Ümit Kıvanç
Ümit Kıvanç

Küçük adamlar büyük hırslar 5 - Tuttuğun danışman seni danışman tutar mı?

Pazartesi, 3 Nisan, 2017
Adalet Bakanlığı'na bildirimde FIG, Inovo ile “açık kaynaklara dayalı araştırma” için anlaştıklarını belirtiyor. Bu tarz işleri bilenler de diyorlar ki, “açık kaynaklardan araştırma” için 600 bin dolar çok fazla.

umit6

Dedektifimizin parayı takip etmesinden doğal ne olabilir? Biz de öyle yapacağız. Washington DC’de avukat Susan Simpson, para meselesini kafaya takanlardan.
Zira tuhaflık canını sıkmış. Şimdi söyleyince siz de takılacaksınız, tuhaflık şu: Inovo -Türk hükümeti adına veya değil-, Flynn’in şirketine -lobi veya değil- iş yaptırıyor, karşılığında paralar ödüyor. Eyvallah. Peki FIG niye Alptekin’in şirketine düzenli olarak birtakım paraları geri ödüyor? Ödemeler arasında bazı farklar var, ama bir yandan gayet tutarlı bir mekanizma da kendini hissettiriyor.
İşte bu yüzden edebiyat ve sinemada soğukkanlı dedektife duyulan ihtiyaç tükenmez. Detektif ne yapar? Önce hesapları gözden geçirir. Öyle yapalım.
Inovo’nun FIG’le kontratının 15 Ağustos’ta başlamış, 15 Kasım’da sona ermiş olması gerekiyor. Anlaşıldığına göre, FIG’in 200 binerlik üç partide toplam 600 bin dolar alması öngörülmüş. Anlaşmanın yapıldığı tarihte ilk, 1 Ekim’de ikinci, 1 Kasım’da üçüncü 200 bin dolar ödenecek.
Anlaşma 9 Ağustos’ta imzalanmış, ödeme 9 Eylül’e kadar yapılmamış. FIG’in kayıtlarından, parayı alana kadar harekete geçmediği anlaşılıyor. Emekli general herhalde rahatça risk alan bir girişimci değil; bu sağlamcılığı çok görmemeli. Öte yandan, Türkiye’de iş hayatının özünün Cuma günleri kimseye ödeme yapmamak olduğunu öğrenmiş, buna göre tedbir alıyor da olabilir. Yılların istihbaratçısı…
Simpson’a göre “işlerin tuhaflaşmaya başladığı” nokta şu:
Inovo FIG’e 200 bin dolar ödedikten sadece dört gün sonra, 13 Eylül’de, FIG Inovo’ya 40 bin dolar ödüyor!
Şu işe bakın ki, 11 Ekim’deki ikinci ödemeden sonra da hemen hemen aynı şey oluyor, 17’sinde, bu defa da yalnız altı gün sonra, FIG Inovo’ya yine 40 bin dolar ödüyor. Yani aslında ‘geri ödüyor’ dememiz lazım.
13 Eylül ve 17 Ekim 2016’da, iş verilen şirketten iş veren şirkete yapılan 40 biner dolarlık iki (“geri”) ödeme de FIG kayıtlarına “Consultancy Fee (Danışmanlık Ücreti)” diye geçmiş.
Simpson, adalet bakanlığına “yabancı ajanlığı” (FARA) bildirimini hazırlayan avukatların, 40 bin dolarlık geri ödemeler için “şüpheye meydan vermeyecek açıklamalar getirmelerini beklerdim, ama böyle yapmamışlar” diyor. Genelgeçer bir “danışmanlık bedeli” ibaresinin iş göreceğini sanmaları hayli ilginç. Çünkü, Simpson’ın da vurguladığı üzere, “Bu ödeme[ler] danışmanlık karşılığı olamaz. Inovo neden Inovo’ya danışmanlık hizmetleri sunması için Inovo’yu tutan FIG’i tutsun?”
Pek tuhaf değil mi? Neyin danışmanlığı?..
Pürüz gibi gözüken bir ayrıntı daha var: Ekim’deki ikinci ödeme, 200 bin değil 185 bin dolar. Niye? İlk anda anlaşılmıyor. Muhtemel izah aşağıda.
14 Kasım’daki üçüncü ödeme yeni soru yaratıyor. Çünkü bu da 200 bin değil, öyle olmadığı gibi, 185 de değil, 145 bin dolar!
Washington DC’li avukat genç kadın bizim dedektifin arkadaşı olabilir mi? Başı sıkıştığında gidip akıl danıştığı, ona hafif yanık, güçlü ve akıllı kadın?
Susan Simpson’ın görüşü şu: Inovo FIG’e para kazandırıyor, karşılığında komisyon alıyor. Her ay FIG’e ödeme yapıldıktan sonra bu paradan Inovo’nun 40 bin dolarının aktarılması, “önceden üzerinde anlaşılmış bir ödeme planı”na benziyor.
Peki 185’ler, 145’ler?
Toparlamalıyız; işler karışmasın. Simpson’ın yöntemine uyalım; ödemeler şöyle:
İlk parti 200 bin dolar. Hemen ardından 40 bin dolar Alptekin’e gidiyor.
İkinci parti 185 bin dolar. Hemen ardından 40 bin dolar Alptekin’e gidiyor.
Üçüncü parti 145 bin dolar. Alptekin’e 40 bin dolar gitmiyor.
İki ile üç arasındaki fark, tam da Inovo’nun payı kadar: 40 bin dolar. Dolayısıyla, para gönderilirken bu defa bu payın baştan kesilmiş olduğunu varsayamaz mıyız?
Simpson, “esas parayı kim gönderiyorsa onun”, Inovo’nun 40 binini bu defa Alptekin’e doğrudan göndermiş olabileceğini düşünüyor. İkinci ihtimal, 40 binlerin geri ödenmesinin şüphe çekeceği düşünüldü, tedbir alınmaya çalışıldı. Ama o sırada iş işten geçmişti tabiî.
Her hâlükârda, buradaki farkın tam da önceki ödemelerde geri gönderilen tutar kadar olması, kabul edilebilir tesadüf sınırının dışında.
Eğer her şey düşündüğümüz gibiyse, diyor Simpson, ortada Inovo’ya geri ödenmiş 120 bin dolarlık bir tutar var. Bu da, Flynn’in firması FIG ile yapılan anlaşmada öngörülen 600 bin doların tam yüzde 20’si ediyor. Simpson’a göre bunun “yasadışı bir anlaşmaya aracılığın karşılığı alınan komisyon” olduğunu düşünmek, akla gelebilecek başka her türlü ihtimalden daha isabetli.
Bu durumda ikinci ve üçüncü parti ödemelerdeki kesintiler soru işareti yaratıyor. Yalnız, hiç yabana atılmayacak bir ipucumuz var: Bu defa da 15’er bin dolarlık iki eşit parçadan söz ediyoruz. Bu da başka bir kişi ya da grubun komisyonu olamaz mı?
Simpson, Ekim Alptekin’in Türk hükümeti ile Flynn arasındaki anlaşmaya aracılık ettiği görüşünde.
Flynn’in firmasının ABD Adalet Bakanlığı’na sunduğu bildirim formunda, şu pek açık ifade yer alıyor: “Inovo, avukatı aracılığıyla, Flynn Intel Group’a ödenen ücretlerin herhangi bir kısmının herhangi bir yabancı hükümet tarafından karşılanmadığını belirtti.”
Belirtecek, haliyle.
Öte yandan kabul edelim ki, bir “asıl ödemeci”nin varlığında ve yukarıdaki akıl yürütmeler ışığında, ödemeler konusundaki bütün sorular gayet mâkûl, basit cevaplara kavuşuyorlar.

GEÇERSİZ SAVUNMA

FIG’den Inovo’ya esrarengiz geri ödemeler elbette Ekim Alptekin’e soruldu. Başlangıçta herhangi bir lobi faaliyeti için anlaşma yapmadığını söylemiş olan Alptekin, Washington’da çalışan gazeteci İlhan Tanır’a, FIG’in “lobi ve halkla ilişkiler faaliyetlerinde” yetersiz kaldığını, bu yüzden parasının bir kısmını geri istediğini iddia etti. “Projenin analiz raporuna ilişkin bölümünden” çok memnun kalmıştı, “paramın karşılığını aldım” diyordu, ama öbür bölümlerden hoşnutsuzdu.
Susan Simpson, “Böyle bir şey olamaz” diyor ve şuna işaret ediyor: İlk 40 bin dolar, Inovo’nun FIG’e ödeme yapmasından ancak dört gün sonra geri ödendi. Dört gün içinde mi FIG’in yükümlülüklerini yerine getiremediğine hükmetti Alptekin? Ertesi ay yine benzer bir durum mu oldu?
Üstelik kendi tuttuğu firma kendi ödediği paranın 40 bin dolarını kendisine geri öderken bunu “danışmanlık ücreti” diye kayda geçiriyor!?
Para-pul bahsinde bir tuhaflık daha var. Adalet bakanlığına bildirimde FIG, Inovo ile “açık kaynaklara dayalı araştırma” için anlaştıklarını belirtiyor. Bu tarz işleri bilenler de diyorlar ki, “açık kaynaklardan araştırma” için 600 bin dolar çok fazla, çok çok fazla para. O halde şu soru meşru: Bu para esas ne için verildi?
Soruyu epeyce eğip bükerek çok daha ilginç hale getirmemiz mümkün. The New Yorker’dan Nicholas Schmidle’nin yazısına göz atalım: Biliniyor ki, Flynn’in firması FIG, lobicilik ve halkla ilişkiler şirketi S.G.R.’ye bir sözde-“oyun” tasarlaması için 40 bin dolar ödedi. Nedir bu oyun kılığındaki propaganda malzemesi? “Gulenopoly (Gülenopoli)” adlı bir oyun tahtası. Ünlü Monopoly’den mülhem. “Mola Molla” diye bir karakter var, Fethullah Gülen’i simgeleyen, gizli işler çeviriyor, bir yeraltı hareketini yönetiyor, şurayı burayı ele geçiriyor.
Bu oyundan tekrar söz edeceğiz. Onun da kendine göre macerası var. Şimdilik, böyle bir propaganda malzemesi ile “Türkiye’ye doğalgaz satacak Ortadoğu firması için yapılan araştırma”nın bağlantısını merak etmekle yetinelim.
Tam bu noktada bir geri dönüş iyi gider. Hem dedektifimiz çok fazla hesap kitaba gömüldü.

YARIN: ESKİ CIA BAŞKANI: GÜLEN’İ KAÇIRMAYI KONUŞUYORLARDI

YAZARIN DİĞER YAZILARI