Evrim Altuğ
Evrim Altuğ

Kör Baykuş'un resmini yapabildin mi Hemad?

Cumartesi, 25 Şubat, 2017
Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık, Behçet Necatigil'in Türkçesiyle daha önce yayımladığı Sâdık Hidayet imzalı modern İran edebiyatı 'klasiği' "Kör Baykuş"un görsel katkılı yeni baskısını okurların ilgisine sundu. Kitabın çizeri Hemad Javadzade, "Kör Baykuş"un görsel kimliğini anlattı.

Sâdık Hidayet’in – vaktiyle ve halen – İran’da yasaklı olduğu için daha önce Hindistan’da yayımladığı, bugün Dünya edebiyatına malolan “Kör Baykuş” kitabı, kalemdanlar üzerine resmettiği kadınlardan birine gönlünü kaptıran afyon tutkunu bir adamın, iç ve dış boyutlar arasında salındığı ‘karanlık masalı’ niteliğinde.

Hakkında psikolojik ve edebî kaynaklı akademik tezler yazılagelen kitabın yeni Türkçe baskısının illüstrasyonları ise, yine İranlı bir sanatçı, Hemad Javadzade’nin imzasını taşıyor. Javadzade’yle, Sâdık Hidayet’in ‘yüzleri’ üzerine, tam da yazarın doğum gününe rastlayan bir tarihte buluştuk, söyleştik…

Hemad, bu ‘kült’ kitapla birbirinizi nasıl buldunuz?

İlk önce merhaba, ben de size teşekkür ediyorum. Bu vesileyle görüşmek çok güzel bir şey. Aslında Kör Baykuş’un projesi sekiz ile 10 yıl öncesine dayalı. Ben lisans eğitimini sürdürürken tez projem olarak Kör Baykuş’u seçmiştim. Onu çalışarak tam puan aldım, çok güzel oldu. Resimle beraber metin düzenleme de vardı. Başka biçimde, ayrı bir şey düşündüm.

Okulum Tebriz’de güzel sanatlar eğitimi veren özel bir üniversite idi. Tezim Kör Baykuş için illüstrasyon başlıklıydı. Proje bittikten sonra bunu bir şekilde basmayı ve gösterebilmeyi düşündüm. Ama maalesef İran’da Kör Baykuş’un baskısı yasaktı. Hatta birkaç yere başvurdum ama uygun olmadı. Bunun üzerine hocamla konuştuk. Beğendi ve buradaki formlar da benim tarzıma ayrıca yakındı.

.

Sâdık Hidayet / Kör Baykuş / YKY

Bu benim çok, çok sevdiğim, sürreal yanları da olan bir hikayeydi aynı zamanda. Korkunç demeyeyim ama biraz derin düşünceleri de olan bir hikaye. Bu proje başladığında Kör Baykuş’un hakkında çok şeyler okudum. Hakkında yapılmış konuşma ve incelemelerden de daha çok etkilenerek heveslendim. Ve onu sadece bir üniversite projesi olarak görmedim. Bunu Hidayet’severlerin de bir şekilde görmesini istiyordum. Ama öyle kaldı…

Dört yıl önce, 2013’te İstanbul’a geldiğimde Kör Baykuş’u çok sevenlerin olduğunu ve hatta kitabın da basıldığını, birçok baskı yaptığını gördüm. Birkaç yayınevine başvurum oldu. Hatta küçük bir yayınevi beni reddetti. Ama bir şekilde Yapı Kredi Yayıncılık ile karar verdik.

Onlara ilk olarak 8-10 yıl önce yaptığım işleri gösterdim. Ama ben daha sonra düşündüm. Bunu tekrar yapsam nasıl olur diye kafa yordum ve denedim. Aslında 15 resim bulunuyordu. Bunlardan biri, Hidayet’in kendi portresiydi. Bunu kapak için düşünmüştük yayınevi tasarımcılarıyla…

Gerçekçi portresi ile, kör bir Baykuş onun omuzunda duruyordu. Malzeme olarak rapido, siyah mürekkep ve dolmakalem gibi seçeneklerim oldu. Buradaki her resim bir defter içinde çalışıldı. Orijinal defterin yanı sıra, bir de bilgisayarda yaptığım bir düzenleme biçimi bulunuyor.

Proje kabul edildikten sonra, senin kitabın tasarımına katkın nasıl oldu?

Metne göre hangi resmin gireceği konusu, çok titiz bir şey. Aslına bakarsan Kör Baykuş benim için adeta bir çizgi film gibi. Ama hepsini çizmenin çok da faydalı olduğunu düşünmüyorum. Kötü bile olabilir. Bu yüzden biraz az bile resim oldu. Bu nedenle metinle resimleri birleştirmek için grafik tasarımcıyla konuştuk, ben Farsça metin üzerinde çalıştım.

Behçet Necatigil çevirisinin de hakkını verelim, dipnotları dahil, ne dersin?

Tabii tabii, o çeviri bildiğin gibi aslında Almanca’dan yapılmıştır. Ben okudum ve çok beğendim.

Sâdık Hidayet’in başka edebi metinlerini de resimlemek ister miydin?

çi

Hemad Javadzade

Evet resimlemek istediğim birkaç tane daha var doğrusu, “Diri Gömülen” ve “Aylak Köpek” meselâ. Kısa bir hikâye ama yine de bir çok hikayesine kendimi duygu olarak çok yakın hissediyorum. Yaparsam başarılı olabilirim ama, tümünü resimlemek pek güzel olmayabilir. Yalnızca kapak yapsam bile yeterli olacaktır.

Okura da müsaade etmek gerekli, değil mi?

Aynen. Ben de tam o yüzden “Kör Baykuş”un en son bölümlerine resimleri biraz az bıraktım. Okuru kendi başına bıraktığında o da kendi kendine bir şeyler ekleyip, mesafe koyabilir. Bu yüzden biraz azalttım.

Yaptığın resimler sosyal medyada paylaşılsa rahatsız olur musun?

Aslında hayır, çünkü Sâdık Hidayet’i de tanımış bulunuyorlar. Hatta güzel bir şey söyleyeyim, sizinle bu görüşmeyi yaptığım bu gün, onun doğum günü! Bu anlamda kendisi hakkında, Kör Baykuş hakkında yapılmış diğer film ve alıntıları da izledim. Nihayetinde Kör Baykuş üzerine uzun metrajlı bir animasyon yapmayı çok istiyorum. Bunun için Japonya’daki firmalarla da ilişki kurmak çok büyük bir hayalimdir.

Sâdık Hidayet senin için Batı’da hangi yazara karşılık geliyor?

Tabii ki Kafka. Yani yüzde yüz etkilemiş demeyelim ama gerçekten çok benzetiliyor…

Kör Baykuş’un ve diğer yapıtlarının İran’da yayımlanması için 21’nci Yüzyıl Dünyasında artık daha ne gerekiyor sence ?

Devletin kafasının değişmesi gerekiyor. Çünkü hakikaten burada İnternetten takip ettiğim kadarıyla İran’da halen Hidayet’in yeni kitaplarının basılabilmesi adına çok sansürler yapılıyor. Okurlar bu konuda hiç memnun değiller.

Hemad, desenlerini hatırladığımızda Dürer veya Blake ya da Goya aklımıza gelmeli mi?

Ben bu çalışmayı yaparken kendi kültürümüze de ait bir şey olsun istedim. Ama Oryantalist bir şey olmasını da istemedim. Tam bir minyatür dili değil bu. Ama bu alandan da etkilendim. Bu serbest çizgiler ve bunların renkli olmayışı söz konusuydu. Arada bir şey istiyordum. Desenler halen bende duruyor. Yapı Kredi Yayınları, Beyoğlu’ndaki yeni binası tamamlanınca bir sergi yapmayı düşünüyor. Herhalde sergide ‘Fine Art’ edisyon baskılar bulunacak. Tam 15 resim var. Bunun yanı sıra yarım bıraktığım bir iki eskiz var…

Bu kitabın Türkiye’de de yasaklanması endişesini taşıyor musun?

İnşallah öyle olmasın, ben gençlere güveniyorum.

Sen Mamut Art Project’e de katılmış bir sanatçısın…

Evet. Orada da çok iyi bir tecrübem oldu. Bir yabancı sanatçının başka bir ülkenin sanat ortamıyla buluşması için çok iyi oldu. Bende ‘Disturbance’ adlı bir dizi vardı, onu sergiledim.

Çalışırken bir şey dinler misin? Nedir?

Evet, daha çok Rock ve Alternatif Metal…

Resimlerini ilk kim görüyor?

Eşim Efsane…

Sâdık Hidayet’in siyasi portresini nasıl yorumluyorsun?

Aslında Hidayet o dönemde de siyaset karşıtı biriydi. Çünkü kendisi barışçı bir kişilikti, gerçeğin peşinde, hurafelere karşı olarak her şeye karşı davranıyordu. Kitaplarına bakınca bu anlaşılıyor. Kimileri onu dinî biri olarak görüyor ama, bence tam öyle anlaşılmıyor.

Yazılarına bakınca ahlâkçı, vejeteryan bir kişilik. Hayyam’ı çok seviyor. Büyük bir toplum eleştirmeni. Onunla felsefe yan yana gelebilir, metafizik ve psikolojiyi çok iyi biliyor. Bir dönem Hindistan’da yaşamış biri, oradan da çok etkilenmiş. Kör Baykuş’u önce orada bastırıyor biliyorsun. Jung felsefesinden çok etkilenmiş biri. Hatta bu konuda da bir kitap bulunuyor. Ben okudum, çok aydınlandım.

Kör Baykuş’u okuyan biri, dünyada kimsenin masum olmadığı sonucunu çıkarabilir mi?

Güzel bir düşünce. İster istemez kirli oluyor ve devam ediyorsun. Oldukça, onu düzenlemen ve temizlemen gerekiyor. Öyle bir bakış açısı veriyor ki sana, dünyada başka bir şey oluyor. Güzel bir şey söyledin ve bence de öyle.

Yani kitabın baş kişisi büyük empati yaşıyor ve bu sırada da çok acı çekiyor…Kadın, yaşlı olarak vb.

Aynen. Hatta kitabın bir yerinde bu tartışma, Jung felsefesine dayalı olarak yapılıyor. İçindeki o bilgeye, yaşlıya bu felsefeye dayalı olarak, ‘insan’a ulaşıyor ve içgüdüleriyle yüzleşiyor.

Sence kitap birdenbire mi bitiyor? Sanki afyon tükenmiş gibi…

Kalıyorsun, onu diyecektim. Ne olduğunu bilemiyorsun…Hatta 10 kere okudum, bunu diyebilirim. Bazı yerlerde tekrarlar var. Geri geliyorsun, onu çok ince yapmış, çok etkileyici bence. Bugün için çok güçlü bir yazar Hidayet. Modern bir yazar. Bu çok önemli. 80 yıl önce basılmış bu kitap. Ve kitabın her şeyi o ilk cümlede başlıyor.

Hakikaten kimi yaralar var hayatta ve seni ister istemez kazıyorlar. Ya bunları unutman gerekiyor, ya da bir şekilde onunla yüzleşmen gerekiyor. Sanki kitapta tüm hikâye o tek cümleyi anlatıyormuş gibi.

Hatta belki de Hidâyet bu hikâyeyi kendine anlatıyor. Jung felsefesinde bunun çok geniş bir anlamı var. Gölge / persona meselesi. Ona anlatıyor gibi biraz da. Hikâye biraz da oraya bağlanıyor.

Kitabın dünyadaki öteki baskılarına, kapaklarına göz gezdirdin mi?

Kitap Devrimden evvel İran’da Murtaza Mumayyez’in kapağıyla basılmıştı. Onu İran’da çok takdir ederler. Ben de çalışırken tüm versiyonlarına baktım.

Hatta bir karikatürist de Kör Baykuş’u İran’da çizgileriyle yorumladı. Ama bunların hiç biri hikâye anlatan bir tarzda değildi, hatta Kafka’nın ‘Dönüşüm’ünün resimlerine de baktım. Dolayısıyla ‘Kör Baykuş’un resimlemesi bildiğim kadarıyla ilk kez oldu.

Sence bu kitabı sırf belli bir kimlikle değil, farklı yaşlar ve cinsiyetlerle okumak da onu dönüştürür mü ? Çok farklı anlatılar, bakış açıları, hatta önyargılar iç içe bu kitapta zira. Özellikle de kadına ve hayata dair…Kendi içinden festival çıkaracak kadar görsel, işitsel, ruhanî, psikolojik bir eser…

körbaykuş736

Hemad Javadzade’nin çizimlerinden…

Bence bu kitabın iki tür okuru var: Kitabı sevenler veya ondan nefret edenler…Çünkü o kadar ilginç anlatıp, okurun yüzüne vuruyor ki. Böyle bir tarzı var. Ama bunu kurtulmak için değil, yüzleşmek için yapıyor.

Zaten bir yerde okuduğum gibi, kendi adı ve soyadı da hayata karşı duruşunu yansıtan biri o: “Hidayete sâdık” bir yazar. Gerçekten yazdığıyla, okurla, yüzde yüz biçimde ve yüzleşmek adına gerçekleri söyleyen bir yazar. Bu kitabın Batıda da resimlendiğini görmedim. İşte o dediğin festivalin İran’da olması lâzım ama olmuyor. Gerçek, her yerde yasaklanıyor.

Sâdık Hidayet bir kültürel sığınmacı da… Bugün ne değişti? Hepimiz özgürlük arıyoruz. Bu kitap, Orwell’ın 1984’ü ne kadar geniş ölçekliyse, o kadar tek kişilik bir tutsaklığı bize anlatmıyor mu?

Evet. Aynı derdi anlatıyor ve psikoloji alanında gizli katmanlar var ve şimdi de okursan, seni bu kitapta da kendinde bulunan o gizli katmanlar etkiliyor. Bu nedenle bugün de geçerli bir metin bu.

Şimdilerde neler yapıyorsun?

Resim yapmayı sürdürüyorum. Londra’da Saatchi Gallery ile İnternet aracılığıyla bir anlaşmam oldu. Bunun dışında bağımsız illüstrasyonlara devam ediyorum. Sözünü ettiğim ve üç senedir devam eden son serim ‘Disturbance’, insanın doğayla ilişkisi üzerine kurulu. Yine maskelerle yaptığım gerçeküstücü bir serim var.

Bu vesileyle şunu söylemek isterim, bir yayınevi bulabilirsem, “Kör Baykuş”u Farsça yayımlamayı çok istiyorum. Yapı Kredi Yayıncılık ile yaptığım anlaşma, başka dillerde basılmasını kapsamıyor. Ama yurt dışında bir imkân olursa buna çok sevinirim. Çünkü bu kitabın basılmasına çok sevindim. Büyük bir hayalim gerçekleşmiş oldu.

Haklısın, çünkü böyle bir edebî metni görselleştirmek tam anlamıyla bir sınav demek. Ben bile kitabı aldıktan birkaç gün sonra kendimi bu deneyime hazırlayabildim. Çünkü okurun kafasındaki dünyaya zarar verdin mi, beceremedin mi, büyük sonuçları oluyor. Bu yönüyle kitabın ‘karanlık bir masal’ etkisi verdiğini ve beğendiğimi söylemeliyim. Senin desenlerin de, metinler de özgür olarak tecrübe edilebiliyor. Bunu çok sevdim.

Evet, okudum, kenara bıraktım, düşündüm, yine yaptım. Buna dikkat ettim. Eski desenlere baktım… ‘Ne gelirse’ onu yaptım. İyi ki böyle şeyler söylüyorsun, çünkü ben de halen kitap bitmiş olsa bile yazılanlara ve söylenenlere bakıp, ‘acaba olmuş mu?’ diye içimden soruyorum. Ve İranlı bir yazar olarak Hidayet’i çok seviyorum. Öyle…Peki sen en çok hangi deseni sevdin ?

Adamın kendi dumanı ve Baykuş eşliğinde belirdiği iki sayfalık deseni…Senin yaratıcılığın orada iyice belirdi. Adeta misafir bir müzisyen gibi ‘solo’ performansını orada açığa çıkarmış oldun bence…Hem yırtıcı, hem yumuşak. Aynı anda çok ağır ve hafif bir atmosfer ortaya koymuşsun…

Evet, bu bölümde, birinciden ikinciye geçişte ben adamın bir anda çocuk olmasını düşündüm… Adam, çocuk, baykuş oldukça zamansız ve yersiz biçimde burada ortaya çıksın istedim.

YAZARIN DİĞER YAZILARI