Musa Özuğurlu
Musa Özuğurlu

Suriye’de kadın hakları

Perşembe, 9 Mart, 2017
Caydırıcı cezalar ve toplumun ahlak yapısı nedeni ile kadının bulunduğu alana dahi yaklaşılması mümkün değildi. Ancak savaş sürecinde kadınların durumu kötüleşti. Yüzlerce kadın tecavüze uğradı, öldürüldü, köle olarak alınıp satıldı, eşini, babasını, çocuğunu kaybetti.

Elissar Dido Milat’tan yüzyıllar önce kocası Tyre kralı olan kardeşi Pygmalion tarafından öldürülünce bir gemiye biner Tyre’den (bugün Lübnan’da Sür) kaçar. Gemisi Akdeniz’i boydan boya geçer ve bugünkü Tunus’a ulaşır. Dönemin kralından toprak ister. Efsane ile karışık anlatıya göre kral kendisine “bir öküz derisinin kaplayacağı kadar” yer verebileceğini söyler. Elissar çok güzel olmasının yanı sıra çok zekidir de! Deriyi alır ve çok ince şeritler halinde keser. Şeritleri üç uca ekler ve en geniş alanı elde etmeye çalışır. “Sınırlı bir çerçeve ile en büyük alan nasıl elde edilir?” probleminin çözümünü bulmuştur. Bu alan dairedir! Matematikte bu problemin çözümü bugün hala “Dido problemi” olarak bilinir. Elissar kimsenin beklemediği büyüklükte yeri kapar ve Kartaca Krallığı’nı bu alanda kurar.

“Gücün uygarlığına karşı, uygarlığın gücü ile savaşmalıyız” diyen ve Roma imparatorlarına kabuslar yaşatan anlı şanlı Palmyra Kraliçesi Zenobia ise tüm zamanların en ünlü Suriyelisi.

Tarihçilere göre Zenobia kılıcı çok iyi kullanan bir savaşçı, usta bir okçu, avlanmaya meraklı, kocasından daha cesur, savaşlara katılan, ordu ile birlikte uzun mesafeleri yürüyebilen, generalleri ile içki içen maceraperest biriymiş.

Savaşçı Zenobia Mısır’a kadar ulaştı ve kendisini Mısır kraliçesi ilan etti. Kuzeyde ise Antakya, Adana, Mersin’i kapsayan Kilikya bölgesini hakimiyeti altına aldı. Bazı kaynaklara göre Kayseri ve Ankara’ya kadar ulaştı.

Zenobia atalarının Kleopatralar ve Ptolemyler’den gelen Selevkinler olduğunu söylermiş. Kleopatralar’ın en ünlüsü VII. Kleopatra. Mısır Kraliçesi Kleopatra bir zamanlar Kilikya bölgesinin başkenti olan Tarsus’a da gelmiş; Tarsus’taki Kleopatra kapısının adı buradan geliyor.

Milattan önce 2000’lerde Tyre kralı olan Agenor’un iki oğlu bir kızı vardı. Kralın çocukları kendilerine yeni vatanlar bulmak için yola koyuldular. Anlatıya göre Çılıcus bugünkü Kilikya’ya ulaşır.

Diğer çocuk Kadmuş Humuş taraflarına yerleşir. Kız olan sonuncusu ise merak ettiği kıtaya gider ve oraya adını verir. Kızın adı Europa’dır!

Elbette her Suriyeli kadının hayatı efsanelere konu olmuyor. Ancak yine de diğer Arap – Müslüman ülkeler ile karşılaştırıldığında bugün Suriye’de kadının durumunun görece daha iyi olduğu söylenebilir.

Suriye’de kadın hakları denildiği zaman iki açıdan değerlendirme yapmakk gerekiyor: Yasalar ve uygulama.

Suriye kadın hakları açısından bölge ülkeleri ve dünya sıralamasına bakıldığı zaman bir hayli ilerlemiş görünüyor. Ancak bu daha çok merkezler için geçerli bir durum.

Kırsal kesime doğru gidildikçe kadının toplum içindeki yeri dini anlayış tarafından belirleniyor.

Nüfusu yaklaşık 23 milyon olan Suriye’de kadınların evlenme yaşı ortalama 25, doğurganlık oranı ise 3,3 dolayında. Kadınlar için yasal evlilik yaşı 17, erkekler için 18. Ancak kırsal kesimde dini nikahlı erken evlilikler yaygın.

1949 yılında oy verme hakkı alan kadınlar 250 kişilik parlamentoda 33 sandalyeye sahip (2016). Kabinede 2 kadın bakan var.

Parlamento başkanı kadın. Cumhurbaşkanı Esad’ın iki yardımcısı (Necah Attar ve Buseyna Saban) kadın.

Okulluluk oranında ise kadınlar ve erkekler hemen hemen eşit. Kızların % 92’sı okullu, erkeklerde bu oran % 97. Lise düzeyinde ise kadınların oranı % 67’lerde erkeklerin oranı % 68’lerde.

Çoklu hukukun uygulandığı ülkede Müslüman bir erkek 4 kadın ile evlenebiliyor. Bunun yanında erkeğin birden fazla kadın ile evlenebilmesi için yasal şartlar var. Erkek evleneceği ikinci kadın için ayrı bir ev veya aynı evin içinde birbirinden bağımsız bölümler açmak zorunda. Kadının boşanma hakkı var.

Çalışma yaşamında kadınlar ve erkekler eşit. Devlet memurluğunda ücret veya kıdem farkı yok. Özel sektörde ya da devlette kadınların belli saatler dışında ve ağır işlerde çalıştırılmaları yasak. Kadınlar doğumdan sonra izne ayrılabiliyor. Bunun yanında anneler için birçok devlet dairesinde kreşler mevcut.

Kadınlar iş olarak daha çok devlet memurluğu, memurluk içinde de daha çok öğretmenlik yapıyorlar.

Toplumsal hayat içinde ise kadına geleneksel olarak bir anne ya da eş olarak saygı duyuluyor. Tabii bu durum kesimlere ve coğrafyaya göre değişiklik gösterebiliyor.

Toplum içinde ise kadınlar ile erkekler arasında eşitlik tartışması, bitmeyen konulardan. Erkekler kadınların yeterince hak aldığını, kadınlar ise alamadıklarını savunuyor.

Halepli Joul Jammal annesinin tek oğluydu. Mısır’da askeri eğitim alırken 1956 yılında Fransız askeri gemisine botla intihar saldırısı düzenledi. Suriye’de kahraman olarak görülen Jammal’ın annesi o dönemde kendisine “Sizin için ne yapabiliriz” diyen cumhurbaşkanına “Tek çocuklu anneleri evlatlarından ayırmayın, askere almayın” dedi. O zaman çıkartılan yasa ile tek erkek çocuklar Suriye’de askerlikten muaftır. Bir erkek birden fazla kadınla evli ve her kadından bir erkek çocuğu varsa o çocukların hiçbiri askere alınmaz çünkü yasa anneyi gözetir.

Yasalar önünde kadın ile erkek eşit ancak bu durumun her zaman pratiğe yansıdığı söylenemez. Örneğin namus cinayetleri, istismar, şiddet olgusu, Suriye’de de mevcut.

Devlet kadınların durumunu iyileştirmek, kadınların toplum içinde daha iyi yere gelmesi için savaştan önce çeşitli programlar uyguluyordu. Cumhurbaşkanının eşi Esma Esad’ın da katıldığı bu çalışmalar bugün savaşa rağmen sürüyor.

Suriye savaştan önce kadınlar açısından dünyanın en güvenli yerlerinden biriydi. Öyle ki gece yarısı bir kadın şehirde de kırsalda da rahatlıkla tek başına çıkıp dolaşabilirdi. Caydırıcı cezalar ve toplumun ahlak yapısı nedeni ile kadının bulunduğu alana dahi yaklaşılması mümkün değildi.

Ancak savaş sürecinde kadınların durumu kötüleşti. Yüzlerce kadın tecavüze uğradı, öldürüldü, köle olarak alınıp satıldı, eşini, babasını, çocuğunu kaybetti.

Her şeye rağmen Suriye’de kadının durumunun Ortadoğu coğrafyasındaki diğer ülkelere göre (Lübnan ile birlikte) daha iyi olduğu söylenebilir.


Musa Özuğurlu kimdir?

Gazeteci. Mesleğe 1994 yılında başladı. Çok sayıda radyo ve TV kanalının haber merkezlerinde editörlük, muhabirlik, program sunuculuğu yaptı. 2010 yılında TRT Türk’ün Suriye temsilcisi olarak çalışmaya başladı. Suriye’de 2011’de başlayan süreci 2016 yılına kadar yerinde takip eden az sayıda yabancı gazeteciden biridir. Alanı Suriye başta olmak üzere Ortadoğu. Halen Artı TV’de hafta içi her gün iç ve dış gündeme medyanın yaklaşımını yorumladığı “Medya Kritik” ve iç ve dış gündemin tartışıldığı “Bu arada” haftalık programını sunmaktadır.

YAZARIN DİĞER YAZILARI