Kerkük, çilesi bitmeyen şehir

Çarşamba, 5 Nisan, 2017
Kerkük, çileli şehir, çilesi bitmeyen şehir… Sade Türkmenlerden değil Türk tarihi mirasından da, kültürel mirasından da temizlenmeye çalışılan şehir. Selçuklu, Osmanlı mimarisine tahammülsüz Baasçıların, Fuzuli’nin naaşına bile zulmettiği şehir, Kerkük. Türkiye’nin türbesinin yıkılışına bile ilgisiz kaldığı, Türkçenin en büyük şairlerinden Fuzuli’nin şehri.

Kendi referandumumuza şafak sayarken yılladır konuşulan Kerkük referandumu düştü gündeme. 2003’teki Kürt işgalinden sonra yoğun Kürt göçüyle bir kere daha nüfus yapışı değişen Kerkük’ün kaderi, bugün yine pazarlık masalarına düşmekmiş.

Haritalar üzerinde “aldım-verdim” oynamayı seven büyük güçler, halklar arasındaki çıkar çatışması ve gerilimleri kullanıp, kendi nüfuz alanlarını yeniden belirlerken masadaki büyük kozlardan biri yine Kerkük.

1959’dan beri Türkmen kıyımıyla “mum kimin yanan Kerkük” yarım asır Irak Baasçılarının “Araplaştırma” oyununa sahneydi. Nice canlar verildi o katliamlarda. Nice göçler yaşandı. Evini yurdunu terke zorlandı Türkmenler ve bin yıllık Türkmen şehri Kerkük, Türkmenlerden “arındırıldı”. Türkmenlerin katliamla, göçle imtihanıydı, Kerkük. Yandı yürekler yıllar boyu. Hoyratlara dökülen yürek yarası hala kanamada… Ah! Kerkük. Can Kerkük.

Kerkük, çileli şehir, çilesi bitmeyen şehir… Sade Türkmenlerden değil Türk tarihi mirasından da, kültürel mirasından da temizlenmeye çalışılan şehir. Selçuklu, Osmanlı mimarisine tahammülsüz Baasçıların, Fuzuli’nin naaşına bile zulmettiği şehir, Kerkük. Türkiye’nin türbesinin yıkılışına bile ilgisiz kaldığı, Türkçenin en büyük şairlerinden Fuzuli’nin şehri.

Amerikan işgaliyle, Saddam’ın devrilmesinden sonra bu defa da “Kürtleştirme” çabasına sahne olan şehir, Kerkük. Araplaştırılmak için kıyıma uğratılan, yok edilmek istenen Türkmenlerin şehri Kerkük. Şimdi de Amerikan çıkarları doğrultusunda Kürtleştirme çabasıyla kalan Türkmen nüfusun yok sayılmak istendiği şehir, Kerkük. Bugün Irak merkezi yönetimiyle Kuzey Irak Kürt Yönetimi arasındaki egemenlik çatışmasına konu Kerkük…

Irak anayasasına göre, Kerkük’ün statüsü, Saddam döneminde zorla göç ettirilenlerin –önceki kıyım ve göçlerle dramatik nüfus değişimini görmezden gelerek- geri dönmesinden sonra referandumla belirlenecekti. Geri dönenlerin de hesaba katılacağı nüfus sayımına dayalı bir referandumla belirlenecekti, Kerkük’ün kaderi. Şimdi bu madde henüz uygulanmadığı halde Kürtler bastırıyor. Kürt bölgesel yönetimine bağlı şehir yapılmak isteniyor Kerkük.

Bağdat, idari olarak merkezi yönetime bağlı olduğunu belirtirken, işgal ettiği kentte hakimiyet süren Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB), Kürt yönetimine ilhak niyetinde. Türkmenler ise buna karşı çıkarak, Kerkük’ün özel bir statüye sahip olmasını istiyor.

Türkiye ise, maalesef kendi Kürt nüfusuna tanımadığı özel statüyü, Irak Kürtlerinin, Kerkük Türkmenlerine tanımasını istiyor. Saddam rejimine benzer bir yönetim sistemi kurabilmek için koşar adım ilerlediği referandum nedeniyle hiç de sesini yükseltemeden, mahcupça istiyor. Türkiye’de referandum kampanyasına konu bile olamıyor, Kerkük. Türkiye hiç gereği olmayan bir garip sistem kurmak için yok yere referandumla oyalanırken, Türkiye kamuoyunun gündemine bile giremiyor, Kerkük.

Egemenlerin tahakküm sevdasıyla insanı, insani değerleri hiçe saydığı, ilkesiz siyasal hesapların pazarlandığı şehir bugün yine Kerkük…

Ya insan hakları savunucuları, onlara ne demeli?

Türkiye’de Kürt hakları savunusu yapıp Kürdistan’da Türklerin, Türkmenlerin haklarının çiğnenmesine ses çıkarmıyor, insan hakları savunucuları. Geçmişte yaşadığı zulüm gibi bugün dayatılan hegemonik baskının da hak ihlali olarak görülmediği şehir, Kerkük.


Berrin Sönmez kimdir?

1960 Ankara doğumlu. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tarih bölümünde okudu. Öğrencilik yıllarında Maliye Bakanlığı'nda çalışıp mezuniyet sonrası Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü'nde araştırma görevlisi olarak akademiye geçiş yaptı. Halkevi üzerine yaptığı doktora tezini sağlık nedeniyle yarım bırakarak üniversiteden ayrılıp çeşitli orta okul ve liselerde tarih öğretmenliği yaptı. Yaklaşık beş yıl sonra önce okutman sonra öğretim görevlisi olarak tekrar akademiye döndü. Afyon Kocatepe Üniversitesi'nde öğretim görevlisiyken yakalandığı 28 Şubat sürecinde ve bu defa isteği dışında üniversiteden bir kere daha ayrıldı. Sözleşmesinin haksız olarak yenilenmeyişine itiraz ederek açtığı idari dava, dönemin keyfi idaresi ve idareye tam bağlı yargısının pervasızca verdiği “rektörün takdir yetkisi” gerekçesiyle reddedildiği için emekli oldu. Dört-beş yıl çeşitli kurum ve konumlara demir atarak geçirdiği çalışma hayatı sonrası kendisini ilk defa gerçekten ait hissettiği tek yer olan Başkent Kadın Platformu Derneği üyesidir. Sivil toplum alanında kadın, çocuk, insan hakları, demokrasi ve barış savunusuyla gönüllü çalışmayı sürdüren feminist-aktivist Berrin Sönmez’in çeşitli dergilerde makale ve denemeleri yayınlanmıştır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI