T2: Geçmişe değil, gençliğe özlem!

Cuma, 5 Mayıs, 2017
Danny Boyle, bir kült haline gelen 1996 tarihli ‘Tranispotting’in karakterlerini 20 yıl sonra yeniden bir araya getirdi. Film, ilk filme yazılmış bir özlem mektubu gibi bir anlamda…

“Trainspotting”, 1996 yılında gösterime girdiğinde bu kadar ‘kült’ bir film haline dönüşeceğini yönetmeni Danny Boyle tahmin etmiş miydi bilinmez, ama biz tahmin etmiştik. Tam da dönemin ruhuna uygun olarak asilik, başıbozukluk, boş vermişlik, özgürlük gibi bireysel çıkışların yanına uyuşturucu ve suç gibi ağır mevzuları da ekleyerek etkileyici bir film koymuştu ortaya. Irvine Welsh’in kaleminden çıkan romanın evreni çok daha büyümüş, Boyle da hatırı sayılır övgüler almış, bugün bile özel seyircisi olan bir önceki filmi “Mezarımı Derin Kaz”ın üzerine etkili bir çıkış yapmıştı. “Kumsal”, “28 Gün Sonra”, “Milyonlar”, “127 Saat”, “Günışığı”nın da aralarında bulunduğu filmlerle serüvenine devam eden, kimi zaman beğenilen ve Oscar’a kadar uzanan kimi zaman yerden yere vurulan Boyle’un “Trainspotting”e geri dönüp dönmeyeceği hep merak konusuydu.

Welsh’in devam romanı “Porno”yu yayımlamasının ardından tartışmalar da alevlendi ama Boyle, bu mevzuyu geçiştirmeyi tercih etti. Ama ilk filmin 20’nci yılında çağrılara kayıtsız kalamamış belli ki. Türkiyeli dağıtımcısı tarafından gösterime sokulmayacağı ilan edilen “T2 Trainspotting”, sürpriz bir kararla bugünden itibaren salonlarda boy gösteriyor. İlk filmin senaryosunu emanet ettiği John Hodge ile yola çıkan Boyle, bu kez “Porno”yu aynen uyarlamak yerine hareketle yeni bir hikaye anlatmak istemiş. Ve bu hikaye için söyleyebileceğimiz tek bir cümle var: Birinci film için bir ağıt!

20 YIL SONRA GERİ DÖNÜŞ

Trainspotting2-ic

Ewan McGregor’un canlandırdığı Mark, ilk filmin sonunda, en yakın arkadaşlarını da kazıklayarak hayatının büyük vurgununu yapmış ve kaçmıştı. Aradan yirmi yıl geçmiştir ve Mark, Amsterdam’daki düzenli hayatından sıkılıp İskoçya’ya geri dönmeye karar verir. Spud ile yeniden iletişim kurması kolay olur ancak, ekibin diğer iki elemana Sick Boy ve Begbie’nin yıllardır dinmeyen öfkesinden kurtulması kolay olmayacaktır.

Öncelikle, bu filmin ilk filme açık bir saygı duruşu ve bir özlem olduğunu belirterek başlayalım. Ekibin yeniden bir araya gelmesi ile yaşanan gelişmeler farklı olsa da, geçmişe dair nostalji ve özlem çok daha ağır basıyor. Hem ilk filmden akıp duran karelerle hem de ilk filme yapılan gönderilerle bu durum perçinleniyor. Karakterlerimizin gezdiği sokaklarda ilk filmin izlerini görüp duruyoruz. Karakterlerimiz yaşlanmışlardır, hayatları değişmiştir ama hâlâ içlerinde gençlikteki ateşinin sönmeyen külleri olduğunu da görürüz.

GEÇMİŞE DEĞİL, GENÇLİĞE ÖZLEM

Filmin mottosunu belirleyen cümlelerden birisi de Sick’in Mark’a söylediği “Kendi gençliğinde dolaşan bir turist gibisin” sözü. Bu söz bir bakıma filmin çekilme nedenini de özetliyor gibi. Mark, bir yandan aradan yirmi yıl geçtikten sonra birçok pişmanlığına rağmen gençliğini özlediği fark ediyor ve bir tür gezintiye çıkmak istiyor gibi. Onun geri dönüşünün diğer karakterlerin duygularını da tetiklemesiyle sönmemiş küller yeniden alevleniyor. Bu bakımdan filmi geçmişe değil de daha çok gençliğe özlem gibi düşünebiliriz. Sanki orta yaşa gelmiş bir gurup lise arkadaşı hafta sonu kampa gitmiş, gözlerden ırak içlerinde kalan bütün ergenlikleri kusmuş gibi bir duygu filmin bıraktığı. Dolayısıyla bu duyguyu yaşamamış olanların da filmle bağ kurması zor. Bu duyguyu yaşamış olmak için de ilk filmi izlemiş ve gerçekten hayran olmuş olmak gerekiyor. Tabii biraz da doksanları görmek belki de.

Açıkçası, Danny Boyle’un bu filme dönüşteki niyetinin tıpkı Mark gibi nostalji yapmak değil, gençlikteki enerjisini, çevikliğini ve belki de gözü karalığını bir kez daha hatırlamak olduğunu iddia etmek yanlış olmaz. Ama işte gençlik, sadece gençlik olduğu için değil, yaşanılan zamanın ruhuyla örtüştüğü için herkeste ‘özel’ bir anlam taşıyor. İçinizdeki ‘genç’ ölmediyse bile onu gençliğinizi geçirdiğiniz yerlere götürdüğünüzde belki biraz heyecan duyarsınız ama daha çok nostalji kalır elinizde. Boyle’un elinde kalan da bu. Geçmişe yönelik nostaljik bir aşk mektubu bu film. Eğer bu aşkın tanığı olduysanız film sizi içine alacak ve keyifli bir iki saat sunacaktır. Salondan çıktıktan sonra ise kafanızda dolanıp duran çıktığınız değil, ilk film olacak ve “hey gidi günler hey” diye karışacaksınız kentin kalabalığına…

ORİJİNAL ADI: T2 Trainspotting
YÖNETMEN: Danny Boyle
OYUNCULAR: Ewan McGregor, Ewen Bremner, Jonny Lee Miller, Robert Carlyle, Kelly Macdonald, Anjela Nedyalkova, Irvine Welsh
YAPIM: 2017 İngiltere
SÜRE: 1117 dk.

YAZARIN DİĞER YAZILARI