Önder Algedik
Önder Algedik
  • oalgedik@gazeteduvar.com.tr

Mecliste bir 'Çorba Kanun' hayaleti dolaşıyor

Salı, 10 Ekim, 2017
TBMM’de bir torba kanun hayaleti dolaşıyor. Bu hayalet asfalt ve beton politikalarına kuvvet, doğaya ve vatandaşa eziyet diyor. Bu hayalet inşaat rantının ödeyemediğini vatandaş ve doğa ödesin diyor. İster torba, ister çorba olsun, bu yöntem temel işleyişe aykırı, anayasaya bile aykırı. Çözümü ise basit.

Şimdi işinizi bırakın ve sizin hakkınızda verilen son kararı dikkatle dinleyin. Hakkınızda bir çorba kanun çıkartıldı. Hani kanun var ya, onu delen bir torba kanun var. Şimdi onu bile delen bir torba konun var ki torbadan öte, çorba kanun. Adı tam olarak “Bazı Vergi Kanunları ile Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı.” Yani bir şeyleri değiştiren ama neyi değiştirdiği belli olmayan, uğraşsan anlayamayacağın bir çorba kanun. Çorba kanun çünkü HDP’ye göre 58, CHP’ye göre 53 kanunu değiştiriyor. Sayılar farklı ama önemli var mı? Sonuçta hükümet bile bilmiyor. Kaldı ki çorba kanun mecliste 7 komisyonu ilgilendiriyor ama sadece birinde konuşuluyor. 16 bakanlığın görev alanına giriyor ama biri ilgileniyor. Ama bizi feci ilgilendiriyor.

Bu çorba kanunu tarif etseler nasıl edersiniz? Olay sadece 78 sayfa ve 130 maddeyi okumak değil. Onun arkasındaki 50’den fazla kanunu bilmek ve bunu Türkiye’nin politikaları ile ilişkilendirmek gerekiyor. Gerçi medyada MTV artışı, AOÇ’ye kıyağı, ÇED’de kestirme, meraları yine sanayiye açma gibi boyutları haber olarak çıktı ama bunlar sadece filden kopartılan kıllar.

Çorba Kanunun amacı ne? Aslında olay çok karışık. Şimdi bunlar inşaat ile büyüdüler ya, o inşaatlar için emsal, kat artışı verdiler. O kat artışlarından feci rant geldi ama sorun şu ki o rantın vergisini alamıyorlar. Daha doğrusu almak istemiyorlar. Bakan Ağbal komisyondaki konuşmasında diyor ki “Sadece 2018 yılında 2019, 2020 ve 2021 yıllarında uygulanmak üzere emlak vergisi değerine esas arsa ve arazi metrekare değerinin 2017 yılına göre en fazla yüzde 50 oranında artırılmasına ilişkin bir sınırlama getiriyoruz.” Ne güzel değil mi? Mesela 2 katlı 4 daireli bahçe içinde bir arsaya adam imar artışı ile 20 kat dikecek, böylece o arsa değerini 30’a, 40’a katlayacak ve devlet sadece arsa değeri 30 değil 1,5 olacak diyecek. Yani betona teşvik verecek ama onun gelirine dokunmayacak. İnanmadınız değil mi? O zaman siz bir madde 49’a bakın.

Şimdi burada bir sorun var. Rivayet o ki inşaat sektörü çok büyüdü, yüzde 4 olan ekonomideki payı yüzde 8’e çıktı ama vergisini vermedi. O vergisini vermez ise iki sorun karşımıza çıkar. Birincisi bütçede açık oluşur. İkincisi ise bütçe açığı için yeni kaynağa ihtiyaç duyulur. Oluşan bütçe açığı için Anayasa’ya bile aykırı işlem yapılıyor. Kaynak içinse doğa ve emekçiler kullanılıyor. Hem de nasıl..

ÇORBA KANUN ANAYASA’YI DEĞİŞTİREBİLİR Mİ?

Anayasa’nın 87’nci maddesi TBMM’nin görevleri olarak “bütçe ve kesin hesap kanun tasarılarını görüşmek ve kabul etmek” sayıyor. Ayrıca 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun borçlanma limitlerini tanımlıyor. Ancak burada anlaşılmaz bir durum var. İktidar bu kanunun 5. maddesinde tanımlanandan fazla borçlanıyor. Yani bütçe açığından fazla. Hatta yüzde 5 fazla. Hatta o yüzde 5 fazladan 37 milyar TL fazla. yüzde 5 fazla için gerekli bakanlar kurulu kararı bu arada cumartesi günü yayınlandı. Yani bizim devlet gelir ile gider arasındaki fark için borçlanacak ama yetmiyor ondan da bir yüzde 5 fazla için bakanlar kurulu kararını çıkartıyor, 37 milyar fazlası içinde bu çorba kanun madde 77’ye koyuyor. Ama ne anayasa, ne kanun o 37 milyar bütçe farkı dışı sebepsiz borçlanmaya yetki vermiyor. Ama birisine 37 milyar TL daha lazım, o da ayrı bir konu.

EMLAK VERGİSİNİ DOĞA ÖDESİN

İnşaat sektörü parayı vurmuş, rantı cebine atmış, bir de vergi mi ödeyecek? Tabii ki ödemeyecek. Hazır doğa varken bu iş daha ucuza mal olmaz mı? Mesela madde 58 ile kömür sahalarını satmanın yolu açılıyor. Mesela madde 53 ile ama deyip tarım dışı kullanım amacı konusunda değişiklik getiriliyor. Madde 65 ile de kent çevresindeki tarım arazilerini ekonomiye, yani aslında betona kazandırmanın yolunu açıyorlar.

Doğa bunları öderken madenci de düşünülmüş. Mesele madde 55 ile 3213 sayılı Maden Kanunu’dan bir madde değiştiriliyor ve Orman Kanunu kapsamından bedel ödeme deniyor. Tam bir tezgah. Yetmiyor, organize sanayi bölgesi şehirdeki tesise AVM yaptırsın ama kıra çıkınca meralardan ot parası ödemesin diyor.

VATANDAŞ ÖDESİN

Bu ülkenin iki ekonomik kaynağı varsa ve birisi doğa ise, diğer de halk. Çorba kanun bunu da düşünmüş. Mesele 3-4 bin TL geliri olanlara özel gelir vergisi zammı yapmış. Böylece onbinlerce TL kazananlara dokunmamış. Yetmemiş madde 29’a motorlu taşıtlar vergisi artışını koymuş. Böylece toplu taşımayı kullanamayan vatandaşın bol bol MTV ödemesinin yolu açılmış. Yetmemiş, kalan kamu lojmanları da satılsın demişler. Hatta madde 65’te bu satış sırasında kolaylık sağlayın gibisinden ifade bile koymuşlar. Yetmemiş, “sigaradan kaçanı tütün kağıdından yakalarım” demiş ve madde 81’de yüzde 65 o kağıda da vergi koymuş.

Bu listeyi uzatmak mümkün. Ama çorba kanun çok beliki “inşaata para aktardık, şimdi vergi alsak ayıp olur” diyor. “Vergisini almadık borç arttı” diyor. “O borçtan fazlasına ihtiyacımız var” diyor. Bunun içinde doğaya, tarım arazilerine, vatandaşın cüzdanına dokunuyor ama ne madenciye, ne de OSB’sine AVM yapan sanayiciye dokunmuyor. Ama mesela Future, yani vadeli işlem sözleşmesi gibi araçlardan neden sıfır vergi alındığını açıklamıyor. Böylece 47,4 milyar TL bütçe açığına %5 daha eklenip bir 37 milyar TL daha eklenerek toplanacak para 84,5 milyar TL’ye çıkıyor.

BÜTÜN ARABALAR SAVAŞA ÇALIŞACAK 

Geçen haftalarda MTV tartışması olunca bu vergiyi ödemenin yollarını yazmıştım. Orada 4 milyar TL’den fazla paranın savaşa gideceğini tespit etmiştik. Çorba kanun madde 82’de bunun nasıl olacağını koymuş. MTV’nin yüzde 18’i, veraset ve intikal vergisinin yüzde 25’i savaş sanayi fonuna gitsin demiş. Yani iş sadece beton, asfalt değil, aynı zamanda savaş meselesi.

ÜRETİM REFORMU PAKETİNİ HATIRLAYAN EL KALDIRSIN!

Zeytinlik ve meraları betona açan üretim reformu paketini 30 Mayıs’ta “Zeytinlikleri sanayiye, sanayi arsalarını inşaata açma tasarısı” diye duyurmuş, tepkilerin ardından tasarı komisyona geri çekilmiş, 16 Haziran’da da “Zeytin Peynir kazandı” diye de duyurmuştuk. Yapılan iş basitti. Vekilleri arayıp konuyu bildiğimizi ve takip ettiğimizi herkes göstermişti. Ayrıca parti ayrımı yapmadan bütün partilere insanlar ulaşmıştı. Son olarak da “ama sayımız az “ diyen vekillere “lütfen ikna edin” demiştik. Bu üç şeye karşı şimdi elimizde bir şey daha var. Üretim reformu paketinden zeytinlik ve meranın çıkartılabildiğini, hem de komisyondan geçtiği, genel kurula geldiği halde olabileceğini gördük. Yani olabileceğini bilen çok insan var. Şimdi yapılması gerek bunu bir kez daha yapmak.

Salı günü sabah 11’de Plan ve Bütçe Komisyonu tekrar toplanacak ve bunu konuşacak. Komisyon üyelerini buradan arayıp yazıda anlatılanların doğru olup olmadığını sorabilirsiniz. Ayrıca böylesine bir çorba kanunu hak etmediğinizi de ifade edebilirsiniz.

Geçen sefer bir şey eksik yapıldı. O da zeytin ve mera ile ilgili maddeleri çöpe atmak yerine torba kanunlar çöpe atılabilirdi. Bu sefer torba kanunlardan kurtulmak lazım. Sadece bu maddeler bile torba kanunun bizim için adaletsizlik ve usulsüzlük anlamına geldiğini çok net olduğunu ortaya koyuyor.

TBMM’de bir torba kanun hayaleti dolaşıyor. Bu hayalet asfalt ve beton politikalarına kuvvet, doğaya ve vatandaşa eziyet diyor. Bu hayalet inşaat rantının ödeyemediğini vatandaş ve doğa ödesin diyor. İster torba, ister çorba olsun, bu yöntem temel işleyişe aykırı, anayasaya bile aykırı. Çözümü ise basit. TBMM’deki temsilcilerinize sorun, böylesi bir kanunu istemediğiniz belirtin. Geçen sefer 30 kanunu değiştiren torba kanundan 2 kanunu değiştiren maddeleri tasarıdan çıkartabildik. Şimdi 50’den fazla kanunu değiştiren maddelerle tek tek uğraşmaya hiç gerek yok. Tek tek maddelerle uğraşmak yerine ne getirdiğini kimsenin bilmediği ortada olan torba kanunun çöpe atmak en sağlıklısı.


Önder Algedik kimdir?

Proje yöneticisi, enerji ve iklim uzmanı, aktivist. Çeşitli sektörlerde proje yöneticiliği yaptıktan sonra son yıllarda iklim değişikliği ve enerji alanında uzman olarak çalışmaktadır. Tüketici ve İklimi Koruma Derneği yönetim kurulu üyesi olup 350ankara.org iklim aktivist grubunun kurucularındandır. Yaptığı çalışmaları ve değerlendirmeleri daha önce Cumhuriyet Enerji'de kamuoyu ile paylaşırken, aynı zamanda yesilekonomi.com'da da yazmaktadır. Raporlarına ve arşivine http://www.onderalgedik.com/ adresinden ulaşılabilir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI