Evrim Altuğ
Evrim Altuğ

Mandalina kokan mimarlık 'talihi'miz

Cuma, 18 Ağustos, 2017
Özellikle bahar, yaz sonu ve kış aylarında mimarlık ve diğer disiplinler adına çeşitli tez çalışmaları yapan uzmanların kapısını aşındırdığı Bodrum Mimarlık Kitaplığı, modern mimarlık tarihi adına ilginç parçaları bünyesinde barındırıyor. Kültürel imece ile oluşturulmuş sivil bir tarih deposu olan kitaplık, Yasemin Aysan ve Süha Özkan imzasıyla, vaktiyle eski bir mandalina bahçesinde yer alan 110 yıllık eski bir taş yapıdan dönüştürülmüş.

Muğla’nın Bodrum ilçesi Türkkuyusu Sokak’ta, iki yıl önce, 19 Temmuz günü açılan Bodrum Mimarlık Kitaplığı’nı ilk kez ziyaret ettim. Akademisyen-mimar Güven Ertan’ın refakatinde gezdiğim ve uzun süre geçirdiğim kitaplık, afetler ve mimarlık alanında uzmanlaşan Yasemin Aysan ve ‘Dünya Mimarlık Topluluğu’nun fikir babası (World Architecture Community) Prof. Suha Özkan’ın (ODTÜ) emekleriyle hayata geçirilmiş.

110 yaşın üzerindeki eski bir ambar-ev ve mandalina bahçesi üzerinde yeniden var edilen yapı, mimarlık kültürü ile disiplinler arası akademik ve sosyal on binlerce kaynak ve yayını bünyesinde toplamış. Bir nevî entelektüel imece ile ziyaretçi/ziyafetçilerini bekleyen iki katlı kitaplıkta, süreli ve süresiz/özgün yayınlar arasında kendinizi kaybetmemeniz işten bile değil.

ss33

‘VERİ MÜZESİ’

Bir ziyaretçi defteriyle kendi izinizi de bırakabildiğiniz kitaplık, Kalebodur, Eczacıbaşı ve Nurus gibi markaların yardımlarıyla işlevselliği ve tasarımsal nezaketini de perçinlemiş. İçinde Le Corbusier’den Zaha Hadid’e, Vedad Tek’ten Mimar Kemaleddin ve Charles Correa’ya nice mimarlık yıldızının özgün izlerini barındıran bu ‘veri müzesi’, disiplinler arası işbirliğini de önemsiyor.

Yapının, sosyologlardan arkeologlara, kent tarihçilerinden etnologlara, sanat tarihçilerden siyasal araştırmacılara bir çok disipline açık olan birikimi de bunu yansıtıyor. (Ayla) Tabanlıoğlu, (Ali) Güreli ve (Ahmet) Ertuğ ve (Ali) Cengizkan gibi önemli imzaların, mimarlık kültürü alanındaki ‘eşsiz’ yayın koleksiyonlarını bağışladıkları Bodrum Mimarlık Kitaplığı hakkında konuştuğumuz Güven Erten, taş yapının restorasyonunu Ahmet İğirdirligil’in üstlendiğini anlatarak söze başlarken, deprem güçlendirmesi yapılan binada özel bir kuşağın da yapıldığını ve bunun içlerini ferahlattığını söylüyor.

Binanın alt ve üst birimi ile buluştuğu merdiven bağının 80 yıl önce yapıldığını belirten Erten, bir defada 25-30 kişinin bir araya gelebildiği binaya 16 Eylül’de ise İTÜ’nün kıdemli hocalarından Atilla Yücel’in geleceğini müjdeliyor. Çeşitli niyetlere göre düzeneği değiştirilebilen kitaplıkta, restorasyon esnasında 72m2’lik bir ek birim yapma hakkına da kavuştuklarından, ancak bunun sadece 32m2’sini kullandıklarından söz ediyor.

Charles Correa’nın eşi Monica Correa’ya ait bir desenin duvarlarını zenginleştirdiği kitaplıkta, 2012’de ODTÜ’den emekli olduktan sonra bölgeye taşınan Suha Özkan’ın koleksiyonundaki, 100-150 yıllık makaslar ve sefertasları gibi gereçler de teşhir ediliyor. Duvarlarındaki kepenklerin orijinal olduğu kitaplıkla ilgili en eski belge olan bir fotoğraf ise, halen Özkan’ın arşivinde tutuluyor.

Bir odası mimarlık yayınlarına ayrılan kitaplık, bu kapsamda güncel yayınlara da kapısını ve aboneliğini açık bırakıyor. Tarihsel mimarlık dergileri için bir sığınağa bürünen binada Architecture Design (AD) ve Türkiye’deki periyodik akademik yayınları ile ilgili çalışmalar da, 1930’lara uzanan bir zaman çizelgesi ile, dikkat çekiyor.

a11

.

Bilhassa bahar, yaz sonu ve kış aylarında mimarlık ve diğer disiplinler adına çeşitli tez çalışmaları yapan uzmanların kapısını aşındırdığı, bugün adına prestijli bir ödül de verilen Ağa Han üzerine de büyük birikimin bulunduğu Bodrum Mimarlık Kitaplığı, modern mimarlık tarihi adına çok ilginç parçaları bünyesinde barındırıyor

Haftada beş gün, 30 saat, hafta sonları hariç açık tutulan iki katlı kitaplık, tekrar etmek pahasına yedi bölümden oluşuyor. Toplantı salonunun yanı sıra, yapıda bulunan yönetim birimi ise, mimar monografileri, öğrenci tezleri, disipline özgü antolojiler ve tekil yapılar ile mimarlık kuramına dair birikimlere ayrılmış. Yapının dört odadan oluşan üst katındaki odalardan biri, süreli yayınlar alanı ise, kitaplığa büyük katkısı bulunan, Özkan’ın yakın dostu ve meslektaşı Doğan Hasol’a, Yapı dergisi üzerinden, adanmış.

Yöre mimarlığı, kent monograflarına da kapısı açık, alanında ilk ve tek olma özelliğindeki, mikrofilm ve diaları, negatifleri ile de gerçek bir meslekî hazineyi içinde barındıran Bodrum Mimarlık Kitaplığı’nda, Pelin Derviş katkısıyla yer bulan özgün Vedad Tek çizim ve planları hakkında konuşan Güven Ertan, yıllar önce, 2003’te Afife Batur imzasıyla Yapı Kredi Kültür ve Sanat Merkezi’nin de bir sergi ve monografik kitap sunduğu Tek ile ilgili olarak, şöyle bir anıyı aktarıyor:

“Vedad Tek, 1927’de dönemin Devlet Güzel San’atlar Akademisi’nden (Bugünkü Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) uzaklaştırılınca, ciddi sıkıntılar yaşamaya başlıyor. Alışveriş listesi cebinde dururken, Maçka Parkı’nda bir süre oturup, kuş çizimleri vb. yapıyor. Ama biri geliyor, tam o sırada tüm parasını derdest ederek gaspediyor. Ve yazdığı bir notta, ‘Son paramı da kaptırdım,’ diyor. Bunları okuduğunuzda içiniz burkuluyor.”

Bodrum Mimarlık Kitaplığı’nı gezdiğim sırada elim, aklım susamışlıkla, dört beş kitaba birden gidiyor: Le Corbusier’nin ‘Uçak’ hakkındaki modern, vizyoner ve disiplinler arası fikirlerini içeren tekrar basımı (1988); Suriye’nin kültürel ve mimarî hafızasını kalıcılaştıran bir fotoğraflı kitap-rehber, ‘Bugünkü Suriye-Jean Hureau’ (1977) Vedad Tek anısına hazırlanan Afife Batur kitabı (2003) ve TMMOB imzasıyla, Suha Özkan’ın da katkısı ile 1981’de yapılmış ‘Modern Türk Mimarlığı’ çalışmasının (1900-1980) tıpkıbasımı ile, Akın Nalça kitapları serisinden, Bülent Erkmen tasarımıyla hazırlanan, Uğur Tanyeli imzalı, İstanbul 1900-2000 (Konutu ve Modernleşmeyi Metropolden Okumak) kitapları bunlar. Birinden diğerine sekerken, saatin nasıl geçtiğini anlamıyorum. Güven Ertan, beni nezaketle uyarıyor ve mekândan birlikte ayrılık hazırlığımızı yapıyoruz.

O sırada Le Corbusier, ta geç 1930’larda, İkinci Dünya Savaşı arefesindeki dünyaya, ‘Uçak’tan şunları söylüyor:

‘Ulus’ yönetsel bir terimdir,haliyle yapaydır.
‘Doğal Diyar’ içli bir terimdir, haliyle doğaldır.
‘Ulus’un onarılmış sınırları (Savaşlar, anlaşmalar, zafer ve savunularla) bulunur. Bu maddî bir hakikattir.
‘Doğal Diyar’ bir merkez, bir yürekte, bir noktada birleşir.
‘Doğal Diyar’ın sınırları bulunmaz.
Bu inanca dair bir eylem, ruhsal bir mefhumdur.

Son dönemde sürekli sallanan Bodrum’un eski mandalina kokan sivil mimarlık ‘talihi’/tarihi, AKM’den AVM’ye tahripkâr bir şekilde evrilen günümüz sözde mimarî farkındalığında, geleceği tüm belgeselliği ve çeşitliliğiyle ayıltan, yapıcı bir soğukkanlılık ve kadirbilirlik ikram ediyor.

Modern ve Post-Modern Türkiye’nin zemin etüdü için, şu günlerde gerek fiziksel, gerekse alegorik bakımdan güçlendirmesi yapılmış, akademik güvenceli bu mekândan daha misafirperver, cömert bir olanak daha bulunmuyor.

Bilgi: 0532 570 57 24

YAZARIN DİĞER YAZILARI