Sözlü beyan eski hastalık

Çarşamba, 2 Ağustos, 2017
Sözlü beyan ile doğum bildirimini denetlemek için minik bir adım atılmış. Doğum bildirimlerinde sağlık kuruluşlarına düşen sorumluluk arttırılmış. Beyanın doğruluğunu teyit için hem mülki amire hem aile hekimine sorumluluk yüklenmiş. Ancak bu minik iyileştirme kesinlikle yeterli değil.

Nüfus hizmetleri kanunu ile bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına dair yasa tasarısına ilişkin görüşlerimi yazmaya sanırım bir süre daha devam edeceğim. Son yazıda ele aldığım müftülüklere nikah yetkisi gibi tasarının 5’inci maddesi de en çok konuşulanlardan. Bugün de tasarının 5’inci maddesiyle değiştirilen yeni doğanın nüfusa bildirim yükümlülüğüne ilişkin düzenlemeyi yazmak istiyorum. Maddenin popüler adıyla sözlü beyan meselesini.

Basında yer alan şekliyle tabiri caizse ifrit eden bir düzenleme. Herhangi bir belgeye dayanmayan sözlü beyan esasıyla doğum bildirimi, kadın hakları açısından inanılmaz sakıncalar barındırır ve kabul edilemez. Bütün kadınlar ve tabi ki ben de ifrit olmakta yerden göğe haklıyız. Haklılığımızdan kuşkum yok ama neye karşı olduğumu netleştirip doğru ifade edebilmek için aklımı başıma devşirip, derin nefesler aldıktan sonra değişiklik maddesini defalarca okudum. Derken “bugün uygulanmakta olan usul ne” merakıyla maddenin eski halini incelemeye yöneldiğimde öfke dozumun aniden düştüğünü belirtmeliyim.

Meğer bu sözlü beyan usulü zaten uygulanmakta olan maddede varmış. Gerçekten kadın hakları açısından son derece sakıncalar içeren bu usul zaten hayatta ve uygulanmakta olduğu için biz erken evliliklerin, çok eşliliğin önlenmesi ve ev içi şiddetin tespiti gibi temel kadın sorunlarında bir türlü yol alamıyormuşuz. Hatta yasa dışı evlat edinmelerin bunca yaygın oluşu da zaten uygulanmakta olan sözlü beyan kolaylığındanmış.

Değişiklikte kadın kazanımlarından geri gidiş yok. Ancak kadın hakları açısından yetersizlik söz konusu. Madem bir iyileştirmeye yöneldiniz bari tam yapın demek lazım, öfkeyle itiraz yerine. Tasarının bildirim yükümlülüğüne ilişkin 5’inci maddesinde iktidara geri adım attırmak, maddenin yeniden düzenlenmesini sağlamak için önce maddenin eski ve yeni halini birlikte okuyalım:

Yeni tasarının 5’inci maddesiyle değişiklik teklif edilen maddenin eski hali

Bildirim yükümlülüğü ve süresi

MADDE 15- (1) Sağ olarak dünyaya gelen her çocuğun, doğumdan itibaren Türkiye’de otuz gün içinde nüfus müdürlüğüne, yurt dışında ise altmış gün içinde dış temsilciliğe bildirilmesi zorunludur.

(2) Bildirim; veli, vasi, kayyım, bunların bulunmaması halinde, çocuğun büyük ana, büyük baba veya ergin kardeşleri yada çocuğu yanında bulunduranlar tarafından, doğumu gösteren resmî belgeye dayanarak yapılabileceği gibi sözlü beyana dayalı olarak da yapılabilir.

(3) Yurt dışındaki doğum bildirimleri, yabancı makamlardan alınmış resmî belge veya raporun dış temsilciliğe verilmesi veya çocuğa konulan adın belirtildiği dilekçe ve ana ile babanın tam kimlik bilgileri ile nüfusta kayıtlı oldukları yeri gösteren belgelerle birlikte dış temsilciliğe gönderilmesi suretiyle de yapılabilir. Dış temsilcilik bildirim tarihi olarak evrakın postaya verildiği tarihi esas alarak düzenleyeceği doğum tutanağını nüfus müdürlüklerine göndermekle yükümlüdür.

(4) Doğumla ilgili yapılan bildirimler nüfus müdürlüklerince doğum tutanağına geçirilir.
(5) İlgilinin herhangi bir belge ibraz edememesi halinde sözlü beyanı esas alınarak bildirim tutanaklara geçirilir ve doğum tutanakları bildirimi yapan ile görevliler tarafından imzalanır.

(6) Ölü doğan çocuklar aile kütüğüne yazılmaz. Bir doğumda birden ziyade doğan çocuklar doğuş sırasıyla yazılırlar.”

Tasarıyla getirilen değişiklik maddesi:

“MADDE 5- 5490 sayılı kanunun 15 inci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir:

MADDE 15- (1) Sağ olarak dünyaya gelen her çocuğun doğumdan itibaren Türkiye’de otuz gün içinde nüfus müdürlüğüne , yurt dışında ise altmış gün içinde dış temsilciliğe bildirilmesi zorunludur. Doğum bildirimleri, doğumu gerçekleştiren sağlık kuruluşlarına da yapılabilir.

(2) Sağlık kuruluşları ve sağlık kuruluşları dışında sağlık personeli nezaretinde gerçekleşen doğumlar; ilgili sağlık birimince bulunulan yer nüfus müdürlüğüne beş işgünü içinde bildirilir. Bildirimde; doğumun sağlık kuruluşunda veya sağlık personeli nezaretinde olduğunu ispatlayan rapor veya resmi belge ve doğum tescil isteğini belirten form dilekçe yer alır.

(3) Sağlık personeli nezaretinde gerçekleşmeyen doğum bildirimi; gebelik sırasında anneyi takip eden tabip ya da sağlık mesleği mensubunca düzenlenecek rapor veya belge ile yapılır.

(4) Sağlık personelinin takibi dışında doğan çocukların doğum bildirimi nüfus müdürlüklerine sözlü beyanla yapılır. Beyanın teyidi amacıyla mülki idare amirinin emriyle, aile hekimlerinin aracılığıyla araştırma yaptırılır.

(5) Doğum bildirimi; veli, vasi, kayyım, bunların bulunmaması halinde çocuğun büyk ana, büyük baba veya ergin kardeşleri ya da çocuğu yanında bulunduranlar tarafından yapılır. Çocuğa konulan ad, üç adı geçmemek üzere ve kısaltma yapılmadan yazılır. Doğum ve gebelik raporu ile doğumun bildirilmesi ve doğum tutanağının düzenlenmesine ilişkin usul ve esaslar sağlık bakanlığının görüşü alınarak Bakanlıkça belirlenir.

(6) Yurt dışındaki doğum bildirimleri, yabancı makamlardan alınmış resmi belge veya raporun dış temsilciliğe verilmesi ile yapılır. Doğum bildiriminin dış temsilciliğe bizzat yapılamaması halinde yabancı makamlardan alınmış resmi belge veya rapor ile çocuğa konulan adın belirtildiği dilekçe, ana ve babanın kimlik bilgilerini gösteren belgelerle birlikte dış temsilciliğe gönderilmesi suretiyle de yapılabilir.

(7) Ölü doğan çocuklar aile kütüğüne yazılmaz. Birden doğumda birden ziyade doğan çocuklar doğuş sırasıyla yazılırlar.”

Görüyoruz ki sözlü beyan ile doğum bildirimini denetlemek için minik bir adım atılmış. Doğum bildirimlerinde sağlık kuruluşlarına ve sağlık personeline düşen sorumluluk arttırılmış. Sözlü beyanın kabul edildiği hallerde beyanın doğruluğunu teyit için hem mülki amire hem aile hekimine sorumluluk yüklenmiş. Araştırma zorunluluğu getirilmiş. Ancak bu minik iyileştirme kesinlikle yeterli değil.

 

Öneri

Tasarıda değişikliğe gidilerek sözlü beyan usulü kesinlikle kaldırılmalı.

Evde ve sağlık personeli gözetimi olmaksızın gerçekleşen doğumlarda da anne ve bebeğin doğumu takip eden en kısa sürede sağlık kuruluşları veya aile hekimi ya da sağlık mesleği mensuplarınca görülmesi sağlanmalı. Tıbbi değerlendirmeden sonra tıpkı yurt dışı bildirimlerinde olduğu gibi resmi kurumlarca düzenlenen gerekli belgelerle bildirim zorunluluğu getirilmeli.

Erken evlendirilmiş kız çocuklarının sağlık kuruluşlarına götürülmeden evde doğum yapmaya zorlanması ve yaşadıkları şiddetin üzerine ölüme kadar uzanan ciddi sağlık sorunlarıyla karşılaşmasının önüne bu yolla geçilebilir. Derin sosyal yaralara yol açan çok eşlilikle ve doğan çocukların gerçek anne değil nikahlı eş üzerine kaydedilmesi böylece önlenebilir. En önemlisi medeni kanuna ve kadının insan haklarına aykırı bu olgular kamuoyuna mal olup kamu davası açılması mümkün olur. Kısacası zaten var olan sözlü beyan usulünün iyileştirilmesi değil kaldırılması gerekli.


Berrin Sönmez kimdir?

1960 Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünde okudu. Öğrencilik yıllarında Maliye Bakanlığı'nda çalışıp mezuniyet sonrası Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nde araştırma görevlisi olarak akademiye geçiş yaptı. Halkevi üzerine yaptığı doktora tezini sağlık nedeniyle yarım bırakarak üniversiteden ayrılıp çeşitli orta okul ve liselerde tarih öğretmenliği yaptı. Yaklaşık beş yıl sonra önce okutman sonra öğretim görevlisi olarak tekrar akademiye döndü. Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisiyken yakalandığı 28 Şubat sürecinde ve bu defa isteği dışında üniversiteden bir kere daha ayrıldı. Sözleşmesinin haksız olarak yenilenmeyişine itiraz ederek açtığı idari dava, dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağlı yargısının pervasızca verdiği “rektörün takdir yetkisi” gerekçesiyle reddedildiği için emekli oldu. Dört-beş yıl çeşitli kurum ve konumlara demir atarak geçirdiği çalışma hayatı sonrası kendisini ilk defa gerçekten ait hissettiği tek yer olan Başkent Kadın Platformu Derneği üyesidir. Sivil toplum alanında kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunusuyla gönüllü çalışmayı sürdüren feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI