17 yıl sonra gelen heyecan…

Pazar, 26 Mart, 2017
17 yıllık bir hasret sona erdi: Erkan Oğur – İsmail Hakkı Demircioğlu ikilisinin yeni albümü “Bilinmeyenle Karşılaşmak”, geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Uzun süren sessizlik bozuldu, vuslat hâsıl oldu. Dile kolay, 17 yıl!

17 yıllık bir hasret sona erdi: Erkan Oğur – İsmail Hakkı Demircioğlu ikilisinin yeni albümü “Bilinmeyenle Karşılaşmak”, geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Uzun süren sessizlik bozuldu, vuslat hâsıl oldu. Dile kolay, 17 yıl! İnsan bunca sevdiği ikilinin bu kadar uzun süredir albüm yapmamalarına şaşıyor ama daha da şaşırtıcı olan, bir önceki albümün çıkışında duyduğum heyecanı daha dün gibi hatırlıyor olmak…

album-mini

Kalan Müzik etiketiyle yayımlanan son albüm…

“Yıllar ne kadar da çabuk geçiyor” demeyeceğim ama şunu söylemek durumundayım: Araya bunca uzun zaman girmeseydi, albüm, bir öncekini takiben çıksaydı yine böyle olacaktı. Hiçbir şey değişmemiş, bildiğimiz Oğur – Demircioğlu ikilisi, daha dün gibi karşımızda! Bu bizi şaşırtmıyor elbette… Yine de albümün adından doğru bir soru işaretinin belirdiğini itiraf etmek durumundayım. Neyse ki karşılaştığımız “bilinmeyen” değil, çok iyi bildiğimiz.

Erkan Oğur, hayatıma Mazhar Fuat Özkan’la girdi. Milat, lisede dinlediğim “No Problem” albümünün efsane şarkısı “Yalnızlar Garı”ndaki “kıvrak” gitarı kimin çaldığını merak ederek kasetin kartonetine bakmam. Erkan Oğur ismini orada gördüm, “Ele Güne Karşı Yapayalnız” albümünün şahanesi “Güllerin İçinden”de perdesiz gitar çaldığını hatırladım ve olaylar gelişti: Erkan Oğur, bir anda takip ettiğim bir isim haline geldi. Onu ilk görüşüm, yine Mazhar Fuat Özkan bağlantılı: Tren garında çekilen TRT işi “Güllerin İçinden” klibinde bir sütunun tepesinde gitarını tıngırdatırken gördüğüm siyah kıvırcık saçlı insan, sonrasında hiç hayatımdan çıkmayacaktı.

İlk resmî Erkan Oğur albümü, yurt dışında “Fretless” adıyla yayımlanan. 1993 tarihli bu albümün kaydına ulaştığım gün, bayramım olmuştu. Her telden çalıyordu Erkan Oğur: “Neden Geldim İstanbul’a” da vardı albümde, “Hey Onbeşli”de. Bir anlamda, “sonraki” Erkan Oğur’un fragmanı gibiydi bu: Sonrasında yaptığı/yapacağı projelerin izlerini “Fretless”te bulmak mümkün. Albüm, beş yıl sonra Türkiye’de (ufak tefek değişikliklerle ama özü bozulmadan) “Bir Ömürlük Misafir” adıyla yayımlandı.

Hemen öncesinde, Yavuz Turgul filmi “Eşkıya”da seslendirdiği “Fırat”la gündeme geldi. Sonrasında aldı başını yürüdü zaten… “Sis”ten “Mektup”a pek çok filme müzik yaptı, şarkılarını verdi. Bütün şarkılar bir yana, 1997 yapımı Ali Özgentürk filmi “Mektup”ta seslendirdiği “Bir Sevda”nın yeri ayrıdır. Yakın dönemde, “Dönmez Yol” adı solo albümünde yeniden seslendirdiği bu şarkı, böylelikle “kayıp” olmaktan kurtuldu.

Projeleriyle hep bizi şaşırtan bir müzisyen, Erkan Oğur. Civan Gasparyan’la yaptığı “Fuad”dan Telvin Trio ile yaptığı albüm ve konserlere, pek çok kere ona yeniden hayran kaldık. İsmail Hakkı Demircioğlu ile yaptığı albüm, bunlardan sadece biri.

eski konser-haber

Erkan Oğur – İsmail Hakkı Demircioğlu ikilisi, Açık Radyo’nun Pozitif işbirliğiyle 25 – 26 Ekim 1998 tarihlerinde Harbiye’deki Askerî Müze’de düzenlediği 1. İstanbul Müzik Şenliği’nde.

Erkan Oğur – İsmail Hakkı Demircioğlu ikilisini, ilk kez Açık Radyo’nun Pozitif işbirliğiyle 25 – 26 Ekim 1998 tarihlerinde Harbiye’deki Askerî Müze’de düzenlediği 1. İstanbul Müzik Şenliği’nde dinledim. Halk karşısına çıktıkları ilk konserlerden biriydi bu. Şenliğin “söyleşi ve dinletiler” bölümündeydi ve Erkan Oğur, açılışta şu cümleyi kurmuştu: “Bizim için böyle bir başlığı uygun görmüşler. Bunun anlamı şu: Biz söyleyeceğiz, siz dinleyeceksiniz.” Sonrası, alışık olmadığımız bir “şenlik”. O güne dek gitarıyla gördüğümüz Erkan Oğur, elinde kopuzuyla bambaşka bir yola girmiş, “yeni” bir şeylerin müjdesini vermişti. Geleneğin izini sürerken bizi de peşinden sürüklemek istercesine vuruyordu kopuzun tellerine ve “Bir Ömürlük Misafir”de ilk kez duyduğumuz sesi, bu yolculuğu şenlendiriyordu.

album 2-mini

.

Yalnız değildi üstelik; kendisiyle aynı yetkiyi haiz bir kılavuz kaptan almıştı yanına: Çekirdek zamanı yaptığı “Sırdaş Türküsü” adlı kasetinden tanıdığımız İsmail Hakkı Demircioğlu. İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuvarı’nda okuyan, Ruhi Ayangil Türk Müziği Orkestrası ve Ruhi Su Dostlar Korosu’nda bas çalan Demircioğlu, Erkan Oğur’u tamamlamakla kalmıyor, zaman zaman dümene geçiyordu. “Gülün Kokusu Vardı” henüz yayınlanmıştı ve özellikle o konserden sonra, bir sonraki albümü heyecanla beklemeye başlamıştık bile… Gitaristlerin hası Erkan Oğur, kopuzuyla da bizi tavlamıştı.

Erkan Oğur – İsmail Hakkı Demircioğlu ikilisi, 1998’den itibaren konserlerini hiç kesmedi. Çok ortadalar, çok konser veriyorlar belki ama sadece iki albümleri var aslında: “Gülün Kokusu Vardı” ve “Anadolu Beşik”. “Pencereden Kar Geliyor” ile başlayan ilk albümün repertuvarı sağlam: “Ey Zahit Şaraba Eyle İhtiram”, “Zeynep”, “Divane Aşık Gibi”, “Derdim Çoktur Hangisine Yanayım” ve daha nicesi… “Anadolu Beşik”, onu aratmayacak kadar güzel: “Seher Yeli”, “Bülbülüm Altın Kafeste”, “Zamanede Bir Hal” ve “Zahit Bizi Tan Eyleme”, içindeki türkülerin bir bölümü…

17 yıl sonra yayınlanan üçüncü albüm, 15 türküden müteşekkil ve önceki iki albümü tamamlıyor. Zülfü Livaneli’nin 50. yıl albümü için yaptıkları “Eski Tüfek” geçtiğimiz aylarda bizi sevindirmişti, meğer albümün habercisiymiş! Albümde sadece bu şarkı yok: “Ağlama Yar”, “Gökte Uçan Huma Kuşu”, “Ben Meylimi Üç Güzele Düşürdüm” ve başka türküler art arda sıralanıyor. Araya bir de Mazlum Çimen bestesi sızmış: Edip Akbayram’dan bildiğimiz “Gittin Gideli.” Albümü dinlemeye başlıyorsunuz ve uzun süre çıkartamıyorsunuz. Böyle bir albüm olmuş, “Bilinmeyenle Karşılaşmak.”

Açık söyleyeyim: Erkan Oğur’un gitarcılığına vurgunum. Yine de türkü söyleyişi, kopuz çalışı, “dede”lerin geleneğini bugüne taşıması meftun olduğum şeyler. Türküden öte bir Erkan Oğur var ve bu, benim onu tanımama sebep. Çekirdek Sanatevi’nden bugüne içinde olduğu, katkıda bulunduğu pek çok projeyle hayatımızı renklendirdi Erkan Oğur, renklendirmeye devam ediyor. Ne güzel!

Yazının sonunda, sözü, Erkan Oğur – İsmail Hakkı Demircioğlu ikilisinin eski bir türküsüne bağlayayım. Her dem ihtiyaç duyduğumuz şeyi dillendiriyorlar: “Dostluklar kurulsun insanlar gülsün / Barış güvercini uçsun dünyada / Yok olsun kötülük düşmanlık ölsün / Barış güvercini uçsun dünyada // Dünya cennet olsun yaşasın insan / Gelin barışalım dökülmesin kan / Son bulsun savaşlar kesilsin figan / Barış güvercini uçsun dünyada // İnsancıl insanlar barıştan yana / Ancak zalim olan kıyar insana / Barış aşkı yayılmalı cihana / Barış güvercini uçsun dünyada // Nesimi der ki ey füze yapanlar / Acımasız zalim cana kıyanlar / Bırak ey yaşasın bütün insanlar / Barış güvercini uçsun dünyada // Dostluklar kurulsun insanlar gülsün / Son bulsun savaşlar kimse ölmesin…”


Murat Meriç kimdir?

1972’de doğdu. Çanakkale ve İzmit’te okudu. Ankara’da kimya mühendisliği eğitimi alırken, dinlediği müziğin tarihine merak saldı ve oradan ilerledi. Kendini bildi bileli plak topluyor; okuyor, dinliyor, dinlediklerini yazıyor, sevdiklerini çalıyor. Kedi gibi meraklı. Rakı, roka, bamya, erik seviyor. İstanbul’da yaşıyor ama Ankaracı. 1996’da Müzük adlı dergiyi çıkartan ekipten. Sonrasında Roll mürettebatına katıldı. Mürekkep, Birikim, Milliyet Sanat, Virgül, Bant gibi dergilerde yazıları yayınlandı. Yeni Binyıl, Radikal ve BirGün'ün yazarlarındandı. Ankara’da Radyo Arkadaş’ın kuruluşuna katıldı ve pek çok radyoda programlar yaptı. Şu anda Açık Radyo'da, hafta içi her sabah Şarkılarla Memleket Tarihi adlı programı hazırlıyor ve sunuyor. Pek çok televizyon programının danışmanlığını yaptı, metnini yazdı. 2002 - 2003 yıllarında hazırlayarak sunduğu Kırkbeşlik adlı televizyon programı TRT’de yayımlandı. Kalan Müzik için bir Tülay German albümü (Burçak Tarlası 64 – 87, 2001) derledi, pek çok albüme yazar ve danışman olarak katkıda bulundu. Pop Dedik / Türkçe Sözlü Hafif Batı Müziği (İletişim Yayınları, 2006) ve 100 Şarkıda Memleket Tarihi (Ağaçkakan Yayınları, 2016) adlı iki kitabı, üzerinde çalıştığı pek çok projesi var. Üniversitelerde ve kültür merkezlerinde müzik tarihi üzerine seminerler verdi, veriyor. Düzenli olarak Gazete Duvar, Vatan Kitap ve Kafa’da yazıyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI