Önder Algedik
Önder Algedik
  • oalgedik@gazeteduvar.com.tr

2015 Envanteri: Türkiye iklimi değiştirecek!

Çarşamba, 19 Nisan, 2017
Dünya artık ekonomisini kömür, petrol ve doğal gazdan arındırmaya çalışırken, kentler yakın zamanda şehir merkezlerine araba sokamama kararı alırken, ülkeler petrol yakan arabaların satışını yakın gelecekte engellemeyi konuşurken, dünya çimento gibi zararlı alışkanlıkları bırakırken Türkiye tam tersini yapıyor.

Türkiye’nin 2007 yılından bu yana her yıl sürekli verdiği sera gazı envanterini 14 Nisan günü BM İklim Değişikliği Sekretaryası’na verdi. 1990 yılından bu yana Türkiye’nin atmosfere verdiği sera gazlarının miktarını ortaya koyan rapor bu sene oldukça ilginç. O kadar ilginç ki, bu sene net bir şekilde kömür-beton-asfalt aşkını görebiliyorsunuz.

Türkiye 1990 yılında atmosfere 213,97 milyon ton sera gazı verirken, 2015’te bu 475,1 milyon tonu geçti. Yani 25 yılda yüzde 122 artmış. Bir anlamda Türkiye’nin artan enerji bağımlılığına artan sera gazı bağımlılığı da güçlenerek eklenmiş oldu. Envanter sadece salınan sera gazlarını sayısal olarak göstermiyor. Okumayı bilirseniz duble yolları, köprüleri, kuş cennetine kömür santrali projesini ve sonuçlarını da veriyor.

TÜRKİYE DAHA ÇOK SALDIKÇA ARTIŞ ORANI DÜŞÜYOR!

Geçen yıl verilen rapora göre 1990 yılına göre Türkiye 2014’te atmosfere yüzde 125 daha fazla sera gazı verdi. Bu seneki rapor aynı dönem için yüzde 113 artış verdi. Çünkü 1990 yılı rakamı bu sene 6,2 milyon ton arttı. 2014 rakamı ise 11,9 milyon ton düştü. Türkiye’nin gerekçesi enerji, endüstriyel işlemler ve ürün kullanımı, tarım ve atıkta revizyona gitmiş olması.

Hesaplamayı güncellemesi iyi de neredeyse her sene olması biraz garip. Bir bakıyorsunuz 1990’da 170,7 milyon ton sera gazı salıyorum diyen Türkiye, 2016’da “güncelledim, 1990 rakamım 207,77 milyon ton oldu” diyor. Böylece son yılın rakamı yükselse bile referans yıl yükseldikçe oran artmıyor, aynı kalıyor.

Sonuçta ülke aynı, gazlar aynı ama yöntem değişikliği ile sürekli karşılaştırılamaz bir envantere sahip olduk. Böylece her sene yaptığınız analiz bir sonraki sene tam olarak tutmuyor. O yüzden bu seneyi kendi özgül yöntemi içinde incelemek gerekiyor.

TÜRKİYE İKLİMİ DAHA ÇOK DEĞİŞTİRİYOR

Yeni hesaplamaya göre 2014 yılında önceki yıla göre 13,4 milyon ton daha fazla sera gazı salan Türkiye, 2015’te bunun üstüne 19,4 milyon ton daha ekledi. Bu artışın neredeyse tamamı enerji sektöründen geldi. Yani 2015’te ülkemiz yemedi içmedi kömür petrol ve doğal gaz yakma konusunda motivasyonunu kaybetmedi. İşin kötüsü bilimsel raporlar sıcaklık artışını 1,5 C’de durdurmak için bugün azaltmayı, 2050, hatta 2040’ta sıfırlamayı tartışa dursun, Türkiye duvara daha hızlı çarpmak için gaza basıyor. Bir başka deyişle bilim 120 ile gitmeyin, yavaşlayın ve sonrasında durun derken Türkiye bütün kaynaklarını seferber edip hızını 150’ye çıkarma derdinde.

YERLİ KÖMÜR İTHALATI PATLATMIŞ

2014 yılında ithal kömür kaynaklı atmosfere 59,7 milyon ton karbondioksit salan Türkiye, yerli kömür dedikçe daha fazla ithal kömür yakar oldu. Böylece 2015 yılında 66 milyon tona varan ithal kömür kaynaklı atmosfere sera gazı saldı. İthal kömürün önemli bir kısmının elektrik santrallerinde yakıldığını düşündüğümüzde, Türkiye’nin yerli kömür politikalarının sonucunu görebiliyoruz. Nitekim linyit ve ithal doğal gazın santrallerde biraz daha az kullanılması resmi dengelemiş.

BİNALAR ENERJİ SANTRALİ GİBİ

2015 yılının en ilginç yanı, binaların atmosfere 6,5 milyon ton daha fazla karbondioksit salması. Binalarda ısınma amaçlı kömür tüketimi 2015’te önceki yıla göre yüzde 15 artış ile rekor bir artış sergilemiş. Isınma ve mutfaklarda kullanım amaçlı doğal gaz tüketimi ise yüzde 14 civarında artmış. Türkiye’nin toplamda bir yılda yüzde 4,3 sera gazı salımı artışı yaparken sadece konutlarda kömür ve doğal gazda yüzde 15’e varan artış akla AVM ve rezidansların verimsizliğini getiriyor.

KÖPRÜLER, YOLLAR İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNİN SORUMLUSU

2015 yılında enerjide yakılan kömür emisyonu en büyük paya sahip oldu. O kadar yatırımın yapıldığı ve devletin vergilerini topladığı ulaşım ise müthiş bir başarı gösterdi. Kara yolu ulaşımı tek başına doğal gaz yakan enerji santrallerini geçti ve ikinci oldu. Böylece, yapılan duble yollar, köprüler, tüneller ile artan vergi gelirlerine artan sera gazları da eklendi.

ÇİMENTO SEKTÖRÜ İLK 5’TE!

Gelişmiş ülkeler çimentoyu terk ederken Türkiye’nin çimento sektörünü desteklemesi ile sektör ilk 5’e girdi. Çimento sektörü kaynaklı karbondioksit miktarı 32,6 milyon ton gerçekleşti. Böylece Türkiye’nin o kadar sanayisi varken çimento tek başına dördüncü oldu.

TÜRKİYE’NİN YÜKSEK KARBON EKONOMİSİ

Dünya artık ekonomisini kömür, petrol ve doğal gazdan arındırmaya çalışırken, kentler yakın zamanda şehir merkezlerine araba sokamama kararı alırken, ülkeler petrol yakan arabaların satışını yakın gelecekte engellemeyi konuşurken, dünya çimento gibi zararlı alışkanlıkları bırakırken Türkiye tam tersini yapıyor. Yerli kömür dedikçe ithal kömürü, enerji bağımsızlığı dedikçe doğal gazı coşturuyor. Vergiden dolayı petrol bağımlılığı daha çok yol yaptırıyor, yol yaptıkça sadece vergi gelirleri değil, iklimi değiştiren sera gazları da artıyor. Deprem dedikçe depreme dayanıklı evler yerine gökdelenler, ekonomi dedikçe AVM’ler yapılıyor. Bugün binalar artık tek başlarına enerji canavarına dönmüş durumda. Çimento sektörü de cabası.

Çok açık ki Türkiye’nin yüksek karbon ekonomisi nasıl kendini yok olan doğa, artan iklim felaketlerinde bile kendini gösteriyorsa, sera gazı envanterinde de gösteriyor.

HEDEF NE OLMALI?

Sorun ortada, hedef ne olmalı? Türkiye daha fazla ithal kömür, doğal gaz ve petrol için can atıyor. Envanter bunu çok net ortaya koyuyor. Ama bir sıkıntısı var. Bu kadar kaynak ve çabaya rağmen ilerlemiyor. Kömürün, çimentonun bir sınırı var. O sınırı zorladıkça ibre tersine dönüyor.

Şili güneş elektriğin kilowatına 2,91 sent verirken Türkiye’nin bağımlılığı yüzünden biz Çayırhan B’deki gibi kömürden elektriğe 6,04 sent mi vermeliyiz? Tabii ki hayır. Türkiye eğer 2050’de sıfır karbonlu dünyasında var olmak istiyorsa ormanlarını kesmeden, meralarına beton dökmeden onların tutabildiği kapasite kadar salım yapmayı hedeflemeli. Bu da envanterde verdiği gibi 64 milyon ton. Yani Arnavutluk gibi ağaç kesmeyi yasaklamalı. İskoçya gibi kömür santrallerini kapatmalı. Hollanda gibi petrol üreten arabaların 2025’ten itibaren satışını durdurmayı konuşmak zorunda.

Türkiye’nin politikası ne ise ikim değişikliği envanteri de o aslında.

 


Önder Algedik kimdir?

Proje yöneticisi, enerji ve iklim uzmanı, aktivist. Çeşitli sektörlerde proje yöneticiliği yaptıktan sonra son yıllarda iklim değişikliği ve enerji alanında uzman olarak çalışmaktadır. Tüketici ve İklimi Koruma Derneği yönetim kurulu üyesi olup 350ankara.org iklim aktivist grubunun kurucularındandır. Yaptığı çalışmaları ve değerlendirmeleri daha önce Cumhuriyet Enerji'de kamuoyu ile paylaşırken, aynı zamanda yesilekonomi.com'da da yazmaktadır. Raporlarına ve arşivine http://www.onderalgedik.com/ adresinden ulaşılabilir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI