Sırbistan'ın kartalı Doğulu başını kaybeder mi?

Çarşamba, 26 Temmuz, 2017
Belgrad’da bulunan Factor Plus ajansının düzenlediği ankete göre Sırpların yüzde 30’u AB’ye girişten, yüzde 28’i ise Rusya ile daha sıkı ilişki kurmaktan yana. Yüzde 16’sı ise her iki seçeneğe de karşı çıkıyor. Soruları cevaplayanların yüzde 34’ü de Sırbistan’ın AB’ye katılacağına inanmıyor. Durum karmakarışık.

2005 senesinde AB’ye katılma sürecine başlayan Sırbistan, 2009’da üyelik için resmen başvurup 2014’de katılma müzakerelerine başladı. 2012’den bu yana Sırbistan yönetimi fiilen AB istikametini hedef alıp Rusya ile iyi ilişki sürdürmeye özen gösteriyor. Ama Brüksel ile Moskova’nın iki karşı kutup olduğunu hesaba kattığımızda Belgrad’ın er geç bir seçimle karşı karşıya geleceği malum.

Belgrad’da bulunan Factor Plus ajansının düzenlediği ankete göre Sırpların yüzde 30’u AB’ye girişten, yüzde 28’i ise Rusya ile daha sıkı ilişki kurmaktan yana. Yüzde 16’sı ise her iki seçeneğe de karşı çıkıyor. Soruları cevaplayanların yüzde 34’ü de Sırbistan’ın AB’ye katılacağına inanmıyor. Durum karmakarışık.

Fazla tecrübeli siyasetçi olmayan yeni Sırbistan Başbakanı Ana Brnabiç Bloomberg ajansına verdiği röportajda, Sırbistan’ı Rusya ile yakınlık duygusu, kültür ve dinin bağladığını vurgulayıp seçim yapmak zorunda olduğunda AB’yi seçeceğini, Rusya’ya karşı yaptırımlara da katılabileceğini dile getirdi.

Bu açıklamaya şaşıran Moskova daha net izah isteyince Brnabiç, Rusya’nın Belgrad büyükelçisine bir anlamda ifade vermek zorunda kaldı. Yanlış anlaşıldığını, Rusya’yı inkar etmek istemediğini söyledi, hatta Rus tarafına, konuşmanın kelime kelime metnini sundu. Yaptıklarını tatmin edici bulmuş gibi davranan Kremlin, dışişleri bakanlığı sözcüsü vasıtasıyla Sırbistan’ın AB ile Rusya arasında seçim yapmak zorunda kalmasını istemediğini açıkladı.

Ülkenin önde gelen diğer siyasetçilerinin çoğu da hep “orta yol”dan bahsediyor. Birinci Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı İvitza Dragiç ve Başbakan Yardımcısı Zorana Mihayloviç ağız birliği etmişcesine Sırbistan’ın Avrupa ile yakınlaşma sürecinde Rusya ve Çin ile var olan ilişkileri koruyabilmesiyle övünüyor. Rusya yanlısı kanadın ise durumu standart. “Dveri Srpske” hareketi lideri Boşko Obradviç, Devlet Başkanı Aleksandr Vucic’in Ana Brnabiç’i başbakanlığa getirerek Sırbistan’ı “Batı’ya sattığından” yakınıyor. Eski Devlet Başkanı Tomislav Nikoliç ise Sırbistan’ın Rusya sayesinde bağımsızlık ve toprak bütünlüğünü koruduğunu dile getiriyor.

Kilit adamı, kazandığı son başkanlık seçimleri arifesinde Moskova tarafından açık açık desteklenen Aleksander Vucic’in yaptığı açıklamalar ise karışık. Tutumu kısaca şöyle: Sırbistan AB’ye katılmak istiyor ama NATO’ya katılmayacak, Rusya ile iyi komşuluk yaparak ve “fazla yakınlaşmadan” karşılıklı menfaatleri koruyarak ekonomik ilişkileri sürdürecek, “1999 trajedisinin tekrarlanmaması için” Rus yapımı silah almaya devam edecek. Ama Vucic’in 7 Temmuz’da bir Harp Okulu’nda yaptığı açıklama çok anlamlı idi. “Sırbistan, dost seçimi konusunda kimseden ültimatom kabul etmez. Puşkin ve Dostoyevski için değil, doğal gaz boru hattı, yatırımlar için Rusya ile dostluğumuzdan vazgeçmek istemiyoruz”. Başka deyişle Moskova para bastıkça onunla dost oluruz. Ne de olsa Sırbistanlı filozof ve yazar Milan Damyanatz’a göre Vucic şu an Rusya açısından Balkanların en olumlu lideridir. Diğerleri sadece ve sadece Batı’ya bakar.

Gerçi Sırbistan devlet başkanının durumu da vahim. Sırbistan vatandaşlarının yarısının kendisine “ülkenin en büyük Amerika yanlısı siyasetçi” dediği Vucic, inkar edilmeyecek sayıdaki Rusofil seçmeni de düşünmek zorunda. Sırp siyaset bilimcilere göre o yüzden açıklamaları “çift anlamlı”, “yarı kalmış” oluyor ki herkes sözlerini kendi görüşlerine göre tamamlayabilsin. Böylece hem AB yanlısı hem AB karşıtı Sırpların, devlet liderine “bizdendir, karşı tarafı uyutuyor” gözüyle bakma imkanı var.

Herhalde Vucic, Rus silahından bahsederken iki komşusuna da gönderme yapıyor. Bir: Belgrad, Kosova yönetimi yerli Sırpların özyönetimini kaldırıp onlara olası baskıya göz yummayacağını göstermek istiyor. İki: Hırvatistan, kabul ettiği silahlanma programını gizlemeye lüzum görmüyor. İki ülke arasındaki ilişkiler “geleneksel” olarak kötü. Ta Yugoslavya zamanında Sırplar “Sırpça-Hırvatça” konuşurken Hırvatların kullandığı dil “Hırvatça-Sırpça” idi. Halbuki dilleri aynı. Geçen Aralık ayında da Sırbistan-Avrupa Birliği Zirvesi’ne gelen Sırp heyeti “Hırvatistan’ın provokatif tutumu yüzünden” müzakereler başlar başlamaz konferansı terk etti.

İşin enteresan tarafı şu ki bir süre önce dönemin Başbakanı Vucic, ülkesinin NATO’nun silahlarına ihtiyaç duyduğunu dile getiriyordu. Bu bağlamda Sırbistan’ın Amerika ile askeri işbirliğinin Rusya ile işbirliğine nazaran daha hızlı geliştiğini vurgulayan Rusya Bilim Akademisi Balkanlar Enstitüsü Baş Uzmanı Yelena Guskova, Sırp-Rus ilişkilerinin büyük ölçüde göstermelik nitelikte olduğunu ifade etti.

Belgrad’ın AB’ye katılmak isteği ortada. Ne var ki bu yoldaki belki en büyük engeli, Sırbistan Anayasası’nın “ülkenin ayrılmaz bir parçası” ve ilk Sırp devletinin beşiği olan Kosova’dır. Bağımsızlığını tanımadan AB’ye girilmez, bağımsızlığını tanıyan iktidar ertesi gün düşer, ülkede kargaşa başlayabilir. Brüksel bir çare bulmazsa, bu sorunun çözümü yok gibi gözüküyor.

İsviçreli Le Temps gazetesinin yazdığı gibi “AB üyeliği uzak görünürken Sırbistan, Rusya, Çin ve Balkanlar’da varlığı gittikçe güçlenen Körfez ülkeleri gibi stratejik partner sayısını artırmaya çalışıyor”. Yoksa bütün bu “stratejik partnerlikler” Belgrad’ın sadece ağır davranan Brüksel’e baskı aracı mı?

Yakınlık duygularına gelince Sırplar, çağdaş Sırbistan devletinin 1878 yılında, Rus-Osmanlı savaşlarından birinden sonra büyük devletler tarafından tanındığını unutmuyor. Bulgaristan da benzeri bir şekilde bağımsızlığını kazanmıştı ama buna rağmen Rus-Bulgar ilişkilerinin belki en zayıf olduğu noktadayız. Çünkü duygulara dayalı politikanın yürümesi çok zor.

Kısacası, Sırbistan bayrağındaki Batı’ya ve Doğu’ya bakan çift başlı kartalın “Doğu” başını kaybetme ihtimali gittikçe yükseliyor.


Andrey İsaev kimdir?

Moskova Devlet Üniversitesi Türkoloji Bölümü'nden mezun. Rusya Bilim Akademisi Şarkiyat Enstitüsü ile Kazan Devlet Üniversitesi'nde çalıştı. Toplam 17 yıl çeşitli görevlerde Türkiye’de bulundu, Çin ve Hindistan’da çalıştı. Gazetecilik, araştırmacılık ve çevirmenlik yapıyor. RS FM radyosu kurucularından ve ilk genel müdürü.“Eski Çağ Türkiye tarihi” ve “Hint-Avrupa Mitolojisi: bir inceleme denemesi” adlı kitapları var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI