Ümit Kıvanç
Ümit Kıvanç

Küçük adamlar büyük hırslar 6 - Eski CIA başkanı: Gülen’i kaçırmayı konuşuyorlardı

Salı, 4 Nisan, 2017
Ekim Alptekin’in “FIG ile mali ilişkim bağlamında değildi” dediği ilk toplantı hakkında yakın zamanda epey gürültü koptu. Buna yol açan, Wall Street Journal’ın üç imzalı haberi oldu: eski CIA Başkanı R. James Woolsey, bu toplantıda Türk yetkililerle Flynn'in ekibinin Fethullah Gülen’i ABD’den “kaçırmayı” konuştuklarını ileri sürdü!

ic

19 Eylül 2016 günü, yani ilk ödemeden on gün sonra, Manhattan’daki (New York) Essex Oteli’nde TC Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, cumhurbaşkanının damadı, Enerji Bakanı Berat Albayrak, Emekli General Michael Flynn ve başka bir dizi şahsiyetin (meselâ Irak’ta Flynn ile yakın mesai yapmış eski FBI ajanı Brian McCauley) bir araya geldiği toplantıyı düzenleyen, Inovo’nun sahibi Ekim Alptekin, söylendiğine göre.

Alptekin kim ki, böyle bir organizasyona gücü yetiyor? Sırf Hollanda’da kurulu “danışmanlık şirketi”yle bu işler nasıl oluyor?

Gerçi tatildeyken Yunan adasından İstanbul’a özel jet yollayıp künefe getirttiği iddia edilen birinden söz ediyoruz. Yine de zor.
Ekim Alptekin, Eclipse Aerospace Inc. ve EA Havacılık A.Ş.’nin, EA Gayrimenkul Geliştirme İnşaat Yatırım A.Ş. ve One Colony A.Ş.’nin kurucusu ve ortağı. Türk-Amerikan İşadamları Derneği’ne başkanlık yapmış. TÜSİAD üyesi. Arnavutluk Fahri Konsolosu.

 

 

Hikâyemizde karşımıza çıkmasını sağlayan titri bunlardan biri değil. Ekim Alptekin, 9 Mart günü art arda sıraladığı tweet’lerden birinde, “Bir Amerikalı iş adamı bir danışman veya lobici tuttuğunda kimse onun ABD hükümeti adına çalıştığını düşünmez. Benim durumumda bu niye farklı?diye soruyordu. Farklı, çünkü Alptekin, Türk Amerikan İş Konseyi (TAİK) Yürütme Kurulu Başkanı. Bu TAİK, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’na (DEİK) bağlı çalışıyor, dolayısıyla Alptekin, devletle iç içe, devlet adına iş gören bir kurumun başında.

Hikâyemizde “ilk toplantı” olarak anacağımız buluşma için Alptekin gazeteci Amberin Zaman’a, “son dakikada kararlaştırıldı” demişti. Anlattığına göre, daha çok “Türk tarafı” konuşmuş, Gülen konusunun yanı sıra ABD’nin YPG’yle yakın ilişkisine dair rahatsızlık dile getirilmişti.

Alptekin, daha sonra konu edeceğimiz “ikinci toplantı”yla herhangi bir ilgisinin bulunmadığını söylüyor.

“GECENİN KARANLIĞINDA”!?

Ekim Alptekin’in “FIG ile mali ilişkim bağlamında değildi” dediği ilk toplantı hakkında yakın zamanda epey gürültü koptu. Buna yol açan, Wall Street Journal’ın üç imzalı haberi oldu: eski CIA Başkanı R. James Woolsey, bu toplantıda Türk yetkililerle Flynn’in ekibinin Fethullah Gülen’i ABD’den “kaçırmayı” konuştuklarını ileri sürdü!

Woolsey bu toplantıya FIG yönetim kurulu başkanı Bijan Kian’ın daveti üzerine katılmıştı. Kian da toplantıdaydı. (Eski CIA başkanı, The New Yorker’dan Nicholas Schmiedle’ye, toplantıya “protokol icabı” katıldığını söyleyecekti.)

James Woolsey, toplantıya geç geldiğini, geldiğinde katılımcıların gayet “ürkütücü” bir konuyu görüşmekte olduklarını anlatmıştı: Fethullah Gülen’i, yasal süreçlerle şununla bununla uğraşmadan Amerikan topraklarından kaçırmanın yolu var mıydı? Konuşulan, dedi Woolsey, “gecenin karanlığında o adamı derdest edip götürmek”ti.

Woolsey 24 Mart’ta, Wall Street Journal’ın videolu haberinde yer almak üzere, gazetenin yardımcı editörlerinden John Bussey’in karşısına geçti.

Türk bakanlar Mevlüt Çavuşoğlu ile Berat Albayrak’ın General Flynn ve ekibiyle buluşmasında neler konuşulduğu sorusuna cevaben eski CIA başkanı, “yasanın çiğnenmesine yol açacağı pek bâriz olan çok ciddi bir konu üzerinde beyin fırtınası yapıyorlardı” dedi. Şahit olduğu tartışmayı “ciddi ve problemli” diye niteledi.

Woolsey, tartışmanın epeyce sürdüğünü, ama işin “somut bir eylemle sonuçlanacak somut bir plan”ın görüşülmesine kadar varmadığını söyledi.

Peki, toplantıya katılanlardan hangisi neler önermiş, hangi soruları ortaya atmıştı? Woolsey, geç geldim, tartışmanın başını bilmiyorum, kimin ne söylediğini hatırlamıyorum, dedi.

Bussey, General Flynn’in sözcüsünün reddiyesini hatırlattı. Sözcü Price Floyd, generalin asla “yasa dışı şekilde birilerini fiziksel olarak kaçırma ve benzeri eylemleri tartışmadığını” ileri sürmüştü. Woolsey iddiasında ısrar etti, “Bunun konuşulduğunu düşünüyorum,” dedi. “Ama somut bir hedefle mi, bilemem. Geç geldim, başını kaçırdım, belki sadece beyin fırtınası yapılıyordu.

Görüşmenin ileriki aşamasında, Bussey sözü tekrar “adam kaçırma” mevzuuna getirdiğinde, Woolsey, somut plan yapar gibi konuşulmadığını yineledi, ama böyle bir mevzuda “sadece beyin fırtınası yapmak” diye bir şeyin söz konusu olamayacağını bizzat belirtti: “Ne hakkında konuşulduğu önemlidir,” dedi. Şu “çok açık”tı eski CIA başkanına göre: “varsayımsal olsa bile Mr. Gülen’i Birleşik Devletler’den çıkarıp Türkiye’ye götürmenin yolunu araştırıyorlardı”.

Gazeteci sordu: Peki siz bir şey dediniz mi?

Burada Woolsey’in eski CIA’ciliği devreye girdi: “Sözlerimin kayda geçmesini istemedim,” dedi Woolsey. Toplantıdan çıktıktan sonra, bir “ortak ahbap”ları aracılığıyla, henüz ABD Başkan Yardımcısı koltuğunda oturan Joe Biden’a her şeyi aktardığını yineledi. Bu “ortak ahbap”, Wall Street Journal’a olayı doğruladı.

Haber patlayınca Wall Street Journal adı geçen herkesle görüşmeye çalıştı, kimseden (Kian, Alptekin, Albayrak) cevap alamadı. Sadece Mevlüt Çavuşoğlu’nun sözcüsü, gazeteyi Washington’daki Türkiye Büyükelçiliğine yönlendirdi. Onlar da, şu yazılı açıklamayı yaptılar: “Bir ABD danışmanlık firması ile bir Türk işadamının sahibi olduğu özel bir firma arasındaki anlaşma hakkında yorum yapacak konumda değiliz.” Yaşasın Hariciye!

WSJ’nin videolu haberinin sonunda da günümüz Türk Hariciye’sine atfen şu ibare yer alıyor: “Türkiye Büyükelçiliği bir açıklama yaparak, Türk yetkililerin General Flynn ile buluştuğunu bildirdi, ama görüşmenin içeriğini tartışmayı reddetti.

ESKİ CIA BAŞKANI NEDEN SAHNEYE FIRLADI?

Acaba Bill Clinton döneminin CIA başkanı olmasına rağmen Hillary Clinton’a karşı Trump’ın safında kampanya yürüten Woolsey, neden birdenbire altı ay önceki vakayı ortaya döküp sansasyon yaratmıştı? Neden altı ay beklediğine dair soruyu önce, toplantıdaki konuşmaları çok da ciddiye almadığını ileri sürerek cevaplamıştı. “Kanun var, anayasa var, öyle adam yollayıp birilerini ülkeden dışarı postalayamazsınız,” demişti. Ancak bunun dışında üslûbu, tutumu, meselenin ciddiyetini azaltmaya yönelik değil.

Peki neden daha fazla beklemedi de şimdi sahneye fırladı? Bu soruya bizzat verdiği bir cevap şimdilik yok. Bir ihtimal, yakayı paçayı kaptırmış olan Flynn’in “FBI ile işbirliğine razı”, yani bir tür itirafçı olduğu, dolayısıyla heybesinde ne varsa dökeceği, bütün bunların ortaya saçılacağı, Woolsey’in bari ön alıp kendi anlatarak yırtma gayreti. Neden olmasın?

Bir defa, çamur eski CIA başkanının üzerine hiç sıçramamış değil. Flynn’in firması FIG’in adalet bakanlığına yaptığı “yabancı ajanlığı” başvurusunda, firmanın danışma heyeti üyesi olarak Woolsey’in adı geçiyor. Woolsey, kendisine böyle bir konum teklif ettiklerinde kabul ettiğini, ancak şu ana kadar Flynn’in firması için hiçbir iş yapmadığını, tek kuruş almadığını söylüyor.

WSJ’nin videolu haberinde Woolsey, “Flynn Türklerden birine benim patronum olduğunu söylemiş,” diye anlattı. “Hiç olmadı, bundan sonra olursa olacak” yollu cevap vermiş.

Yine de, alevlerin kendisine yaklaşabileceğini düşünüp çamurlu paçasına köpük sıkar gibi görünüyor, eski CIA başkanı.

Yalnız bu adamın potansiyel trajedisiyle uğraşamayız; gerçek bir ölümcül mesele var karşımızda: Türk hükümetinin iki bakanı, ABD’nin eski Savunma İstihbarat Ajansı direktörüyle beraber ülkeden adam kaçırmayı görüşmüşlerse ve bu kanıtlanırsa ne olacak?

Başta dedim, muktedirler sanatı edebiyatı yeşerdiği yerde ezerler. Soruyu ortaya atıp kaçmaktan başka çare yok. Öyle bir kaçmalı ki, zamanda da sıçramalı.

TÜRKİYE’YE “BAŞARI” GÖSTERMEK

Sıçrıyoruz. Fazla değil. 2 Kasım’a.

Bu tarihte Ekim Alptekin, FIG’in başkan yardımcısı Kian, yukarıda sözü geçen eski FBI ajanı McCauley ve birileri daha, FIG’in Alexandria’daki (Virginia) ofisinde biraraya geldiler. Flynn’in katılmadığı bu toplantı hakkındaki bilgileri edindiğimiz Nicholas Schmiedle’nin (The New Yorker) kaynağına göre, Alptekin telaşlıydı ve bir an önce ortaya bir şeyler çıkarmaları gerektiğini vurguluyordu. “Türkiye’ye ne kadar başarılı olduğumuzu gösterecek bir şey yapmamız lazım,” diyordu. Seçime altı gün kalmıştı ve Trump’ın kaybedeceğine kesin gözüyle bakılıyordu. Görünür başarı aranıyordu.

Flynn’in The Hill’deki makalesi, işte bundan altı gün sonra, seçim günü yayımlandı. Makaleye göre Türkiye “İslâm Devleti” örgütüne karşı ABD’nin “en büyük müttefiki”ydi. “İslâm Devleti örgütü büyürken başını öbür yana çeviren” devlet nereye gitmişti? General henüz birkaç ay öncesine kadar dediklerini yutmuş veya unutmuştu. Artık “Türkiye’nin Usame bin Ladin’i” Fethullah Gülen’le uğraşıyordu.

Yine Schmiedle’den aktarıyorum: Seçimden dokuz gün sonra Trump, emekli general Flynn’i Ulusal Güvenlik Danışmanı olarak atayacağını açıkladı. Ertesi gün, şu anda Beyaz Ev’de Kabine Sekreteri olan Bill McGinley, Flynn’in iş ortağı Bijan Kian’ı aradı, makaleyi sordu, “ne iş?” diye. Kian ona, makaleyi Flynn’in kendi başına yazdığını, Alptekin’le yaptıkları işle bunun alâkası olmadığını söyledi. Kaynağı, Schmiedle’ye, “Flynn’in seçimden önceki sabah birden kalkıp kendini Erdoğan’ı savunmak üzere bir makale kaleme almak zorunda hissetmesine bazıları şüpheyle yaklaştı,” dedi ironiyle. McGinley, Flynn’in bu iş için Türk hükümetinden para alıp almadığını öğrenmeye çalışmaktaydı.

İşaretler Gülen meselesiyle sınırlı değildi. Başkanlığın fiilen el değiştirmesinden kısa süre önce Flynn, Obama’nın Ulusal Güvenlik Danışmanı Susan Rice’a, YPG’li Rakka harekâtı planını durdurmalarını, Trump yetkiyi devralınca buna kendilerinin karar vereceğini söyledi. Kim bilir, belki de DAİŞ başşehrine YPG ile değil bir “büyük müttefik”in ordusuyla gidilirdi…
Flynn’in suyunun Rusya yüzünden mi Türkiye yüzünden mi ısındığını bir düşünmek gerek.

YARIN: “GULENOPOLY” OYUNU: NEYE BAŞARI DİYORSAN O KADARSIN

 

YAZARIN DİĞER YAZILARI