Moskova'ya göre 'Ortadoğu'nun ideal tablosu' bitti

Cumartesi, 1 Temmuz, 2017
Rus basını bu hafta Moskova'nın Ortadoğu politikası ile ilgiliydi. REGNUM'dan Stanislav Tarasov, Trump’ın Suudi Arabistan ziyareti sonrası çizdiği “Ortadoğu’nun ideal tablosu”nun ortadan kalktığını belirtti. Muhalif siyasetçi Yavlinskiy ise Rusya'nın Suriye’de ne kadar çok savaşırsa kendisine yönelik Orta Asya ve Afganistan’dan kaynaklanan radikal İslamcı tehlikesinin o kadar artacağını vurguladı.

Suudi Arabistan’ı fiilen yöneten Muhammed bin Selman’ın resmen veliaht ilan edilmesini yorumlayan EDaily ajansı, Ortadoğu’daki kaosun devam edeceğini tahmin etti.

Söz konusu gelişme Rusya’da çelişkili yankılara yol açtı. RF Uluslararası İlişkiler Konseyi üyesi Maksim Suçkov, “Son yıllarda Suudi Arabistan’da Rusya ile ilişkileri yürüten Muhammed bin Selman’ın Vladimir Putin ile arası hiç fena sayılmaz” dedi. Uzman, veliahdın Moskova’ya, Ortadoğu bölgesinde önemli bir aktör gözüyle baktığı için ikili ilişkilerin geliştirilmesinden yana olduğunu öne sürdü.

Öte yandan Yüksek Ekonomi Okulu uzmanlarından Leonid İsaev’e göre Muhammed bin Selman “maceraperest” olduğundan Rusya açısından “olası en iyi Suudi lideri” değil. İsaev, “Karşımızda çok kibirli biri olacak. Prens bir şeyi beğenmediği takdirde her zaman keskin harekette bulunabilir ve ikili ilişkileri onarmak için bizi çok uğraştırır”, dedi.

REGNUM sitesinde yazısı yayınlanan Stanislav Tarasov, Katar krizini değerlendirirken durumun çok ciddi olduğuna ve uzun süreceğine dikkat çekiyor. Yazara göre Kuveyt ve Umman, ara buluculuğu üstlenince, Körfez ülkelerinin Katar konusunda ortak tutumunun olmadığı ve Donald Trump’ın Suudi Arabistan ziyareti sonrası çizdiği “Ortadoğu’nun ideal tablosu”nun ortadan kalktığı anlaşıldı. Üstelik Türkiye ara buluculuk teklifinde bulunduktan sonra Katar İstihbarat Servisi kurucularından Mahmud Mansur’un dediği gibi, özellikle bölgesel boyutta olmak üzere birçok uluslararası sorunun Doha’ya odaklandığı ortaya çıktı.

Tarasov’a göre şu an bölgede Ankara – Doha – Tahran, Tahran – Bağdat ve Moskova, Ankara – Tahran olmak üzere birbirine bağlı üç tane ittifak büyük ölçüde gelişmelere şekil veriyor. Türkiye’ye gelince, hırslı bir şekilde işin içine giren Ankara’nın, Katar’ın finansal ve doğal kaynaklarını değerlendirerek stratejik konumunu güçlendirecek konuma geldiği malum. Tarasov, “yine de bununla beraber Amerika’nın bölgede varlığını sürdüğünü unutmamak gerek” diyor.

FAN ajansı muhabirlerinden Stepan Yatsko, 20 Mart günü “birkaç Rus Barıştırma Merkezi şubesi”nin Afrin bölgesine yerleştirildiğini yazdı. Nispeten durumu sakin olan kantonda sadece Cebhet ün-Nusra ve Ahrar uş-Şam ile birkaç kere sıcak temas yaşanmış. Öte yandan bir buçuk aydır TSK, Afrin’deki YPG mevzilerini ateş altında tutuyor.

Yatsko’ya göre Halep ve İdlib’ten çok sayıda mülteci kabul eden Afrin’in nüfusu 300 bin’den bir milyona kadar çıkmış. Yazara göre gıda, yakıt ve ilaç eksikliğini gidermek amacıyla kanton yönetimi ÖSO, El Nusra ve hatta IŞİD’in kontrol ettiği bölgelerde kaçak ticaretine girmiş.

Yatsko, Afrin’e yerleşen ve ateşkes sağlamaya çalışan Rus askerlerine atıfta bulunarak, bağımsız muhalif grupların diyaloğa yanaştıklarını, ama Türkiye destekli gruplar ile herhangi bir anlaşma sağlanmasının “hemen hemen imkansız” olduğunu dile getirdi.

Afrin’in tersine Batılı koalisyon askerlerinin bulunduğu Cizre ve Kobani’ye Türk ordusunun ateş açmadığına dikkat çeken yazar, koalisyonun Kürtlere verdiği desteğin er geç sona ereceğini öne sürdü. Kendisine göre Amerikalılar, birkaç üs kurduktan ve buranın petrol yataklarını kontrol altına aldıktan sonra bölgeden çekilip TSK ile YPG arasındaki çatışmaya seyirci kalacakmış.

Afrin sivil halkının Ruslardan en büyük şikayetinin, Türk tarafından ateşe gösterilen ilgisizlik olduğunu ifade eden yazar, Şam’ın Kürtlere hain gözüyle baktığını, defalarca Rus tarafının tertip ettiği görüşmeleri baltaladığını ve TSK’nin Kürt “bölücülerini” bir gün tamamen ortadan kaldırma ihtimaline karşı çıkmadığını iddia etti.

Yatsko, bunun nedenini, yıllarca süren savaş zarfında Suriye’deki aktörlerin görüşmelere soğuk bakmaya başlamasında, ideolojik mücadeleye girmesinde ve dış güçlere güvenmesinde görüyor.

Eho Moskvı radyosunun sitesinde çıkan yazıda muhalif siyasetçi Grigoriy Yavlinskiy Rusya’nın Suriye’deki performansını değerlendirdi.

Yavlinskiy’e göre Putin’in açıkladığı Suriye operasyonu amaçlarına ulaşılmamakla beraber Rusya’ya yönelik Afganistan ve Orta Asya kaynaklı tehdidi artmış. Bugün itibarıyla Suriye fiilen Kürtler, Sünniler, Şiiler ve Türkiye arasında paylaşmış durumda. Yazar, “Halep eyaletini paylaşan Putin ve Erdoğan”ın yaptıklarını gizlemeye bile çalışmadıklarını öne sürdü.

Bununla beraber Yavlinskiy’e göre Moskova’nın sayesinde iktidarda kalan Esad’ın, Rus askerleri ülkeden çekildiği takdirde mağlubiyetle karşı karşıya kalışı Rusya’nın kurduğu üsleri tehlikeye atar. Kalabalık koalisyonu kuran Amerika, Suriye’de tek müttefik (İran) kazanan ve “başarısız bir şekilde” Katar ile ilişki kurmaya çalışan Rusya’nın önüne geçmiş. Yavlinskiy’e göre Suriye’ye girerken Rusya “Kırım sonrası izolasyonuna” son vermeye ve “siyasi diyalogda eşit partner” konumuna gelmeye çalışırken sonuçta dünyadan daha çok izole olmuş. Üstelik terörist gruplara üçüncü ülkelerden daha çok para ve silah akmış, Tahran ile ittifak Moskova’yı Sünni ülkelerle karşı karşıya getirmiş.

Yazara göre Rusya Ortadoğu’da zayıflamasına rağmen, Filistin konusunda aktif olmaya çalışıyor. Donald Trump, İsrail’i desteklediğinden Moskova’nın Filistin tarafını tutacağı malum. Bu da doğal olarak İsrail ile ilişkileri zedeleyecek.

Yavlinskiy, Rusya Suriye’de ne kadar çok savaşırsa kendisine yönelik Orta Asya ve Afganistan’dan kaynaklanan radikal İslamcı tehlikesi o kadar artacak. Yazar “Ülkemizi büyük sıkıntıya sokmak istemiyorsak, derhal Suriye’den çekilip sınırlarımızda artan İslamcı teröre odaklanmamız lazım.” diyor.

Gazeta.ru, Gazprom’un Türkiye pazarından çekilme sebeplerini araştırdı. Gazetenin elde ettiği bilgilere göre Bosphorus Gaz ve Akfel Holding’de payını satmakla uğraşan “dev şirketin Türkiye’den kaçışı” bulunduğumuz sene içinde gerçekleşebilir. Gazprom Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Aleksandr Medvedev, Gazprom’un çekilme sebebi olarak TL’nin zayıflaması, tarife regülasyonu ve pazarın istikrarsızlığını göstererek “Türk tarafının başka yabancı özel şirketlere neler yaptığını görüyoruz”, dedi.

Gazeta.ru, Gazprom Bank’ın da ortak olduğu Promak, Enerco ve Avrasya şirketlerindeki payını satmaya hazırlandığını iddia etti.


Andrey İsaev kimdir?

Moskova Devlet Üniversitesi Türkoloji Bölümü'nden mezun. Rusya Bilim Akademisi Şarkiyat Enstitüsü ile Kazan Devlet Üniversitesi'nde çalıştı. Toplam 17 yıl çeşitli görevlerde Türkiye’de bulundu, Çin ve Hindistan’da çalıştı. Gazetecilik, araştırmacılık ve çevirmenlik yapıyor. RS FM radyosu kurucularından ve ilk genel müdürü.“Eski Çağ Türkiye tarihi” ve “Hint-Avrupa Mitolojisi: bir inceleme denemesi” adlı kitapları var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI