Musa Özuğurlu
Musa Özuğurlu

Suriye'de işçi olmak

Salı, 2 Mayıs, 2017
2010 yılında olaylar başlamadan önce Suriye Sendikalar Birliği Başkanı Şaban Azzuz ile bir röportaj yapmıştım. Sorulardan birisi şuydu: "Bugüne kadar Suriye’de hiç grev yaşandı mı?" Azzuz "Suriye’de işçilerin bütün sorunlarını çözüyoruz. Bu nedenle greve gerek duymadık" cevabını vermişti.

Şam yakınlarında bir salonda Suriye Ulusal Marşı ve ardından BAAS marşı çalıyor. Sayıları yaklaşık 200’ü bulan işçiler hep bir ağızdan marşlara eşlik ediyorlar. Vali, Sendika Birlikleri (çalışma örgütleri) Başkanı, BAAS Partisi Temsilcisi, Çalışma Bakanlığı Temsilcisi konuşmalarını yapıyor ve katılımcılar tarafından alkışlanıyorlar. Her konuşmacı kendi alanında işçiler için mesajlar veriyor ama bütün konuşmaların iki ortak noktası var: Vatanın ve ulusun birliği ve Filistin meselesi.

Suriye’de hemen herkesin olduğu gibi işçilerin de önceliği (olması gereken konular) Filistin ve Golan’ı işgal eden İsrail.

Suriye’de hayatın birçok alanında olduğu gibi kutlamaların da nasıl olacağı önceden belirlenmiş. Yerel erkân törende hazır bulunacak, işçilerin üretim ve kalkınma için önemi vurgulanacak ve işçiler bir 1 Mayıs’ı daha kutlamanın verdiği “sevinç” ile evlerine dönecekler.

2010 yılındaki kutlamada da öyle oluyor, marşlar ve konuşmalardan sonra tören bitiyor ve 1 Mayıs kutlaması sona eriyor.

Suriye’de yıllar içerisinde oluşan“sessiz toplum” örneği, çalışan sınıf için de geçerliydi.

Sadece devlet izin vermediği için değil elbette, Suriye ekonomisi zaten bir işçi sınıfı oluşturacak olgunluk düzeyine ve hacme ulaşmamıştı.

Diğer yandan devlet işçi örgütlenmesinin nasıl olacağını da düzenlemişti. 2010 yılında olaylar başlamadan önce Suriye Sendikalar (çalışan örgütleri) Birliği Başkanı Şaban Azzuz ile bir röportaj yapmıştım. Sorulardan birisi şuydu: “Bugüne kadar Suriye’de hiç grev yaşandı mı?” Azzuz “Suriye’de işçilerin bütün sorunlarını çözüyoruz. Bu nedenle greve gerek duymadık” cevabını vermişti.

Yukarıda anlattıklarımızın üstüne Şaban Azzuz’un bu sözleri durumu özetliyor. Tek parti devletinde bütün kurum ve kuruluşlar parti örgütlenmesi içinde görülünce ortaya böyle bir tablonun çıkması kaçınılmaz oluyordu.

Suriye’de işçi hakları açısından diğer ülkelerdekilere benzer yasalar, yönetmelikler var. Bu hakların işçiye, çalışana ne kadar ulaştığı soru işareti olsa da, devletin sadece kamu çalışanlarına değil topluma sağladığı kolaylıkların da etkisini göz ardı etmemek gerekiyor.

Örneğin temel sağlık hizmetleri sigortalı ya da sigortasız çalışan ya da çalışmayan herkese eşit şekilde ve parasız veriliyor. Aynı şekilde eğitim tamamen parasız. Ekmek ise uygulanan sübvansiyon nedeni ile çok ucuz. İlaç da öyle. İlaç üretimi gelişmiş olan Suriye’de, ithal ilaca ihtiyaç ancak çok özel durumlarda ortaya çıkıyor(du).

Tarım ve hayvancılık ürünlerinin de yeterli sayılabilecek oranda üretilmesi de hayatı kolaylaştıran etkenlerdi. Böylece Suriye toplumu zor olsa da bir şekilde temel ihtiyaçlarını karşılıyor ve “geçinebiliyordu.”

Kamu çalışanları ise haklar açısından özel sektörde çalışanlara göre daha ilerideydi. Kamuda çalışma saatleri sekiz ile sınırlıydı ve kadınlar için de eşit işe eşit ücret uygulaması vardı.

Sendikalar ise meslek örgütleri biçiminde örgütlenmişti. Buna göre herhangi bir ihtiyaç zamanında bu örgüt üyelerine yardım yapılıyordu. İlaç ve özel hastane, doğum, ölüm yardımı gibi diğer giderler bu yardımlara dahildi.

Kamuda çalışanlar çalışırkenki ücretlerinin üçte ikisi bir maaşla emekli olabiliyordu. Ancak bulunulan meslek, makama göre emekli olmak istemeyenlerin sayısı hiç de az değildi. Çünkü özellikle makam yükseldikçe ücretin yanı sıra başka “avantajlar” da vardı.

Büyük şehirlerde ikinci iş de yapan kamu çalışanları çok rahat olmasa da geçinebiliyor iken özel sektörde çalışanlar için durum iç açıcı değildi. Sağlık ve eğitim hizmetlerinden ücretsiz yararlanıyorlardı ancak emeklilik düzenlemesi yoktu. 2010 yılında bir düzenlemeye gidildi ancak isyan patlak verdi.

Sigorta zorunlu hale getirildi ancak patron her yerde patrondu ve kaçak işçi oranı çok yüksekti. Ücretler ise kamuya göre çok daha düşüktü.

Son yıllarda uygulanmaya başlanan liberal ekonomi politikaları ile çalışanların durumu daha da kötüye gitti.

Çocuk işçi çalıştırılması yasaktı ancak özellikle kırsalda ve daha çok tarımda çocuk işçi olgusunun önüne geçilemedi.

İşsizlik oranı yüzde 12 civarındaydı, bazı kaynaklara göre gizli işsizlik ile birlikte bu oran yüzde 15’e ulaşıyordu.

Suriye’de çalışan kesimin durumunu bir arkadaşımın şu sözleri özetliyor aslında: “Maaşım 15 bin lira, masraflarım ise 20 bin lira ama çok şükür geçinebiliyoruz!”


Musa Özuğurlu kimdir?

Gazeteci. Mesleğe 1994 yılında başladı. Çok sayıda radyo ve TV kanalının haber merkezlerinde editörlük, muhabirlik, program sunuculuğu yaptı. 2010 yılında TRT Türk’ün Suriye temsilcisi olarak çalışmaya başladı. Suriye’de 2011’de başlayan süreci 2016 yılına kadar yerinde takip eden az sayıda yabancı gazeteciden biridir. Alanı Suriye başta olmak üzere Ortadoğu. Halen Artı TV’de hafta içi her gün iç ve dış gündeme medyanın yaklaşımını yorumladığı “Medya Kritik” ve iç ve dış gündemin tartışıldığı “Bu arada” haftalık programını sunmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI