Seçmeni 'mümeyyiz' görmüyor AK Parti kampanyası

Çarşamba, 12 Nisan, 2017
Erdoğan liderliğinde her ne söylenir ve yapılırsa halkın şeksiz şüphesiz inanacağı varsayımıyla hareket ediliyor. Altmış, yetmiş yıl önce aşılmış bitirilmiş sorunlar, eldeki pakete gerekçe gibi gösteriliyor.

Beter ile beterin beterini tercih ettirecek referandum kampanya süreci sona yaklaşırken seçmenin kafası hâlâ karışık.

Nasıl karışık olmasın ki?

Ölmekle dirilmek arasında tercih yapılacağı izlenimi yaratılıyor.

Başta Sn. Cumhurbaşkanı olmak üzere “evet” kampanyası yürütenler, anayasa değişiklik paketini mucizevi bir formül olarak sunuyor. Sanki ölümsüzlük reçetesi…

Kabul edildiği takdirde Türkiye’ye “karada ölüm yok” dercesine her derde deva formül bulmuş gibi konuşuyorlar.

Adalar vapurunda seyyar satıcılara yakalanmış gibi hissediyorum kampanya konuşmalarına maruz kaldığımda. Sadece ‘kelliğe çare’ demedikleri kaldı.

Tersiyle korkutmanın da sınırı yok.

Beka sorunu varmış gibi bir algı yaratılıyor. Kabul edilmediği takdirde ins-ü cin taifesinden akla gelen gelmeyen ne kadar kötülük varsa ülkeye hücum edecek sanki.

Referandum kampanyası değil algı operasyonu, yürütülen. Kamuoyunun algısıyla oynanıyor. Kamu kaynaklarıyla hem de… Adaletsizlikle…

Seçmeni mümeyyiz görmüyor, AK Parti kampanyası. Erdoğan liderliğinde her ne söylenir ve yapılırsa halkın şeksiz şüphesiz inanacağı varsayımıyla hareket ediliyor. Altmış, yetmiş yıl önce aşılmış bitirilmiş sorunlar, eldeki pakete gerekçe gibi gösteriliyor.

AK Parti referandum sürecinde kendi yapıp ettikleri ve söyledikleriyle kendi seçmeninde kafa karışıklığı yaratıyor. Bu iyiye işaret…

İnsan zihninde soru işareti oluşmasından daha kıymetli ne olabilir ki?

Meydanlardaki kalabalıklardan ibaret olmayan seçmen kitlesi, o kadar kolay evet diyemiyor. Yüksek sesle hayır demediği gibi.

Her zaman inandığım güvendiğim seçmen akl-ı selimi, pakette oya sunulan değişikliklerin zaten iki yıldır uygulanmakta olduğunun farkında muhtemelen. İki yıldır içinden çıkamadığımız ateş çemberinin de…

Kafası karışık dostlar için “hayır” deme nedenlerimi bir kere daha paylaşmak isterim. Bana göre aslında bu referandumla yapılan, yapılmak istenen şey darbe anayasasını pekiştirmek. Vesayeti kaldırmak yerine vesayet mekanizmalarının kontrolünü tekeline almak isteği. Ve iki yıllık fiilî uygulamayı, legalize etmekten ibaret, paketin içeriği. Legalize etmek ve kalıcı hale getirmek. Benden sonrası tufan der gibi…

Vaktiyle AK Parti’ye defalarca oy vermiş, 2010 referandumunda “yetmez ama “evet” cenahında yer almış pek çok kişinin bugün “hayır” dediği için adeta şeytanlaştırılması da AK Parti seçmenini düşündürmeli.

Siyasi tarihimizde başkanlık sistemini arzulayan pek çok lider olmuştu. Erdoğan da onlardan birisi…

Hayır diyenler arasında başkanlık sistemine karşı olmayan hatta Erdoğan’ın başkan olmasına da karşı çıkmayan pek çok kişi var. Hayır deme nedenleri paketle sunulan başkanlık sisteminin zaafları. Bu ülkeye “muz cumhuriyeti” tipi başkanlık önerilmesine karşı çıkıyor, hayır diyenlerin çoğu.

AK Parti ve Erdoğan karşıtı olmadığı halde hayır diyenlerin karşı çıktığı şey, demokrasinin bu denli uzağına savrulmak. İyisiyle kötüsüyle uzunca bir demokratikleşme macerası sayılan siyasi birikimiyle bu ülke böyle bir yönetim sistemine müstahak değil.


Berrin Sönmez kimdir?

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi mezunu. Aynı üniversitede araştırma görevlisi olarak akademiye geçti. Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’na giriş süreci üzerine yüksek lisans tezi yazdı. Halkevi ve kültürel dönüşüm konulu doktora tezini yarıda bırakarak akademiden ayrılıp öğretmenlik yaptı. Daha sonra tekrar akademiye dönerek okutman ve öğretim görevlisi unvanlarıyla lisans ve ön lisans programlarında inkılap tarihi ve kültür tarihi dersleri verdi. 28 Şubat sürecindeki akademik tasfiye ile üniversiteden uzaklaştırıldı. Dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağımlı yargısı, akademik kadroları “rektörün takdir yetkisine” bırakarak tasfiyeleri gerçekleştirdiği ve hak arama yolları yargı kararıyla tıkandığı için açıktan emekli oldu. Sırasıyla Maliye Bakanlığı, Ankara Üniversitesi, Milli Eğitim Bakanlığı ve Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde ortalama dört-beş yıl demir atarak çalışma hayatını tamamladı. Kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunucusu, feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI