Aydın Selcen
Aydın Selcen

Başkanlık yarışı başladı

Pazar, 16 Temmuz, 2017
Denilebilir ki Kılıçdaroğlu da, gelecek başkanlık yarışında “CHP hariç herkes” diyenlerin sayısının, “Erdoğan hariç herkes” diyenlerden fazla olduğunu kestiriyor. Buna karşılık, Kılıçdaroğlu Maltepe Manifestosu’nun altını doldurursa, CHP’yi çoğulculuk ile katılımcı yönetim reformunu benimseyen yeni bir kimliğe kavuşturabilir. Zira Erdoğan belki marka değeri üzerinden başkanlık yarışını kazanacak ama rakibinin kazanma olasılığı, savunacağı ilkeler, “satacağı ürün” üzerinden belirlenecek. 

Referandum sonuçları hakkında güçlü şaibe iddiaları var. Anamuhalefetin lideri Kılıçdaroğlu Maltepe’de alana toplanmış en az iki milyon kişinin önünde anayasanın gayrimeşru olduğunu duyurdu. Asıl talep olarak OHAL’in kalkmasını orta yere koydu.

Ancak konuşmadığımız gerçek şu: OHAL biz istedik diye kalkmayacak. Ötesi, belki OHAL koşullarında bir başkanlık seçimine gidiyoruz. OHAL’in kalkıp kalkmayacağına da, seçimin hangi tarihte yapılacağına da Cumhurbaşkanı Erdoğan tek başına karar verecek.
Olacaksa Türkiye’nin normalleşmesinin ve demokrasinin bu ülkede ihyasının kilidi o seçim. Ayrıca eğer seçim, kimilerince iddia edildiği gibi 2018 sonbaharına çekilirse, yerel seçimler, milletvekili seçimleri ve başkanlık seçiminin aynı gün yapılması yasal zorunluluk.
En fazla “gerçek” ulusal ekonomi istatistik verisi ve sürekli yaptırılan kamuoyu araştırması sonuçları Erdoğan’ın masasında. Yetki de onda olduğuna göre seçim tarihini de Erdoğan’ın belirleyeceğini varsaymak herhalde aklın gereği.
Öyleyse Erdoğan yerel seçimlerde çivi söktürmek istemeyeceğine göre 2018 sonbaharında üçlü bir seçime, yalnızca muhalefet için değil, ülkemizin geleceği için tarihsel bir dönüm noktasına geliyoruz. Yaz rehaveti geçip, sonbahara gelindiğinde, önümüzde bir yıllık bir başkanlık kampanyası dönemi olacak.

BAŞKANLIK YARIŞININ PERSHING’İ KİM, PIANO SONATA’SI KİM OLACAK?

Bu kampanya bir maraton değil bir sprint. Başlangıcın güçlü olması kadar sonunu getirmek de önemli. Son Gazi Koşusu finalinde önü kapanan favori Pershing’in (2:05’ten itibaren izleyebilirsiniz) muhteşem gücü, Piano Sonata’nın bitirişine yeterli yanıt olamadı.
Oysa Gazi’nin provası sayılan Sait Akson’da aynı Pershing (burada da 1:45’ten itibaren bakabilirsiniz) en yakın rakibine son düzlükte beş boy fark atmıştı. Benzer oyuncular, farklı yarışlar.
Pekiyi fantezi kabilinden Piano Sonata ile Pershing’in baş başa koşacakları sadece iki atlık bir yarış organize edilse? Yani tüm diğer unsurlar yalıtılıp, laboratuar koşullarında bir düello yapılsa. Bu iki olağanüstü atın yarışında kimin galip geleceğini bilemeyiz. Ancak bahis oranları ve sayıları bize bir yol gösterebilirdi yarış öncesinde. Bir nevi başkanlık seçiminin ikinci turu gibi.

YAZILIM, MARKALAŞMA, İLETİŞİM

Gerçek zamanda gerçek veriyi kullanıcı adına en yararlı biçimde bir araya getiren yazılım çözümlerinin şirketleri nasıl başarılı kılabildiğini düşünün. Yine bu yazılım çözümlerini kullanarak, örnekse bir futbol takımının neler yapabileceğini. Cengiz Ünder, 20 yaşında AS Roma’ya 15 milyon Euro bedelle transfer oldu. Yolu açık olsun, büyük başarı. Ancak satır aralarında bir ayrıntı var. Söz konusu transferden İzmir’in Altınordu kulübü de 3.9 milyon Euro yetiştirme payı alacak.
Altınordu, altyapısında yazılım çözümü programları kullanıyor. Aynı Altınordu, son U-17 Avrupa Kupası’nda yarı final oynayan milli takım kadromuza yedi oyuncu veren Galatasaray’ın ardından dört oyuncuyla ikinci sırada. Demek gerçek zamanda, gerçek bilgiyi işe yarar liderlikle bir araya getiren bir adım öne geçiyor. Burada başarıyı, genç yerli oyuncu yetiştirmek olarak tanımlıyoruz tabii.

Siyaset ve başarılı bir siyasi kampanyanın yürütülmesi için de durum farklı değil. Ancak bunun üzerine markalaşma ve sürekli iletişim de geliyor. Mesaj sürekli güncellenmeli. Sürekli güncellenen mesaj, yalnızca yüz yüze değil her mecradan sürekli iletilmeli. Yanıtı, alınan tepki de ölçülüp, derlenmeli. Sürecin seyrine göre mesaj yeniden güncellenmeli.  İleten de markalaşmalı. Marka doğru yönetilmeli.

SİHİR, ARİTMETİK VE İLKELER

Ne denli doğru yazılım, doğru veri ve doğru iletişim kullanılırsa kullanılsın, siyasette başarı ancak bunların doğru aracı üzerinden aktarılmasıyla geliyor. Ancak doğru aracı markalaşır. Mevcut durumda, doğru aracı olmadığı ileri sürülerek eleştirilen Kılıçdaroğlu, 69 yaşında Ankara’dan İstanbul’a yürüdü ve Maltepe’ye 170 bin değil iki milyonu aşkın yurttaşı toplayarak ortaya saygıdeğer bir iddia koydu.

İddiayı koydu ve zamanın ne göstereceği de bilinmez ama üzerindeki kamuoyu baskısına rağmen başkanlığa adaylığını ilan etmekten özenle kaçınıyor. Kılıçdaroğlu, ABC gazetesine verdiği söyleşide Yılmaz Polat’ın sorusunu “adayın kesinlikle güçlü bir demokratik parlamenter sisteme geçileceği vaadinde bulunması lazım ki bizim de desteğimiz olsun” biçiminde yanıtlıyor.

Denilebilir ki Kılıçdaroğlu da, gelecek başkanlık yarışında “CHP hariç herkes” diyenlerin sayısının, “Erdoğan hariç herkes” diyenlerden fazla olduğunu kestiriyor. Buna karşılık, Kılıçdaroğlu Maltepe Manifestosu’nun altını doldurursa, CHP’yi çoğulculuk ile katılımcı yönetim reformunu benimseyen yeni bir kimliğe kavuşturabilir. Zira Erdoğan belki marka değeri üzerinden başkanlık yarışını kazanacak ama rakibinin kazanma olasılığı, savunacağı ilkeler, “satacağı ürün” üzerinden belirlenecek.

SONUÇ

Önümüzdeki başkanlık seçimi ülkece ilk kez yaşayacağımız bir deneyim. Cumhurbaşkanı’nı halkın seçmesinden de çok farklı bu. Bu gerçeğe göre, yaratıcı olan, doğru zamanda doğru kişiyle start alan kampanya başarılı olur. Son viraj daha 2018 sonbaharında dönüleceğe benziyor.

Şimdiden yarışı kazanmanın senaryosunu ilmek ilmek örmeye başlamak gerek. Bence muhalefet kazanacaksa ya doğru aracı üzerinde oydaşacak, ya CHP pazarladığı ürünü kökten yenileyecek.

Sonbaharda startı verilecek başkanlık koşusunun Pershing’i herhalde belli. Piano Sonata’sı olacak mı? Unutmayalım ki, Piano Sonata da sıradan bir at olmadığı, lider kimlikli bir şampiyon olduğu için on sekiz at arasından Gazi Koşusu’nu kazanabildi. Aksi takdirde bu yazının başlığı “hamsi kavağa çıkar mı” olurdu.


Aydın Selcen kimdir?

1969 İstanbul doğumlu ve Saint Joseph Lisesi ile Marmara Üniversitesi İngilizce Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunudur. 1992-2013 arasında Dışişleri Bakanlığı'nda meslek memuru olarak çeşitli görevlerde bulundu. Son olarak 2010-13 tarihleri arasında Erbil Başkonsolosluğu görevinde bulundu. Merkeze döndüğü gün "memuriyetten istifa etti." Genel Energy petrol şirketinde bir buçuk yıl siyasi danışmanlık yaptı. 2015'den beri bağımsız olarak özellikle Irak ve Suriye konularında yazıyor. Galatasaray kongre üyesidir. Alaz adında bir kızı var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI