Aydın Selcen
Aydın Selcen

Katalunya dersleri

Çarşamba, 4 Ekim, 2017
Ankara, ilgileniyor mu bilmem ama, muhtemelen bu durumdan Descartes’ı anıp (kahkaha efekti) yanlış şekiller üzerinde doğru fikir yürütme yerine yanlış dersler çıkaracaktır. “Siz millet, onlar illet” ve TBMM’de temsil edilen üçüncü parti altı milyon seçmenin oyunu almış HDP’ye “onların yeri Kandil” seslenişiyle hepimizi layığınca kucaklayan Sayın Cumhurbaşkanı herhalde “işte AB dediniz, AB’de olan bu” sonucuna varacaktır.

Haliyle aklımız Irak Kürdistanı’nın 25 Eylül’de yaptığı bağımsızlık referandumunda. Ancak İspanya’nın Katalunya Özerk Bölgesi de 1 Ekim’de benzer bir referandum yaptı. Ortaokuldaki matematik hocamız Bernard Gallet “yanlış şekiller üzerinde de doğru akıl yürütebilmek gerekir” (“il faut raisonner juste sur des figures fausses”) derdi geometri öğretirken. Ünlü düşünür Descartes’ın bir sözü. Irak Kürdistanı denli Katalunya referandumundan da öğreneceklerimiz var diye düşünüyorum.

Katalunya’da katılım yüzde 42’de kaldı, katılan Katalanların (kelime oyunu fırsatına dayanamadım Allah affetsin) yüzde 90’dan fazlası bağımsızlığa beklendiği gibi “evet” dedi. Referanduma katılmak bizatihi bir direniş yahut bağımsızlık talebinin dışavurumuna dönüştü. İspanya Başbakanı (Bakanlar Kurulu Başkanı) Mariano Rajoy “bugün Katalunya’da bir bağımsızlık referandumu yapılmadı” dedi. Hükümet sözcüsü ise “bu farsa bir son verin” çağrısında bulundu. Bunlar kuşkusuz güçlü ifadeler.

Rajoy ayrıca Katalunya’da referandumu durdurmak için görevlendirilen on bini aşkın güvenlik görevlisine teşekkür etti. Katalanlara “sevgili yurttaşlarımız” diye hitapla (Barcelona meydanlarında yuhalandı), meclisi Katalunya konusunda “düşünmeye” davet etti. Bölgenin Başbakanı Carles Puigdemont ise referandum sonuçlarını meclise sunarak, anayasal haklarının takipçisi olacaklarını vurguladı. Ayrıca Avrupa Birliği’ni de polis şiddetinden ötürü göreve çağırdı.

Komşu Fransa’nın Cumhurbaşkanı Macron, İspanya’da yegane muhataplarının Madrid’deki hükümet olduğunun altını çizdi. AB oldukça tepkisiz kaldı bundan ötürü bağımsızlık taraftarları arasında (aman solcularımız duymasın) “AB yeni SSCB’dir” diyenler vardı. Daha önemlisi Bask Bölgesi de sessiz. Madrid’de bir yandan Franco döneminden kalma marşlar söyleyen, aynı dönemden kalma sloganlar atıp Nazi selamı verenlerin mitingleri oldu. Diğer yandan Katalunya’nın referandum hakkına destek veren gösteriler de yapıldı, yapılabildi.

Başbakan Yıldırım, “madem Irak Kürdistanı’ndaki referanduma karşı çıktık, buna da karşı olmamız gerekir” gibi ayaküstü, soruya cevaben bir açıklama yaptı. Mealen “biz komşumuzdaki gelişmeye tepkimizi gösterdik, Avrupalılar da kendi konularıyla kendileri ilgilensin” diye ekledi. Gayriciddi bulanlar olabilir sanıyorum. Dışişleri Bakanlığı’mızca yapılan resmi bir açıklama yok. Ben son baktığımda bakanlık sayfasında Sayın Çavuşoğu’nun Kolombiya dışişleri ve Somali tarım bakanları ile Yemen büyükelçisini (tabii ayrı ayrı) kabullerine dair haberler vardı.

Referandum günü polis şiddetine dair görüntüler sosyal medya üzerinden çokça paylaşıldı. Barcelona futbol takımının Pique ve Xavi gibi simgeleşmiş eski ve şimdiki oyuncularının duygusal tepkileri yer buldu. Barcelona-Las Palmas maçının da yüz bin kapasiteli Camp Nou Stadyumu’nda seyircisiz oynanma durumunda kalması da üzüntü kaynağı olarak eleştirildi.

Söz konusu “şiddet” görüntüleri bize belki Kürtlerin Gezi zamanında hafif bıyık altından güler tavır takınmaları gibi biraz “hafif” gelmiş olabilir. Katalunya itfaiyesi ve bölgesel polis mensuplarının, devletin güvenlik görevlileriyle oy kullanmaya geceden gelmiş halkın arasına girmeleri ise bizim gibi merkezi devletten başkasını bilmeyen faniler için herhalde ilginçti.

Polis şiddetinin hafifi ağırı olmaz sanırım ama TOMA’larla su sıkma, halkı gaza boğma gibi “uygulamalar” en azından yaygın olarak yoktu. Halk direncini özellikle –hatta münhasıran- pasif tepkilerle ortaya koydu. Çoğu plastik mermilerden, polis müdahalesinde yaralanan 800 civarında kişinin hastaneye kaldırılmış olduğu Katalan makamlarınca, güvenlik görevlilerinden de 30’u aşkın yaralı olduğu Madrid tarafından duyuruldu.

Ankara, ilgileniyor mu bilmem ama, muhtemelen bu durumdan Descartes’ı anıp (kahkaha efekti) yanlış şekiller üzerinde doğru fikir yürütme yerine yanlış dersler çıkaracaktır. “Siz millet, onlar illet” ve TBMM’de temsil edilen üçüncü parti altı milyon seçmenin oyunu almış HDP’ye “onların yeri Kandil” seslenişiyle hepimizi layığınca kucaklayan Sayın Cumhurbaşkanı herhalde “işte AB dediniz, AB’de olan bu” sonucuna varacaktır.

Benim gibi hukuk devleti, laiklik, çoğulculuk, katılımcılık (ademimerkeziyetçilik) diye sayıklayıp yerli ve milli soldan-sağdan tükürük yağmuruna tutulmaya artık alışkın bir liberter olduğu denli gafil muhalif içinse İspanya örneği tarihsel dönüşüm ve etkin yönetişim bakımlarından yakından incelenecek bir örnek olma özelliğini koruyor. Dileyen Katalunya gibi Bask ve Galiçya özerk bölgelerine anayasasında “federasyon” yazmayan resmi adıyla İspanya Krallığı’nda ne tür anayasal haklar tanınmış bakabilir.

İspanya Krallığı’nı geçtim tüm idari yapımızın ilhamını veren Fransa’nın, Üçüncü Cumhuriyeti’nden bugünkü –ve halen memur nüfusunun yüzde kırkının başkent Paris’te olmasıyla – en merkezi AB ülkelerinden olan (üniter devlet) Beşinci Cumhuriyeti’ne hangi aşamalardan geçerek geldiği, De Gaulle’ün getirdiği yarı-başkanlık sistemi, yine De Gaulle’ün 1969’da referandumu kaybedince çekilişi, AB bölgeler sisteminin Fransa’da nasıl uygulandığı vb. üzerine kafa yormak için hâlâ geç midir, onu da bilemem.

Değerli Ümit Akçay hocamızın bu sütunlarda yayımlanan son yazısındaki aciz bendenizce veciz bulunan “Otoriter yönetimlerin sınırını muhalefet çizer. Sosyal haklar gibi hukuk da biz kazanmadıkça kimse tarafından bize verilmeyecek.” cümleleriyle bitirelim öyleyse.

 


Aydın Selcen kimdir?

1969 İstanbul doğumlu ve Saint Joseph Lisesi ile Marmara Üniversitesi İngilizce Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur. 1992-2003 arasında Dışişleri Bakanlığı'nda meslek memuru olarak çeşitli görevlerde bulundu. Son olarak 2010-13 tarihleri arasında Erbil Başkonsolosluğu görevinde bulundu. Merkeze döndüğü gün "memuriyetten istifa etti." Genel Energy petrol şirketinde bir buçuk yıl siyasi danışmanlık yaptı. 2015'den beri bağımsız olarak özellikle Irak ve Suriye konularında yazıyor. Galatasaray kongre üyesidir. Alaz adında bir kızı var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI