15 Temmuz gibi 16 Nisan'da da 'hayır' diyenler: Hak ve Adalet Platformu

Cuma, 14 Nisan, 2017
28 Şubat gibi 15 Temmuz'a da karşı olanlar kurdu, Hak ve Adalet Platformu'nu. 28 Şubat gibi OHAL döneminde de hakkı ihlal edilenler yer aldı platformda. Her dönemin mazlumu ama kendinden olsa bile zalimin yanında yer almayanların onurlu duruşu bu platform.

Referandum sonucuyla çok şey değişmeyecek ama zannımca “hayır” çıkması demokrasinin güçlenmesi yönündeki çabaların süreceğine dair kuvvetli bir umut aşılayacak ülkeye. Bu kıymetli umut için sürmekte, benim yazılarım gibi, Hak ve Adalet Platformu’nun çabası da.

28 Şubat gibi 15 Temmuz’a da karşı olanlar kurdu, Hak ve Adalet Platformu’nu. 28 Şubat gibi OHAL döneminde de hakkı ihlal edilenler yer aldı platformda. Her dönemin mazlumu ama kendinden olsa bile zalimin yanında yer almayanların onurlu duruşu bu platform.

15 Temmuz kalkışmasına karşı duran, o geceyi ve demokrasi nöbetlerini sokaklarda, alanlarda yaşamış, F16 bombardımanında parlamentoya, çanı pahasına kol kanat germiş insanlardan Hak ve Adalet Platformu mensupları.

15 Temmuz’da “gazi meclis” için canını dişine takıp darbeye karşı duranlar işte şimdi de parlamentonun yetkilerini budayan bu değişiklik paketine karşı duruyor.

15 Temmuz’da demokratik onur mücadelesi verenleri de hayır demeye çağırma sebebi paketin bütünüyle anti-demokratik olması yanında parlamento yetkilerini daraltması.

Çünkü referanduma sunulan paketteki 10. Maddenin son bölümünde yer alan “Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri, teşkilat yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenir” hükmüyle meclisin kanun yapma yetkisini budamış oluyor. Yasama erkine ait olan yetkileri yürütme erkine devreden örneklerden sadece biri bu. Bilindiği gibi demokrasilerde bakanlıkların kuruluş, görev ve yetkileri, yani kamu kurumlarının işleyiş ve teşkilatlanışı kanınla düzenlenir, meclisi tarafından belirlenir.

Bakanlıklar ve bağlı kurumların merkez ve taşra teşkilatları, kuruluş, işleyiş, teşkilatlanışıyla görev ve yetkileri hakkında artık meclisin, milletvekillerinin hiçbir söz hakkı olmayacak bu değişiklik gerçekleşirse.

Diğer yandan seçilen cumhurbaşkanı, yürütme erkini tek başına üstlendiği gibi yürütmenin diğer oyuncularını yani bakanları da “atayacak” tek kişi. Seçilmişlerden değil atanmışlardan oluşacak bir hükümet yönetecek artık ülkeyi. Vesayet demokrasisinde, darbecilerin kurdurduğu “ara rejim, kara rejim” hükümetlerini andıran bürokrat, teknokrat hükümeti.

Hükümet adına seçilen tek kişi olan cumhurbaşkanı, oyunun kurallarını belirleyen, oyuncuları seçen, kendisi de takım kaptanı olarak oyuncu olduğu halde diğer oyuncuları oyundan atma yetkisiyle hakem rolünü de üstlenmede.

Ayrıca pakette veya bolluğu ve varlığı bir başka garabet ise, “bir veya daha fazla cumhurbaşkanı yardımcısı, kanunla veya cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle…” hükmü. Bir yasa metnine, bir anayasa maddesine yazılacak ifadeler değil bunlar.

Yasa ve anayasa metinleri kağıt üzerinde ne kadar mükemmel yazılırsa yazılsın uygulamada mutlaka açık ve boşluk bulunur, yasalar çeşitli şekillerde ihlal edilirken bir de bu paketteki gibi baştan çok boşluklu şekilde yazılmış metine ve onun yol açacağı sorunlarla uğraşmaya müstahak değilizdir umarım.

Hak ve Adalet Platformu olarak “hayır” deme nedenlerimizden birisi de işte bu müstahak olmama hali ve umudu..


Berrin Sönmez kimdir?

1960 Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünde okudu. Öğrencilik yıllarında Maliye Bakanlığı'nda çalışıp mezuniyet sonrası Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nde araştırma görevlisi olarak akademiye geçiş yaptı. Halkevi üzerine yaptığı doktora tezini sağlık nedeniyle yarım bırakarak üniversiteden ayrılıp çeşitli orta okul ve liselerde tarih öğretmenliği yaptı. Yaklaşık beş yıl sonra önce okutman sonra öğretim görevlisi olarak tekrar akademiye döndü. Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisiyken yakalandığı 28 Şubat sürecinde ve bu defa isteği dışında üniversiteden bir kere daha ayrıldı. Sözleşmesinin haksız olarak yenilenmeyişine itiraz ederek açtığı idari dava, dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağlı yargısının pervasızca verdiği “rektörün takdir yetkisi” gerekçesiyle reddedildiği için emekli oldu. Dört-beş yıl çeşitli kurum ve konumlara demir atarak geçirdiği çalışma hayatı sonrası kendisini ilk defa gerçekten ait hissettiği tek yer olan Başkent Kadın Platformu Derneği üyesidir. Sivil toplum alanında kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunusuyla gönüllü çalışmayı sürdüren feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI