Halit Akçatepe: Muhteşem bir dostu kaybettik!

Cuma, 31 Mart, 2017
Halit Akçatepe’nin perdede bıraktığı iz muzip, eğlenceli ama aynı zamanda dayanışmayı ve paylaşmayı bilen bir dosttan başka nedir ki!

Yeşilçam sinemasının alametifarikalarından birisi de bazı oyunculara perdede kimlikler bahşetmesiydi. Adile Naşit ya çocuklarını korumak için her şeyi yapan evin annesi ya da Hababam Sınıfı’nda olduğu gibi her bir öğrenciyi evladı gibi seven Hafize Ana olurdu. Hulusi Kentmen’in payına düşen babacan rollerdi. Münir Özkul hangi karaktere bürünürse bürünsün onurdan, emekten yana olmak zorundaydı, boğazından bir haram lokma geçmemişlerin perdedeki yansımasıydı o.

Hayatın öngörülebilir tek gerçeği olan ölümün aramızdan alıp götürdüğü Halit Akçatepe’nin payına düşen ise çıkarsız bir dostluktu. Kamera ile beş yaşında tanışan, 15’ine gelmeden ondan fazla filmde rol alan Halit Akçatepe, Türkiye sinemasının 1980’li yıllara kadar özeti gibidir bir bakıma. Ama bu özeti tek bir kavramda somutlaştıracak olsak, onun için kullanmamız gereken sözcük “Dostluk” olacaktır.

Kimi zaman akıl almaz şakalarıyla dostlarını zor durumda bıraksa da bilirdik ki onunla birlikte herkes eğlenirdi. 1973 tarihli Ertem Eğilmez başyapıtı “Kardeşim Benim”de hasta kardeşini mutlu etmek için çabalayan Murat’ın en yakın arkadaşı olarak çıkmıştı karşımıza. Dostu kardeşi için çırpınıp dururken, o dostu için çırpınırdı. Dostluğun gerektiğinde kendi önceliklerini bir yana koymak, ihtiyacı olduğunda yanında olmakla mümkün olduğunu fısıldardı seyircinin kulağına bu film. “Mavi Boncuk” filminde de payına düşen yine sağlam bir dost olmaktır.

“Süt Kardeşler”de içine düştüğü durumu fırsata çevirmeye çalışan ama bunu yaparken de arkadaşını kollamayı ihmal etmeyen Ramazan olarak çıktı karşımıza. Ama Kemal Sunal’ın canlandırdığı Şaban ile dostluğu çok daha öncesine dayanıyordu. “Hababam Sınıfı”nda İnek Şaban’ın biricik dostu/en azılı düşmanı “Güdük Necmi” olarak hafızalarımızdadır daha çok. Serinin bütün filmleri boyunca İnek Şaban’a yapmadığını bırakmaz ama sonuçta kazanan dostluk olur her zaman. “Köyden İndim Şehire”, “Ah Nerede” ve “Oh Olsun” gibi filmlerde kardeş olarak çıkar da karşımıza ama onun dostluğu başkadır.

Halit Akçatepe, yalnızca Türkiye sinemasının önemli isimlerinden birisi değildi bu bakımdan. O sadece senaryo gereği dostları canlandırmıyordu. Aynı zamanda “Hababam Sınıfı”ndaki gibi hepimizin en büyük dostu/ azılı düşmanı sınıf arkadaşıydı. “Süt Kardeşler”deki gibi askerlik arkadaşıydı ya da “Canım Kardeşim”deki gibi fedakar mahalle arkadaşıydı. Her ne yaparsa yapsın sevdiğinden yapan, şakası acıtmayan ama sevgisi büyüten karakterlerin var olabileceğine inanmamızı sağladı.

Ölümünün ardından “bir değer daha gitti” şeklindeki sözler dokunaklı hiç kuşku yok ki. Halit Akçatepe gibilerin yarattığı değerler onlar göçüp gittiğinde de varlığını sürdürmeye devam eder oysa ki. Bugün hala yukarıda andığımız filmleri tekrar tekrar izliyor, “Hababam Sınıfı”ndaki muzipliklerine gülüp; “Canım Kardeşim”de onunla birlikte ağlıyorsak hepsi dostluktan işte. Onun bize bıraktığı miras sırlarımızı paylaşabileceğimiz kardeşlerimizin, acılarımıza ortak olacak dostlarımızın var olduğuna/ var olabileceğine inançtan başka nedir ki!

YAZARIN DİĞER YAZILARI