilir? Çok zaman sonra, anayasa asistanı olduğumda, biraz da öfkeli bir anında sen komünistsin oğlum, senden anayasacı olmaz demesi bu nedenle midir?

Yıllar sonra, artık anayasasını formel olarak da askıya almış devlet, aile evimizin sınırlarını aşarak adımı resmi gazeteye anayasacılık yapamaz, hatta üniversiteye adım atamaz diye yazdığında, babam hayatta değildi; eğer olsaydı, resmi kağıtlara değil, koşulsuz olarak bana güveneceğini öğrenme fırsatını verdiği için dönemin valisine teşekkür mü etmeliyim, açıkçası bilmiyorum.


Dinçer Demirkent kimdir?

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Anayasa Kürsüsü'nden 7 Şubat 2017’de KHK ile ihraç edildi. Doktora derecesini aynı fakülteden, "Türkiye'nin Anayasal Düzeninde Cumhuriyetin İki Kuruluşu ve Dinamik Cumhuriyet Kavramı" başlıklı tezi ile almıştır. Anayasa tarihi, cumhuriyetçilik, kurucu iktidar, siyasal temsil konuları üzerine çalışmalarını sürdürmektedir. Ayrıntı Dergi yayın kurulu üyesidir, İzmirli olup Ankara’da yaşamaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI