Özlem Akarsu Çelik
Özlem Akarsu Çelik

'Durmak yok yola devam' deme sırası muhalefette

Salı, 18 Nisan, 2017
Sandıktan çıkan sonuç, siyasi iktidarın, ‘Sokak suçluların yeridir”, “Muhalif olmak terörist olmaktır” söyleminin hükmünü yitirdiğinin ispatıdır. Referandum sandığı bize 2019’daki cumhurbaşkanlığı seçiminin, topluma umut veren bir aday çıkması halinde Erdoğan için hiç de çantada keklik olmayacağını göstermektedir.

Referandumdan akılda kalanlar, sorular ve olasılıkları bir kenara not etmekte fayda var. ‘Hayır’ oyları yüzde 50’nin altında kalmış olsa da ‘Erdoğan’ın Türk tipi başkanlığı’na itiraz edenler kaybetmiş sayılmaz. CHP ve HDP’nin itirazları sonuç vermese dahi ‘yüzde 48.59 Hayır’ ciddi bir başarıdır. OHAL, KHK’lar, işsiz bırakma, sivil ölüme mahkûm etme, tutuklamalar, kayyumlar ve her türlü baskının en ağırı olan ‘tüm muhalefetin gayri meşru ilan edilmesi’ne rağmen böyle bir sonuç alınması önemlidir.

‘NO’ KAMPANYASI BAŞKANLIK SEÇİMİ İÇİNDİ

Referandum kampanyaları henüz başlamadan, diktatör Pinochet’ye karşı Şili’de yürütülen ‘NO’ kampanyası herkese ilham kaynağı oldu. ‘NO’, güler yüzlü bir kampanyaydı, tüm kesimleri kucaklıyordu, insanlar ‘hayır’ı anlatmak için kapı kapı dolaşıyordu vs… Bu kampanyayı anlatan yazılarını Gazete Duvar için kaleme alan Mimarlar Odası Ankara Şubesi Başkanı Tezcan Karakuş Candan’dan öğrendiğimde şaşırmıştım. Şili’deki NO kampanyasının yapıldığı seçim, bizdeki anayasa değişikliği referandumuna değil 2019’da yapılacak Cumhurbaşkanlığı seçimine karşılık geliyordu. Yani Şili’de Pinochet anayasal tüm yetkileri tek elde topladıktan sonra bir kez daha başkan olmak için sandığa gittiğinde halk ona ‘HAYIR’ demişti. Bu önemli bilgiyi de buraya not düştükten sonra referandum gecesinin detaylarıyla devam edelim.

GEZİ’DEN REFERANDUMA TAŞINAN ÜÇ HİLALLİ BAYRAK

Oylama günü Gazete Duvar Ankara büro ekibi olarak parti genel merkezlerinden YSK’ya pek çok durağı takip ettik. AK Parti Genel Merkezi, Başbakanlık akreditasyonunu da aşarak isim listesiyle akreditasyon uyguladığı için sadece biz değil “akredite” pek çok isim bile o gece genel merkeze giremedi. Balkon konuşmasının ardından uğradığımız AK Parti Genel Merkezi’nin çevresinde kutlamalar hâlâ sürüyordu ve coşkulu kalabalığın elinde üç hilalli yeşil bayraklar vardı. O bayrakları görünce Erdoğan’ın Gezi direnişi sırasındaki sözlerini hatırladım. Haziran 2013’te Erzurum mitinginde Erdoğan, Gezi eylemcilerine karşı bayrak asma çağrısı yapmış, “Bizim bayrağımız şehidimizin kanının rengi, hilal ve yıldız… Bayrak Yasası’nın amil hükmü de budur ama ‘üç hilali de açarız’ derseniz o da Osmanlı’nındır, onunla da gurur duyarız” demişti.

CHP’DE REFERANDUM GECESİ NELER YAŞANDI?

Aynı dakikalarda biraz ilerideki CHP Genel Merkezi’nin bahçesinde, Erdoğan’ın Osmanlı hayali, farklı bir diyalogun konusuydu. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun beklenenden epey geç gelen açıklaması henüz bitmişti ki, genel merkezin bahçesini dolduran partililerin bir kısmı açıklamayı ‘etkisiz’ bularak tepki gösterdi. ‘İstifa’ sloganları da yükselince başka bir grup itiraz etti. Gerilim, kavgaya dönüşmeden son buldu ama Kılıçdaroğlu’nu eleştirenler, “Biz onlar gibi değiliz. Başımızda da padişah yok. Tabii ki eleştireceğiz. Burası bizim de partimiz” diyordu.

KILIÇDAROĞLU DAHA ERKEN AÇIKLAMA YAPSAYDI

Seçimin sonucu saat 19 30 gibi netleşti. Aynı dakikalarda Başbakan Binali Yıldırım’ın 22 00’de yapması beklenen balkon konuşmasını saat 21 00’e aldığı bilgisi televizyon ekranlarında belirdi. CHP koridorlarında ‘Siyasi iktidar tarafından şaibeli seçim sonucunun balkon konuşmasıyla meşrulaştırılmak istendiği, buna engel olmak için Kemal Kılıçdaroğlu’nun daha önce bir açıklama yapması gerektiği’ konuşuluyordu. Kılıçdaroğlu Genel Merkeze 21 00 civarında geldi ve konuşmasını yaptığında saat 23 00’tü. Yani Başbakan’dan ve Cumhurbaşkanı’ndan sonra…

ALGI YÖNETİMİNE KARŞI ÖN ALMAYI ÖĞRENMEK

Aynı dakikalarda oyunun gasp edildiğini düşünerek bazı kentlerde sokaklara çıkarak tencere tava çalan seçmen, Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını dikkatle dinledi ve ne dediğini anlayamadı. CHP’lilerin bir bölümü “Sayın Genel Başkan itidalli bir açıklamayı tercih ederek doğru olanı yaptı yoksa bir iç savaş çıkabilirdi” gibi abartılı yorumlarda bulunurken bir kısmı hayal kırıklığını gizlemiyordu. Şüphesiz 15 yıldır ülkeyi algı yönetimiyle idare eden bir siyasi anlayış karşısında ne zaman, nasıl ön alacağını kestirmek, buna hazırlıklı olmak gerekir. Burada bir parantez açıp CHP’nin yöneticilerinden milletvekillerine, parti teşkilatlarından eski partililere herkesin çabasının bu sonuçta önemli bir payı olduğunu hatırlatmakta fayda var.

DİKKAT ÇEKEN HARİTA

harita

Referandumun en akılda kalan görsellerinden biri bu haritaydı. En yüksek hayır çıkan ilk 10 ilin listesi…

1-Tunceli (80,41)
2- Şırnak (71,70)
3- Kırklareli (71,33)
4- Edirne (70,49)
5- Muğla (69,30)
6- İzmir (68,80)
7- Diyarbakır (67,59)
8- Hakkari (67,58)
9- Iğdır (65,20)
10- Aydın (64,30)

Bu listeyi şöyle okumak mümkün: ülkenin doğusu ile batısı hiçbir zaman böyle kucaklaşmamıştı. Evet’in ilk 10’u ise şaşırtmadı. Gezi direnişinin uğramadığı tek il Bayburt birinci sırada yer aldı. Buradan muhalefetin çıkarması gereken sonuç, Bayburt’u turistik iller listesine alıp sık sık ziyaret etmenin gerekliliğidir (!)

MUHALEFETİ GAYRİMEŞRULAŞTIRMA DÖNEMİ SONA ERDİ

Sandıktan çıkan sonuç, siyasi iktidarın, ‘Sokak suçluların yeridir”, “Muhalif olmak terörist olmaktır” söyleminin hükmünü yitirdiğinin ispatıdır. Meclis’te grubu bulunan partilerin dahi kriminalize edildiği bir dönemde Meclis dışı siyaset yapan gruplar, ‘hayır’ kampanyası yürüttüğü sokakları terk etmeyerek güçlerini kanıtladı. Bütün bunları, sivil toplumun ağırlıklı çoğunluğunun dahi AK Parti’nin güdümünde hareket ettiği gerçeğiyle değerlendirirsek referandum sandığı bize 2019’daki cumhurbaşkanlığı seçiminin, topluma umut veren bir aday çıkması halinde Erdoğan için hiç de çantada keklik olmayacağını göstermektedir. Bu yüzden ‘durmak yok, yola devam’ deme sırası şimdi muhalefettedir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI