Evrim Altuğ
Evrim Altuğ

Çekirdekten didişme havadis: Ai Weiwei İstanbul'da

Pazar, 6 Ağustos, 2017
Türkiye'nin içinde olduğu bir çok konuya kendiliğinden el atmış Ai Weiwei'nin SSM'de açacağı ilk kişisel sergisinin, aynı samimiyet, doyuruculuk ve içtenlikte olmasını ummak hakkımız olmalı. Yine ne diyor Ai Weiwei, mağazalarda satılan bir buzdolabı mıknatısında?: İnsanların kendi güçlerini görmelerini istiyorum.

Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi (SSM), 2 Eylül 2015’te Bodrum – Türkiye kıyılarına tekne batması üzerine cansız bedeni vuran Suriyeli sığınmacı Aylan Kûrdi’ye öykündüğü, India Today adlı dergi için geçen sene başında söyleşiye refakat adına verdiği siyah-beyaz pozla göçmen sorununa odaklanan (ancak aynı konuyu suistimal ettiği iddiasıyla, uluslararası basın ve sanat camiasında ayrıca şimşekleri yine üzerine çeken) Çinli güncel sanatçı Ai Weiwei’in İstanbul’daki ilk kişisel sergisini açıyor.

Ancak hemen belirtelim, Finlandiyalı kadın sanatçı Pekka Jylha da Helsinki Güncel Sanat Galerisi’nde 2016’da Aylan Bebek’in bir heykelini “Deniz Onu Özgür Kılana Dek” başlığı altında sergilemişti.

Yaşamı, akademik kimliği ve stüdyosunu Berlin’e taşıyan ve 60’ını deviren Ai Weiwei, – CNN Türk’ün 28 Temmuz 2017 tarihli sosyal-dijital medya haberinden öğrendiğimiz kadarı ile – Türkiye Cumhuriyeti tarihinin – bilinen – üçüncü askerî darbesinin yıldönümüne rastlayan 12 Eylül 2017’de, SSM’deki ilk sergisini açacak.

Weiwei, komşumuz, AB üyesi Yunanistan’a geçmeye çalışırken boğulan Aylan Bebek pozunu verdiği sırada, iki yıl önce de Türkiye’deki kamplarda, mültecileri konu alan ve iPhone’uyla da çektiği filmi için malzeme edinmişti.

Sanatçı bu belgesel için dünyada Gazze gibi bir çok sığınmacı kampına giderek bilgi ve belge ile görsel malzeme edindi. Belgesel, 23 ülkede 40 sığınmacı kampından izlenimleri kapsıyor. Ve belgeselin altını çizdiği en önemli küresel sorunlar, yoksulluk, savaş ve küresel ısınma olarak kendini belli ediyor.

“Human Flow” isimli, Amazon tarafından prodüksiyonu desteklenip sonbaharda ilk olarak ABD perdelerinde yayımlanacak bu film, 30 Ağustos’ta başlayacak 74. Venedik Film Festivali’nde ise, ilk kez izleyici karşısında olacak.
human1
Sanatçı ayrıca, komşumuzdaki Atina Arkeoloji Müzesi’nde geçen yıl ‘Ai Weiwei Kiklad Adaları’nda’ isimli bir sergi daha açmış ve burada, antik gözyaşı şişeleriyle Makedonya polisinin kullandığı göz yaşartıcı gaz kapsüllerini, bir arada sergilemişti. Bu eser, Yunan İdomeni Sığınmacı kampı üzerinden Makedonya’ya girmeye çalışan sığınmacılara yönelik bir gönderme de içermekteydi.
İlgili sergide bunun yanı sıra, kurtarılan sığınmacılara üşümeleri adına verilen altın ve gümüş görünümlü folyo – örtülere atfen iki altın ve gümüş bayrak ile, Aylan Bebek’i tasvir eden meşhur fotoğraf bayrak olarak kullanılarak müze girişine asılmıştı.

Burada ‘Komşuluk’tan söz açmışken, 2011’de de yine ekim ayına değin, SSM’de Atina Millî Arkeoloji Müzesi’nin N.P.Goulandris Vakfı işbirliği ile ‘Karşıdan Karşıya: M.Ö. 3 Bin’de Kiklad Adaları ve Batı Anadolu’ sergisini açtıklarını hatırlatmak,’Bienal’e paralel’ olmaya hevesli bu ‘ilk sergi’ ve SSM adına oldukça uygun görünüyor.

Zira eğer geçen yıl Atina Arkeoloji Müzesi’nde izlenen ‘Ai Weiwei Kiklad Adaları’nda’ sergisi – en azından bu büyük kapsamda- İstanbul’a da gelecek olsa, yine bünyesinde üç milyona yakın, çoğu Suriye ve Afrika kökenli sığınmacının bulunduğu İstanbul ve Türkiye’de tekrar ilgi göreceği, kuşku götürmüyor.
evrim2
Analitik, soruşturmacı ve plastik açıdan bereketli, sürprizli üretimiyle, hayranlık duyduğu ve yapıtlarını da eş zaman ve mekânda sergilediği Andy Warhol’u da anıştıran, bir ‘Fabrika’törlük iştahı yansıtan biri Ai Weiwei. Yine yakın zaman önce, 2016’da Avustralya – Melbourne’da yapıtları Warhol’un çalışmaları eşliğinde izlenmişti.

Bu, en basit tabiriyle Qing Hanedanı’ndan kalma devasa antik vazoları kırarak ‘rengâhenk güncellediği’ serileri veya üzerlerine bariz ‘Coca-Cola’ markasını teğellediği örneklerden de anlaşılabiliyor.

Sergi açtığı Royal Academy veya Tate Modern gibi kurumların dükkânlarından hevesle satın alarak yakamıza takıştırdığımız lisanslı rozet – aksesuarların vecizesiyle ‘Hakikat, iktidara!’ (Truth to Power.) talebinde bulunan, ‘Herşey Sanat, Herşey Politika’ saptamasına her biçime girdiği oyuncak oto-kuklası kılıfıyla dahi imza atan, kara mizah kutusu bir kişilik.

Ancak aynı Ai Weiwei 24 Temmuz’da, Katar’a yönelik siyasal ve ticarî ablukanın yanında, tek tweetlik kükreyişiyle – Türkiye Hükümeti ile hemfikir – duran, yine müze dükkânlarında satışta olan bir bisiklet ziline kondurduğu özdeyişi ile ‘Özgürlüğün herşeyi sorgulayabilme haklarımızla alâkalı olduğu’ kanısındaki bir sanatçı ve aktivist de.

Belki de bu nedenle, 2016’da kurulan ve ilk ödülünü İsmaili Müslüman Cemaati lideri – adına çağdaş mimarlık ödülü de bulunan – Ağa Han’a veren Kanada Yurttaşlığı Enstitüsü, kendisine bu yılki Adrienne Clarkson Küresel Yurttaşlık Ödülü’nü takdim ediyor.

Ediyor, çünkü bu sanatçı 2008’de ürettiği bir seri çalışmada, Çin’in Sichuan eyaletinde yaşanmış olan ve 90 bini aşkın kişinin hayatına mal olan zelzelede hükümetin inşa ettiği zayıf okul yapılarında ölen binlerce çocuğu simgeleyen biçimde, 200 tona yakın çelik yapı sicimlerini bir heykele bürümüş ve isimlerini de kendi çabalarıyla araştırıp bularak, en az beş bine yakın bir liste ile sergilerinin duvarlarında ölümsüzleştirmişti.

İfade özgürlüğü, Berlin vb. demişken, bir çok düşünce ve ifade özgürlüğü mağduru için de bir sığınak haline gelen ülkede, Cumhuriyet gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar da, garip bir tesadüf olacak ki, halen Ai Weiwei gibi bulunuyor ve gazeteciliğini dijital platformdaki ‘Özgürüz.org’ isimli kolektif girişimle, sürdürmeye çalışıyor. Bilindiği gibi Ai Weiwei de 2011 yılında 81 gün boyunca Çin güvenlik birimlerince gözaltında tutulmuş ve esaret yaşamıştı.
evrim4
Kariyerinde, mağdurları her daim gözeterek yapıtlarının özüne sindiren, sembolize eden Ai Weiwei, Trump ABD’sinde, San Francisco’daki eski Alcatraz Hapishanesi’nde açtığı @Large isimli kişisel sergisiyle de üç yıl önce adından söz ettirmiş biri.

Bu serginin odak noktasında bulunan ve – vaktiyle bu yapıtı sponsorluk düzleminde parça desteği sunmak üzerinden sahiplenmediği için daha sonra medyada resmen çıkıp üzüntüsünü bile dile getiren – Danimarka çıkışlı Lego oyuncak malzemesinin / markasının en az 1 milyon 200 bin parçasının kullanıldığı, Warhol ve piksel/İnternet ruhlu bu eserinde sanatçı, Dünyada fikirleri ve eylemleri sebebiyle yurtlarından edilen veya tecrit altında tutulan fikir önderleri veya eylemcilerinin portrelerini ülkeler bazında teşhir etme yoluna gitmişti.
Üstelik, ABD’deki sanat kuruluşu ve heykel bahçesi, Washington DC’deki Hirsshorn’a taşınan 1 Ocak’a dek izlenebilecek bu projenin referans – uzantılarından biri de, Türkiye’nin üyeleri hakkında yasal işlem başlattığı Uluslararası Af Örgütü idi. Ancak sanatçının Lego parçalarıyla saygı duruşunda bulunduğu bu kişilikler arasında, her nedense Türkiye’den hiç bir hükümlü veya sürgün figüre yer verilmedi.
evrim5
Oysa 176 kişilik bu liste, Bahreyn’den İran’a, Katar’dan ABD’ye, Küba’dan Mısır’a, Azerbaycan’dan Kuzey Kore ve Rusya ile Kazakistan ve Kırgızistan’a ‘küresel’ bir çeşitlilik yansıtmaktaydı. Bu arada ifade özgürlüğünden dem vurulacaksa, ilgili teşhir listesinde ABD’den altı, Rusya’dan ise dokuz figür bulunmaktaydı. Yine bu figürler arasında Çin’i temsilen ise, Doğu Türkistan’ın çok yönlü sanatçı ve aydınlarından Nijat Azat yer almıştı.

‘Komşuluk’ temasıyla, Nejat F.Eczacıbaşı’nın kurduğu ve halen Başkan olarak Bülent Eczacıbaşı’nın idaresinde bulunan İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) imzası ve Koç desteği ile, yine stüdyoları Berlin’de bulunan sanatçı ikili Elmgreen ve Dragset tarafından küratörlüğü yapılan İstanbul Bienali ile eş zamanlı gerçekleşecek sergide, Ai Weiwei’in ‘el emeği söz nuru’ meşhur ay çekirdekleri işi de yer alacak.

Her biri sayısı bin altı yüze erişen zanaatkâr tarafından elde üretilip boyanan çekirdeklerin yapımı, beş yıl sürmüştü. Vurgulamak gerekirse, SSM ise, İstanbul’a gelecek serginin ön basın tanıtımında sanatçının yüzün üzerinde porselen eserine ağırlık verildiğini vurguladı. Yine, bilindiği üzere Ai Weiwei’nin bu eseri aynı zamanda Komünist Çin belleğine yönelik ince bir eleştiri olma özelliğini de göstermekte.

Komşuluktan söz etmişken, dış tehditlere karşı komşu ülke Suriye ile Türkiye arasına duvar inşasının devam ettirildiği şu günlerde Ai Weiwei, New York’a da bir ‘duvar’ yerleştirmesi hazırlamakla uğraşıyor. Sanatçının şair Robert Frost’un bir şiirinden alıntıyla hazırlayacağı kamusal alan yerleştirmesi, ‘İyi çitler, iyi komşular yapar’ adını taşıyacak ve düzinelerce çitten oluşacak. Eh, bu ABD ile komşu ülke Meksika arasındaki son dönem ilişkileri de düşündüğümüzde, yine yeterince güncel bir eser olarak kendini belli ediyor.

Bu koşullar ve eserlerinin varlığı altında Türkiye’nin içinde olduğu bir çok konuya kendiliğinden el atmış Ai Weiwei’nin SSM’de açacağı ilk kişisel sergisinin, aynı samimiyet, doyuruculuk ve içtenlikte olmasını ummak hakkımız olmalı. Yine ne diyor Ai Weiwei, mağazalarda satılan bir buzdolabı mıknatısında?

“İnsanların kendi güçlerini görmelerini istiyorum.”

Bu, haftalar önce ABD’de verdiği bir radyo röportajında bir soru üzerine Dünyadaki siyasal duruşunu ‘İndividualist’ (Bireyci/Ferdiyetçi) olarak tarifleyen sanatçı için olağan. Ama soru şu: Bireyciliğin sınırı olmalı mı, sınırını aşan bireycilik kişiyi Narsisizme taşımaz mı ? Ya da Bireycilik, kişiyi liberal kapitalist sistemde o hiç farkına bile varmadan kendi tercihleri üzerinden kendisini veriye, eksiye, artıya çoktan indirgeyerek, değersizleştirmez mi ?
evrim3
Neticede dünya ve Türkiye’de de bireyciliğin türlü örneklerini, türlü katmanlarda tecrübe ettiğimiz için, ‘çekirdekten didişme’ bu soruları ve olasılıkları sizlerle paylaşma cüretini gösterdim. Okuma nezaketini gösterdiğiniz için de size ayrıca teşekkür ederim.

Zira ben de halen, olup biteni sabır ve iyi niyetle anlamaya çabalıyorum. Umarım, dünyanın dört bir yanına, adeta devasa kültürel AVM’lere dönüşen müzelerdeki sergi ve anlatılarıyla, büyük bir iştahla erişen, can yelekleri ve şişme botları müzelerin, sanat kurumlarının her yanına teğelleyen Ai Weiwei bana bu konuda yardımcı olur.

Hepsini geçtim; bir sergiyi görmeden, yergiyi sıvamak ayıptır, nezaketsizliktir.

Şimdiden İstanbul’dasın Ai Weiwei. Bakalım geldiğinde nerede olacaksın ?

YAZARIN DİĞER YAZILARI