Önder Algedik
Önder Algedik
  • oalgedik@gazeteduvar.com.tr

Yeni anayasa, iklim değişikliği ve denetleme

Salı, 4 Nisan, 2017
2015 ve 2016 yılında TBMM’nin İklim Değişikliği Politikalarındaki Rolü çalışmasını yapmış ve bir grup vekile bunu geniş bir toplantı ile sunmuştuk. 2011-2015 yılını kapsayan 24. yasama dönemini inceleyen çalışmada, iklim değişikliği konusuna değinen sadece 2 gündem dışı konuşma, 8 araştırma önergesi ve 20 tane de soru önergesi olduğu görülüyordu. Koca TBMM’de iklim değişikliğinin payı soru önergeleri arasında on binde 3, araştırma önergeleri arasında ise on binde 24 idi!.

Referandum tartışmaları çok güzel bir noktaya geldi. Anayasayı değiştirenler şimdi cumhurbaşkanın meclisi feshetme yetkisi olmadığını iddia ediyorlar. Tabii muhalefetinden toplumuna herkes tane tane durumu anlattı. Çok benzer bir durum, denetleme konusunda da yaşanacak gibi görünüyor. Anayasayı yapanlar meclisin cumhurbaşkanını ve hükümeti denetleyeceği, hatta bu konuda gücünün artacağını bile söylüyorlar.

5 DENETLEME ARACI MI, 3,5 DENETLEME ARACI MI DAHA GÜÇLÜDÜR?

Anayasanın 98. maddesine göre TBMM’nin 5 denetleme aracı var. Şu an vekiller (1) yazılı veya sözlü soru, (2) meclis araştırması, (3) genel görüşme, (4) gensoru ve (5) meclis soruşturması yollarıyla denetleme yetkisini kullanabiliyor. Yeni düzenleme ile soru sormanın iki aracından biri olan sözlü sorular kaldırılırken, sadece yazılı soru önergeleri işleme konacak. Ayrıca bakanlar ya da bakanlar kurulu hakkında gensoru verecek mekanizma kaldırılıyor. Yani mevcut anayasa ile 5 araç şimdi kağıt üstünde 3,5 araca dönüşüyor. Ortada böyle bir gerçek varken broşürlerde “Meclisin denetleyici yetkileri güçleniyor.” demekte bir sıkıntı görmüyorlar.

 

 

Tabii bizler için üçün beşin hesabı çok önemli. Bu değişimin rolünü anlamak için denetleme araçları politikasının ne olduğuna bakmak gerekiyor. Bu yazıda denetleme konusuna iklim değişikliği boyutundan gireceğim. Siz de aynı şeyi başka konulardan girerek yapabilir, aynı sonucu bulabilirsiniz.

DENETLEMEDEN VEKİL Mİ SORUMLU MİLLET Mİ?

2015 ve 2016 yılında TBMM’nin İklim Değişikliği Politikalarındaki Rolü çalışmasını yapmış ve bir grup vekile bunu geniş bir toplantı ile sunmuştuk. 2011-2015 yılını kapsayan 24. yasama dönemini inceleyen çalışmada, toplam 1156 gündem dışı konuşma olduğu, 3308 meclis araştırma önergesi verildiği, 7 bin 173 sözlü, 65 bin 57 yazılı soru önergesi verildiği envanterimizde tespit edilmişti. İklim değişikliği ve küresel ısınmanın rolünü görmek için yaptığımız bu çalışmada durum pek iç açıcı değildi. Çünkü bu konuya değinen sadece 2 gündem dışı konuşma, 8 araştırma önergesi ve 20 tane de soru önergesi vardı. Koca TBMM’de iklim değişikliğinin payı soru önergeleri arasında on binde 3, araştırma önergeleri arasında ise on binde 24 idi!.

Durumun vahametinin, iklim değişikliği ve küresel ısınmanın bilinmemesinden kaynaklı olduğunu düşünebilirsiniz. Ama öyle değil. Örneğin bu ülkede ÇED raporlarını bilmeyen var mı? Yok. 1993-2015 arası 43 tane “ÇED olumsuz” kararı alınmış, 51.200 tanesinde ise ÇED olumlu kararı çıkmış. O kadar dere, orman elden gitmiş. Peki ÇED’in durumu ne? Daha kötü. Çevresel Etki Değerlendirmesi raporları üstüne sadece 3 araştırma önergesi verilmiş, 23 de soru önergesi verilmiş. O zaman sorun başka bir yerde, vekillerde değil bizde. Yani seçilen vekilleri denetlemiyoruz, denetlemesi için baskı yapmıyoruz. Çok açık ki denetlemeden vekil değil aslında biz sorumluyuz. Kimsenin ÇED konusunda 5 yılda 23 soru önergesini vekillere yıkma kolaycılığına gitme hakkı yok. Vekili seçip bıraktıysan, sonrasından da sorumlusun.

3,5 DEĞİL, 3 DENETLEME ARACI!

İşin bize dair sorununu ve sorumluluğunu baştan böylece koymuş olduk. Sendikanızı, örgütünüzü, partinizi ne kadar denetliyorsanız, meclisi de o kadar denetlerseniz. Bu açık.

Referandum boyutuna dönersek, denetleme araçları sonraki yasama dönemlerinde iktidar tarafından hoş karşılanmadı. Yazılı soru önergesine, normalde 15 gün içinde cevap verilmesi, cevap verilmemesi durumunda iç tüzüğe göre meclis başkanının uyarması ve uyarının ardından 10 gün içinde cevap verilmesi gerekiyor. 1 Kasım 2015’ten darbe günlerine kadar TBMM’de 6456 soru önergesinden sadece 505 tanesi zamanı içinde cevaplandırıldı. Süresi geçtikten sonra 1661 tanesi cevaplandırılırken halen cevaplandırılmayan 3449 soru önergesi olduğunu 22 Temmuz tarihli meclis başkanının soru önergesine verdiği cevaptan görüyoruz. Bu cevabın ardından meclis başkanlığı uyarmak durumunda kaldı ve o güne kadar eksik olan önerge cevapları neredeyse tamamlandı.

Açık ki yönetenler denetlenmek istenmiyor. Mesela o dönem de bazı bakanlar zamanında hiçbir yazılı soru önergesine cevap vermedi. Bunların arasında sağlık, milli eğitim ve içişleri gibi bakanlıklar da vardı. Çünkü yazılı soru önergelerine cevap vermek en temel bilgi edinme ve denetleme aracıdır. Dolayısıyla fiiliyatta yazılı soru önergeleri de pek istenmiyor, pratikte de işlevsiz hale getiriliyor diyebiliriz. Zaten mevcuttaki yasalara göre yükümlülüğünü yerine getirmeyen iktidar, şimdi niye yerine getirsin ki?
Bu durumda pratikte 3 denetleme aracına düşüyoruz gibi görünüyor.

DENETLEMEYİ SIFIRLARLAR İSE?

Şimdi geriye meclis araştırması, genel görüşme ve meclis soruşturması kalıyor. Bu üçünün bir farkı var. Bu üç denetleme aracının kullanılması için bir engel zaten var; iktidar. Bu üç denetleme aracı için genel kurulda oylama yapılması ve çoğunluğun oyunun alması ile işleme konuluyor. Yani iktidarın gücüne tabi.

Mesela 24. yasama döneminde 13 meclis soruşturması açılması talep edilmiş, hiçbiri kabul edilmemiş. Tabii son yasama döneminde soruşturma önergesi sayısının sıfır olduğunu da ayrıca ekleyelim.

Mesela bu son yasama döneminde 1705 araştırma önergesinden sadece 22’sinin kabul edildiğini, kalanın ise hala “işlemde” statüsünde olduğunu belirtelim.

SONUÇTA…
Anayasa değişikliği ile bakanlar ve bakanlar kurulu için gensoru verilmesi, politikalar hakkında sözlü soru önergesi verip bilgi almak kaldırılıyor. Kala kala elimizde yazılı soru önergeleri kalıyor ki onun da hali ortada. Bu durumda tek yol mecliste çoğunluk sağlanabilirse meclis araştırması, genel görüşme ve meclis soruşturması kalıyor. Tabii iktidar bu arada bunları işlevsiz hale getirmezse ya da sonrasında “Zaten fiiliyatta olan durumu resmileştirelim” deyip meclis çoğunluğu ile meclis iç tüzüğünü değiştirme yoluna gidebilir.

İklim değişikliği açısından bile konuya baktığınızda anayasa değişikliğinin meclis ve bizim için önerdiği şey çok açık. Anayasa değişikliği ile iktidar kağıt üstünde 5 denetleme aracını 3,5’a indirmenin, pratikte ise sıfırlamanın yolunu açıyor. Böylece denetlenmeyen iktidar denetleyemeyen meclis ortaya çıkıyor. Sonuçta ise iklim meselesinin meclisin meselesi olmasının pek olasılığı kalmıyor.


Önder Algedik kimdir?

Proje yöneticisi, enerji ve iklim uzmanı, aktivist. Çeşitli sektörlerde proje yöneticiliği yaptıktan sonra son yıllarda iklim değişikliği ve enerji alanında uzman olarak çalışmaktadır. Tüketici ve İklimi Koruma Derneği yönetim kurulu üyesi olup 350ankara.org iklim aktivist grubunun kurucularındandır. Yaptığı çalışmaları ve değerlendirmeleri daha önce Cumhuriyet Enerji'de kamuoyu ile paylaşırken, aynı zamanda yesilekonomi.com'da da yazmaktadır. Raporlarına ve arşivine http://www.onderalgedik.com/ adresinden ulaşılabilir.

YAZARIN DİĞER YAZILARI