Böyle ‘Hayat’ mı olur!

Cuma, 24 Mart, 2017
Haftanın iddialı bilimkurgusu ‘Hayat’ yeni bir şeyler söyleyecekmiş gibi yapıp, eski sularda yüzmeyi tercih ediyor. İlk yarım saatlik bölümünde isminin izinden gidiyor ve seyirciye ‘hayat’ hakkında sorular sorduracak(mış) gibi yapıyor.

Diğer alanlarda nasıldır bilinmez ama “gök kubbe altında söylenecek yeni bir söz kalmadı” lafının en geçerli olduğu yerlerden birisi sinema bu günlerde. Gerçi kimi genç sinema yazarı dostlarımız her yıl heyecanlanacak, hayatlarını anlamını açıklayan beş-on film bulabiliyorlar ama bu hevesleri de çabuk geçiyor. Bu hafta gösterime giren “Hayat”tan da (Life) anlıyoruz ki, “gök kubbenin üzerinde” de söyleyecek fazla söz kalmamış. Hoş birkaç ay önce izleme fırsatı bulduğumuz “Geliş” (Arrival) yeni cümleler kurmayı deniyordu ama “Hayat”ın bu türden dertleri olmadığı çok açık.

Uluslararası bir uzay istasyonunda görevli altı kişilik bir ekibin macerasını izliyoruz bu kez. İstasyonda bulunan mürettebatın her biri özel yeteneklerle donatılmış, ayrı ayrı alanlarda uzman kişilerden oluşmaktadır. Görevleri ise Mars’tan gelecek olan toprak numunesini incelemek ve canlı türü olup olmadığını tespit etmektir. Bu görevin uzay istasyonunda yapılmasının nedeni ise olası bir canlı türünün dünyayı indirtehdit edecek olması durumunda yeryüzüne ulaşmasını engellemektir.

Film, gerilimli bir sahneyle açılıyor. Mars’tan gelen araç göktaşı yağmuruna yakalandığı için rotasından biraz şaşıyor ve uzay istasyonu ile kenetlenmesi zorun haline geliyor. Bu badire başarıyla atlatıldıktan sonra gelen numuneler özel bir laboratuvarda incelenmeye başlanıyor ve bingo! Evet, tek hücreli ve muhtemelen kendisini koruyabilmek için milyonlarca yıldır uykuda olan bir tek hücreli keşfediliyor. Bilim adamlarımız önlemleri elden bırakmadan bu tek hücreli canlının gelişmesini takip ediyorlar.

GÜZEL BİR VAATLE BAŞLIYOR

“Hayat”, ilk yarım saatlik bölümünde isminin izinden gidiyor ve seyirciye ‘hayat’ hakkında sorular sorduracak(mış) gibi yapıyor. Nihayetinde, yeryüzündeki bütün canlıların geldiği noktaya bir dönüşü temsile ediyor. Bu tek hücrelinin gelişimini takip ederek belki dünyadaki yaşam hakkında da önemli veriler elde edebilir, varlığımızın nedenini, gelişimimizin süreçlerini görebiliriz diye umuyoruz. Filmin adı “Hayat”, girişi de böyle merak uyandırıcı olunca umutlar da artıyor. Öte yandan bütün bu süre boyunca alttan alta tedirgin edici bir atmosferin kurulduğunu, gerilimin tırmandırıldığını da hissediyoruz. Bunun yönetmenin seyirciyi ters köşeye yatırmak için yaptığı bir numara olduğunu düşünmek istiyoruz çünkü yeni bir “Alien” (Yaratık) daha kaldıracak halimiz yok!

Ama işte kaçınılmaz son ilk yarım saatin ardından kendisini göstermeye başlıyor. Film, hayatı bir yana bırakarak hayatta kalmayı öne çıkarıyor bir anda. Küçük, tatlı tek hücrelimiz akıl almaz bir hızda büyümeye başlıyor, saldırganlaşıyor ve tabii ki istasyondakilerin hayatlarını tehdit ediyor. Bundan sonrası mini bir “Yaratık” serisi olarak izlenilebilir. Calvin adı verilen bu dünya dışı yaratığını hayatta kalabilmek için beslenmeye ihtiyacı var, bizimkilerin de aynı nedenden ötürü onu öldürmeleri gerekiyor.

REBECCA FERGUSON AKILDA KALIYOR

Bu noktadan sonra filmin gerilim ve irkintiyle örülü kimi başarılı sahnelerine rağmen cazibesini kaybettiğini not düşmemiz gerekiyor. Çünkü hem daha önce defalarca yapılmış bir alana giriyor ve onların üzerine bir şey koymayı başaramıyor hem de seyirciye ilk yarım saatte vaat ettiklerini unutarak ihanet ediyor. Üzerine bir de “Yer Çekimi” (Gravity, 2013) filmini fazlaca andıran anlar eklenince sıkıntı daha da büyüyor.

“Düşmanı Korurken” (Safe House, 2012) ve “44. Çocuk” (Child 44, 2015) gibi vasatı aşamayan filmlere imza atan Daniel Espinosa’nın bu şansı pek iyi değerlendiremediği de geçsin kayıtlara. “Deadpoll” ve “Zombieland” gibi eğlenceli yapımları kaleme alan Rhett Reese – Paul Wernick ikilisinin senaryosunun orijinal olduğunu söylemek de imkânsızlaşıyor haliyle. Jake Gyllenhaal ve Ryan Reynolds gibi iki yıldızın varlığına rağmen çıtayı yükseltemeyen filmden geriye kalan geçen yıl “Trendeki Kız” ve “Florence” filmlerinde izleme şansı yakaladığımız Rebecca Ferguson oluyor.

ORİJİNAL ADI: Life
YÖNETMEN: Daniel Espinosa
OYUNCULAR: Jake Gyllenhaal, Ryan Reynolds, Rebecca Ferguson, Ariyon Bakare, Hiroyuki Sanada, Olga Dihovichnaya,
YAPIM: 2017 ABD
SÜRE: 104 dk.

YAZARIN DİĞER YAZILARI