Onur Salman
Onur Salman

Ah be Nâzım Hikmet, keşke dediğin gibi kalsaydı

Pazar, 20 Ağustos, 2017
Ne yalan söyleyeyim yeni sezon hengâmesinde ben de heyecanlanmayı çok isterdim Nâzım Baba ama geçtim sahadaki futbolun futbolluğunu ne bu ülkede ne de statlarda bir söz, bir düşünce hürriyeti var. Ama bizim de özgürce yaşamak gibi bir tutkumuz var. İlle de vazgeçmemek, mücadele etmek bizim tek tutunacak dalımız.

Futbol demokratik bir oyundur. Statlar, arena olmazdan evvel, hani taraftarların ikiye bölündüğü, iki tarafın birbirlerine bazen sinkaflı ama ille de kendi düşüncelerini, özgürce söyleyebildiği mekânlardı. Bu sadece ben söylemiyorum. Bana inanmazsanız Nâzım Hikmet’e kulak verin isterseniz:

“Geçen gün bir dostum dayattı, ‘İlle de gidip Fenerbahçe-Galatasaray maçını seyredelim’ dedi. Ben de kıramadım dostumu, gittim maçı seyrettim. Futbol maçı denilen şey dört bir yanında binlerce insanın toplandığı bir meydanda yapılıyor. Meydana, teker teker saydım, 22 delikanlı çıkarılıyor… Meydanın iki başında iki kale var. Mesele, topu bu kale denilen direklerin arasından geçirmekmiş. Her ne hal ise, okuyucularımızın çoğu bu hususta benden çok bilgili oldukları için fazla tafsilat vermeyelim.

Birdenbire bir düdük öttü ve oyun başladı. Yirmi iki delikanlı kan ter içinde ha babam ha koşuyorlar. Toptan ziyade basıyorlar tekmeyi, atıyorlar çelmeyi, vuruyorlar kakmayı birbirlerine. Bir taraf, ‘Topu ille de ben sokacağım sizin kaleye’ diyor; öte taraf ‘Hayır, bu marifeti ben göstereceğim!’ iddiasında.

Ne yalan söyleyeyim bu hengâmede ben de heyecanlanmadım değil. Fakat benim heyecanlanmam, etraftaki binlerce seyircinin coşkunluğu yanında devede kulak kabilinden. Oyunu seyredenler ikiye bölünmüşler. Her biri kendi partisinin çocuklarını teşvik eder, düşman tarafa küfürü basar bir durumda.

Herkes istediğini söylüyor. Herkes dilediği gibi bağırıp çağırıyor. Ortalıkta bir söz, bir düşünce hürriyeti, alabildiğine… Bu işin birçok tarafları hoşuma gitmedi dersem yalan söylemiş olurum. Muayyen bir manada, demokrasiyi anlamak isteyenler Taksim Stadyumu’na gitsinler.”

Nâzım Hikmet bu satırları 1936 yılında yazmış. Ben ise Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkan Türk Edebiyatında Futbol isimli kitaptan alıntıladım. Nedeni ise malum. Artık statlarımızın kapısı, özellikle de Galatasaray’ın yeni Arena’sının açılışından beri, kademeli olarak özgür söze kapandı. Niyetim küfrü övmek falan değil. Artık taraftar gruplarının tribünde söyleyecek sözü olmasın, muhalif bir tek cümle, herhangi bir tezahürat edemesinler diye ayarlanıyor her şey. Derdim bu.

Ne Hasankeyf’e selam çakabiliyoruz, ki tribünden de ses çıkmayınca nasıl yağmalandığını gördük, ne hepimiz Eto’o olabiliyoruz ırkçılık karşısında, ne de nükleersiz bir Türkiye talebimiz olabiliyor. Bırakın bunu, en basit pankartları bile tribüne sokamıyoruz. Ne ‘Yaşa Mustafa Kemal Paşa’ diyebiliyoruz kelimelerle ne de yaşamı savunabiliyoruz ölüm karşısında ‘Nuriye ve Semih Yaşasın’ diye.

Bu pankartlardan birini ya da birkaçını hasbelkader soktunuz diyelim stada, o zaman da sizi özgürlüğünüzden alıkoymak için 24 saat yetiyor da artıyor bile. Beşiktaş-Konyaspor maçında Samsun’daki statta yaşamayı savundukları için 10 kişinin tutuklanması gibi.

Anlayacağınız 1936’dan 2017’ye çok sular aktı futbol ve tribün kültürü köprüsünün altından. Ancak görüyoruz ki su artık kirli. Ne yalan söyleyeyim yeni sezon hengâmesinde ben de heyecanlanmayı çok isterdim Nazım Baba ama geçtim sahadaki futbolun futbolluğunu ne bu ülkede ne de statlarda bir söz, bir düşünce hürriyeti var. Ama bizim de özgürce yaşamak gibi bir tutkumuz var. İlle de vazgeçmemek, mücadele etmek bizim tek tutunacak dalımız.


Onur Salman kimdir?

Basına 2006 yılında Cumhuriyet gazetesinde stajyer olarak adım attı. İki aylık staj ve Cumhuriyet’in spor ekindeki yazılarda sonra Eurosport Türkiye’de spiker ve editör olarak çalıştı. 2009 yılında Radikal gazetesine editör olarak geçerken, Eurosport’ta da yarı zamanlı spikerlik yapmaya devam etti. Medya macerasına 2012-2016 yılında Hürriyet’te devam etti. 2016 yazından beri Gazete Duvar’da çocukluk hayalini sürdürüyor. Köken Eurosport olunca tahmin etmesi kolay. Asıl ilgi alanı ‘başka sporlar.’

YAZARIN DİĞER YAZILARI