Kara Kule: Biz bu filmi görmüştük!

Cuma, 4 Ağustos, 2017
Stephen King’in yıllardır çekilmesi planlanan ‘Kara Kule’ serisi nihayet perdede. Ancak film, King severlerin tatmin eder mi bilinmez ama sinema izleyicisi için hayal kırıklığı olma ihtimali yüksek.

Bazen bir filmin iyi olması için gerekli bütün bileşenleri bir araya getirirsiniz ama yine de ortaya çıkan ürün tatmin edici olmaz. Bu hafta gösterime giren “Kara Kule” tam da böyle yapımlardan. Öncelikle filme kaynaklık eden roman serisinin Stephen King imzalı olmasıyla başlayalım. Kısa öykülerinden tuğla gibi romanlarına kadar birçok eseri sinemaya uyarlanmış, kurduğu evrenler, yarattığı karakterlerle kendisine özel bir yer edinmiş ve anlatımı her zaman sinematografik olarak kabul edilmiş bir yazar nihayetinde.

Sonra “Aşkın Büyüsü, 1998”, “Akıl Oyunları, 2001”, “Ben, Robot, 2004”, “Ben Efsaneyim, 2007”, “Da Vinci Şifresi, 2006”, “Melekler ve Şeytanlar, 2009”, “Kuralsız, 2015” gibi kitap/roman uyarlaması filmlerin senaryo ekibinde yer almış Akiva Goldsman gibi bir imzayı da buna ekleyelim. Goldsman ile birlikte birçok ortak işe imza atmış Ron Howard’ın yapımcı koltuğunda oturduğunu da not düşelim. “Ejderha Dövmeli Kız, 2009”ın yaratıcı ekibinde yer alan, 2004 tarihli “Kongekabale” ile dikkat çeken, 2012’de “Yasak Aşk” ile beğeni kazanan Nikolaj Arcel’i de yönetmen koltuğuna oturtalım. 60 milyon dolar da bütçe verelim. Ortaya eli yüzü düzgün bir filmin çıkmasını beklersiniz ama öyle olmuyor işte her zaman.

EVRENİN MERKEZİ BİR KULE

“Kara Kule”, bugünün dünyası ile paralel bir evren arasında ilişki kuran. Karakterlerin iki evren arasında gidip geldiği bir “dünyayı kurtarma” öyküsü. Bütün evreni ayakta tutan ve dengesini sağlayan ‘Kara Kule’ yıkılırsa evrene karanlık hâkim olacaktır. Kara Kule’yi yıkmak için de bir çocuğun zekâsına ihtiyaç vardır. Siyah Giyen Adam olarak bilinen Walter O’dim paralel evrende seyahat ederek dünyaya gelir ve zeki çocukları toplayarak Kara Kule’yi yok etmeye çalışır. Kara Kule’yi korumakla görevli silahşorların son temsilcisi olan Roland Deschain ise yenilgiyi kabul etmiş ve intikam duygusunun peşine düşmüştür. O sırada dünyada, Jake Chambers adlı bir çocuk rüyalarında paralel evrende yaşananları görmekte ve onları resmetmektedir. Jake’in bu mücadeleye dâhil olması, hedef haline gelmesi ve dünyanın kurtuluşuna doğru giden bir hikaye izliyoruz “Kara Kule”de.

King’in Robert Browning’e ait olan “Childe Roland to the Dark Tower Came” adlı şiirden esinlenerek yazmaya başladığı “Kara Kule” serisi okurların ilgisine mazhar olsa da filmin biraz kafası karışık görünüyor. King’in yalnızca bu şiirden değil, “Yüzüklerin Efendisi” gibi romanlardan, Sergio Leone’nin Clint Eastwood’un oyunculuğuyla efsaneleşin ‘ismi olmayan adam’ karakterinden de esinlendiği yazılıyor kaynaklarda. Biz de buna “Harry Potter”ı (Jack) ve “Yıldız Savaşları”nı (Bir Jedi olarak silahşor) ekleyelim. Şimdi bu kadar bilinene, bir de babasını kaybetmiş, üvey babasının kurtulmak istediği, annesinin yeterince inisiyatif alamadığı, akıl hastanesine gönderilmek istenen ama kehanetlerde bulunan bir çocuk eklediğinizde ortada fazlaca orijinal bir şey kalmıyor.

Serideki hikayenin temel gerilimi nedir, okumadığımız için bilmiyoruz fakat film bu konuda fazla kafa karışıklığı yaşıyor. Bir yanda Silahşor ile Siyah Giyen Adam arasındaki kadim mücadele diğer yanda da bir çocuğun korkularını yenip artık yetişkinliğe adım atmasını salık veren bildik hikaye akıp giderken, ikisi de tam olamıyor. Kadim savaşın köklerine, görkemine dair yeterince veri ortaya konmadığı, hikaye derinleştirilemediği için çok yüzeysel bir hikaye izliyoruz bir yandan. Diğer yandan da “Yüzüklerin Efendisi”nden, Harry Potter’a yakın dönemde defalarca izlediğimiz bir ergen hikayesinin hiç de orijinal olmayan izini sürüyoruz.

KURULAMAYAN FANTASTİK EVREN

Hikayenin odaksızlığı, yaratılmak istenen fantastik dünyanın ikna ediciliğini de zedeliyor. “Kara Kule”ye yaratıcıların yüklediği anlam seyirciye geçmeyince film de birbiri ardına akıp giden skeçler şeklinde ilerliyor, bir türlü beklenen atmosfer kurulamıyor. Projenin yaklaşık 15 yıldır elden ele dolaştığını, birkaç stüdyonun bu işe girip sonra vazgeçtiğini düşünürsek temel meselenin aslında bir türlü ikna edici olmayan senaryo olduğunu ileri sürebiliriz. Buna bir de Nikolaj Arcel’in yönetmenlik maharetlerinin böylesi bir dünyayı kurmada yetersiz kaldığını eklersek, “Kara Kule” hem bu tür fantastik hikayeleri hem de Stephen King romanları sevenler için hayal kırıklığından öteye gidemiyor.

ORİJİNAL ADI: The Dark Tower
YÖNETMEN: Nikolaj Arcel
OYUNCULAR: Idris Elba, Matthew McConaughey, Tom Taylor, Katheryn Winnick, Claudia Kim
YAPIM: 2017 ABD
SÜRE: 94 dk.

YAZARIN DİĞER YAZILARI